Ahımı alan yanlış a’lar

Kısa söylenmesi gerekirken uzun söylenen sesler, uzun söylenmesi gerekirken kısa söylenen sesler, kalın söylenmesi gerekirken ince söylenen sesler, ince söylenmesi gerekirken kalın söylenen sesler, “söyleyiş yanlışları” arasında ilk sıralarda. Bu yazıda özellikle “a” ünlüsünün söyleyiş yanlışları üzerinde yoğunlaşacağız.
Ahımı alan yanlış a’lar

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Harikulâde ve asil olsa da haşmetli endamı, kandıramaz elâlemi ve ama Hasan’ın kardeşi Lâlelili Safinaz’ı

(İnce a sesi, üzerinde ^ işaretiyle, uzun a sesi ise altında çizgiyle belirtilmiştir.) 

Geçen hafta ulusal çapta yayın yapan bir haber kanalında program sunucusu (üstelik kanalın Program Koordinatörü imiş) “besbelli, apaçık, açık seçik bir biçimde” anlamında “ayan beyan ortada” demesi gereken yerde, “âyan beyan ortada” demişti. Bilindiği üzere “âyan” (a:yan) söylenişi ile sözcük “ileri gelenler” anlamına dönüşür.  

Dünya üzerindeki hiçbir dil, konuşulduğu bölge coğrafyasının her noktasında aynı şekilde, tek bir standartta seslendirilmez. Türkiye Türkçesinde bunu açıkça görebiliriz. Egeli bir vatandaşımızın konuşmasıyla Karadenizli arasındaki fark, ortadadır. İngilizcede de İngiltere’nin kuzey bölgeleriyle güneyi arasındaki fark, yer yer neredeyse İngiliz İngilizcesiyle Amerikan İngilizcesi arasındaki kadar büyük olabilir. Aynı dilin bu denli değişiklik gösteren “ağız”larının bulunması nedeniyle, karmaşıklığı ortadan kaldırıp bir birlik sağlamak amacıyla, dilin bu ağızlarından biri seçilerek, standart (ölçünlü) olarak kabul edilir. Türkiye Türkçesinde bu, İstanbul Türkçesi olarak kabul edilmiştir.

Bu yazımızda yine konuşma dili sorunlarına dair sohbet edeceğiz. Dil uzmanlarının radyo ve televizyon yayınlarında saptadıkları dil yanlışlarının yüzde 27’lik bölümünü “Söyleyiş Yanlışları” oluşturuyor. Kısa söylenmesi gerekirken uzun söylenen sesler, uzun söylenmesi gerekirken kısa söylenen sesler, kalın söylenmesi gerekirken ince söylenen sesler, ince söylenmesi gerekirken kalın söylenen sesler, bu “söyleyiş yanlışları” arasında ilk sıralarda değerlendirilmiştir. Söyleyiş yanlışları ve ölçünlü dilde olmayan söyleyiş biçimlerini ünlü seslerden başlayarak dile getirmekte yarar var. Türkçede yazım ve söyleyiş arasında -az da olsa- farklılıklar bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken şey, “doğrusu” olarak verilen biçimlerin yazım biçimleri olmayıp söyleyiş biçimleri olduğudur. Bu yazıda özellikle “a” ünlüsünün söyleyiş yanlışları üzerinde yoğunlaşacağız.

Türkçe fonetik konusunda çok değerli bir akademisyen olan Dr. Neslihan Ekmekçioğlu’nun ders notlarındaki tanımıyla fonetik, “konuşmayı oluşturan seslerin tümünü inceleyerek, bir dilin ses dizgesini saptayan ses bilimidir.” Türkçede -bazı istisnalar dışında- her harf, bir ya da birden çok sesi karşılar. Bu elbette anlam ayrılıklarını ortaya çıkarırken dilin doğru kullanımını sağlar ve duygularımızı yansıtırken de ayrı ayrı birer ezgi oluşturur. 

Fonetik kullanımı olmayan dillerde harflerin verdiği sesler, yanlarındaki diğer harflere göre değişir. Bu dillerde okumak ve konuşmak daha zordur. Bu bakımdan da Türkçe bize büyük bir kolaylık sağlar. Türkçede 29 harf bulunmasına rağmen fonetiğin söyleyiş, akustik, dinleyiş alanlarında izlediği çok daha fazla ses vardır. Ünlüler, ses yolundan çıkarken dudaklar, dil, damak gibi herhangi bir engelle karşılaşmadan özgürce çıkan seslerdir. Dil, konuşma sırasında son derece hareketlidir. Bazı sesler çıkarılırken dil arkaya doğru hareket eder. Bu sesler “kalın ünlüler”dir. Dilin öne doğru hareketi yardımıyla çıkarılan seslere ise “ince ünlüler” diyoruz. 

Yöntemli bir öğreti olan fonetik bilgisi ve bilinci, diksiyonu destekler. Sesleri inceleyerek çözümler ki bu doğru ve güzel konuşmanın temelini oluşturur. Eğer fizyolojik bir engel ya da psikolojik bir sorun yoksa konuşma bozuklukları, ünlülerin fonetik yönden biçimlendirilmesi sırasında yapılan yanlışlıklardan doğar. 

Söyleniş bozuklukları arasında ünlü sesleri ilgilendiren değiştirmelere birkaç örnek vermek gerekirse: 

  • ‘İnce a’ yerine ‘kalın a’ söylemek. Örnek: (Kemâl) yerine (Kemal) v.b.
  • ‘E’ yerine ‘A’ söylemek. Örnek: (Heves) yerine (haves), (elektrik) yerine (alektrik) v.b. 
  • ‘A’ yerine ‘E’ söylemek. Örnek: (Azrail) yerine (Ezrail) v.b.
  • ‘İnce o’ yerine ‘kalın o’ söylemek. Örnek (Lôş) yerine (loş) v.b.

Bütün bu bozukluklar doğru söylenişin bilinmemesinden ya da söylenişe özen gösterilmemesinden kaynaklanır. Bunların düzeltilmesi için ünlü ve ünsüzlerin çıkış yerlerini iyice öğrenip alıştırmalar yaparak çalışmamız gerekir. 

A ünlüsü

Alfabemizin ilk harfi olan “a”, kullanma sıklığında da birinci sırayı alır. A ünlüsü, çene durumuna göre geniş, dudak durumuna göre düz, dil durumuna göre arka dil ünlüsüdür. Konuşma dilimizde birbirinden farklı söylenen (seslendirilen) üç ayrı “a” ünlüsü vardır. Bunlar: 

  • Kalın (normal) a, ince a ve uzun a’dır.

Birbirinden ayırt edebilmek ve doğru söylenişlerini daha kolay öğrenebilmek amacıyla (yazarken kullanılmasa bile), ince a’nın üzerine düzeltme (şapka) işaretini (^) koyabilir, uzun a’yı (a:) şeklinde gösterebiliriz.

Kalın A (Postdorsal)

Türkçeye ait bir sestir, yani Öz Türkçedir. Normal a’yı söylerken dil, doğal duruşundan ortaya doğru biraz yükselir. Dudaklar hareketsiz, yanaklar gevşektir. Çene açık durumdadır. Dil geriye ve aşağıya doğru, alt dişlerin ekseninde toplanır; sırtı kaşıksı bir biçim alarak yumuşak damağa doğru biraz yükselir; ucu, alt dişlerin hemen alt bölümüne, diş etlerine dayanır. Normal a, diğer a’lara göre dilimizde daha sık kullanılır. Sözcüklerin başında, ortasında ve sonunda bulunabilir:

  • Anne, Baba, Abla, Abanoz, Araç, Ayva, Asma, Ardıç, Aksan, Arkadaş, Asır, Araba, Badana, Can, Cam, Canavar, Dam, Hasır, Kalın, Kalem, Kaba, Kaya, Kafa, Organ, Sahte, Yaya vb.
  • Elâlem ala dana aldı ala danalandı da biz bir ala dana alıp aladanalanamadık. 
  • Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini. 
  • Ağlarsa anam ağlar, kalanı yalan ağlar. 

İnce A (â) (Praedorsal)

Normal (kalın) a’ya göre daha ileriden söylenir. Söylenirken dudaklar sanki yapmacık bir gülümseme ile gerilir ve dil ucu biraz daha üst diş etlerine doğru uzanır. Dudaklar serbest ve çene açıktır. Sözcüklerin başında ve ortasında bulunur. Dilimize yabancı kökenli sözcüklerden geçmiştir. 

  • Âlkol, Lâle, Lâla, Lâstik, Kâhya, Hârf, Dikkât, Seyahât, Hâl, Hâlbuki Şefkât, Lâf, Kâse, Lânet, Sıhhât, Kâmil, Kemâl.  Kabahât, Lâzım, Kâtip, Lâl, İhmâl, sâât, nasihât, lâstik.  
  • Lâla lâtif lâleli lâmbasını lâcivert lâke lâvabodan nâzik, nâdide şefkâte verdi.

Uzun A, (a:) 

Türkçede uzatılarak söylenen “a” sesi de vardır. Uzatılan bu ses, kalın veya ince a olabilir. Diğerlerinden farklı olan özelliği, söyleniş süresinin uzun olmasıdır. Yine yabancı sözcüklerden dilimize geçmiştir. Zaten Türkiye Türkçesinde uzun ünlü yoktur. Daha çok sözcüklerin ortasında bulunur. Ağzımızdan çıkış noktası normal (kalın) a’da olduğu gibidir. Çene açık, dudaklar hareketsiz ve yanaklar gevşekken, dil, ağzın içinde ortaya doğru biraz yükseltilerek çıkartılır. 

Zaman zaman ince a ünlüsü ile karıştırılma tehlikesi olduğundan sözcük iyi bilinmeli ve seslerin söylenişinde dikkat edilmelidir. Söyleniş süresi normal (kalın) a’ya göre yarım ‘ses’ daha uzundur:

  • Na:ne, Na:dir, Ca:hil, Sa:bit, Ka:til, Ta:rih, Ma:vi, Sa:dık, Na:zik, Ga:fil, Ra:kım, Ga:liba, A:lim, Na:mus, Ta:lim, Fa:tih, Ca:mi, Ba:zen, Ma:sum.

Ümit Kalkan, Söz Sanatı adlı yayınında, günlük konuşmalarımızda (a) sesinin dört farklı şekilde karşımıza çıktığını ileri sürer: 

“Kalın uzun a” (ma:vi, a:si), “ince uzun a” (lâle, kâinat, kâşif), “kalın kısa a” (hala, hakem), “ince kısa a” (kâr, klârnet, klâkson). 

Dil uzmanlarının RTÜK için hazırladıkları dil yanlışları raporlarında, radyo ve TV kuruluşlarında özellikle “a” ünlülerinin yanlış söylenişinden kaynaklanan örnekleri sınıflandırarak ele alalım.

Kısa söylenmesi gerekirken yanlışlıkla uzun söylenen sesler

Ünlü harflerin kısa veya uzun olarak söylenişi sözcükler arasında anlam farkı yaratır. Dili öğrenme becerisi öncelikle duyarak gerçekleştiğinden, duyma ve duyarak öğrenme becerisi, daha sonrasında edinilen okuma becerisi ile desteklenir. Dildeki seslerin, bütününün yazıda gösterilmesi beklenemez. Bu nedenle söyleyişte bir sesin uzun, kısa, kalın veya ince okunması gerektiği, duyarak edinilen bir öğrenmedir. Yazıdaki birtakım işaretler, yazımları aynı ancak anlamları farklı olan sözcükler için ayırt edici olarak kullanılır. Ünlülerin kısa veya uzun olarak söyleniş süreleri, her sözcükte farklılık gösterir. Telaffuzda, söyleniş sürelerine dikkat etmek gerekir. Ancak bazı sözcüklerdeki ünlülerden biri veya hepsi yanlış olarak uzun söylenmektedir. 

  • Örneğin bile anlamına gelen dahi edatının ilk hecesi kısa söylenmelidir. Oysa “üstün yeteneği/zekâsı olan kimse” anlamındaki da:hi sözcüğünde, ilk hece uzun, ikinci hece kısa okunur. Yazımda bu ayrımı göstermek için uzun okunan hecede düzeltme işareti kullanılır. 

Aşağıdaki örneklerde uzatılan hecelerin ünlülerinden sonra iki nokta (:) işareti kullanılmıştır. Hem ince hem uzun olan hecelerde ise (:) ve (^) işareti birlikte kullanılmıştır. 

  • la:iklik (Y)- laiklik (D)
  • düşünmek da:hi: istemiyorum.(Y)
  • düşünmek dahi istemiyorum. (D)
  • Şaka da:hi olsa... (Y) - Şaka dahi olsa... (D)
  • ha:kem (Y) – hakem (D)
  • merha:met (Y) – merhamet (D)
  • yara:rı (Y) - yararı  (D)
  • ta:rikat (Y) - tari:kat (D) 
  • ya:rın (Y) - yarın (D)
  • ma:ka:m (Y) - makam (D)
  • ra:kip (Y) - rakip (D)
  • va:him (Y) - vahim (D)
  • fa:kir (Y) - fakir (D)
  • na:sip (Y) - nasip (D)
  • meka:nizma (Y) - mekanizma (D)
  • akra:ba: (Y) - akraba: (D)
  • merha:le (Y) - merhale (D)
  • meyda:na (Y) - meydana (D)
  • dışında:ki (Y) - dışındaki (D)
  • alfa:be (Y) - alfabe (D)
  • fanta:zi (Y) -fantezi (D)
  • saltana:tı (Y) - saltanatı (D) 
  • gaza:bı (Y) - gazabı (D)
  • nüsha:sı (Y) - nüshası (D)
  • ka:til zanlısı (Y) - katil zanlısı (D) 

Çok sık yapılan yanlışlardan biri de katil sözcüğünün ilk hecesi olan ka’nın kısa söylenmesi gerekir. Çünkü bu sözcük mastardır ve “öldürme” anlamını verir. İlk hecesi uzun olan ka:til ise “öldüren” demektir. 

Vahim, makam, rakip, fakir, nasip gibi Arapçadan alınmış sözcüklerin ilk heceleriyle; merhale, meydana (gelmek) gibi Arapça alıntıların ikinci hecelerinde yanlış uzatmalara sık rastlanmaktadır. Özellikle meyda:na gelmek söyleyişi son zamanlarda çok yaygınlaşmıştır. Batı dillerinden alınan laiklik ve alfabe sözcüklerinin la‚- ve -fa- hecelerindeki uzunluk da sık görülen yanlışlardandır.

Uzun söylenmesi gerekirken yanlışlıkla kısa söylenen sesler

Doğu dillerinden Türkçeye girmiş olan alıntı sözcüklerde bulunan uzunluklar, Türkçede kimi zaman kısalmış olmakla birlikte kimi zaman özgün uzunluklar korunmuştur. Bu tür sözcükler için yazımda bir işaret kullanılmaz. Sözcüğün uzun okunması gerektiği duyarak öğrenilir. 

Ancak bazı durumlarda farklı anlamlara gelen ve farklı sesletilen iki farklı sözcük söz konusu olabilir. Bu durumda yazılışları aynı anlamları farklı olan sözcükler için yazımda ayırıcı bir işaret kullanılır. Vakıf (yardım kurumu) ile vâkıf (bilen, farkında olan; varis (toplardamar genişlemesi) ile vâris (miras sahibi) gibi. 

Ölçünlü dilde uzun olduğu hâlde dikkatsizlikten, bilmemekten veya ağız özelliklerinden kaynaklanan yanlış kısaltmalar aşağıda gösterilmiştir. 

Aşağıdaki örneklerde uzunluğu göstermek için uzun okunan ünlüden sonra (:) işareti kullanılmıştır: 

  • Bu akibet olmayabilirdi. (Y)
  • Bu a:kıbet olmayabilirdi. (D)  
  • manevi (Y) - ma:nevi: (D)  
  • aleni (Y) - aleni: (D)  
  • sadece (Y) - sa:dece (D)   
  • layık (Y)- la:yık (D)  
  • sermaye (Y)- serma:ye (D)  
  • matem (Y) - ma:tem (D)  
  • Evlendik daha da aşık oluyoruz. (Y) - Evlendik daha da â:şık oluyoruz. (D)  
  • Benim oğlum Darüşşafakada basketbol altyapısında... (Y) - Benim oğlum Da:rüşşafakada basketbol altyapısında… (D)  
  • İkinci defadır açık... (Y) - İkinci defa:dır açık... (D)   
  • Onu canıgönülden tebrik ediyorum. (Y) - Onu ca:nıgönülden tebrik ediyorum. (D)  
  • Ben üç mutluluğu beraber yaşıyorum. (Y) - Ben üç mutluluğu bera:ber yaşıyorum. (D)  
  • Bu dinin üç temel esasında saklı. (Y) - Bu dinin üç temel esa:sında saklı. (D) 

Kalın söylenmesi gerekirken yanlışlıkla ince söylenen sesler

Alfabemizdeki k, g, l seslerinin söyleyişte kalın ve ince olmak üzere ikişer karşılıkları vardır. Figan, ikamet, rekabet, ıslah gibi sözcüklerde bulunan k, g ve l’ler kalın söylenmelidir. Aşağıda bu tür sözcüklerde yapılan yanlışlar gösterilmiştir: 

  • Bu akibet olmayabilirdi. (Y) - Bu a:kıbet olmayabilirdi. (D)  
  • Hiç fark etmez (ince okunmuş) (Y) - Hiç fark etmez. (D) 
  • figân (Y) - figan (D)
  • ikmetgâh (Y) - ikāmetgâh (ka- kalın, -g‚h ince) (D)
  • islâh (Y) - ıslah (D)
  • harikülâde (Y) - hārikulâde (D)
  • rekâbet (Y) - rekabet (D)

İnce söylenmesi gerekirken yanlışlıkla kalın söylenen sesler

a. Alfabemizde sesi bir harf ile karşılanır. Ancak söyleyişte ince ve kalın olmak üzere iki sesi vardır. Biri ağzın ön kısmında, diğeri ağzın arka kısmında oluşur. Birincisine ince, ikincisine kalın denir. Türkçe kökenli sözcüklerde ince ile kalın ünlüler aynı hecede bulunamaz. Kalın de ince ünlülerle aynı hecede bulunamaz. Alıntı sözcüklerden bazıları Türkçenin söyleyiş yapısına uyarlar. Ancak Türkçenin söyleyiş yapısına uymayanlar da vardır. Söz gelişi hikâye sözcüğünde kalın olduğu hâlde ince söylenir. 

Aşağıdaki örneklerde ince söylenmesi gereken sesler üzerine düzeltme işareti, uzun söylenmesi gereken seslerden sonra iki nokta (:) işareti kullanılmıştır: 

  • Polislere gittim şikayet ettim, okula gittim şikayet ettim. (Y)  
  • Polise gittim, şikâ:yet ettim; okula gittim, şikâyet ettim. (D)  

b. Söyleyişte ince ve kalın olmak üzere iki sesi vardır. Ancak bu sesleri alfabemizde tek harf ile karşılanır. Türkçe kökenli sözcüklerde kalın ünlülerle ince ünsüzü aynı hecede bulunmaz. Alıntı sözcüklerde durum farklıdır. Söz gelişi alkol sözcüğünde ve kalın olduğu hâlde sesi incedir. 

Aşağıdaki örneklerde ince söylenmesi gerekirken kalın söylenmiştir: 

  • Teşekkür ediyorum güzel düşüncelerinizle alakalı (Y) - Teşekkür ediyorum güzel düşüncelerinizle alâ:kalı (D)  
  • Hepsini tanırım diyo, biliyo, malumatı varmış. (Y) - Hepsini tanırım diyor, biliyor, ma:lûma:tı varmış. (D)  
  • lakin (Y) - lâ:kin (D)  
  • alarma geçen (Y) - alârma geçen (D) 
  • layık (Y) - la:yık (D) 
  • santralları (Y) - santralleri (D)
  • klasörü (Y) - klâsörü (D)
  • gladyator (Y) - glâdyatör (D)

Medyada sadece ‘a’ ünlüsünün türlerine ait bu kadar çok yanlış söylenişe rastlamamızda, sunucu ve spikerlerin eğitim eksikliklerinin yanı sıra doğru diye ölçüt alınan kaynakların yanlış yönlendirmelerinin de etkisi vardır. RTÜK, TDK, TRT gibi kurumlarla bazı akademisyenlerin yayımladıkları sesli telaffuz sözlüklerinde rastladığımız kısa/uzun ünlü söyleniş çelişkilerinin (ta:hin/tahin, pila:ki/pilaki vb.) bir an önce giderilmesi gerekiyor. Dil bilimcilerin yoğun katılımı, uzlaşısı ve ağız birliği ile hazırlanacak böyle bir (yazılı-sesli) Türkçe Fonetik Sözlüğü’nün yayımlanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. 

Ölçünlü dile göre doğru, düzgün, zamanında, ölçülü ama kendini doğru ifade edecek kadar cesaretli ve güzel konuşabilen bir kişi, sosyal çevresi tarafından her zaman kabul görür, sözleri dinlenir ve el üstünde tutulur. Bu öyle bir güçtür ki konuşma yeteneğini geliştirmiş olan kişiler, küçük bir topluluk içinde kanaat önderi olarak sivrilebilir ve kazandıkları parlak kariyer ile geniş kitleleri etkileyerek “lider” olarak kabul görebilirler. Özetle, doğru ve güzel konuşma becerisi, kişiye “güç” kazandırır.

Kaynakça

  1. Dr. Neslihan Ekmekçioğlu, Ders Notları.
  2. Ümit Kalkan, Söz Sanatı, Kitap Dünyası Yayınları, 2015.
  3. Nüzhet Şenbay, Söz ve Diksiyon Sanatı, İstanbul 2004, Yapı Kredi Yayınları. 
  4. Suat Taşer, Örneklerle Konuşma Eğitimi
  5. Füsun Ünsal-Hakan Şahin, Spikerlik ve Türkçenin Kullanımı, Ankara, TRT Eğitim Dairesi Başkanlığı, 2014 
  6. RTÜK Dil Yanlışları Raporları
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Suha Çalkıvik

Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta