Bir kısa çizgilik iz bırakabilsek ardımızda

Son zamanlarda kendimizi anlatmak için sözcüklerimiz yetmez oldu. Satırlarımıza sığamıyoruz. Satır sonlarında kısa çizgilerle sürekli bölünen sözcükler gibiyiz. Üstelik kural mural tanımadan, hecelerimizden bile bölüyorlar bizi.
Bir kısa çizgilik iz bırakabilsek ardımızda

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Behçet Necatigil’in “Kitaplarda Ölmek” şiiri, parantez ve kısa çizgi işaretlerinin işlevlerinden yola çıkılarak yazılmıştır. Bu şiirin Necatigil’in “Edebiyatımızdaki İsimler Sözlüğü” ile bağlantısına dair Selim İleri şunları söyler: 

“Behçet Necatigil'in edebiyatımıza büyük armağanı Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü 1960’ta yayınlanmıştır. ‘Arada’nın ‘Kitaplarda Ölmek’i o eserin şairde çalışma notları gibidir. 1957 tarihli ‘Kitaplarda Ölmek’ Necatigil'in hangi çilelerden, duyarlıklardan geçerek Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’nü hazırladığını belgelediği gibi, şairin edebiyata, edebiyatımıza, edebiyat adamlarımıza ne ince bir vefayla yaklaştığını söyler.”

Şiirde insana dair anlatılmak istenen şeylerin tamamı bir kısa çizgiyle ifade edilmiştir. Mezar taşlarında doğum ve ölüm tarihleri arasında yer alan hüzünlü bir işarettir kısa çizgi.

Kitaplarda Ölmek 

Adı, soyadı 
Açılır parantez  
Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti  
Kapanır, parantez. 

O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı  
Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları. 

Ya sayfa altında, ya da az ilerde 
Eserleri, ne zaman basıldıkları 
Kısa, uzun bir liste. 
Kitap adları 
Can çekişen kuşlar gibi elinizde. 

Parantezin içindeki çizgi 
Ne varsa orda 
Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci  
Ne varsa orda. 

O şimdi kitaplarda 
Bir çizgilik yerde hapis, 
Hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,  
Öldürebilirsiniz.

Batı dillerindeki noktalama işaretlerinin en eski kullanım biçimlerini saptayan Malcolm Parkes’a göre kısa çizgi, aynı kelimenin bir satırın sonuna denk gelerek ayrılan hecelerini kelimeye bağlamaya yarayan fırça darbesi şeklindeki işarettir. Sonradan birleşik kelimeleri bağlamak için kullanılmıştır. Parkes, 12. yüzyıla ait yazma eserlerde bu işaretin, harf büyüklüğünün ortasından başlayıp 30 derecelik açıyla yükselen bir fırça darbesi şeklinde görüldüğünü yazar. Birkaç yüzyıl sonra Gutenberg, 1455‘te bastığı 42 satırlı İncil’de satır sonuna sığmayan kelimelerin hecesini bölerek kalan harfleri alt satıra dizmiş ve bu harflerin üstteki kelimeye ait olduğunu göstermek üzere çift çizgi kullanmıştır. Böylece satır sonları girintili çıkıntılı olmaktan kurtularak estetik bir görünüme kavuşmuştur.

Prof. Dr. Faysal Okan Atasoy “Noktalama İşaretlerinin Tarihi” adlı makalesinde Osmanlı döneminde kısa çizgiye, bağlayan, tutturan anlamında râbıta adı verildiğini yazar. Atasoy, işaretin Latin harflerinin kabul edildiği 1928’den sonra Türkçede kullanılmaya başlandığını, yıllar içinde yayımlanan yazım kılavuzlarında kısa çizgi, küçük çizgi, birleştirme çizgisi adları altında birbirine çok benzeyen kurallarla yer aldığını vurgular. 

Prof. Dr. Atasoy, TDK kılavuzlarında çizgi başlığı altında kısa çizgi, uzun çizgi ve noktalı çizgi adıyla üç türü olduğunu belirterek 1941 tarihli TDK İmlâ Kılavuzu’nda satır sonuna sığmayan kelimenin alt satıra taşan parçasını (hecesini) bağlamaya yaradığını yazar. İşaretin kullanılabilmesi için hecenin tamamlanması şartı bulunur. Bu kılavuzda, kelimeler arasında (iki tarih veya iki millet arasını, iki şeyin ortaklığını göstermek üzere) birleştirme amaçlı kullanılan kısa çizginin de aynı çizgi olduğu belirtilmiştir.

“Birleştirme çizgisi” veya “tire” isimleriyle de karşımıza çıkan “kısa çizgi”nin  (-) kullanımına dair güncel TDK Yazım Kılavuzu’nda şu kurallara yer verilmektedir:

1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur:

      Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil-

      mem. (S. Faik Abasıyanık)

2. Cümle içinde ara sözleri veya ara cümleleri ayırmak için ara sözlerin veya ara cümlelerin başına ve sonuna konur, bitişik yazılır:

Küçük bir sürü -dört inekle birkaç koyun- köye giren geniş yolun ağzında durmuştu. (Ömer Seyfettin)

3. Kelimelerin kökleri, gövdeleri ve eklerini birbirinden ayırmak için kullanılır: al-ış, dur-ak, gör-gü-süz-lük vb.

4. Fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al-, dur-, gör-, ver-; başar-, kana-, okut-, taşla-, yazdır- vb.

5. İsim yapma eklerinin başına, fiil yapma eklerinin başına ve sonuna konur: -ak, -den, -ış, -lık; -ımsa-; -la-; -tır- vb.

6. Heceleri göstermek için kullanılır: a-raş-tır-ma, bi-le-zik, du-ruş-ma, ku-yum-cu-luk, prog-ram, ya-zar-lık vb.

7. Arasında, ve, ile, ila, …-den …-e anlamlarını vermek için kelimeler veya sayılar arasında kullanılır: Aydın-İzmir yolu, Türk-Alman ilişkileri, Ural-Altay dil grubu, 09.30-10.30, Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşması, 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı, Türkçe-Fransızca Sözlük vb.

8. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 50-20=30

9. Sıfırdan küçük değerleri göstermek için kullanılır: -2 °C

Doç. Dr. Yusuf Sülükçü “TDK’nin Yazım Kılavuzu’ndaki Noktalama İşaretleri Hakkında Bir İnceleme ve Tespit Edilen Problemler için Öneriler” adlı makalesinde, TDK Yazım Kılavuzu’ndaki noktalama işaretleri maddelerinde ifade sorunu bulunan ya da hatalı görülen kuralları tartışmaya açmış, önerilerde bulunmuştur. Doç. Dr. Sülükçü, Yazım Kılavuzu’ndaki kısa çizgi kuralları arasında, “Fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al-, dur-, gör-, ver-; başar-, kana-, okut-, taşla-, yazdır- vb.” maddesinin bu hâliyle yazılı anlatımdaki durmak, gitmek… gibi -mak’lı kullanımları dikkate almadığını dile getirmiştir. Bu maddenin başına “dil bilgisinde” kelimeleri eklenerek maddenin şu şekilde yazılmasını önerir: “Dil bilgisinde, fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır.” 

Doç. Dr. Yusuf Sülükçü ayrıca, madde açıklamasında parantez içinde (dil bilgisinde isim kök ve gövdelerini göstermek için “+” için kullanılır.) şeklinde ek bir bilgi verilmesini önerir. Akademisyenlerin bir bölümünün dil bilgisi incelemelerinde isimler için “+” işaretini kullanmadıklarını belirten Sülükçü, bunun da kelime analizinde aldığı ekle isim veya fiil durumuna geçen kelimeleri anlamayı zorlaştırdığını vurgular.

Kısa çizgi, TDK Yazım Kılavuzu’ndaki kullanımları dışında başka durumlarda da karşımıza çıkıyor:  

1. Arapça ve Farsça tamlamalarda kısa çizgi kullanılıyor: fasl-ı gül, Edebiyat-ı Cedide, aşk-ı memnu, Kuva-yı Milliye, Servet-i Fünûn, bî-vefa, Bâb-ı Âli, Teşkilât-ı Esasiye 

2. Yabancı bazı sözcüklerin yazımında da kısa çizgiye rastlıyoruz: Boulogne-sur-Mer, check-up, Sainte- Beuve, Saint-Tropez, by-pass.

Geçmişten bugüne yazılan Türkçe dilbilgisi yayınlarını incelediğimizde kısa çizginin kullanıldığı yerlerin her geçen gün arttığı görülecektir. Kısa çizginin kullanım alanının, teknolojik yenilikler ve dilin canlılık ilkesinin de etkisiyle genişlediğine tanık oluyoruz. Dilimize teknolojik gelişmelere koşut olarak giren yeni kavram, sözcük ve terimlerin yazımında kısa çizgi de yeni görevler üstlenmeye başladı. Kısa çizginin bu yeni kullanımlarına bakalım:  

  • “E-fatura”, “e-arşiv”, “e-devlet”, “Ar-Ge”, “tek-tipleşme”, “bilim-kurgu”, “sosyo-ekonomik farklılıklar”, “tekno-şehirler” gibi bazı terimler ile özellikle bir tarafı tek bir harften oluşan bazı sözcüklerde kısa çizgiler görülmektedir. “Bilim-doğa çatışması”, “canlı-cansız”, “dişi-erkek ayrımı” vb. zıt anlamlı sözcüklerin yazımında sözcükler arasına kısa çizgi konuyor. Bazı yazılarda, “çocuksu-köylüce-kabaca-kibarca”, “üretim-dağıtım-gösterim tekelleri”,  “bekle gör-satın al-uygula anlayışı”, “küçük proses-ürün-sistem prototipleri” vb. örnekleri sıralarken virgül yerine kısa çizgi kullanıldığına tanık oluyoruz.
  • “İkilemeler arasına hiçbir noktalama işareti giremez”; “sıralı cümleler arasına virgül ya da noktalı virgül konur” vb. kuralların varlığına rağmen kısa çizginin deyimlerin ve ikilemelerin yazımında yanlışlıkla kullanıldığına da tanık oluyoruz: “elle tutulur-gözle görülür”, “çifti-çubuğu” “giyim-kuşam”, “yarı-var, yarı-yok” vb.

Kısa çizginin kullanımı ile ilgili anımsatmalara devam edelim. Eğer kesme işareti satır sonuna denk geliyorsa ayrıca kısa çizgi koymak gerekmiyor.

Örnek: " ................................... Türkiye'-

nin" değil,

doğrusu,

" ............................... Türkiye'

nin" 

olmalıdır.

Tırnak içindeki son sözcük ek alıyorsa bu eki tırnağın dışına yerleştirmek için aynca kesme işareti koymak gerekmez: “Vadideki Zambak”’ın değil, “Vadideki Zambak”ın şeklinde yazılmalıdır.

Bu durumda " Vadideki Zambak" satır sonuna denk geliyor ve "-ın" ekinin alt satıra yazılması gerekiyorsa tırnaktan sonra kısa çizgi konmayıp ……………………………………………………………… “Vadideki Zambak”
ın 

biçiminde yazılır.

Yazıyı daha fazla dil kurallarına boğmadan yine edebiyata dönelim. Ece Ayhan’ın da şiirlerinde dize içindeki ara sözleri veya ayrıntı olabilecek açıklamaları vermek için kısa çizgileri kullandığını görüyoruz. “Vedha’lardan Birinde” şiirini buna örnek verebiliriz: 

“…
Artık onları ben bile tanıyorum
Romanyalı pembe gözlü şeytan
-Yahudi soyundandır biraz-
Harita bilmeyen bir Vedha’yı
Bir ağacı yakıp içer gibi öpüyordu
Eski takvimleri seve seve kullanır
…”

Ayhan’ın şiirlerinde dize bölmek, dizelerde ayraç, kısa çizgi, dipnot ve tırnak işareti kullanmak gibi biçimsel arayışlara ve anlam çoğaltım denemelerine çok sık rastlarız. 

Yazının girişinde andığımız Behçet Necatigil’e dönersek… Anlamı genişletmeye çalışan bir şair olan Necatigil de şiirlerinde art arda kullandığı iki kısa çizgi aracılığı ile okuyucusuna şöyle der, “dur, düşün, çağrışımları çoğaltmaya çalış!” Behçet Necatigil bu peş peşe iki kısa çizgi kullanımını şöyle açıklar: 

Alman yazını kuralları arasında düşünce çizgisi denen işaretler vardır. Bunlar iki küçük çizgidir. Ne üç noktadır, ne beş noktadır, ne uzun çizgi. O, kısalığı gösterir. Orada şair tamamlamamıştır cümleyi. Kim tamamlayacaktır? Okuyucu.”

Necatigil, Türkçede olmayan bir noktalama işareti olan “iki kısa çizgi”ye yeni bir “söz değeri” kazandırırken bir yandan da o işareti kullanmamızı önerir. “Bir Kapı” şiirini okuyarak iki kısa çizgiye kendi söz değerimizi katalım:

“Açıldıkça çarpar, içe dönük bir kapı
Ama sen -- ancak bu oldukça.
Kırılır, yıkılırken -- çekil,
Karanlık park ağaçlar bir sıra.
Yalnız -- sonra seni kim anlatır
Ne anlatır yokluğunda?”

Dilin temel özelliği, canlı oluşudur. Yazı dilinden verdiğimiz örneklerde de görüleceği üzere kısa çizgi bu canlılıktan oldukça etkilenmiş, kullanım alanı genişlemiş ve yeni roller üstlenmiştir. Yazının başında okuduğumuz “Kitaplarda Ölmek” şiirinde, doğum ve ölüm arasında geçen hayatları parantez içinde hapsolmuş kısa çizgilerle anlatan şairin nasıl da büyük bir anlam yoğunluğu yaratabildiğini gördük. Bu anlam yoğunluğu, arkalarında bir kısa çizgi bırakabilen hayatların izidir. Ömürlerimiz bir kısa çizgiye dönüşememişse bu yitik bir hayat anlamına gelir. “Bir Kapı” şiirindeki ardışık kısa çizgileri tamamlayamıyoruz demektir.

Öte yandan, son zamanlarda kendimizi anlatmak için sözcüklerimiz yetmez oldu. Satırlarımıza sığamıyoruz. Satır sonlarında kısa çizgilerle sürekli bölünen sözcükler gibiyiz. Üstelik kural mural tanımadan, hecelerimizden bile bölüyorlar bizi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Suha Çalkıvik

Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR