Amasız, fakatsız yan yana durmayı başarabilir miyiz?

"Durumumuz, kabullensek de kabullenmesek de içler acısı. Ama en kötü durumda olan 'biz' değiliz aslında. Peki kim bu 'biz?'"
Amasız, fakatsız yan yana durmayı başarabilir miyiz?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Tuğçe Tatari

Gazetecilik mesleğinin 2023 yılında geldiği son ortada…

Meslek üzerinden yaşanan hak ihlalleri, tutuklamalar, düşünce özgürlüklerinin un ufak edilişi, "dezenformasyon" denen yasanın icat edilmesi, üzerimizde uygulanma şekli, bizleri tamamen iş yapamaz hâle getirmek üzerine kurulu malum…

Yol da uzun yol ha, hemen gelmedik tabii ki buralara!

20 yıldır ilmek ilmek dokudular bu düzeni.

Önce "büyük kurumlar" yani "ana akım medya"dan silkelenişimizle başladı her şey ve şimdilerde zar zor yaratılan, çoğumuzun da bir şekilde "sığındığı" alternatif medya yayınlarına geldi sıra.

Alternatif yayınlarda çıkan yazılarımız, sözlerimiz de "dengelenmeye" çalışılıyor artık.

Evet hakkımızı arayamıyoruz, evet örgütlenemiyoruz, evet biraraya gelip ortak bir değerimiz için hak mücadelesi veremiyoruz (Ortak bir derdimiz var mı? Var mıydı? Bazen insan ondan bile şüphe eder hâle geliyor…) 

AK Parti iktidarının şüphesiz en başarılı olduğu alan, işgalci devletlerin yaratımı olan böl-parçala-yönet stratejisini "başarıyla" uygulayışıdır. Bizi de kendi içimizde böldüler, parçaladılar ve yarattıkları bu kaosla biz muhalifleri de dizayn ediyorlar.

Durumumuz, kabullensek de kabullenmesek de içler acısı.

Ama en kötü durumda olan "biz" değiliz aslında.

Peki kim bu "biz?"

Topyekûn bir muhalif Türkiye medyasından söz ediyor olsak da muhalif medyamızın baskın çoğunluğu Türklerden oluşur aslında.

Evet biz bir iddia ortaya koyarak "Türkiye medyası" diyoruz ama pek çok konuda olduğu gibi bu iddiamızın da altını dolduramıyoruz. 

"Biz" ve "onlar"…

Kimdir peki bu "onlar?"

Tabii ki Kürtler. 

Kürt muhalif gazeteciler de (birçok alanda olduğu gibi) bir şekilde kendi medyalarını kurmak zorunda bırakılmıştır. Türlü baskı, şiddet, tutuklama ve kriminalleştirmelere rağmen kurdukları medyayı da ayakta tutmaya çalışıyorlar. Yaşadıkları hak ihlalleri, baskılar, tehditler ve tutuklamalar pek duyulmaz; ya da şöyle diyeyim, duyulsa da gündemleştirilmez.

"Bölge gazetecisi" diye bir yere indirgenirler ve asla kolkola mücadeleye girilmez "onlarla."

23 yıllık gazetecilik hayatımda bu konu üzerine esaslı bir özeleştiri verildiğini de hiç görmedim.

Neyse uzatmayayım lafı, yerim dar…

Özetle;

Türkiye'de muhalif medya çalışanları olarak ne yaşarsak, muhalif Kürt medyası bin beterini yaşar, bu hep böyle olmuştur, oluyor da. 

"Bizler" ana akımda işsiz kalırken onlar zaten o ana akım kabul edilen plazaların kapısından dahi geçirilmemiştir.

Açıkçası "Ah ya, ne de özgürmüşüz o günlerde!" diyerek yad ettiğimiz geçmişte kalan ışıltılı ana akım günlerimiz de "sadece bize kadar ışıltılı", "bize kadar özgürdü" aslında!

Bizler gözaltına alınırken onlar zaten çoktan tutuklanmış ve yedi cedleri de o süreçte mağdur edilmişti.

Elbette mağduriyetler yarıştırılmaz ama Türkiye'de bir mağduriyetler hiyerarşisi vardır ve bu hiyerarşi "muhalif mağdurlar" için de geçerlidir, bunu kabul etmeliyiz artık.

Biz hep muhalif medyanın başına gelenleri "Türk muhalif medyası" üzerinden okumaya meyilliyizdir.

Esas mercek altına almamız gereken ise Türk muhaliflerin, devletin böl-parçala-yönet oyununu fazlasıyla içselleştirmiş olmaları ve herhangi bir sinyale ihtiyaç duymadan, olası bir medya operasyonunda derhal Kürtleri kendilerinden ayrıştırmalarıdır.

Ve o yüzdendir ki Kürt medyasında bir tutuklanma, bir hak ihlali olduğunda ülke çoğunluğunun bundan haberi dahi olmaz. Haberi olanların da çıkardığı ses son derece cılızdır. 

Çünkü Türkiye muhalifleri tıpkı devletin yaptığı gibi Kürt gazetecileri "angaje" kabul eder.

Ve birarada mücadele alanlarını Kürt gazetecilere açmazlar.

Onların başına gelenleri gündeme taşımaz, cezaevi önlerinde kalabalıklar oluşturmaz, kamuoyu oluşturmalarına destek olmaz ve hatta mümkünse görmezlikten gelmeyi yeğlerler.

Misal biz yıllara varan mağduriyetleriyle tutuklu Kürt gazeteci Ziya Ataman'ı ve İsmail Çoban'ı bırakın gündeme taşımayı adlarını bile bilmeyiz. Oysa çoğumuzdan uzundur belki de basın emekçiliğinde harcadıkları yıllar ama işte "bizden değiller"dir.

Veya daha yakın tarihe gelelim, Sedat Yılmaz 23 yıllık ve ödülleri olan bir Kürt gazetecidir (muhalif medyada da tanınan biridir). 3 Mayıs 2023'ten beri tutuklu ve 14 Aralık’ta ilk duruşması görülecek. Onun yaşadıkları, ona yaşatılanlar, tutuklanma sebebi ve buna konu olan yazılar üzerinden mağduriyeti asla "bizim" önemli konularımız arasında yer almaz...

Ha keza tutuklu gazeteci Dicle Müftüoğlu ve Abdurrahman Gök için de aynısını söylemek ne yazık ki mümkündür. Oysa tutuklu veya tutuksuz, Türk muhalif bir gazetecinin duruşması aylar öncesinden duyurulur, özgürlüğü için kampanyalar yürütülür.

Başarılı olunur veya olunmaz, azdır veya çoktur fark etmez ama Türk muhalifler sadece kendilerinden gördükleri için çaba harcarlar. 

Oysa bu arkadaşlar da gazetecidir. Üstelik türlü zorluk ve dezavantajlar karşısında işlerini yapmaya çalışan muhalif bireylerdir ve fakat gelin görün ki Kürt medyasının çalışanı oldukları için yanlarında durulmaz, adlarına kampanyalar yürütülmez. Çünkü onların mesleğinin önünde Kürt kimlikleri vardır.

Kürt medyasından oldukları için akla ilk gelen soru "ya bir yerle bağlantıları varsa?" olur. Olmaz mı?  

Türkiye'nin muhalifleri kendilerini Kürtlerden daha üst bir yere konumlandırmıştır özetle.

Bu tarz bir kimliksel ast-üst ilişkisi kurmak entelektüel dünyanın iddialarıyla çelişir, evet, ama zaten bugün dönüp baktığımızda Türkiye'de bir entelektüel yapı olduğunu da söylemek çok güçtür!

İddialarımı somutlaştırmam gerekirse...

Aylardır tutuklu olan gazeteciler Dicle Müftüoğlu ve Sedat Yılmaz 7 ve 14 Aralık'ta Diyarbakır'da hâkim karşısına çıkacaklar. Aynı şekilde Abdurrahman Gök de dün, hâkim karşısına çıkarıldı ve tahliye edildi. 

Sıklıkla cezaevinden "amasız fakatsız yanımızda durun, destek verin" mesajı gönderen bu gazeteciler "meslektaşları" tarafından aylardır duymazdan geliniyorlar.

Bu yazıyı sert bulacak veya ortaya attığım iddiaları asla kabul etmeyecek olan muhalif arkadaşlara açık çağrımdır: 

Bu arkadaşlarımızın duruşmalarından şu andan itibaren artık haberdarsınız.

İlla yerinde olmasa bile bu duruşmaları uzaktan da takip etmeye ve gündeme taşımaya, en önemlisi de beraber dayanışmaya bir kere de ben davet ediyorum hepimizi. Şayet bunu yapmaya bugün başlarsak, Kürt "bölgelerinde" yaşanan gazetecilere yönelik hak ihlallerinin de sizin, bizim yaşadıklarımızdan bir farkı olmadığını, hatta daha beter uygulamalara, daha beter haksızlıklara maruz kaldıklarını bir kere daha anlama şansı da yakalamış olacağız. Suçlandıkları konuların tıpkı Türk muhalif gazetecilerin de suçlandığı, gazetecilik yapmaktaki ısrarlarından ileri geldiğini göreceğiz.

Ne diyorduk hatırlayalım: "Ya hep beraber ya hiçbirimiz…"

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🖋 “Ya hep beraber ya hiçbirimiz”

Tuğçe Tatari "basın özgürlüğü"nü konuşurken muhalif medyanın da görmediği, kimi zaman "görmezden geldiği" gazetecileri hatırlattı. Büşra Kılıç, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği hakkındaki raporun öne çıkanlarını yazdı.

06 Ara 2023

Fotoğraf: TGS

YAZARLAR

Tuğçe Tatari

Gazeteci ve yazar

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?

Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.

23 Tem 2026

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni parti gündemi: CHP'den istifa eden üyeler partiden neden ayrıldıklarını anlatıyor

CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Özgür Özel'in 83 milletvekilinin katıldığı son grup toplantısında yeni parti hazırlıklarını duyurmasının ardından partide art arda istifalar yaşandı. CHP'den istifa eden üyeler, neden istifa ettiklerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto'ya anlattı.

Melisa Gülbaş

·

22 Tem 2026

Yeni parti gündemi: CHP'den istifa eden üyeler partiden neden ayrıldıklarını anlatıyor
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Batur Ozan Togay

·

21 Tem 2026

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Birol Oğuz

·

20 Tem 2026

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

Melisa Gülbaş

·

20 Tem 2026

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?