Amerika’da gündem: Süper Salı

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
ABD başkanlık seçim sürecinde 15 eyalette aynı gün önseçim yapılan Süper Salı’nın ardından Çarşamba sabahı Cumhuriyetçi Parti’nin Başkanlık adaylığı için yarışan iki adayından biri olan Nikki Haley, adaylıktan çekildiğini açıkladı. Böylece Kasım ayındaki yerel seçimlerde başkanlık yarışının eski ABD Başkanı Donald Trump ve ABD Başkanı Joe Biden arasında olacağı kesinleşmiş oldu.
ABD’de önseçim sistemi: Başkan adaylarının belirlenmesi, önce belli eyaletlerde parti toplantıları (caucus) sonra da her eyalette oy kullanma (önseçimler/primaries) ile tamamlanıyor. Önseçimlerde bazı eyaletlerde sadece parti üyeleri oy kullanabilirken diğerlerinde genel seçimlerde oy kullanma hakkı olan herkes oy verebiliyor. Bu önseçimlerde, seçmenler başkan adayları arasından seçim yapmıyor, eyaletlerindeki parti delegeleri arasında seçim yapıyor. Daha sonra delegeler kendi eyaletlerindeki parti başkan adayını seçiyor. Delegelerin desteğinin hangi adaydan yana olduğu çoğunlukla belli olduğu için önseçimlerin sonucunda iki partinin başkan adaylarını tahmin etmek de zor olmuyor.
Kısaca seçim takvimi: Ocak ayında Iowa’da başlayan önseçim oylamaları, her eyaletin seçim takvimi ve kurallarına göre, Haziran ayına kadar devam ediyor. Kasım ayında yapılacak genel seçimlerin sonunda seçilen yeni başkan, 20 Ocak 2025 günü resmen işe başlayacak. Birçok adayla başlanan yarışta en son Florida Valisi Ron DeSantis’in de yarıştan çekilmesiyle, seçim iki adayla devam edilse de Cumhuriyetçilerin Trump desteği Haley desteğinden çok daha fazlaydı. Öte yandan, Trump, bazı anketlerin öngördüğü puan farkını da yakalayamadı.
Amerika’nın Trump açmazı: Başkanlık süresi bittiğinden beri hakkında büyük davalar açılan Trump’ın gündemini takip etmek için adeta hukuk fakültesi diploması gerekiyor. Cumhuriyetçilerin en çok desteklenen başkan adayı olmasının yanında Trump’ın güncel rakamlarla 91 ağır suç davası var. Bunlardan en önemlileri, geçen yıl Nisan ayında Aposto Spektrum’da biraraya getirdiğim cinsel istismar ve hakaret davası ve 6 Ocak ‘Save America’ mitinginin Kongre baskınına yol açmasıyla ilgili. Ayrıca Florida’daki evinde Oval Ofis’i teslim ederken geri vermesi zorunlu 15 kutu resmî evrak bulunması da önemli davaları arasında yer alıyor. Trump'ın davalarından biri de 2020 seçimlerinde Georgia eyaletinde seçime hile karıştırması suçlaması. Bir suçlamanın kanıtlanması bile bir siyasetçinin kariyerini bitirebilecekken Trump, bu davaları kendisine karşı savaş açan demokratların "cadı avı" olarak addediyor. Ülkede aldığı destek, "mağdur siyaseti"nin Amerikalı seçmenler için de işlediğini gösteriyor.
