Almanya'da SPD'nin "buruk zaferi"

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Dünya kamuoyu tarafından merakla beklenen Almanya Federal Seçimleri, 26 Eylül’de tamamlandı. AB’nin lokomotif ülkelerinden Almanya’da yaşanan iktidar değişimi, Avrupa siyasetini ve uluslararası politikayı şüphesiz etkileyecek. 16 yıllık Merkel iktidarından sonra gelecek olan Şansölye’nin nasıl politikalar izleyeceği uzun süredir merak konusuydu. Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik'te (CDU) Armin Lashet’in başkan seçilmesini, “Merkelizm’in devamı” olarak kaleme almıştım; ancak kulislerde, CDU’nun tarihindeki en düşük oyu almasının, Laschet’in üzerindeki baskıyı bir hayli arttırdığı konuşuluyor. Öte yandan Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) zaferi, tamamen sol bir koalisyon kurmanın imkânsızlığı nedeniyle, “Buruk Zafer” yorumlanıyor. Seçimle ilgili genel görüşleri kısaca özetlemeye çalışacağım.
Seçim yarışı
30 Eylül’de Kuş Bakışı’nda da sonuçları verdiğimiz üzere; SPD yarış ipini birinci olarak göğüslerken CDU ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) ittifakı ikinci oldu. Sonuçlar sürpriz olmadı zira son seçim anketleri, nedenleriyle doğru sonuçları tahmin ediyordu.
- Ağustostaki anketlerde SPD %23 oy oranıyla ilk sıradayken, CDU %22 ile ikinci, Yeşiller Partisi %18 ile üçüncü sıradaydı. Eylül ayındaki son anketlerde ise SPD ve CDU- CSU ittifakı arasında 4 puanlık fark tahmin edilerek, %25 ve %22 oranları veriliyordu. Yeşillerin oy oranı ise %16 olarak görülüyordu.
Nihayetinde, SPD ile ilgili tahminler gerçeğe en yakın sonuçları verdi. CDU / CSU %24,1 ile tarihinin en düşük oyunu alsa da Yeşiller Partisi’ne ve diğer alternatiflere yüksek oranda oy kaptırmadı.
SPD’nin yüksek oy almasında, aday gösterdiği Olaf Sholz’un kayda değer bir etkisi oldu. Kabinede Maliye Bakanlığı ve Şansölye Yardımcılığı görevlerini yürüten Scholz, gerek ülkesinde gerekse AB’de Covid-19 yönetimiyle ön plana çıktı. Federal Hükümet tarafından Alman işletmelerini kurtarmak üzere oluşturulan acil finansman paketini yöneten Scholz; Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire ile AB’nin hazırladığı kurtarma fonunun hazırlanmasında önemli rol oynadı.
Seçmenlerin Merkel’in halefi olarak CDU lideri Laschet yerine onunla uyum içinde çalışan Scholz’u gördüğü seçim sonuçlarından anlaşılıyor. Gazete Pencere yazarı Necdet Saraç bu durumu Almanların Scholz şahsında “güvene ve istikrara oy vermesi” olarak yorumluyor.
Seçimlerden SPD kadar mutlu olan bir taraf varsa %14,8 ile tarihinin en yüksek oyunu alan Yeşiller Partisi. İklim krizine yönelik vaatleri ile ön plana çıkan partinin parlamenter grup lideri Katrin Göring-Eckardt, bu zaferi “Değişim isteyen bir kuşağın oyları” olarak nitelendirdi.
Mecliste çeşitlilik
Seçim sonuçlarına göre mecliste 83 göçmen milletvekili yer alacak. Bu vekillerin 18’i Türkiye kökenli. Umut vadeden bu sayı, ülke nüfusuna oranla yeterli görünmüyor. Ülke nüfusun yaklaşık %26’sı göçmenlerden oluşurken Budestag (Federal Meclis) temsilîyeti %11,6’da kalıyor.
Budestag tarihinde ilk kez trans bireyler sandalye kazandı. Yeşiller Partisi’nden aday olan trans kadınlar Tessa Ganserer ve Nyke Slawik Güneydoğu Bavyera ve Kuzey Ren – Vestfalya’dan meclise katılacaklar.
Koalisyon ihtimalleri
Alman siyasetinde koalisyon kombinasyonları, genelde parti renkleriyle uyumlu bayraklarla ifade ediliyor. 2021 için sembolize edilen koalisyonlar ise;
- Kırmızı – Siyah Büyük (Grand) Koalisyon: SPD ve CDU/ CSU koalisyonunu temsil eden bu kombinasyon, hâlihazırdaki yönetimi de özetliyor. Her iki tarafın da bu çözüme sıcak bakmadıkları biliniyor. Bu koalisyon değişim isteyen tabanın isteklerini karşılamayabilir.
- Trafik Lambası Koalisyonu: SPD, Yeşiller ve liberal FDP’den oluşan üçlü koalisyon halkın en çok istediği koalisyon olarak görülüyor.
- Jamaika Koalisyonu: CDU, Yeşiller ve FDP’den oluşan bu koalisyon ihtimali, lider parti SPD’yi saf dışı bırakabilir. Teamüllere aykırı olsa da mümkün olan bu ihtimalin Laschet tarafından dile getirildiği; ancak CDU içinde destek görmediği ileri sürülüyor. Ayrıca 2017’de yine bu koalisyon denenmiş, FDP son anda vazgeçmişti.
- Mickey Mouse / Almanya Koalisyonu: SPD, CDU / CSU ve FDP’den oluşan bu ihtimalde, sarı – kırmızı – siyah renkleri hem ülkenin bayrağıyla hem de Mickey Mouse kıyafetleriyle uyuşuyor. Bu koalisyonun ideolojik farklılıklar nedeniyle ülke politikasında reform yapamayacağı düşünülüyor.
- Kenya Koalisyonu: SPD, CDU/CSU ve Yeşillerden oluşacak bu koalisyon, mecliste en yüksek temsil gücüne sahip olacak senaryolardan biri.
Otomotiv endüstrisi için zorlu bekleyiş
Aylar sürmesi beklenen koalisyon görüşmeleri en çok otomotiv sektörünü etkileyecek. SPD ve CDU’nun fosil yakıtlar konusundaki tutumları belirsizken Yeşiller kesin olarak 2030’da içten yanmalı motorların (combustion engine) yasaklanmasını istiyor. FDP ise ekonomiye zarar verebilecek topyekün bir politikayı reddediyor ve benzinli / dizel araçları da dâhil edecek sentetik yakıtlar gibi yeni teknolojilere yönelmeyi savunuyor.
Dünya basını
New York Times gazetesinde “Winner but Not Chancellor, Yet: The Race to Replace Merkel” başlığı ile yayımlanan makalede, Scholz’un merkezci bir çizgi izleyerek kazandığı bu nedenle SPD’nin sol tabanı memnun etmesinin gerekli olduğu belirtiliyor. Ayrıca Avrupa genelinde olduğu gibi Yeşiller’e kayan işçi - öğrenci sınıfını da tekrar tabana katması gerekli.
İtalya ve Yunanistan basını ise Maliye Bakanlığı’nın tasarruf yanlısı FDP’nin yönetimine geçmesi durumunda, Avro bölgesinde istikrarsızlık ve küçülmeye yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Son Not: 2022 yılında Avrupa ve dünya siyasetinde yeni bir döneme tanıklık edeceğiz. Nisan ayında Fransa’da yapılacak seçimlerle birlikte AB’nin iki başat yönetimi değişmiş olacak. Değişen iktidarların AB'nin Türkiye ile ilişkilerinde bir adım atmaları ise Ankara’nın tam üyelik hedefi doğrultusunda hareket etmesine bağlı olacaktır. Uzmanlar, Almanya’nın Merkel sonrası dönemde Türkiye’ye olan tavrında; ara buluculuk yerine Birlik değerlerine ağırlık veren bir eğilimde olacağını öngörüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta yazılarımızda Türkiye ve Rusya'nın zorlu ilişkisi ile Almanya'da seçimleri kazanan SPD'nin "buruk zaferine" odaklanıyoruz.
01 Eki 2021

YAZARLAR

Büşra Kılıç
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




