Şaşkın ünlem işaretleri gibiyiz

İşaret olmasının yanı sıra ünlem ya da nidâ; sevinç, üzüntü, kızgınlık, korku, şaşkınlık gibi duyguları belirten; tabiat seslerini yansıtan, bir kimseye seslenmek için ve ani bir iş oluş hareketi bildiren cümlelerde kullanılan sözcüklerdir. Öte yandan nerelerde kullanılacağını pek bilemediğimizden ünlem işaretleri şaşkınlık içindeler.
Şaşkın ünlem işaretleri gibiyiz

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

"Ne kalem yazabildi halimizi, 
Ne de cümleler anladı bizi. 
Ünlem şaşkın, virgül eğri. 
Bir noktaya gizledik dertlerimizi."
Cemal Süreya

Nerelerde kullanılacağını pek bilemediğimizden ünlem işaretleri şaşkınlık içindeler. Bu yazıda birçok işlevi bulunan ama kullanım yerleri ve kuralları konusunda tartışmaların sürdüğü bir noktalama işaretine, ünlem işaretine değineceğim. İşaret olmasının yanı sıra ünlem ya da nidâ; sevinç, üzüntü, kızgınlık, korku, şaşkınlık gibi duyguları belirten; tabiat seslerini yansıtan, bir kimseye seslenmek için ve ani bir iş oluş hareketi bildiren cümlelerde kullanılan sözcüklerdir. Ünlemler tek başına kullanıldıklarında genelde bir anlam ifade etmez. Yazı dilinde ünlem cümlelerinin arkasından genellikle ünlem işareti (!) gelir.

İlkokul döneminde öğrencilere en sevimsiz gelen konulardan biri noktalama işaretleridir. Günümüzde kuralların nasıl öğretildiğini bilmiyorum ama çocukluğumuzda noktalama işaretlerinin görevleri ezberletilirdi. Edebî metinler üzerinde örnekler verilmeden, kompozisyon uygulamalarıyla pekiştirilmeden sevimsiz bir biçimde bu kurallar anlatılırdı. Türkçe alan öğretmenleri ile yapılan bir araştırmada öğrencilerin kolay kavradığı noktalama işaretleri şöyle sıralanmış:

Nokta-%92.10
Soru işareti-%57.89
Virgül-%23.68
Ünlem-%21.05
Üç nokta-%7.89
Diğer (tırnak işareti, kesme işareti ve konuşma çizgisi) -%7.89

Bu “kolay kavranma yüzdeleri” gündelik hayatımızda yazı dilindeki başarısızlığımızın nereye dayandığını belgeliyor. Oysa Rus yazar Anton Çehov, “Ünlem İşareti” öyküsünde işaretlere can katarak noktalamanın önemini ne güzel dile getirir. Keşke bütün ilkokullarda bu öykü çocuklara okutulsa:

“Perekladin, kırk yıllık memurluk hayatında yazdığı bütün yazıların özünü hatırlamaya başladı; ama o kadar düşünmesine, o kadar alnını buruşturmasına karşın, geçmişte hiçbir ünlem işareti bulamadı. 'Bu ne biçim şey!.. Kırk yıl yazı yazdım, hiç ünlem işareti koymamışım. Hım!.. Ama bu uzun şeytanlar ne zaman kullanılır?'

Ateşten ünlem işaretleri dizisinin arkasından eleştirmen gencin alaylı alaylı gülümseyen yüzü göründü. İşaretler de gülümsemeye başlamıştı. En sonunda tüm işaretler bir tek kocaman ünlem işaretine çevrildi… Ünlem işareti de, artık hayalinde değil de gözlerinin önünde, odada, karısının tuvalet masasının yanında duruyor, alaylı alaylı gözlerini kırpıyordu… Perakladin, sokağa çıkıp da arabacıyı çağırdığı an arabacının yerinde ünlem işaretini görür gibi oldu…”

Ünlem işaretinin hayli uzun bir geçmişi vardır. Latince punctus admirativus, punctus exclamativus kelimeleriyle adlandırılan ünlem işaretini ilk kez İtalyan şair Iacopo Alpoleio da Urbisaglia’nın kullandığı ve işaretin ilk olarak 14. yüzyılın ikinci yarısına ait bir yazma eserde görüldüğü söylenir. Ünlem işaretinin İngiliz matbaasında 15. yüzyılda kullanılmaya başlandığı ve 17. yüzyılın ortalarına kadar note of admiration (=beğenme, hayranlık işareti) olarak adlandırıldığı iddia edilir. Bu yüzyıldan sonra işaret exclamation mark olarak adlandırılmıştır. İşaretin Alman imlâsında bugünkü şekliyle, ilk kez 1797'de basılan Luther İncili’nde görüldüğü tespit edilmiştir. Ünlem işareti, 1970’lere kadar daktilo tuşlarında tek işaret olarak yer almamış, işaretin yazılabilmesi için nokta ve apostrof (kesme) işaretinden yararlanılmıştır.

Osmanlıcada ünlem işaretine taaccübiye (=şaşırma anlatan) adı verilmiştir. 1941’de yayımlanan Türkçe İmlâ Kılavuzu’nda işarete nidâ veya ünlem işareti denilmesi uygun görülmüş ve işaretin seslenmelerden; şaşırma, acınma, heyecan gibi duyguları anlatan sözlerden sonra konabileceği belirtilmiştir. Edebiyat tarihçileri, Servet-i Fünûn Dönemi’nde üç nokta yerine iki nokta, tek ünlem yerine üç ünlem kullanıldığından söz ederler.

Yay içine alınan ünlemin söylenen söze şaşırma ve inanmama anlamı yüklediği de kaydedilmiştir. İşaretin adı ve kullanıldığı yerlere ilişkin kurallar çok az değişmekle beraber öbür kılavuzlarda da aynen tekrar edilmiştir. Yıllar içinde soru işareti ile ünlem işaretinin iç içe olduğu cümlelerin sonuna hangi işaretin getirileceği konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. 

Dil bilimci Haydar Ediskun, genel olarak ünlem cümlelerinin sonuna ünlem işareti konduğunu, fakat cümlede hem ünlem, hem soru anlamı varsa ünlem sözünden sonra virgül (,) veya ünlem işareti (!); cümlenin sonuna da soru işareti (?) konması gerektiğini belirtmiştir. Ünlem cümlesinde sadece ünlem anlamı varsa ünlem sözünden sonra virgül (,) veya ünlem işareti (!); cümlenin sonuna da mutlaka ünlem işareti (!) konulur, demiştir: ―Vah vah (,) (!) çok yazık oldu (!) gibi.

TDK Yazım Kılavuzu’nda ünlem işareti maddesine bakalım:

1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümle veya ibarelerin sonuna konur: Hava ne kadar da sıcak! Aşk olsun! Ne kadar akıllı adamlar var! Vah vah!

Ne mutlu Türk’üm diyene! (Atatürk)

2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur:

Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri! (Atatürk)

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (Atatürk)

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! (Yahya Kemal Beyatlı)

Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir. (Necmettin Halil Onan)

UYARI: Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir:

Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken
Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel)

3. Alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırılmak istenen sözden hemen sonra yay ayraç içinde ünlem işareti kullanılır:

İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!).

Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.

Bu arada ünlem ve soru işaretinden sonra üç nokta yerine iki nokta konulmasının yeterli olduğunu anımsatalım.

Doç. Dr. Yusuf Sülükçü, “TDK’nin Yazım Kılavuzu’ndaki Noktalama İşaretleri Hakkında Bir İnceleme ve Tespit Edilen Problemler için Öneriler” adlı makalesinde, TDK Yazım Kılavuzu’ndaki noktalama işaretleri maddelerinde ifade sorunu bulunan ya da hatalı görülen kuralları (36 tane sorunlu madde ve uyarı saptanmış) tartışmaya açmış, önerilerde bulunmuştur. Ünlem işareti ile ilgili iki sorun saptamıştır.

Doç. Dr. Sülükçü ilk maddenin, “Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma vb. insanî duygu durumlarını anlatan cümle veya ibarelerde nokta yerine ünlem konur.” şeklinde değiştirilerek kuralın daha açık ve belirgin olmasının sağlanabileceğini belirtmiş; “Yazılı anlatımlardaki bu duruma uygun cümlelerde ünlem yerine, hatalı olarak nokta kullanılmaktadır.” uyarısında bulunmuştur. Aynı makalede, “Virgül bahsinde de değinildiği üzere bu işaretin ‘2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur’ maddesinin; ‘Mektup, nutuk vb. gibi kendisinden sonra paragraf başı yapmayı gerektiren hitap sözlerinin dışında kalan seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur.’ şeklinde değiştirilmesi uygun olacaktır. 

  • Hâlihazırda bu madde ile Virgül’ün ‘2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur.’ maddesi birbiriyle çelişmektedir.” saptamasında bulunmuştur. 

“Noktalama İşaretlerini Nerede Kullanalım?  Ünlem, Soru İşareti ve Üç Nokta’nın Kullanımına Yönelik Bir Yerleşim Önerisi” başlıklı makalelerinde Doç. Dr. Kemalettin Deniz ve Dr. Başak Uysal, sözlü iletişimde kullanılan vurgu, tonlama ve beden dili ögeleri, konuşma ile eş zamanlı iken yazılı iletişimde noktalama işaretlerinin birkaç istisna dışında çoğunlukla cümlelerin yahut söz gruplarının sonunda yer aldığını belirterek bu durumun heyecan, öfke, mutluluk, merak gibi güçlü duygulanımları alıcıya aktarmakta gecikmeye sebep olabileceğini ileri sürmüşlerdir. Dil bilimci yazarların ünlem işareti için önerdikleri dizilim örneği şöyledir: 

“İşlev alanlarından görüldüğü gibi ünlem işareti, teknik işlevlerden tamamen bağımsız olarak doğrudan duygudurum temelli bir işarettir. Aşağıdaki metin, ünlem işaretinin birinci ve ikinci işlevine yönelik örnek metin ve önerilen dizilim, aşağıdadır:

Orijinal metin:

Ocağına düştüm! Deli gönlün bizim çukur köyümüze sığmazsa al beni obana götür!

Önerilen dizilim:

!Ocağına düştüm! !Deli gönlün bizim çukur köyümüze sığmazsa al beni obana götür!"

İspanyolcada ters ünlem işaretinin (¡) ünlem bildiren cümlelerin başına eklendiğini, aynı cümlenin sonuna da normal ünlem işareti konduğunu anımsatayım.

Birer dil içi gösterge olan noktalama işaretleri ayrı ayrı kullanıldıkları gibi, ikili kullanımlarla yeni görev ve işlev kazanmaktadır. Türk Dil Kurumunun günümüzde görmezden geldiği ancak 1977’den önce yayımlanan yazım kılavuzlarında yer verilen ünlemli soru işareti (?!); bazı araştırmacılar ve yazarlar tarafından yazımda yeri olduğu düşünülerek kullanılmakta, hatta bazı yazım kılavuzları da bu ikili işareti kabul ederek kullanım amacıyla ilgili bilgilere yer vermektedir. Öte yandan TDK Yazım Kılavuzu’nda soru ve ünlem işaretlerinin sonuna eklenen üç noktanın, anlamı pekiştirmek için kullanılabileceğine yer verilerek ikili noktalama işaretlerinin varlığı kabul edilirken “ünlemli soru işaretinin” (?!) kullanımına değinilmemiştir. 

Dr. Kadir Yılmaz, “Ünlemli Soru İşareti (İnterrobang) Üzerine” adlı makalesinde işaretin kullanımını şöyle savunmuştur:

“Tespit ettiğimiz örnekler, bu ikili noktalama işaretinin dilde var olduğunu ve anlama hizmet ederek “sızlanma, ilginçlik, çaresizlik, rica, inanılması güç durumu kuvvetlendirme, olumsuz soru yoluyla olumlu anlama işaret etme, ileri gitmiş olma” gibi anlamlarla cümlenin anlamını genişlettiğini göstermektedir. Bu örnekler ve tespitler, ünlemli soru işaretinin (?!) bir noktalama işareti olarak TDK Yazım Kılavuzu’na dâhil edilmesinin yerinde olacağını göstermektedir.”   

Şair İlhan Berk, düz yazı şiirleri arasında yer alan ünlemli soru işareti (?!) şiirinde bu işaretin varlığını ne güzel vurgulamış:

“?!

Hem soru, hem ünlem. Bir belirteç oluşturacaktır çünkü. Yalnız soru olmak, soru üretmek birden yetmemiştir. Oysa sorudan daha önemli ne olabilir?

Evet, ünlem iminin yaygaracılığı, bağırganlığı yanında içine kapanıktır.

Ama ne denli içine kapanırsa kapansın, açık bir işlevi de kuşanır: Yazmak eyleminin (bu kangrenin) her şeyi demek olan çokanlamlılığın da elini tutar. Yalnız bu da değil, türlü kılıklara girerek de (söz, sıfat, adıl, vb.) hepimiz gibi güzel işini sürdürür. Soydaşlarının hangisinde vardır bu' Virgülü bir yana bırakırsak, hangisi onun gibi devingen, canıtezdir?”

İlhan Berk ünlem işaretini, tepeden bakan, bencil, kurum satan, bağırgan ve yaygaracı olarak nitelese de ozanların bu işareti çok sevdiğini ve şiirlerinde çok kullandıklarını itiraf etmiştir. Tevfik Fikret’i örnek göstererek “Onun ünlemi, noktalı virgülü hiçbir şeye değişmediği biliniyor” diye yazmıştı.

Yazının başında “Ünlem işaretleri şaşkın” demiştim. Artık hiçbir şeye şaşırmıyor gibi görünsek de aslında şaşkın ünlem işaretleri gibiyiz her birimiz.

Ferhan Şensoy ustamızın “Ayna Merdiven”inden bir replikle yazıyı bitireyim: 

“Nereye gidiyorsunuz? Durun bakalım sorularım var beyler! Boy boy soru işaretlerim var! İki tane alana bir ünlem işareti bedava!”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Suha Çalkıvik

Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta