Bellek ve Hareket

Anaakım söylemlerin dışında kalacak toplulukları da bellek çalışmalarına dahil etmek, uzun vadeli iyileşme ve toplumsallaşma süreçleri için büyük bir önem taşıyor.
Bellek ve Hareket

Afet sonrası sürdürülebilir iyileşme, kırılganlık biçimlerinin yeniden yaratılmasını önlemek için geçmiş deneyimlerden ders çıkarmayı gerektiriyor. Bu durumlarda bellek inşası hem iyileşme sürecini hem de yeniden kalkınma planlarını destekleyen bir sürece düşünüyor. Dolayısıyla, afet hafızası afetin hatırlama, unutma ve yok sayma unsurları arasındaki dengeden kaynaklanıyor ve sürdürülebilir iyileşme için hem bir araç hem de bir engel olabiliyor.

Araştırmalar, belleğin toparlanmanın tüm aşamalarına içkin olduğunu gösteriyor. ABD’de afet sonrası bellek çalışmalarının anlamlarını ve işleyişini sorgulamak için söylem analizinden yararlanan bir araştırma, afetlerin mekânları yeniden inşa eden hatırlamaları gösterdiğini, afet sonrası anmaların çok çeşitli derecelerde samimiyet inşa ettiğini ve hayatta kalanların anılarını yansıtan anıtların toplumun iyileşmesine yardım ettiğini ortaya koyuyor.

Ortak bellek, toplumların tutumları, kararları ve sorunlara yaklaşım biçimlerini etkiliyor. Bu süreçte yeni oluşacak bilinçte toplumun tüm paydaşlarının temsil edilmesi çok önemli bir boyut taşıyor.

Bu ihtiyaca karşılık vermek için mülteciler, toplumsal cinsiyet, LGBTİ+ ve türcülük üzerine çalışan kişiler bir araya gelerek daha az temsil edilen gruplarla ortak çalışma alanlarından yola çıkarak politika yapmak üzere bir araya geldi ve Bellek ve Hareket projesini ortaya koydu.

Bellek ve Hareket’in ilk projesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nden ilhamla sadece kadınların insan hakları özelinde değil, günün patriyarkal kapitalist isyanına ve dolayısıyla depremler boyunca ortaya çıkan hükümet yetersizliği durumuna uygun olarak politika yapmak üzerine gelişti. Amaç, sahada kadınlara ve LGBTİ+’lara uygulanan cinsel, fiziksel, psikolojik şiddeti görünür kılmak; depremzedelerin sesleri olmaya çalışmak (fiziksel alandan ses kaydı almak ve bunları dijital medyada ve basın yoluyla duyurmak gibi yollarla) geniş kitleye ulaştırmak; birlik hissini vurgulamak; bölgedeki kadınların ve LGBTİ+’ların hijyen ihtiyacına dikkat çekmek; güvenli barınma, çalışma ve psikososyal destek ihtiyaçlarının altını çizmek; kayıp çocuklar, kiracılar ve farklı etnik gruplar özelinde genişleyen ihtiyaç alanları için kamuoyu oluşturmak olarak belirlendi.

Bellek ve Hareket’in ikinci adımı ise bir dijital bellek çalışması yapmayı olacak. Hükümet ve siyasiler tarafından hafızasızlaştırma politikaları devam ederken İBB’yle ortak bir “Deprem Müzesi” veya şehrin geneline yayılan enstalasyonlar üzerine düşünen proje katılımcıları, depremzedelerin unutulmamasını ve görevlerini yerine getirmeyen kişi, kurum ve kuruluşların yargılanma sürecine yönelik kamuoyu oluşturmayı amaçlıyor.

Tsunami Anıtı. Malé, Maldivler.

Hint Okyanusu çevresindeki birçok ülkeyi etkileyen, 2004 yılında gerçekleşen büyük tsunamide hayatını kaybedenleri onurlandıran anıt.


Proje, bir “Bellek Maratonu” düzenleyerek suç ve ilişki ağını hatırlamak, hesap sormak, hukuki süreçleri takip etmek, özel okul ve STK’lar aracılığıyla farklı yaş gruplarına destek olmak, anma yapmak ve anıtlar kurmak için bölgede fiziksel mekânlar yaratmayı amaçlıyor.

Ek olarak projeler bellek haritalama, belleği yaygınlaştırma ve aktivizm iletişiminde açık kaynak bir kılavuz oluşturmayı da hedefliyor. Projelerin hayata geçmesi ve kendini devam ettirmesi için bariyer ve riskler başlığı altında hukuki engeller, internet kaynaklı engeller veya saldırılar ve dezenformasyon gibi maddeler var.

Bellek ve Hareket, yukarıdaki projeler göze alındığında, çalışmaları odağınca uzun vadeye yayılması gereken dayanışma kültürünü içselleştirmek amacıyla bir yol haritası çizmeye odaklanıyor. 6 Şubat depremlerinden sonra ilk eylem olan 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü özelinde yürüttüğü çalışmayla özneleri önceliklendiriyor ve kamusal alanları sahayla şehri birleştirmek adına araçsallaştırıyor.

Bellek Maratonu projesi de amaçlanan hedefler doğrultusunda somut çıktılar elde etme ihtimalini artırıyor ve toplumsal hafızayı bir dizi paydaşla beraber interdisipliner şekilde incelemeyi önceliklendiriyor. Proje sonunda ulaşılabilecek hedefler, 6 Şubat depremlerinden gerekli öğrenimlerin sağlanmasına alan açarak faillerin unutulmamasına ve depremzedelerin anılarını canlı tutmaya önayak oluyor. Böylelikle benzer bir doğal afet sürecinin insan kaynaklı yıkıma dönmesinin önüne geçme çabalarına bir katkı sunulmuş olacak.

Araştırmalar, afet sonrası anıtların ve afette kaybedilenleri anan yapı ve çalışmaların iyileşmede önemli bir yeri olduğunu gösteriyor. Örneğin 2011 yılında Japonya’da gerçekleşen deprem ve tsunami hakkındaki bir araştırma, afet anıtlarının yalnızca geçmişi anımsatan araçlar olmadığını, hayatını kaybedenler için yapılan anıtların iyileşme, sosyalleşme ve geçici olarak çoraklaşan topraklarda bir yer duygusu yaratmada aktif ve önemli roller oynayabileceğini öne sürüyor.

Bu nedenle, anaakım söylemlerin dışında kalabilecek toplulukları da bellek çalışmalarına dahil etmek, uzun vadeli iyileşme ve toplumsallaşma süreçleri için büyük bir önem taşıyor.

Projeyi kimler yürütüyor?

6 Şubatlar, Fanon ve Piccolo’yu temsilen Alara, bireysel katılım sağlayan Ceylan, Merkezsiz’i temsilen Duygu, Incomplit’i temsilen Öykü ve SPoD’u temsilen Zarife.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto P.S.Aposto P.S.

BÜLTEN SAYISI

Afet Sonrası Ortak Yaşam ve Topluluk Alanları #2

ATÖLYE, Aposto ve Neol ekiplerinin yürüttüğü çalıştaydan çıkan bellek, teknoloji, tarım ve hayvancılık projeleri

20 Mar 2023

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Aposto P.S.

Aposto'dan gelişmeler, ürün güncellemeleri, yazar ve yayın topluluğumuzdan hikâyeler, röportajlar, medya sektörüne ve entelektüel üretime dair perspektifler ve daha fazlası.

İLGİLİ OKUMALAR