Alternatif Tasarım: Permakültür

Permakültür alternatif mi, olması gereken mi?
Permakültür, sürdürülebilir ve onarıcı insan yerleşimleri oluşturmayı amaçlayan bir tasarım yaklaşımıdır. Şimdi, bu işin sandığımızdan birazcık daha farklı olduğunu daha iyi anlayabilmek için gelin buradaki kavramlara biraz yakından bakalım.
Sürdürülebilir sistem, en az ömrü boyunca bakımı ve ömrünün sonunda yenilenmesine yetecek kadar enerjiyi üretebilen sistemdir. Böyle olmasaydı sitemin sürmesi için dışarıdan sürekli girdi (enerji ya da enerji sağlayacak madde) eklememiz gerekirdi.
Sürdürülebilir sistemler kurmamıza engel bir tabiat kanunu var ki ismi entropi. Veya siz termodinamiğin ikinci yasası diyerek ortamlarda hava atabilirsiniz. Bir kedi ile açıklayalım da akıllarda kalsın:
Peki o hâlde entropi varsa, ne yaparsak yapalım kaynaklarımız bir gün mutlaka tükenecek mi? Sürdürülebilirliği tanımlarken bahsettiğimiz, dışarıdan girdi olan kaynağın sonsuz olması mümkün mü? Boşa mı çaba? Direkt salıp hayatımıza sürdürülemez biçimde devam mı etsek?
İnsan ömrü ölçeğinden bakarsak, sonsuz gibimsi olarak adlandırabileceğimiz bir kaynağa aslında sahibiz: Güneş!
Peki güneşi nasıl kullanacağız? Elbette ki; canlıların temel ihtiyacı olan ATP enerjisine dönüştüren mucizevi varlıklar, bitkiler sayesinde!
İnsan yapımı sistemlerin aksine, bitkilerin fotosentez ile ürettiği her şeyin fazlası başka canlıların kullanımına sunuluyor. İnsan yerleşimleri tasarlarken de kurmamız gereken ilişkilere örnek teşkil eden tablo bu:
Belentepe Permakültür Çiftliği
İlişki kurma işi: tasarım
Şimdi; fazlaca biyolojiye, fiziğe girmiş olabiliriz
Permakültür bize, tasarım yaparken gözetmemiz gereken etik ilkeleri söyler ve nasıl yapacağımızdan ziyade ‘yapmakla ilgili nasıl düşüneceğimizi’ gösterir ve 3 temel etik ilkesi vardır:
- Dünyayı gözet. (Çünkü dünya yoksa insan da yok.)
- İnsanı gözet. (5 temel ihtiyacımı -sağlıklı ve temiz gıda, temiz hava, temiz su, güvenli barınak ve ahenkli toplum- kendim için sağlarken, bunu herkes için eşit şekilde istemeliyim.)
- İlk ikisini yaparken artanı, yine ilk 2 ilkeye vakfet.
Bu 3 etik ilkeye dayanmak şart.
Doğanın örüntülerini okuyarak, bitkilerin köklerindekine benzer girdi-çıktı dengesini kurabilirsem sürdürülebilir bir yaşam alanı tasarlamışım, demektir. Kara canlısı olduğum için orman ekosistemlerini örnek alabilirim. Mesela; doğal bir ormanda kimse ağaçları budamaz, sulamaz, kimse hayvanları beslemez, ama orman sistemindeki bir ya da birkaç öğe bunu ağaçlar için, hayvanlar için zaten yapıyordur.
Yapmakla ilgili düşünmek kısmı tamamsa; bu işi anladınız, demektir.
Ama yine de nasıl yapacağınıza dair ipuçları istiyorsanız, birkaç örnek verelim. Tabiatın örüntülerini takip ederek yerleşim alanları tasarlamaktan bahsedince aklınıza sadece araziler içinde evler yapıp yaşamak gelmesin. Aksine; Bill Mollison, ‘’Nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, kapınızın önünden başlayın’’ der.
Permakültür Tasarımına dair daha detaylı bilgi edinmek isteyenler için bir video ve bir kitap bırakalım:
Kitap da buradadır:
Yazar: Özlem Gürtunca, Berfu Batmaz, Berfin Büyükyavuz
Yardımcı yazar: Derin Altan
Editör: Ceylan Kara, Merve Apaydın
Araştırma: Özlem Gürtunca, Berfu Batmaz, Berfin Büyükyavuz
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Yaşam alanlarımız. Şehirler. Hızlı hayat.
12 May 2022

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR



