Önünde zelzeleler, arkasında zelzeleler: Dilin sarsıntısı nefret söylemi

23 Nisan 2025’te Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları sırasında Marmara denizinde art arda depremler oldu ve ardından sosyal medyada her zamanki nefret söylemi devreye girdi. İletişim bilimciler, nefret söylemini daha iyi anlamak için bu söylemleri kimlerin ürettiğine de bakılması gerektiğini belirtiyorlar.
Önünde zelzeleler, arkasında zelzeleler: Dilin sarsıntısı nefret söylemi

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Hayatım boyunca büyük depremlere tanık oldum. İlki 1967 Adapazarı depremiydi. Cumartesi günleri yarım gün mesai vardı o zamanlar. O Cumartesi babamın işyerinden çıkıp yaşadığımız lojmana doğru yürürken büyük bir sarsıntıyla yere kapaklandık. Üst dişlerim kırıldı ve diz kapaklarım yara bere içinde kaldı. Yanımda yatan babamın göğsü kırmızıya bulanmıştı, kanaması var zannederek üzülmüş ağlamaya başlamıştım. Oysa kanaması yoktu, elindeki domatesler ezilmiş kırmızıya bulamıştı giysilerini, sadece küçük sıyrıkları vardı. 

1,95 m boyundaki devasa babam, yere düşmesine rağmen ağzından bir küfür ya da öfke sözcüğü çıkmamış, sükûnetini korumuştu. Yanı başımızdaki caminin minaresi apartmanımızın üstüne devrilmişti. Evimiz yaşanamaz durumdaydı. Altı ay boyunca askerî sahra çadırında yaşamak zorunda kalmıştık. Dev kazanlarda pişen karavanalar, çadırların rutubet kokusu ve gaz yağı lambalarının titreyen cılız ışıkları.

Sonradan yaşadığım depremler, beni sürekli 4 yaşımın deprem travmasına taşıdı. Sağ diz kapağımda ince bir çizgi olarak kaldı o travma. Büyük fay hatlarının geçtiği bir coğrafyada yaşamanın sonucu olarak depremlerle sarsılan hayatlar yaşıyoruz ve alışıyoruz o sarsılmalara.

23 Nisan 2025’te Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları sırasında Marmara denizinde art arda depremler oldu ve ardından sosyal medyada her zamanki nefret söylemi devreye girdi, “Bayram kutlamalarında kız çocukları böyle giydirilirse daha çok deprem yaşanır” türünden paylaşımlara rastladık.

Yaşanan afetlerden sonra toplumun değişik katmanlarında, siyaset veya medya çevrelerinde hedef gösterici, yaftalayıcı, nefret söylemi ve nefret suçuna zemin hazırlayıcı kışkırtıcı ifadelere rastlarız. Nefret sözcüğü, “yalandan nefret ederim” ya da “bamya yemeğinden nefret ederim” gibi beylik cümleler dışında dilime pek uğramamıştır. 

  • Nefret, sözlük anlamıyla bir kimsenin kötülüğünü ve mutsuzluğunu isteme, tiksinme olarak tanımlanır. 

İnsanlar birçok şeyden nefret edebilirler. Örneğin, lağım farelerinden, matkap sesinden, pembe renkli yatak takımlarından nefret edilebilir. Ancak nefret, “biz” tanımının dışında, açıkladığı insan kitlelerine yani ötekine karşı olduğunda durum aynı değildir. Yani lağım farelerinden ya da matkap sesinden nefret etmekle, örneğin, etnik kökene dayalı nefret aynı şey değildir.

Nefret söylemi, demokratik bir toplum ve barış kültürünün kurulması ve sürdürülmesinin önündeki en önemli engellerden biridir. Nefret söylemi, bir birey veya gruba ırk, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim, din, mezhep, siyasi tercih, felsefe, sosyoekonomik durum, fiziksel özellikler, fiziksel yetersizlik veya hastalık temelinde ayrımcılık yapmak olarak tanımlanmaktadır. Homofobik nefret söylemi, etnik kökene dayalı ve ırkçı nefret söylemi, cinsiyetçi nefret söylemi, dinsel nefret söylemi, siyasal nefret söylemi ve çeşitli hastalıklara ve engellilere karşı nefret söylemi olmak üzere farklı alanlarda karşılaşıyoruz nefret söylemiyle.

Nefret söyleminin sosyal medya platformlarında hızla yayılmaya başlamasıyla birlikte sosyal medya şirketleri bu sorunla son yıllarda mücadele etmeye başladılar. İletişim bilimciler, nefret söylemini daha iyi anlamak için bu söylemleri kimlerin ürettiğine de bakılması gerektiğini belirtiyorlar. İdeolojik sebeplerle ya da ekonomik kazanç nedeniyle nefret söylemi içeriğini üreten ve bunu yaygınlaştıran profesyonel grupların bile var olduğunu vurguluyorlar.

Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu, “nefret söylemi ile mücadele ederken ifade özgürlüğünün korunmasının önemini” vurguluyor ve “sosyal medya platformlarında kullanılan algoritmaların yanlı olma riski taşıdığını” belirtiyor. 

Yazının başında büyük Adapazarı depreminde yere kapaklandığımızda babamdan öfke sözcükleri duymamıştım, diye yazmıştım. Öfkesini şiirlerine ustalıkla yansıtan şairler vardır. 1894’te İstanbul’da büyük bir deprem olur, tam o sırada Tevfik Fikret’in oğlu Halûk doğmuştur. Fikret, Zelzele (deprem) şiirini yazar. Harabeye dönüşen İstanbul’a bakarak oğlu Halûk’a nasihatte bulunurken bir yandan da o dönemin istibdat yönetimine öfkesini haykırır. Şiirin son mısraları şöyledir:

“Hayâtı dev-i hakikatle çarpışan kazanır;
Zafer biraz da hasar
İster;
Koşan cihâd-ı maâlîye şanlı, lâkin ağır,
Mahûf adımlar atar,
Önünde zelzeleler, arkasında zelzeleler!”

O mısraları bugünün Türkçesi ile söyleyelim:

“Hayatı gerçeğin deviyle çarpışan kazanır;
Zafer biraz da yıkım
İster;
Yüceltici savaşa koşan şanlı, ama ağır,
Korkulu adımlar atar,
Önünde depremler, arkasında depremler!”


*Bu yazının bazı kesitleri, Mart 2023'te #tarih dergisinin "Yaşarken Sarsılan Tarih" özel sayısında yayımlanmıştır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

YAZARLAR

Suha Çalkıvik

Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak