Anlamsız ya da bağlamsız kuşak analizleri ve bize düşenler


Türkiye’nin ilk ve tek faizsiz yatırım bankası: Golden Global Bank Faizsiz finans prensipleri çerçevesinde, Türkiye’de ve bölgede lider yatırım bankaları arasına girme hedefiyle yola çıkan Golden Global Bank , ağırlıklı olarak dış ticaret firmalarına bankacılık hizmetleri ve alternatif finansman enstrümanları sunmayı amaçlıyor. Müşterilerinin finansal risklerine yönelik hazine çözümleri ve rekabetçi fiyatlamalarla paydaşlarına katma değer sağlıyor. Farklı hizmet anlayışıyla özellikle uluslararası ticaret alanında etkili bir oyuncu olmayı amaçlayan banka, hedef pazarlardaki muhabir ağını genişleterek dış ticaret hacmini artırıyor ve butik bankacılık modelini benimseyerek operasyonel kaliteyi sürekli yükseltiyor. Emtia Ticareti Finansmanında katılım bankacılığına yeni bir soluk getiren banka, uluslararası piyasalarda ve borsalarda işlem gören emtianın direkt olarak Golden Global Bank adına satın alınmasına ve ihtiyaç duyulan dönem ve miktarlarda müşteriye satışının yapılmasıyla tamamen ticaret odaklı işlem yapılmasına imkân tanıyor. Teknolojide yaşanan gelişmeleri hızlıca bankacılık altyapısına entegre eden Golden Global Bank , yeni nesil bankacılık adına fintekleri yakından takip ederek iş birliğine ağırlık veriyor. Dijital kanallarını hem bir hizmet aracı hem de müşteri bağlılığının artırılmasında etkili bir araç olarak gören banka, BKM, Visa ve Mastercard üyelikleriyle birlikte ödeme sistemleri ürünlerinde de müşteri deneyimini merkeze alan bir anlayışla hareket ediyor. Golden Global Yatırım Bankası ’nın faizsiz finans prensipleriyle sunduğu hızlı ve kalıcı hizmetlerden yararlanmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Son yıllarda dünyanın farklı ülkelerindeki siyasi yükselişlerin neredeyse hepsinin arkasında genç seçmenin olması, Türkiye’de de gözleri genç seçmene çevirmiş durumda. Varolan politik yapıyı değiştirecek dip dalganın "gençlik depremi" olacağına dair bir beklenti oluştu.
"Yeni nesil siyaset" söylemi çerçevesinde genç kuşaklar üzerine ateşli tartışmalar sürerken kuşak analizi üzerinden yapılan ve tarihsel gelişmelerin göz ardı edildiği "Z kuşağı" tartışmalarının (içi boş güzellemelerin!) gelmekte olan dünyayı anlamaya ve fazlasıyla "dilimize sakız" ettiğimiz genç kuşakları bu geleceğe hazırlamaya pek faydası yok.
Kaldı ki: Sadece durum ve sorun tespitini içeren bu tartışmalarla konunun öznesi olan genç kuşaklar zaten pek ilgilenmiyor. Onlar bir anlamda, kendilerinden yaşlı kuşaklardan umutlarını kesmiş, onlara verilen vaatlerin yerine getirilmediğini gördükçe de politikadan uzaklaşıyor, kuşaklar arası uçurum daha da artıyor.
"Kaynakları israf etme alışkanlığımızı yeni dünyaya da taşıdık"
Dijital dünyanın hızına doğan yeni kuşakları kapsayacak bir politik dil arayışındaki Türkiye’nin siyasi yapılarının yaptığı en büyük hatalardan biri “geleceğe” dair bir düşünce biçimi geliştirmek yerine gündelik yaşama ait semboller üzerinden bu katmanların oyunu alabileceğine inanması. "Bizim göçmen kuşağımız, eskiden getirdiği alışkanlıklarla üssel büyüyen devinime balıklama daldı" diyor Faruk Eczacıbaşı, Daha Yeni Başlıyor adlı kitabında ve ekliyor:
Kendi bildiğimiz şekilde, çıkarlarımız doğrultusunda elimize geçen fırsatları bir taraflara çekiştirmeye çalışıyoruz. Geçmiş kuşaklardan devraldığımız ama gelecek kuşaklara da borçlu olduğumuz kaynaklarımızı israf etme alışkanlıklarımızı da bu yeni dünyaya taşıdık.
Eczacıbaşı, gelişmelerin ve getirdiği kırılımların sürekli olduğunu anlamak, bu kırılımların alışkın olmadığımız bir biçimde gittikçe artan bir hızla değişmesine hazırlıklı olabilmenin gerekliliğine de dikkat çekiyor.
Ağ toplumunu anlamak
Tabii öncelikle de bu devinimi iyi anlamak gerekiyor. Bugün içinde yaşadığımız dünyanın "yeni" bir gerçeklik olduğuna dikkat çeken sosyolog Manuel Castells, internetle toplumsal hareketler arasındaki ilişkiyi göz ardı etmememiz gerektiğini söylüyor.
Castells, ağ toplumunu, ağlar oluşturma mantığı etrafında merkezsiz, hiyerarşi içermeyen, yatay ilişkilerin hâkim olduğu bir toplumsal örgütlenme biçimi olarak tanımlıyor. Sosyolog, "ağa bağlı toplumsal hareketler" olarak tanımladığı farklı ülkelerde ortaya çıkan protesto gösterilerinin belli bir ideolojik ve politik altyapısı olmasa da insanlar ortak acı, sorunlarını paylaşıyor, korkusuzca itirazlarını dile getiriyor.
Kuşkusuz, teknolojinin bu hızlı değişimi, yani bir yaşam hâline gelmesi politik yapılarda büyük değişim yaratacak. Bu değişime hazırlıklı olabilmek için kuşakları anlamaya çalışmak kadar “zamanın ruhunu” da anlamak son derece önemli. Zira internet, yeni bir dijital vatandaşlık kültürü yaratırken Reddit, Discord, TikTok videoları veya özel sanal odalar, uygulamalar üzerinden örgütlenebilen farklı politik görüşlerden, katmanlardan “apolitik” (aslında başka anlamda politik ama var olan siyasi yapılara karşı) bu gençler, televizyon seyrederek büyüyen ailelerinin aksine odalarından, akıllı telefon veya tabletler üzerinden dünyayı değiştirebileceklerine inanıyor.
Dijital dünyanın siyasete etkisi
Medya iletişimi teorisyeni Herbert Marshall McLuhan’a göre iletişim, araçları toplumları şekillendirir. Tam da bu nedenle önümüzdeki dönemin siyasetine ve genç oylarına bakarken giderek “yaşam alanına” dönüşen dijital dünyanın siyasete, toplumsal yönetişimine etkisine bakmadan ilerlemek, bunun yaşamın her alanını nasıl etkileyeceğini anlamadan yola çıkmak bu yüzyılın ruhuna aykırı.
Belirli bir çerçeveye hapsedilmiş persona'lar üzerinden değil daha çok geleceği anlamaya çalışarak genç kuşakları anlayabiliriz. Baş döndürücü hızla ilerlemekteki dijital dönüşümü mercek altına almak, bu süreçten etkilenen kuşakları da bu çerçevede anlamaya çalışmak, Türkiye siyasetinin ve genç kuşaklarının buna ne kadar hazır olduğu üzerine kafa yormak, “ülkenin, dünyanın geleceği” dediğimiz farklı katmanlardan gençler için daha yararlı olacaktır. Bunu yapmak için kristal bir küreye ihtiyacımız yok, zamanın ruhunu bilimsel veriler ışığında yakalamaya çalışmak, tarihe yüksek bir dağın tepesinden aşağıdaki yerleşim noktalarına bakıyormuşçasına bakmak, neden sonuç ilişkisini iyi saptamak, sağlıklı analizler yapmak gerekiyor.
“Sıradan” insana sesini veren, onu daha da güçlü kılan siber alemin modern agoralarında öncelikli olarak adalet arayışının, küresel ısınma, çevre ve özgürlük mücadelelerinin, dijital aktivizmin yükseleceğini öngörmek mümkün.
Bütün bunların ışığında, iletişim devriminin şekillendirdiği genç kuşaklar, bireyi odağına alan, merkeziyetçi yapıları dönüştüren dijital demokrasiyi kurmayı başaracaklar mı ya da başarabilecekleri bir dünyayı kurmalarına destek olabilecek miyiz?
Not: Serbest Kürsü'de yer alan tüm görüşler yazarlara ait olup, Aposto'nun editoryal bakış açısını yansıtmamaktadır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Herkese günaydın. Bu hafta sonu gündemde kuşak analizleriyle dijital demokrasi üzerine bir inceleme ve Gezgin Salon Festivali'nin hafta sonu programı var.
25 Haz 2022

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.




