Alevli tartışma: Mardin ve Diyarbakır yangınının siyasi boyutu

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Son haftalarda etki gösteren yaz sıcakları ve küresel iklim krizi sebebiyle olağandışı seyreden hava durumları, Türkiye dahil birçok ülkede orman yangınlarının artmasına neden oluyor. Diyarbakır'ın Çınar ile Mardin'in Mazıdağı ilçeleri arasındaki ekili alanlarda Cuma günü çıkan yangında hayatını kaybedenlerin sayısı da 15'e yükseldi.
Sebep 'anız' dendi
Yangında 15 bin 100 dönüm arazinin zarar gördüğünü söyleyen İçişleri Bakan yardımcısı Münir Karaloğlu, yangının anız yakma kaynaklı olduğunu söyledi:
“Hem anız yangını hem daha hasadı yapılmamış tarla yangını olarak, örtü yangını olarak tarif edebileceğimiz büyük bir yangınla karşı karşıya kaldık.”
- Nedir? Anız yakma, ekin hasadından sonra ekinlerin toprakta kalan köklerinden ve saplarından kurtulmak için bilinçli olarak yakılması işlemidir. Bu sayede tarla hemen yeniden ekime hazır olur. Öte yandan, anız yakmanın yangın riski haricinde toprağın mikrobiyolojik çeşitliliğine ve mineral dengesine zarar verildiği bilindiği için Türkiye'de 1993 yılından beri yasaklıdır.
Yangına müdahale
Halkların Demokratik Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, yangının yayıldığı sırada havadan müdahale talep etti:
"Saatlerdir süren yangına karadan müdahaleler yetersiz kalmaktadır. Çok acil olarak havadan müdahale gerçekleştirilmelidir. Gerekirse uluslararası destek alınarak yangının yayılmasının önüne bir an önce geçilmelidir."
'Anız değil DEDAŞ'
- İddia: DEM Parti Eş Genel Başkanları, sosyal medyadan yaptıkları paylaşımda devletin yangına müdahale etmekte geciktiğini ve köylülerin bunun "anız ve örtü" yangını olduğu yönündeki açıklamalara itiraz ederek "yıllardır onarımı yapılmayan elektrik tellerinin yere düşmesinin yangına neden olduğunun" ifade edildiğini belirttiler.
- Ek olarak: Yangının çıkış nedeniyle ilgili yürütülen soruşturmada, bilirkişi heyeti de yangın bölgesinde inceleme yaparak rapor hazırladı. Bilirkişi raporunda, Köksalan Mahallesi’nden başlayan yangının, sigortalı ayırıcı elektrik direğinde, sigorta yerine iletken tel sarılmış olduğu, iletken telin koparak, yerdeki otları tutuşturduğu, şiddetli rüzgarın etkisi ile de geniş bir alana yayıldığı belirtildi. Cumhuriyet Başsavcılığı, raporu yetersiz bularak, detaylı ve delillendirilmiş şekilde hazırlanmasını istedi.
- Yanıt: DEDAŞ, yangının elektrik direkleri yüzünden çıktığı iddialarının asılsız olduğunu öne sürdü: "Bazı medya kanallarında yangının elektrik kaynaklı olduğu belirtilmiş olsa da yaptığımız incelemelerde yangının elektrik iletim hatlarından kaynaklanmadığını belirledik."
Diyarbakır Barosu, yangınla ilgili iddialardan dolayı suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı:
“Yangının çıkış sebebi ve müdahalede geç kalındığı iddialarına ilişkin etkin bir soruşturma faaliyeti yürütülmesi amacıyla ‘Birden Fazla İnsanın Ölümüne ve Yaralanmasına Sebebiyet Verme’ (TCK md. 82/1-c), ‘Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Düşürülmesi’ (TCK md. 170) ‘Görevi Kasten Kötüye Kullanma’ (TCK md. 170) suçları kapsamında Çınar Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Diyarbakır Barosu olarak soruşturmanın takipçisi olacağız.”
Tabip Odası: 'Bölgede yanık ünitesi yok'
Mardin Tabip Odası, 15 kişinin hayatını kaybettiği yangına dair hazırladığı ön inceleme raporunda, kentteki hastanelerde yanık tedavi ünitesinin olmadığı belirtildi.
- Açıklama: Yangının gece meydana gelmiş olmasının ve bazı yerleşim yerlerine ulaşımın zorluğu gibi sebeplerle karadan müdahalenin yetersiz kaldığı belirtilen raporda şu ifadeler yer aldı:
“Yangına havadan müdahale edilmemesinin yaşanan kayıpların artmasına sebep olduğu düşünülmüştür. İlimizde yanık tedavi ünitesi bulunmaması sebebiyle çok sayıda hastanın civar illere sevk edildiği ve bu durumun yanık gibi acil müdahale gerektiren bir durum için yaşanan kayıpların artmasına sebebiyet verebileceği düşünülmüştür. Eğer yanık ünitesi olsaydı hayatını kaybeden sayısı 15 değil de 10 olabilirdi."
- Okuma önerisi: "'Becerikli Abdullah'tan, 'anız yangınına' DEDAŞ'ın öyküsü" -Bianet, Murat İnceoğlu
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Meclis’in gündemi 1 Ağustos’a kadar yoğun. BM 2024 Dünya Uyuşturucu Raporu'nu yayımladı. Mardin ve Diyarbakır'da çıkan yangınların siyasi boyutu tartışılmaya devam ediyor.
27 Haz 2024

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.







