Prof. Dr. Ali Murat Vural röportajı: Bölüm 1.

Gazeteci daha cesur hareket etmeli…
Prof. Dr. Ali Murat Vural röportajı: Bölüm 1.

Bugün Page’in konuğu İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Murat Vural. Kendisiyle yaptığımız sohbet uzun ve düşündürücüydü. Bu sebeple röportajın ikinci kısmının bir sonraki sayıda olmasına karar verdik :)

E.Z.A: Yıllardır gazetecilik eğitimi veren bir iletişim bilimcisiniz, ülkemizde yapılan gazeteciliğin şu anki durumunu ve gidişatını teori ve pratik açısından kısaca değerlendirir misiniz?

Prof. Dr. Vural: Geçmişe göre teoriyle pratik arasındaki uçurum arttı. Eskiden bu kadar değildi. Biz teoride, temel gazetecilik bilgileri içinde gazetecinin sahip olması gereken etik duruşu, onun kaynakla ilişkisini kuran modeli, soru sorma biçimlerini, haber toplama ve yazma kurallarını anlatırdık ve bunun pratikte bir karşılığı vardı.

'İktidar ya da muhalefet hangisi olursa olsun medya taraflılığın içine girdi'

Medya, bireyi-toplumu bilgilendirip ihtiyaç duyduğu bilgiye ilişkin yorumu ona kazandırarak mükemmel meseleleri tüm yönleriyle masaya yatırıp tartışma zemini yaratacağına, politikaya, siyasete odaklandı. İktidar ya da muhalefet hangisi olursa olsun, çok taraflılığın içine girdi. Medyanın bu işleyişi ve siyasal hali kendisine daha büyük zararlar verecek.

Türkiye'de medya sürekli sermaye yapısını değiştirdi ve büyük medya yapılarının hepsi; siyasal olanla, iktidar olanla ilişkileri, çatışması ve taraf olması nedeniyle angajmana girdi. Başka bir çıkarı odağına aldı. Politik olanın da bir anlamda kendi sözcüğünü yaptırtması çabasına girdi. Söz sadece bir araçtı bunu görmedi, gazeteyi, gazeteciyi bir araç olarak kullandı amaç değil.

E.Z.A: Medyanın bu hale gelmesinin en büyük etkisi ve sonucu neydi?

Prof. Dr. Vural: Güven! Bunların en büyük etkisi medyaya olan güvene yansıdı. Dünya Değerler Araştırması’nda da bilim insanlarının yaptıkları araştırmalarda da benim kendi araştırmalarımda da sonuçlar vahim. Her ne kadar üstünden zaman geçmiş olsa da, vurgulamakta yarar görüyorum: 2012 yılında 'Y Kuşağı' üstünde yaptığım bir araştırma sonucunda 'Y Kuşağı'nda medyaya güven 1000’de dört çıkmıştı. Dünya Değerler Araştırması’ndaysa bu sonuç eksi 36 çıkıyordu, sıfır bile değil. Fakat, insanların medyaya ihtiyacı var. Medyaya güven yok ama daha tarafsız ve ilkeli insanlara ihtiyaç var.

'Gazeteci daha cesur hareket etmeli'

Prof. Dr. Vural: Gazeteci daha cesur hareket etmeli. Bir süredir internet yayını yapan haber siteleri çıkmaya başladı. Onlar daha cesurlar, sermaye ile ilişkileri çok fazla değil. Tabii onların da bir takım hastalıklar var. Mesela bir anda ağızdan dökülüveren; biraz öfkeli, agresif bir muhalif olma durumu var. Elbette muhalefet olsun ama agresif muhalefet olmazsa internet sitelerindeki patlayış daha da büyüyecek.

Ben Uğur Mumcu’yu asiste ederken onun söylediği önemli bir şey vardı: “Haberde hem bilgiye hem belgeye ulaşmak gerekir. Yetmez! Sonra da onu alıp iyi ifade etmek gerekir, ifadeyi yaparken de o bilgi ve belgeyi öylesine sınıflandırmalısın ki birbirine karışmamalı. Sonra bir yoruma ulaşmalısın analiz etmelisin” velhasıl medya buraya evrilecekti, belliydi gelişi ve evrildi…

E.Z.A: Rahmi Turan olayı gibi?

Prof. Dr. Vural: Evet, işte hep aynı hastalık! Eski kuşak gazeteciler de hata üstüne hata yapıyorlar. Rahmi Turan Bey’in olayında konu özür dilemelere kadar gitti. İlla siyasete angaje olmak ve siyasete karşı söz söyleme hakkını hissetmek… İktidara vurmak, korkutmak hiç de çalışan bir şey değil artık. Bu hatalar "Hem gazetecilik yapacağım hem de politikacıyı hırpalayacağım ya da onu öveceğim ve bu anlamda da bütün ilişkileri sergileyeceğim" dediğin zaman çıkar ve yarardan çok zarar getirir. Doğru bir haber bile olsa desteklediğin düşünce, yine de yapılan yanlıştır. Bugüne kadar gizli numaraları sergileyeceğim, arkada dönenleri ortaya çıkaracağım planlarından hiçbir şey çıkmadı. Onun yerine gittikçe medyadan uzaklaşan, yalnızlaşan bir toplum yapısı çıktı ortaya.

E.Z.A: Başka bir örnekle konuyu biraz açmak istiyorum. Avrasya Araştırma’nın sahibi Kemal Özkiraz, 25 Kasım'da AKP’den ayrılan Ali Babacan’ın kuracağı yeni partinin adının ‘Akıl ve Bilim Partisi’ olduğunu söyledi. Kiraz, daha sonra bunun yalan haber olduğunu, Türkiye’de medyanın halini göstermek için yaptığını dile getirdi. Birçok site Özkiraz’ın paylaşımını ‘iddia’ diyerek haberleştirdi. Bu açıdan değerlendirecek olursak Türkiye’deki diğer gazetecilik refleksleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Prof. Dr. Vural: Gazetecinin deforme olmuş bir yapısı, kültürel ve bilgi anlamında çok ciddi bir davranış bozukluğu var. Burada birey hangi düşünce yapısına sahip olursa olsun, hiç de hoş olmayan bir açlık, gizli saldırganlık, başka bir iştahın içinde. Duyduğu, gördüğü herhangi bir bilgiyi doğrulatmadan, araştırmadan haber haline getirmeye 'gazetecilik refleksi' dersek bir zamanlar yapılmış olan gazeteciliğe ya da şimdi senin zahmet edip buraya gelip benimle yaptığın şu bilgi alışverişine saygısızlık olur.

Kaynakları doğrulamadan haber yapan kişi benim gözümde şunu söylemiş oluyor: “Ya ben hiç haber yapmayı, kaynağa gitmeyi beceremiyorum. Durduğum yerden, telefonu bile kaldırmadan, gerilim yaratan manipülasyona dayalı bilgiyi ortaya atmayı seviyorum.” Bunu yapanların hepsi topluma büyük bir düşünsel katliam yapıyor. Topluma güven kaybı yaşatıyor ve insanlar birbiri de dahil olmak üzere her şeyden uzaklaşıyor ve her şeyi kanıksamaya başlıyor. Kamuoyu da kamu olmaktan çıkıyor. Dağınık amaçsız...

Gazetecinin mezun olduktan sonra, ondan beklediğimiz basın meslek ilkelerinin, basın ahlakının yani kişinin özündeki ahlakın gereklerini yerine getirmesi gerekir. Fakat okuldan çıktıktan sonra, sıcak haberin içinde olan kendisi ve kendi ahlakına göre hareket edecek. Şu an medyanın içine düştüğü durumdan acı duyduğumu söyleyebilirim. Hem bir akademisyen hem bu ülkenin vatandaşı hem de iletişim sektörünün içinde bulunmuş biri olarak söylüyorum ortaya çıkan görüntü çok korkunç.

E.Z.A: Özellikle internet gazeteciliğiyle birlikte haberi ilk veren olma, daha fazla okunma isteğiyle oluşan haberi hızlı servis etme kaygısı var. Haberin içeriği ve başlığı arasında ciddi farklar olabiliyor. Bu tarz konulara engel olmak için elbette haberi doğrulatmak önemli ama daha etkili neler yapılabilir?

Prof. Dr. Vural: Tercih edilmek için bir takım çabalar içinde olmak çok normal. Fakat, bunu cümle ve kavram yeteneğini kullanarak, özel haber yazarak da yapabilirsin. Şiddete maruz kalmış bir kadının haberinden sonra cesaret göster, şablonun dışına çık ve şiddeti uygulayan adamın peşine düş. Onu yargılamadan, şiddete meylinin köklerine in ve öyle bir röportaj yap. Nasıl bir ortamda yetişmiş ki böyle korkunç bir şey yapmaya cesaret ediyor bunlara bak. Toplumsal yüzleşmelerle karşılaşmamız gerekiyor. Çünkü sen yazınca okuyan insan da kendi köklerine inecek. Demem o ki, korkulmadan üstüne gidilmesi gereken çok değerli konular var.

‘Vahşi kapitalizmin zaferidir bu yaşanan’

E.Z.A: Bir de insanlar bu tarzdan sıkıldı galiba. Bu kadar olumsuzluğu ard arda görüyor olmanın üstüne sürekli kavga içinde bir medya rahatsız edici olabiliyor. Bazı durumlarda yurtdışındaki olumlu gelişmeler ya da sevimli hayvan haberleri daha ilgi çekebiliyor.

Prof. Dr. Vural: Tabii, insanlar duygu arıyor artık. Tanık olmadığın şeye özlem duyarsın. Okur da bunu yapıyor onun peşine gidiyor. Yanı sıra saçmalamış bir eğlenme durumu da var. Kalitesiz bir yaşamın getirdiği tarzın içinde insanlar. İşte bunun ardında da ‘ölmekten ya da yoksun kalmaktan korkma’ var. Anı yaşa fikri çok pompalandı, bu da tüketmek demek! Tüket ki yeniden dönsün, sürekli satın al. Bu sayede diğer kısmı görmezsin, düşünemezsin, onunla ilgilenemezsin… Vahşi kapitalizmin zaferidir bu yaşanan, onun eseridir.

Medya da öyle, bir an için sakinleşip durması gerekiyor. Bunu yapan küçük yerler var ama genel durum büyük bir hasar yaratacak. Fakat, ben yeni gelen, genç kuşaktan çok umutluyum daha başka bir okuma yapacaklar, daha iyi uzlaşacaklar birbirleriyle. Çatışmalardan uzak kalacaklar. Bu çatışmalı kuşak son artık. Böyle devam etmenin imkanı yok. Bu kültürün biteceğini, arkadan daha sakin ve uzlaşmacı bir neslin geldiğini biliyorum. Elimizde veriler de var, nefis bir kuşak geliyor. Kim ne derse desin. 

Röportajın devamı bir sonraki ayın Page’inde olacak…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

PagePage

BÜLTEN SAYISI

Bu sepet neyle dolacak?

Yaşamı adımlarken zamanı eğip bükmek...

14 Eyl 2022

https://unsplash.com/@jontyson

YAZARLAR

Page

Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...

İLGİLİ OKUMALAR