
Devlet Konut Sağlamalı mı?
Yurt sorunu üzerine yazdığım sayıda "Barınma hak mıdır?" sorusunu sormuştum. Bu sayıda da "'Sosyal devlet' niteliğine sahip Devletimiz konut sağlamalı mı?" sorusu ile başlıyorum. Anayasa md. 57 konut hakkını düzenliyor. Anayasa md. 57 uyarınca "Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler." Konut hakkı uluslararası hukuk ile de güvence altına alınmış durumda. İnsan Hakları evrensel Beyannamesi’ne (Universal Declaration of Human Rights) göre "Herkesin, kendisinin ve ailesinin sağlığı ve iyi yaşaması için yeterli yaşama standartlarına hakkı vardır; bu hak […] konut […] hakkını da kapsar." Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi’ne (International Covenant on Economic, Social and Cultural Rights) (ESKHUS) göre Taraf devletler "herkesin … konut da dahil olmak üzere, kendisi ve kendisi ve ailesi için yeterli bir yaşam düzeyine sahip olma ve yaşam koşullarını sürekli geliştirme hakkına sahip olduğunu kabul ederler." "Taraf Devletler […] bu hakkın gerçekleşmesini güvence altına almak için uygun tedbirler alacaklardır." Gerek Anayasa gerek uluslararası hukuk dikkate alındığında konut hakkının kabul edildiği görülüyor. Fakat ekonomik ve sosyal haklar söz konusu olduğunda bir başka soruyu da sormak gerekiyor. "Biz bu hakkı ne ölçüde talep edebiliriz?"
Anayasa’nın 65. maddesi ekonomik ve sosyal haklar bakımından Devletin bu ödevlerini “mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde” yerine getirmesi alanını sağlıyor. Aynı şekilde ESKHUS md. 2 uyarınca Devletler söz konusu hakları “aşamalı olarak sağlamak amacıyla tedbir almayı” taahhüt ediyorlar. Bu “aşamalı” gerçekleştirme yetkisi hukuk literatüründe devletlere çok geniş bir takdir alanı sağladığı gerekçesiyle bazen eleştiriliyor. Eleştiriler bir kenara, bulunduğumuz düzende konut hakkımızın olduğunu; fakat Devletin de mali kaynakları sebebiyle kaçma alanı olduğunu söylememiz gerekiyor. Peki ideal olan Devletin kaçmadan herkese konut sağlaması mıdır?
İdeal Olan Ne ve Biz Neredeyiz?
"İdeal olan nedir?" sorusunun net bir cevabı olmayabilir. Aklıma ilk gelen cevap vatandaşların çok fazla yaş almadan kendi evini alabilecek duruma gelmesi. Hepimiz ev sahibi olmayı isteriz! Bu mümkün olamasa bile en azından maaşımızın makul bir oranı ile belirli standartlara sahip evlerde oturabilmeyi bekleyebiliriz. Bu imkânlara sahip olmayan az sayıda kişinin ise sosyal konut veya konut destekleriyle barınma haklarının sağlanmasını savunabiliriz. Fakat yabancıların ev taleplerinin ev bedellerini yükseltmesi, düşük faiz politikalarının varlık fiyatlarını artırması gibi sebeplerle bu ideallerin geçmiş ile kıyaslandığında orta direk için bile hayal hâline geldiğini görüyoruz.
Euronews’in haberi bunu iyice gözler önüne seriyor. Bu habere göre Ocak 2010’da 75 metrekare bir daire için 124 asgari ücret ödemek gerekirken, Temmuz 2022’de 190 aylık maaşın ödemesi gerekiyor. İstanbul’da bu sayı 184’ten 308’e çıkmış durumda. Tabii bu verilerin Merkez Bankası'nın açıkladığı fiyatlara dayandığını da söylemek lazım. Bu açıklamaları da tartışmaya açmak gerekebilir belki.
Hâl böyle olunca biz de yüzümüzü konut hakkımızı sağlaması için Devlete dönüyoruz. Konut kiralarının artışı karşısında kira artışında tavan uygulaması kabul edildi. Bu sınırlamanın mülkiyet hakkı karşısındaki konumu ya da kira miktarları üzerinde gerçekten etkili olup olmadığı ayrı tartışma konuları. Ev sahibi olma konusunda ise sosyal konut hamlesi başlatıldığını görüyoruz. Gündem olması sebebiyle de bu sayıda TOKİ’ye ve sosyal konut hamlesine odaklanıyorum.
TOKİ ve Sosyal Konut Hamlesi
2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile konut ihtiyacının karşılanması ve desteklenmesi düzenleniyor. Kanunda öngörülen konut inşaatı ile ilgili çalışanları desteklemek, toplu konut kredisi vermek, doğal afet bölgelerinde konut ve donatıları inşa etmek gibi çeşitli görevleri gerçekleştirilmesi için ise Devletten ayrı bir kamu tüzel kişiliği olarak Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, nam-i diğer TOKİ kurulmuş durumda.
Peki TOKİ neler yapmış? TOKİ’nin internet sitesinde 20 yılda 1 milyon 170 bin konut yapıldığını görüyoruz. Bir milyonu aşkın miktarda konut ilk etapta etkileyici geldi. Fakat ideal sayı ne olabilirdi gibi bir düşüncem/bilgim olmadığı için yorumu sizlere bırakıyorum.
Bu ara sıkça TOKİ konuşmamızın sebebi ise “Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Sosyal Konut Hamlesi” başlığı ile çıkan proje. Bu proje 250 bin sosyal konut inşasını öngörüyor ve belirli bir gelir altında daha önceden ev sahibi olmayanların başvurabileceği bir proje. Projede, çeşitli kategoriler de öngörülmüş durumda. Başta büyük bir sevinçle karşılanan bu proje birçok soruyu da beraberinde getiriyor.
"Geliri 16.000 TL (İstanbul için 18.000 TL) altı olan bireyler peşinatı ya da aylık ödemeleri karşılayabilecek mi?" sorusu bu sorulardan ilkiydi. Akademisyen olan ben, bana konut çıkarsa peşinatı ailemden istemeyi düşünüyorum. Peki ya asgari ücretle çalışanlar nasıl karşılayabilecek? Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, asgari ücretli vatandaşların ilave mesai ve çevresinden borç alarak konut taksitlerini ödeyebileceğini belirtti. Ben bu yorumu ilk duyduğumda "ayıp artık" tepkisi verdiğimi hatırlıyorum. Eylül ayı açlık sınırının 7.245 TL olarak açıklandığı bir ülkede insanlar yaşamak için ek mesai yapıp borçlanırken, bu gibi bir yorum ancak toplum gerçeklerinden uzak biri tarafından yapılabilir gibi düşünüyorum. Bakanların bu kadar uzak olduklarına inanasım da gelmiyor.
Bir diğer soru ise konut taksitlerinin memur maaş artışı oranı dikkate alınarak tespit edilen oranda artırılacak olmasına ilişkindi. Medyada birçok kişi borcun durmadan artacağından, insanları felaketin beklediğinden ve TOKİ başvurusunun mantıklı bir başvuru olmadığından bahsetti. Gönül elbette aylık ödemelerin yüksek oranlarda artmamasını ister. Kişilerin artışa dikkat çekmeleri karar süreçlerinin daha rasyonel işlemesi bakımından önemli. Fakat bazı kişiler de bankadan kredi çekip her ay aynı miktarda ödeme yapmanın daha mantıklı olacağını anlattı. Bu kişilerin önerileri de bence biraz ironik. Evin satış fiyatı olan 850.000 TL’yi 120 ay vadeyle kredi çektiğinizde (internet bankacılığı sayesinde hesapladım) her ay 24.000TL’yi aşkın taksit ödemeniz gerekiyor. Fakat her ay 24.000 TL kredi ödeme imkanı olan insanlar sizce TOKİ bekler miydi? Peşinat gerekliliğinden bahsetmiyorum bile…
Diğer, belki de en önemli soru: Bu evler bitecek mi? Bu gibi bir proje geliştirildiğinde akla gelen sorulardan birinin bu olması, Devlete güvenin ne kadar sarsıldığının göstergesi. Kura çekimi gerçekleştirilen bazı toplu konut projelerinin ihalelerinin henüz tamamlanmaması gibi durumlar da bu şüpheleri arttırdı. Hatta Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın seçim sürecini finanse etmek için bu paraları topladığını ve projenin gerçekleştirilebilmesi için hazineden gelir güvencesi verilmesini bile önerdi. Bu soru için yapabileceğimiz bir şey de sürecin takipçisi olup yeni projenin yerine getirilmesi için baskı uygulamak. Fakat ihale süreçlerinin her zaman çok hızlı tamamlanamayabileceğini göz önünde bulundurmak gerek. Hele de seçim arifesinde! Bu durumda da biz vatandaşlara bekleyip görmek kalıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kiraların ve ev fiyatlarının takip edilemez artışı sebebiyle bu ay güne barınma hakkı ve TOKİ üzerinden bakıyorum.
10 Eki 2022

YAZARLAR

Günebakan
Hadi gelin, güne bakalım.
İLGİLİ OKUMALAR