"Oy pusulasından ismi silinsin": Öte yandan, var olan davalar sadece Trump tarafından kullanılmıyor. Geçen yıl Colorado, Illinois ve Maine eyaletlerinin yüksek mahkemeleri, hakkındaki 6 Ocak Capitol binası saldırısı suçlamalarından, ABD Anayasası’nın 14. ek maddesinin 3. fıkrası gereğince, Donald Trump’ın Başkan adaylığından diskalifiye olması ve pusuladan adının çıkarılması kararını vermişti. Bu fıkra, "ABD Anayasası’nı destekleyeceğine yemin eden ve daha sonra buna karşı ayaklanma veya isyana karışan ya da düşmanlarına yardım veya yataklık eden herhangi bir devlet memurunun görevden menedilmesi"ni belirtiyor. Var olan hukuki yüküyle adaylığını devam ettirmesi konusundaki endişeler yerinde olmakla beraber, eyalet mahkemelerinden gelen bu talebin gerçekleştirilmesi için yasal bir zemin mevcut değil. Sonuçta pusulada bir Cumhuriyetçi Parti başkan adayı bulunmak durumunda ve seçim sonucunda bütün eyaletlerin başkanı bir kişi olacağından, önseçimlerin sonucunda adaylığı Trump kazandığı takdirde pusulada isminin yer almaması pratikte bir şey değiştiremeyecek.
Aynı kararı almak için başka eyaletlerde de davalar açılırken, mahkeme kararlarının uygulanması için federal mahkeme olan Anayasa Mahkemesi’nin kararı gerekiyordu ve başkanlık sürecindeki atamalarından dolayı Trump lehine karar çıkması bekleniyordu. Karar, Süper Salı’dan bir gün önce, Trump lehinde açıklandı, savunma, sözü geçen Anayasa ek maddesinde sayılan memurluk makamları arasında Başkan veya Başkanlık ofisi geçmediği için, maddenin başkanlık ofisinde bulunanlara uygulanamayacağı yönündeydi. Bu süreç, bir yandan belli eyaletlerde Trump karşıtlığını gösterirken, diğer yandan, Trump’ın mağduriyet siyasetine de yeni bir madde olarak eklendi, dolayısıyla Trump destekçilerinin daha da yoğun ve hareketli olmasına katkı sağlamış olabilir.
Süper Salı gündemi: Salı gecesi sayımlar devam ederken görünen tabloda Süper Salı eyaletlerinin çoğunda Trump-Biden yarışı görüldü. Vermont eyaleti Haley’in zaferiyle sonuçlandı. Süper Salı önseçimleri ardından desteğin düşük olduğu gören Haley, Çarşamba sabahı yarıştan çekildiğini duyurdu. Böylece Trump, Cumhuriyetçi Parti’nin kalan son başkan adayı oldu.
Nikki Haley oyları Başkanlık seçimlerinde nereye kayacak: Başkanlık seçiminin Biden ve Trump arasında olacağı nerdeyse kesinleşmişken önseçimlerdeki Haley oyları da seçmenin isteksizce Trump’a oy verebileceğini veya Biden’a şans verebileceğini göstermesi açısından önemli. BBC Kuzey Amerika muhabiri Zurcher "Trump’ın büyük görevinin Haley oylarını kazanmak" olduğunu belirtirken, BBC'nin ABD muhabiri Brandon Drenon, federal kayıtlara göre Haley’in seçim kampanyasında kullanabileceği 14 milyon dolar olduğunu, yarıştan çekildiğinde paranın nereye gideceğini sorguladı. Fonun geri kalanının Trump’ın kampanyasının devamı için transfer edilebilecekken, yarıştan çekilen adayların genelde bu parayı siyasi kariyer için kullandıklarını belirtti.
"Kararsız" oylarıyla Gazze politikasına tepki: Michigan ve Minnesota gibi Demokrat Parti eğilimli eyaletlerde bu yıl çok yüksek seviyelerde "kararsız" oy kullanılıyor. Seçmenler, Biden hükümetinin Gazze politikasını ve İsrail desteğini desteklemedikleri için önseçimlerde kararsız oy kullandıklarını belirtiyorlar. Bu oylar başkanlık seçimlerinde muhtemelen Trump'a kaymayacak çünkü Trump daha da İsrail destekçisi bir siyasetçi olarak biliniyor. Fakat bu durum, Demokrat Parti destekçilerinin seçime katılmamasına ve bazı eyaletlerde yarışın beklenmedik sonuçlara varmasına yol açabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
YAZARLAR

Deniz Kaptan
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?




