Araştırma: Kutuplaşmanın coğrafyası, gençlerin kutuplaşması

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İstanbul Ekonomi Araştırma'nın bu hafta yayımladığı ve çağımızda siyasetin en büyük problemi kabul edilen "kutuplaşmayı" ele alan yeni araştırması iki kısımdan oluşturuyor. Raporun ilk kısmı, Türkiye'de kutuplaşmanın coğrafi evrimini seçim sonuçları üzerinden inceliyor. İkinci kısımda ise anket yöntemiyle gençlerin siyasi tercihleri, belli politikalara destekleri ve farkı toplumsal gruplara mesafeleri anlaşılmaya çalışılıyor. İki kısmın da hayli ilginç bulguları var.
Türkiye'de kutuplaşmanın coğrafi evrimi
Cambridge Üniversitesi'nden Doç. Dr. Özge Özer'in katkı verdiği araştırma, kutuplaşmaya coğrafi bir düzlemde bakıyor. Özer, "en güvenilir veri" olarak vatandaşın kullandığı oya bakarak siyasi tercihlerini anlamaya çalıştıklarını söylüyor. Evet "kutuplaşma", ama nedir ve nerede? Kutuplaşmanın ne olduğunu, nasıl ölçüleceğini kararlaştırmak için bir ekolojik gösterge olan Simpson Çeşitlilik Endeksi'ni (SÇE) kullanılıyor bu araştırmada. SÇE, bir toplulukta kaç tür bulunduğunu ve her türün bolluğunu dikkate alıyor. Araştırmada bu endeksinin düşük olması, yani çeşitliliğin az olması, yüksek kutuplaşmaya tekabül ediyor.
Dolayısıyla metodolojiyi şöyle özetleyebiliriz: Oy verilen parti çeşitliliği ve belli partilerin çok yüksek oy oranlarına sahipken diğerlerinin çok az olması, siyasi çeşitliliğin azalması, görüşlerin belli merkezlerde yoğunlaşması yani başka bir deyişle siyasette nüansın kaybolması kutuplaşma olarak kabul ediliyor.

Bulgulara gelince, aslında çoğumuzu şaşırtmayacak olan sonucu, yani Türkiye'de 2002 yılından sonra kutuplaşmanın artması olgusunu veriler de destekliyor. Ancak araştırma bu genel eğilimin içinde 2015 yılında 4 ay içinde yapılan iki genel seçimdeki kutuplaşma seviyelerine baktığında, kutuplaşmadaki ani artışı gözlemliyor ve şu sonuca varıyor: Türkiye'de kutuplaşma oldukça değişken ve çok hızlı bir şekilde artabiliyor.

Mahalle bazında coğrafi inceleme ise bize kutuplaşmanın coğrafi evrimi hakkında ilginç bir resim çiziyor. 2002 yılındaki kutuplaşma haritasına bakıldığında kıyı bölgelerinde düşük olan kutuplaşmanın iç bölgelerde yüksek olduğu görülüyor. Ancak yıllar içinde kutuplaşma kıyı bölgelerine de ilerliyor ve 2023 yılına geldiğimizde, öncesinde daha fazla siyasi çeşitlilik barındıran kıyı bölgelerinin de artık ciddi anlamda kutuplaşmış olduğunu gözlemliyoruz.
Raporun tamamına bakıldığında, coğrafi kutuplaşma farklılıklarının sağ ve sol eğilimli kentlerde, kent içlerinde ve çeperlerinde de farklılık gösterdiği görülüyor.
Gençler arasında kutuplaşma
Araştırmacı ve ekonomist Can Selçuki'nin sunduğu raporun ikinci kısmında, Türkiye siyasetinde en sık adı geçen seçmen grubu olan "gençler" ele alınıyor. Raporun bu bölümünde, "geciken yetişkinlik" kavramı yani gençlerin daha uzun süreyle aileleriyle yaşamaya devam etmesi kavramıyla karşılaşıyoruz. Bunun yanı sıra, gençlerin çocuk sahibi olmaya, geçmişe göre çok daha mesafeli baktıklarını görüyoruz. Türkiye'de doğurganlık oranı, nüfusu korumak için gerekli olan 2,1'in altında, gençlerin bu görüşleri doğrultusunda daha da düşmesi beklenebilir.
- İzleme önerisi: "Kuşbakışı #7: Türkiye’nin doğurganlık krizi"
Araştırmanın en önemli bulgularından biri, gençlerin siyasette bir "merkez" arayışında olduğu yönünde. Gençler, önceki nesillere göre kendilerini daha yüksek oranda "sağ" veya "sol" görüş yerine "merkez"de tanımlıyor.
- Okuma önerisi: "‘Sol-sağ işleri’ bitti mi?" -Can Selçuki, Spektrum
Selçuki, bu "merkez" arayışının sosyal demokratlar tarafından mı sağ siyaset tarafından mı karşılanacağını önümüzdeki yıllar için temel bir soru olarak kabul ediyor. Bu anlamda, gençlerde gelir dağılımı eşitliği talebinin ve kamusal ekonomik girişimlere artan oranda sıcak bakıyor olması kayda değer bir bulgu. Öte yandan, rapora göre "ekonomik adalet ve bireysel başarı konularındaki dengeli dağılım, gençlerin ekonomik politikalar konusunda açık fikirli olduğunu ve pragmatik çözümlere yatkın olduklarını" gösteriyor.
Araştırmaya göre, birçok yorumcunun tekrarladığı üzere gençler toplumun geri kalanından ciddi bir biçimde ayrışmıyor:
"Bazı konularda devam eden muhafazakar görüşler ve toplumsal kutuplaşma, Türkiye'deki gençlerin daha kapsayıcı ve eşitlikçi bir toplum inşa etme sürecinde karşılaşılan zorlukları da gözler önüne sermektedir. Araştırma bulguları, gençlerin doğal olarak daha açık fikirli veya çeşitliliği daha fazla kabul eden bireyler olmadığını ortaya koymaktadır. Gençlerin toplumsal gruplara ve siyasi görüşlere dair tutumları, toplum genelinde mevcut olan eğilimleri yansıtmaktadır."
Gençlerin kendilerini ideolojik kimliklerde nasıl konumladığı ve farklı kimliklere olan mesafelerini daha iyi anlamak için raporun tamamını okumak faydalı olacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Meclis tatili öncesi sokak hayvanları yasası, vergi paketi. AYM'den Can Atalay hakkında "hükmü yok" kararı. İsrail'e tepki, Filistin Başkanı'na meclis daveti. Belediyelere SGK haczi. Ermenistan ile normalleşme.
01 Ağu 2024

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.






