Geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı ve temsil arayışı: Arayüz Gençlik Araştırması gençlerle ilgili ne diyor?

Arayüz Kampanyası’nın Ekim 2026 tarihli Arayüz Gençlik Araştırması: Siyasi Eğilimler, Sosyal Konumlanma ve Mobilizasyon başlıklı raporu, gençlerin ekonomik koşullarını, gelecek beklentilerini, siyasetle ilişkilerini ve toplumsal katılımını inceliyor.
27-31 Temmuz 2026 tarihlerinde Türkiye genelinde 18-30 yaş arasındaki 1.255 kişiyle bilgisayar destekli telefon görüşmeleriyle (CATI) yapılan araştırma, geçim sıkıntısı ile siyasi temsil ve katılım arasındaki mesafeye dikkat çekiyor.
Gençlerin %79’u geçinemiyor ya da birikim yapamıyor
Araştırmaya katılan gençlerin %40'ı gelirinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini, %39'u geçinebildiği halde birikim yapamadığını söylüyor.
Geçinebildiğini ve aynı zamanda birikim yapabildiğini belirtenlerin oranı ise sadece %21. Yani, her beş gençten yaklaşık dördü ya günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor ya da iş kaybı, taşınma, eğitim gideri veya beklenmedik bir harcama karşısında herhangi bir güvenceye sahip değil.
Ekonomik güçlükler ise kadınlarda daha belirgin. Kadınların %42’si geçinemediğini söylerken, erkeklerde bu oran %39. Rahat geçinip birikim yapabildiğini belirtenlerin oranı kadınlarda %16, erkeklerde %25.
Gelir düzeyine göre de fark görülüyor. Kişi başına düşen hane geliri en düşük gruptaki gençlerin %46’sı geçinemediğini belirtirken, bu oran en yüksek gelir grubunda %18.
Kariyer planı olmayanların oranı %43
Gençlerin %43’ü kariyer planı olmadığını ve geleceğinin belirsiz olduğunu söylüyor. Geleceği konusunda büyük ölçüde net olduğunu belirtenlerin oranı %13’te kalıyor. Katılımcıların %21’inin kısa vadeli planları bulunurken uzun vadeye ilişkin belirsizlik yaşadığı, %23’ünün ise bazı koşulların netleşmesini beklediği görülüyor.
Eğitim düzeyi yükseldikçe kariyer belirsizliği azalıyor. Lise altı eğitim alanların %63’ü kariyer planı olmadığını belirtirken, bu oran lise mezunlarında %46, üniversite mezunlarında %23.
Çalışmak da geleceğe ilişkin belirsizliği bütünüyle ortadan kaldırmıyor. Tam zamanlı çalışanların %37’si kariyer planı olmadığını söylerken, çalışmayan ve iş aramayanlarda bu oran %54’e yükseliyor.
Stres ve kaygı, mutluluğun önünde
Raporda katılımcılardan çeşitli duygularını 10 üzerinden puanlamaları istendi. Stres ve kaygı 6,4 ortalamayla ilk sırada yer alırken, öfke 5,5, çaresizlik 5,3, mutluluk 5,1 ve umut 5,0 puan aldı.
Maddi durum ile duygu puanları arasında da fark görülüyor. Geçinemediğini belirten gençlerde stres ortalaması 6,9 iken rahat geçinip birikim yapabilenlerde 5,0. Çaresizlik puanı aynı gruplarda sırasıyla 6,1 ve 3,9; umut puanı ise 4,4 ve 5,8.
Aile evinden ayrılmak da ekonomik koşullara bağlı
Hiç evlenmemiş veya boşanmış gençlerin %73’ü ailesiyle yaşıyor. Bu oran 18-21 yaş grubunda %81’e, 22-25 yaş grubunda %73’e, 26-30 yaş grubunda ise %65’e düşüyor.
Ekonomik koşullar evlilik kararlarını da etkiliyor. Hiç evlenmemiş gençlerin %68’i ekonomik koşullar nedeniyle evlilik kararını ertelediğini belirtiyor. Bu oran 18-21 yaş grubunda %60 iken 22-25 yaş grubunda %73’e, 26-30 yaş grubunda %75’e yükseliyor.
Kadınların tam zamanlı istihdam oranı daha düşük
Araştırmada çalışma hayatına katılım açısından kadınlar ve erkekler arasında belirgin bir fark görülüyor. Tam zamanlı çalışma 22-25 yaşındaki erkeklerde %54'e ulaşırken, kadınlarda %30'da kalıyor. Bu fark 26-30 yaş grubunda daha da belirginleşiyor. 26-30 yaş grubundaki erkeklerin %66’sı tam zamanlı çalışırken, kadınlarda bu oran %35’te kalıyor.
Aynı yaş grubunda çalışmayan ve iş aramayan kadınların oranı %42 iken, erkeklerde %4. Bu fark, kadınların çalışma hayatına katılımında önemli bir eşitsizlik bulunduğunu ortaya koyuyor.
Sandığa yönelim sürüyor, değişim inancı zayıf
Gençlerin %44’ü siyasetle ilgilenmediğini, %34’ü biraz ilgilendiğini, %22’si ise ilgilendiğini belirtiyor. Buna karşılık, katılımcıların %74’ü gelecek seçimlerde oy kullanmayı düşündüğünü söylüyor. Siyasetle ilgilenmediğini belirten gençlerde bile oy kullanma niyeti %65.
Ancak katılımcıların %57’si seçimlerin gerçek bir değişim yaratmayacağını, %60’ı ise kendi geleceği üzerinde söz sahibi olmadığını düşünüyor. Gençlerin %65’i siyasi partilerin ve siyasetçilerin sorunlarını gündeme taşımadığını belirtirken, bunun aksini düşünenlerin oranı %14’te kalıyor.
Oy kullanmayı düşünmeyenlerin %31’i siyasetle ilgilenmediğini, %30’u ise oy vermenin bir şeyi değiştirmeyeceğini söylüyor. Siyasetçileri yetersiz bulanların oranı %18, kendisini hiçbir parti tarafından temsil edilmiş hissetmeyenlerin oranı %16.
Yeni Parti genç seçmenlerde %32,9 destekle ilk sırada
Araştırmaya katılan tüm gençler arasında Yeni Parti’nin desteği %25,1, AK Parti’nin %22,8. Kararsız, oy kullanmayacağını belirten veya fikri olmayanların oranı %23,4. Parti tercihi belirtenler arasında Yeni Parti’nin desteği %32,9’a, AK Parti’nin %29,9’a yükseliyor.
Oy kullanmayı planlayanların oranı AK Parti seçmenlerinde %86, Yeni Parti seçmenlerinde %84. Ancak geçinemediğini belirtenlerin oranı Yeni Parti seçmenlerinde %54, AK Parti seçmenlerinde %29. Yüksek stres yaşayanların oranı sırasıyla %65 ve %44; düşük umut düzeyine sahip olanların oranı ise %51 ve %27.
Meclise güven, siyasi partilere güvenden yüksek
Araştırmada kurumlara duyulan güven de farklılaşıyor. Gençlerin %43’ü TBMM’ye güvendiğini belirtirken, siyasi partilere güvenenlerin oranı %23’te kalıyor. Sivil toplum kuruluşlarına ve yargıya güven %32, belediyelere %29, medyaya ise %26 düzeyinde.
Medyaya ve siyasi partilere güvenmediğini belirtenlerin oranı, her iki kurum için de %53’e ulaşıyor. TBMM ile siyasi partiler arasındaki 20 puanlık fark, gençlerin seçilmiş temsil fikrini bütünüyle reddetmediğini düşündürüyor.
Genç temsiline destek yüksek, siyasete girme isteği sınırlı
Gençlerin %80’i Meclis’te ve yerel yönetimlerde daha fazla genç siyasetçi bulunmasını önemli görüyor. Ancak şartlar uygun olduğunda siyasete girmek isteyenlerin oranı %31’de kalıyor. Gençlerin %53’ü daha fazla genç temsilini desteklese de kendisi siyasete girmek istemediğini belirtiyor.
Siyasete girmeyi zorlaştıran etkenler arasında bağlantı eksikliği (%28) ve maddi güçlükler (%26) öne çıkıyor. Siyasi baskıdan çekinme ve siyasete güvenmeme gerekçelerini belirtenlerin oranı ayrı ayrı %10.
Gençlerin %78’i son 12 ayda herhangi bir siyasi veya toplumsal faaliyete katılmadığını söylüyor. Karar alıcılara seslerini duyurmanın en etkili yolu olarak %55 sosyal medyayı, %22 seçimlerde oy vermeyi, %15 ise protesto veya mitingleri seçiyor.
Gençlerin %64’ü bugüne kadar hiçbir siyasetçiyle temas kurmadığını, %29’u ise yalnızca selamlaşma veya kısa sohbet gibi yüzeysel karşılaşmalar yaşadığını belirtiyor. Talebini iletebilen veya düzenli iletişim kurabilenlerin oranı %7’de kalıyor. Siyasetçilerle temas kurmuş gençlerin %47’si siyasete girmek isterken, bu oran hiç temas kurmamış gençlerde %22’ye düşüyor.
Sosyal medya, gençlerin başlıca siyasi bilgi kaynağı olsa da güvenilir bulunmuyor
Araştırmada siyasi gelişmelerin takip edildiği kaynaklar arasında Instagram %46 ile ilk sırada yer alıyor. Televizyonu belirtenlerin oranı %34, Twitter/X’i belirtenlerin oranı %32. Katılımcıların %72’si siyasi haber almak için en az bir sosyal medya platformunu kullanıyor.
Ancak sosyal medyada karşılaşılan siyasi bilgilerin doğruluğuna yönelik güven düşük. Fikir belirtmeyenler dışarıda bırakıldığında, katılımcıların %61’i sosyal medyada paylaşılan siyasi bilgilerin doğruluğuna güvenmediğini söylüyor.
Araştırmanın genel tablosu, gençlerin ekonomik belirsizlik ve gelecek kaygısı yaşarken siyasi temsil talebini koruduğunu gösteriyor. Oy kullanma niyeti ve daha fazla genç siyasetçi talebi güçlü olsa da seçimlerin değişim yaratacağına ve gençlerin sorunlarının siyasette karşılık bulduğuna ilişkin güven daha sınırlı.
Nevzat Taşcı: ‘Gençler oy veriyor ama değişime inanmıyor’
Aposto’ya konuşan Arayüz Kampanyası Direktörü Nevzat Taşcı, gençlerin siyasetle ilgilenmeseler bile oy vermeyi önemsediklerini söylüyor:
“Gençlerin siyasetle ilgilenip ilgilenmemesi oy verme tercihlerini doğrudan etkilemiyor. Siyasetle ilgilenmiyorum diyen gençlerin bile %65’i seçimlerde oy kullanacaklarını belirtiyor. Genelde ise bu oran %74’e kadar çıkıyor. Bu Türkiye örnekleminde aslında az bir katılım oranı gibi görülebilir, ama dünya ile kıyaslandığında aslında ne kadar büyük olduğunu görüyoruz.”
Gençlerin sandığa gitme eğilimlerine rağmen seçimlerin değişim yaratacağına ilişkin beklentilerinin düşük olması dikkat çekiyor:
“Bu kadar yüksek bir oy verme oranına karşılık gençlerin sandıktan değişim çıkacağını düşünmediklerini görüyoruz ki bu da oldukça ilginç bir durum. Değişim olmasını düşük görmelerine rağmen oy vererek duruşlarını gösteriyorlar. Gençlerin %57’si seçimlerin gerçek bir değişim sunmadığını düşünüyor.”
Taşcı, gençlerin temsil talebiyle sorunlarının siyasette karşılık bulması arasındaki ilişkiye işaret ediyor:
“Gençlerin %80’i genç bir temsilci görmek istiyor. Bu bize Arayüz Kampanyası olarak yapmış olduğumuz çalışmaların aslında ne kadar anlamlı olduğunu gösteriyor. Bu bulgu, gençlerin siyasetin kendi sorunlarını ne ölçüde gündeme getirdiğine ilişkin yanıtlarıyla birlikte okunmalı. Gençlerin %65’i siyasetçilerin kendi sorunlarını dile getirmediğini düşünüyor.”
‘Yeni Parti’ye yönelik ilgi kuruluş heyecanıyla birlikte okunmalı’
Araştırmanın saha çalışmasının Yeni Parti’nin kuruluşundan sadece bir hafta sonra yapıldığını hatırlatan Taşcı, “Bu nedenle aslında gençlerin partiye kuruluş ilgisi şeklinde okumak daha anlamlı olur. Ancak bu ilginin temelinde gençlerin siyasi olayları takip ediyor ve reaksiyon veriyor olduklarını söylemek mümkün” diyor.
Taşcı’ya göre, bu desteğin kalıcı olması için partinin mevcut siyasi işleyişten farklı bir yaklaşım ortaya koyması gerekiyor. Parti üyelerinin seçim süreçlerine dahil edilmesini bu yönde olumlu bir adım olarak değerlendiriyor.
‘Karar alma süreçlerinden uzaklaştıkça sorunlar daha ağır hissediliyor’
Araştırmada gençlerin stres ve umut düzeylerinin siyasi tercihlerine göre farklılaşması da öne çıkıyor. Taşcı, sağ-sol eksenindeki bu farklılığı karar alma süreçlerine yakınlıkla ilişkilendiriyor:
“Tutum sola kaydıkça stres ve umutsuzluk artarken mutlu olma hali sağa kaydıkça artıyor. Bu da Türkiye’nin yönetimine katkı sunan bir pozisyonda olup olmamayla doğrudan ilişki diye yorumluyoruz.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


