Para = Bağışıklık

Milyarder ilaç şirketleri
Para = Bağışıklık

2020 yılından beri tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi, artık bizim için gündelik hayatın normal bir parçası hâline geldi. Pandemiye o kadar alıştık ki, filmlerde maskesiz insanları dip dibe görünce içimizi bir panik duygusu kaplıyor, bu durumu garipsiyoruz. Evden çıkarken anahtarımız ve cüzdanımızla birlikte yanımıza aldığımız maskemiz ve kolonya şişemizle artık iki yıl öncesindeki gibi okula, işe ve tatile gitmeye devam ediyoruz.

Bizler maskeler, aşılar, PCR testleri, Hayat Eve Sığar ve e-Nabız gibi sağlık teknolojileri sayesinde “normal”e oldukça hızlı bir şekilde geri dönüş yapıyor olsak da Covid-19’dan önceki pandemilerde insanlar bu kadar da şanslı değildi. Mesela, tarihe adını en ölümcül pandemi olarak yazdırmış kara ölüme bir bakalım.

İsmini, deri altı kanamaların neden olduğu doku kararmalarından ve hastalığa yakalanan çoğu insanın ölmesinden alan “kara ölüm”ün, 1347'de Karadeniz'den gelen gemiler üzerinden Sicilya'ya, oradan da bütün Avrupa’ya yayılan bir hıyarcıklı (bubonik) veba salgını olduğu kabul ediliyor. Bu hastalıktan ölen kişi sayısı net olarak bilinmese de 14. yüzyılda 25 milyonu aşkın insanın ölümüne sebep olduğu ve ölüm oranının Avrupa’nın o dönemki nüfusunun yüzde 30 ila 60’ına tekabül ettiği düşünülüyor. Covid-19 pandemisinden şu ana dek yaklaşık 6 milyon kişinin yaşamını yitirdiğini de göz önünde bulundurursak kara vebanın o dönem Avrupa üzerinde ne kadar yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu tahmin edebiliriz.

Bugün, sağlık sektöründeki teknolojik gelişmeler sayesinde Covid-19’un etkisini çok daha hızlı bir şekilde azaltabildik. Bu gelişmeler arasında en öne çıkanı ise aşılar. Ne var ki, aşılara erişim söz konusu olduğunda bazı kesimlerin diğerlerine göre daha dezavantajlı bir konumda olduğu aşikâr. Düşük gelirli ülkelerde, insanların yüzde 10'undan azı en az bir doz aşılanmışken yüksek gelirli ülkelerde bu oran yüzde 80’i bulmakta. Peki, aradaki bu uçurum nasıl kapatılabilir?

Özellikle sağlık sektöründe geliştirilen teknoloji ve ürünlerin fikrî mülkiyet hakları ile korunması uzun zamandır tartışma konusu olan bir durum. İlaç sektörünün gelişmesinde patentler önemli bir rol oynuyor fakat aşı gibi teknoloji ve ürünler için patent hakları verilmesi ne kadar etik? Aşıların bulunması ile dünya liderleri, üretim kapasitesini artırmak için fikrî mülkiyet haklarından geçici olarak feragat edilmesini gündeme getirdi. Feragate ilişkin anlaşmaya varılırsa, cüzi fiyatlarla daha büyük ölçekte aşı üretilebilir. Bazı ülkeler ve özellikle de ilaç üreticileri ise Covid-19 aşıları üzerindeki fikrî mülkiyet haklarından feragat etmenin pandemiyi durdurmanın etkili bir yolu olduğunu düşünmüyor. Bu esnada Moderna, Pfizer, BioNTech gibi aşı üreten şirketler ise milyarlarca dolar kâr elde ediyor. 

Peki sizce Covid-19 aşıları, fikrî mülkiyet haklarından muaf tutulmalı mı?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Fırsatlara Adil Erişim: Hayal mi Gerçek mi?

Aşılar üzerindeki fikrî mülkiyet hakları, kara ölüm, ücret eşitliği ve daha fazlası...

08 Mar 2022

Fırsatlara Adil Erişim: Hayal mi Gerçek mi?

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR