Yazmak eyleminin ümüğüne basan, gölgesiz bir işaret: Nokta

Şarkı sözlerinin yazarı Âşık Ömer, sevgilinin benlerini, keşfedilen ilk ve en basit noktalama işareti olan noktaya benzetir. Şair Didem Madak ise bir zamanlar “nokta” olan benlerin, kanayan birer “virgüle” dönüşebileceğini hatırlatır. İlhan Berk'in "usçu, diktacı, buyrukçu" olarak anlattığı noktanın tarihi, kullanımı ve özel durumları üzerine...
Yazmak eyleminin ümüğüne basan, gölgesiz bir işaret: Nokta

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Radyoda Zeki Müren’in eşsiz sesinden bir Sadettin Kaynak bestesi dinliyorum:

“Ela gözlerine kurban olduğum
Yüzüne bakmaya doyamadım ben
İbret için gelmiş derler cihana
Noktadır benlerin sayamadım ben”

Şarkı sözlerinin yazarı Âşık Ömer, sevgilinin benlerini, keşfedilen ilk ve en basit noktalama işareti olan noktaya benzetiyor. Şair Didem Madak ise bir söyleşisinde bir zamanlar “nokta” olan benlerin, kanayan birer “virgüle” dönüşebileceğini hatırlatıyor:

“… Bir gün hayatımı hiç nokta konulmadan yazılmış bir çocuk romanı olarak yeniden kurmak istiyorum. Belki her noktanın bir süre sonra kanayan bir virgüle dönüştüğünü bildiğimden.”

Radyolarda artık çok seyrek dinleyebildiğimiz bu şarkı ve Didem Madak’ın sözleri, noktanın geçmişini incelemeye yöneltti beni. 

Nokta sözcüğünün kökeni, Arapça “nḳṭ” kökünden gelen nuḳṭa(t) sözcüğüne dayanır. Nokta koymak, nokta nokta, noktası noktasına, nokta-i nazar, nokta-i galeyan gibi kullanımlarına da rastlarız.

Hemen her dilde değişik amaçlarla ve farklı şekillerle kullanılmıştır nokta. Dil bilimci Malcolm Parkes’a göre, Antik Çağ’da distinctiones adı verilen ve cümleleri ayırmaya dayanan noktalama sisteminde yer alan noktalar (punctûs) cümle içindeki işlevlerine göre, satır üzerinde değişik düzeylere yerleştirilerek farklı şekilde adlandırılırmış. Anlam bütünlüğü olan bir cümlecikten sonra veya tamamlanmamış yargıdan sonra kısa süreli duraklamayı göstermek üzere konan işarete substinctio adı verilmiştir. 

Bir diğer işaret media distinctio ise colon adı verilen cümle bölümünden sonra daha uzun soluklanma yerini göstermek üzere kullanılmıştır. İşaretin kullanılış amacı olarak da anlamın tamamlandığı ama yargının henüz tamamlanmadığı yere işaret etmek olduğu belirtilmiştir. Yine Parkes’a göre, cümlenin tamamlandığı yere son duraklamayı göstermek üzere distinctio adlı işaret kullanılmış ve bu işaret, satır çizgisinin üstünde media distinctio’ya göre biraz daha yüksekte yer almıştır. 

Prof. Dr. Faysal Okan Atasoy’un “Noktalama İşaretlerinin Tarihi” adlı makalesine göre, bu noktalar bir bölümüyle 7. yüzyıla ait eserlerde de görülmüştür. Teolog Isidorus (560-636) tarafından bu işaretler yeniden düzenlenmiş ve subdistinctio’yu virgül (comma) ile media distinctio’yu iki nokta işareti (colon) ile, distinctio’yu ise nokta (periodus) ile değiştirmiştir. 

Türkçenin yazılı dile dökülmesiyle birlikte anlatımı bitirme, kesme işini üstlenen değişik şekillerde noktalama işaretleri kullanılmıştır. Dil bilimci ve Türkolog Annemarie Von Gabain, Uygur metinlerinde nokta, iki nokta ve az da olsa ikiden fazla nokta kullanıldığını, bu işaretlerin iki cümle arasında yer almasına rağmen çoğu zaman hiçbir işarete yer verilmediğini, bazen de eşit iki cümle arasında yer aldığını; Mani dinî yazılı metinlerinin öbür metinlerden noktalarının kırmızı olmasıyla ayrıldığını belirtmiştir. 

Osmanlı döneminde Şemseddin Sami ve Tâhir Ken'ân nokta adı yanında kâtı’a (=kesen) terimini kullanmayı tercih etmişlerdir. Cumhuriyet döneminde nokta işareti, yazım kılavuzlarında nokta adıyla geçer ve hemen hemen her kılavuzda aynı kurallarla tanımlanmıştır.

Nokta işaretinin kullanımına dair güncel TDK Yazım Kılavuzu’nda şu kurallara yer verilmektedir:

Nokta ( . )

1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur.

Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin)

2. Bazı kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yrd. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. (cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkası, ve benzeri, ve benzerleri, ve bunun gibi), Alm. (Almanca), Ar. (Arapça), İng. (İngilizce) vb.

3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci); II. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak, 4. Levent vb.

4. Arka arkaya sıralandıkları için virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan yalnızca sonuncu rakamdan sonra nokta konur: 3, 4 ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında vb.

5. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur:

                                   I.               1.                            A.            a.

                                   II.              2.                            B.            b.

6. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453, 29.X.1923 vb.

  • UYARI: Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29 Mayıs 1453, 29 Ekim 1923 vb.

7. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15’te kalktı. Toplantı 13.00’te başladı.

Tören 17.30’da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)

8. Kitap, dergi vb.nin künyelerinin sonuna konur:

Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, TDK Yayınları, Ankara, 1960.

9. Dört ve dörtten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır ve araya nokta konur: 1.000, 326.197, 49.750.812 vb.

10. Genel ağ adreslerinde kullanılır: http://tdk.gov.tr

11. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır: 4.5=20, 12.6=72 vb.

Nokta konusundaki kafa karışıklıkları

Başka noktalama işaretlerinde olduğu gibi nokta işaretinin kullanımının da kafa karışıklıklarından azade olduğu söylenemez. Doç. Dr. Yusuf Sülükçü “TDK’nin Yazım Kılavuzu’ndaki Noktalama İşaretleri Hakkında Bir İnceleme ve Tespit Edilen Problemler için Öneriler” adlı makalesinde, TDK Yazım Kılavuzu’ndaki noktalama işaretleri maddelerinde ifade sorunu bulunan ya da hatalı görülen kuralları tartışmaya açmış, önerilerde bulunmuştur. 

Kılavuz’daki, nokta ile ilgili başlığın 6. maddesinde “Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453,29.X.1923 vb.” denilmektedir. Oysa Resmî Gazete’de yayımlanan “Resmî Yazışma Kuralları”na göre tarihlerin arasında “Eğik Çizgi” de kullanılmakta ve aynı durum için ikili bir kullanım ortaya çıkmaktadır: (3) Tarih; gün, ay ve yıl olarak rakamla yazılır. Ay ve gün iki haneli, yıl ise dört haneli olarak düzenlenir (Örnek:01.09.2014, 04/09/2014). Ay adları, harfle de yazılabilir. Bu durumda gün, ay ve yıl arasına herhangi bir işaret konulmaz (Örnek: 10 Ekim 2014, 09 OCAK 2014). (Resmî Yazışma Kuralları, madde 10).

  • Doç. Dr. Yusuf Sülükçü, Türk Dil Kurumu’nun bu ikiliği gidermek için çaba sarf ederek Yönetmelik ile Kılavuz’un uyumlu hâle getirilmesinin gereğini vurgular.

Kılavuz’un 7. Maddesinde; Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15’te kalktı. Toplantı 13.00’te başladı. Tören 17.30’da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra) (YK) denmektedir. Doç. Dr. Sülükçü, İnternet çağı olarak da adlandırılan çağımızda sanal ortamlarda, üretilen dijital saatlerde, cep telefonlarında, akıllı saatlerde ve bilgisayarlarda saat ve dakikayı ayırmak için sayıların arasında iki nokta işaretinin “:” kullanıldığını, bunun da ikircikliğe neden olduğunu öne sürerek ölçü birimlerinde uyulduğu gibi, saatlerin yazılışı konusunda da uluslararası kurala uyularak sayıların arasında nokta yerine “iki nokta” işaretinin kullanılmasının daha doğru olacağını savunur. 

  • Kuralın “nokta” maddesinden kaldırılarak “iki nokta” maddesinde, “İki Nokta: Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmakiçin konur.” şeklinde ifade edilmesinin uygun olacağını dile getirmiştir.

Nokta işaretinin ilginç kullanımlarından biri de adeta bir joker gibi sözcükler eksildiğinde onları tamamlamasıdır. Bu tür durumlara da değinen Doç. Dr. Yusuf Sülükçü bazı metinlerde, kaba veya argo sayılan kelimeleri tam olarak yazmamak için kelimenin sadece bir harfinin yerine nokta konduğunu belirtir: “K.çı açıkta kalmış, ç.künü keserim, burnu b.ka batmış, … vb.”. 

  • Kelimenin birkaç harfini yazmayarak noktanın yerine üç noktanın konması veya kelimenin sadece ilk harfinin yazılıp diğer harfler için üç noktanın kullanılmasının da kelimenin doğru anlaşılmasını engelleyebileceği için tercih edilmediğini, dolayısıyla Yazım Kılavuzu’nda “Nokta” maddesine bunun için bir madde eklenmesinin uygun olacağını savunur: “Kaba veya argo sayıldığı için açık yazılması uygun görülmeyen kelimelerdeki yazılmayan harfin yerine nokta konur.”

Nokta işaretinin kullanım kurallarını ve özel durumları ele aldıktan sonra biraz da nokta işaretinin edebiyattaki yerine değinerek yazımı sonlandırayım. Kimi Cumhuriyet dönemi şairleri, noktalama işaretlerinden yola çıkılan şiirler ürettiler, bu şiirlerden bazılarında başrolü “noktaya” verdiler. 

Örneğin Gülten Akın’ın “Sürgüne” şiirinde “nokta” etkisi, ne güzel dile getirilmiştir:

“…
Sürgündür o kadın hayata sonsuz isyanlarıyla
Git, gidemez. Dur, duramaz. Oysa
İnsanın gidip durmaya belli bir noktası olmalı
Enine gidilen korkuluksuz köprü
Eski bir yerlerde hazırlık, işaret, nokta
Nedense başka şeylerdir. Onları yanına alacağına
Ve hazır olduğunda yeni bir işaret, yeni nokta
Yoldadır.
…”

Son sözü, aslında bir “virgül” sevdalısı olan ancak “Nokta / Çizgi” şiiriyle nokta işaretini kalbinin orta yerinden vuran İlhan Berk’e bırakalım:

“…
Nokta ta baştan nedense pek sevilmemiştir.
Eukleides bile ağzına almak istemez onu.
'Kalınlığı olmayan' deyip geçer.
(Yalnız kalınlığı mı? Gölgesi de yoktur. Bunu da biz söyleyelim.)
Şaşılacak bir şey yok bunda.
Usçu, diktacı, buyrukçudur.
Asıl da imgelem düşmanıdır: Güzelim bir dizenin, tümcenin
boğazını sıkmakla başlar işe. Daha yarı yolda da barikatlar
kurar, her şeyi ablukaya alır.
Yaratının yolculuğunu uzun bulur, kısa kesmek ister. Böylece
de yazmak eyleminin ümüğüne basar, dondurur bırakır.
Ama sözünü, bu tepeden bakışını çağdaş yazına geçirememiştir:
yüzlerce sayfa da noktanın gölgesi bile düşmez.
Noktaya ilk Varlık diyecektir Pythagoras.
İlk ve son.
Noktayla yola çıkılmaz.
Nokta ki yerine çakılı kalır.
Nokta ki büyümez.
Dikkafalı, bencil.
İmbilimin de en bağnaz üyesidir: Ailenin bütün üyelerine
karşı suratını asar, hiçbirine yüz vermez.
Hele virgüle düşman gözüyle bakar. Elinden gelse silip süpürmek
ister onu.
Oysa kimde vardır virgüldeki zenginlik? Uzun yol yolcusudur
her şeyden önce: Girip çıkmadığı yer yoktur.
Zamanla, uzamla yarışa hazırdır. Daha ne istenir?
Ayrıntı düşmanıdır nokta. Her şeyin ayrıntıda olduğunu
bilmez, bilmek istemez. Belki de virgüle bu yüzden kızıyordur.
Kim bilir?
Ama baskıcıyı da kimse sevmez elbet.
…”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Suha Çalkıvik

Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR