
Suha Çalkıvik
Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.
Hafta başında bir müzikalin sergilenmesi sırasında bir seyircinin yerini beğenmemesi ve tepkisini sahnedeki oyunculara yansıtması sonucu yaşanan kriz, oyunun iptal edilmesine neden oldu. Öte yandan bu durum iki ayrı soruyu birden ele almayı gerektiriyor: Tiyatro oyununa uygun salon ne demektir? Biz tiyatro seyircisi olabilecek miyiz?

Soru eki mi (mı, mu, mü) gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar. Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığında da ayrı yazılır.

Bilimsel bir araştırma kapsamında 52 kadına yönelik şiddet haberi ve söz konusu haberlere ilişkin 2.211 sosyal medya iletisi incelenmiş; bu iletilerin 116’sında cinsiyetçi ve küfürlü dilin kullanıldığı tespit edilmiş. Bu cinsiyetçi dil kalıpları atasözlerinden edebiyata, medyadan gündelik dile her yerde karşımıza çıkıyor. Oysa hepimizi kuşatan cinsiyetçi dile karşı, başka bir dil üretmek bizim elimizde.

Türkçede en çok hata yapılan konulardan biri, ayrı ya da bitişik yazılan “da / de”ler. Ferdi Tayfur’un “Ben de Özledim” şarkısından Demet Akalın’ın albüm kapağına uzanan bu kafa karışıklığı, Türkçenin en sancılı konularından. Peki, “de”yi ne zaman ayırmalı, ne zaman bitişik yazmalı?

Ayrı ya da bitişik yazılması gereken “da / de”ler, “-ki / ki”ler ve her zaman ayrı yazılması gereken soru ekleri, memleketimizin en sancılı dil bilgisi sorunlarının başında geliyor. Akademik araştırmalarda da ortaokul öğrencilerinin en başarısız oldukları yazım kuralının “ki” bağlacına ait olduğu saptanmış. Bu yazıda -ki ekine odaklanıyoruz.

Moda Sahnesi, Shakespeare serisine bir uyarlama ile devam ediyor. Bulgar oyun-senaryo yazarı, şair, besteci ve yönetmen Nedyalko Yordanov’un yazdığı "Gonzago’nun Öldürülüşü" (Ubiystvoto na Gonzago) oyunu yöneten Kemal Aydoğan’ın tarifiyle “günümüz politik problemlerini aşikar eden bir Shakespeare fantezisi.”

Eğer sözcüğü genelde “şart” anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilir. “Takdirde, ise, halinde, şayet” anlamlarında kullanılır. Üstelik "eğer" şiirlerde, şarkı sözlerinde de hak ettiği yeri her zaman bulmuştur.

Yineleme eylemi sözlüklerde, “tekrarlama, bir cümle içinde veya arka arkaya gelen cümlelerde bir sözcüğün veya bir parçanın tekrarlanması” olarak tanımlanır. Dil yanlışı olarak yineleme ise aynı anlama gelen birden çok sözcüğün birlikte kullanılmasıdır. Gereksizce sık yinelenen sözcükler anlamını yitirebilse de söz konusu şiir olduğunda durum apayrı bir boyut kazanabiliyor.

Virgül her bütüne meydan okur. Virgülün unutuluşu, kimi cümlelerde anlam bulanıklığına neden olur. Diplomatik metinlerde bir virgül yüzünden uluslararası krizler bile doğmuştur. Kısacık bir cümlede bile virgülün yokluğu, gereksiz yerde kullanımı veya yerinin değişikliği anlam kaymasına sebep olabilir.

Şarkı sözlerinin yazarı Âşık Ömer, sevgilinin benlerini, keşfedilen ilk ve en basit noktalama işareti olan noktaya benzetir. Şair Didem Madak ise bir zamanlar “nokta” olan benlerin, kanayan birer “virgüle” dönüşebileceğini hatırlatır. İlhan Berk'in "usçu, diktacı, buyrukçu" olarak anlattığı noktanın tarihi, kullanımı ve özel durumları üzerine...




