Bengisu’nun Akustik Dolabı

Giysi dolabının akustik dönüşümü
Bengisu’nun Akustik Dolabı

Lisans seviyesinde bir müzik eğitimi deyince benim aklıma hep belli sınırlarda kalan, öğrencisine özgürlük alanı tanımayan bir model geliyor. Sadece müzik lisansında değil tüm lisans eğitimlerinde aslında. Bengisu dünyanın iyi olarak nitelendirilen sayılı müzik okullarından Beklee’de eğitim almış ve müziğin tüm dünyasını keşfetme imkanı bulmuş. Halen keşfetmeye devam ediyor.

  • İlk sahne deneyimini lise yıllarında BKM Mutfak ’ta yaşayan Bengisu o zamanlar bu yolculuğa tatlı bir tesadüfle başlamış. O dönemleri eğlenceli anılarla hatırlayan Bengisu çevresinin hobi olarak müzik yap, meslek sahibi ol yanında müzik yap gibi fikirlerine çok cesurca bir hamleyle karşı çıkmış. Ailesine arkadaşımda kalıyorum deyip Amerikaya uçmak çılgın ve cesur hareket!
  • Berklee öncesi tabii buradaki müzik okullarının da sınavlarına giren Bengisu müzikal bölümü yerine opera bölümüne yönlendirilmiş, Bengisu bu alana ilgisi olmadığı için bunu düşünmemiş ve müzikal bölümünden de dolaylı yoldan ilk reddini almış.(Şaşırdım diyemem) Ben burada sınırlar ve alanlardan bahsederken Bengisu Berklee ’de müziğe dair yirmiden fazla alanla tanışmış. Pek çok etnik kimlikle ve pek çok ülkenin müziğine dair de deneyimleri olmuş.
  • Yine de, eğitim hayatı boyunca ağlayarak ya ben bunu neden öğreniyorum dediği bir nokta vardır diye düşündüm ve sordum. “Nerede işime yarayacak dediğin ama hayatını kurtaran bir ders oldu mu?”  İlk kanalda bahsettiğim hayat kurtaran icat bu dersler sayesinde çıkmış. Evde üretirken akustik ve ses yalıtımı sorununu giysi dolabını akustik bir dolaba çevirerek çözen Bengisu bu icadını, o zamanlar matematiksel hesaplamalarla boğulduğu akustik dersine borçlu.



  • Bengisu tek başına üretim yapmıyor tabii, bir orkestrası var. Ekibin her üyesi evlerinden kayıtlara katılıyor. Ortak bir programlama dilinde buluşmak ve teknik detayları kusursuz yürütmek ve saat farklarına uyum sağlayabilmek başta epeyi zorlayıcı olmuş.

  • Bengisu’nun özgürlüğe verdiği önem ve güçlü duruşu her cümlesinde hissediliyor. Pandemi başlamasaydı üretimlerimiz ne olurdu diye düşündüğümüz bir an oldu, kendisinin buna dair söylediklerini doğrudan kayıtlara geçirmek istiyorum.

    “Müzikte farklı şeyler yapıyoruz artık ve bu beni inanılmaz güçlü hissettiriyor. Çünkü korkmuyorum artık. Pandemi dönemine kadar biz bu özgürlüğün ne kadar geniş bir özgürlük olduğunun farkında değildik. Çünkü herkesin başka bir işi vardı. Başka bir meşgalesi vardı. Hayatı bir yerden böyle yakalamaya çalışıyorduk. Bak, her şey bitti, elimizden aldılar her şeyi bir anda, ne kaldı? Evde oturup üretiyoruz sadece, elimizde bir tek o kalınca da insanlar artık dedi ki; ben bu kalıplardan çok sıkıldım. Benim başka şeyler üretmem lazım.”
  • Bir dost bulamadım Bengisu ile kesinlikle tanışmam lazım dediğim coverı, Pir Sultan Abdal’ın sözlerini günümüzde bir dost meclisinde bir ağızdan söylenebilecek bir etkiye dönüştüren o ilk fikri merak ettim. Evet şarkının adıyla çelişen bu hissi çok farklı bir deneyim olarak gördüm. Şarkının hikayesi Bengisu'nun Amerika ‘daki arkadaş grubunun bu şarkının Ajda Pekkan ’ın söylediği versiyonunu Bengisu ’ya dinletmesiyle başlıyor, bir de bakıyorlar ki bunun plak versiyonu zaten evlerinde var. Bu üretimlerinin yanında reklam müzikleri de üreten Bengisu, bu türküyü yeniden yorumlama isteğini ajanstaki kendi deyimiyle büyükleriyle paylaşmış ve çalışmalara başlamışlar. Başlarda Ajda Pekkan ’dan duyduğu yorumun etkisinde kalsa da kendi sesini bulmuş! Bu konuyu açınca ve beğendiğimi söyleyince hakikaten yüzünde mutluluğu gördüm. Geleneksel olana yapılan yeni yorumlarda bazı insanların ilk yorumu “özün” kaybedildiği yönünde oluyor ama ben öyle düşünmüyorum, özü hatırlatmak için tüm bu yeni yorumlamalar çok kıymetli.
  • Tesadüflere şaşırmamayı halen başaramayan ben bu kaydın başında da Bengisu ile aynı memleketten olmamıza şaşırdım, şöyle ki köklerimizin bağlı olduğu köylerimizin arasında bir iki sıra dağ var. Bu tesadüf sayesinde ülkemizdeki etnik müzik kütüphanesini tekrar tekrar konuşmuş olduk, ben İstanbul ve Rize arasında gidip gelişlerimde müzik dinleme açısından kendime sorduğum bir soruyu Bengisu ’ya da yöneltim. Bu kısımda benim sorum ve Bengisu’nun cevabı doğrudan kayıtlara geçsin istiyorum.

    E: Ben Rize’de yaşarken yöresel müziklerle çok aram yoktu. Şöyle hayatın içinde hep olduğu için ailemin, dedemin ve babaannemin dilinde hep duyduğum benzer ezgiler gün sonunda o yaşlarımdaki mp3 çalarımda aradığım müzikler değildi, dinlerdim tabii ama sürekli değil. Karadeniz rock gruplarını daha çok dinliyordum o yaşlarımda. Burada yaşamaya başlayınca hem o türkülerin anlattıklarını daha iyi anlamaya başladım hem de kurduğum bağ arttı, özlüyorum ve dinliyorum ama oraya gidince de ingilizce rock, caz falan dinleyesim geliyor, bu işte bir iş var, komik değil mi ? Sen ülke değiştiriyorsun sende böyle bir şey oldu mu hiç?

    B: Çok iyi bir soru; hiç düşünmedim desem. Fark etmedim, dikkat etmedim ama şunu söyleyebilirim o il sınırından girince benim konuşmam değişiyor, demezsin yani bu kız caz okumuş, Berklee’de okumuş.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Üretim Kaydı Üretim Kaydı
∙

BÜLTEN SAYISI

Sınırları Reddeden Müzisyenler: Bengisu

Müziğin sınır tanımayan yollarında, o bitmeyen yolculuğu konuşmak.

17 Nis 2021

İllüstrasyon: Pınar Öcel

YAZARLAR

Esra Ece Kuleci

Üreten insanların, süreçlerini kayıt altına almaya merak sarmış biri 👀

Üretim Kaydı

Kültür ve sanat alanında üreten insanlarla buluşarak “üretim süreçlerini” kayıt altına alan ve bu buluşmalardan kendine kalanların da kaydını tutmayı dileyen yayın.

İLGİLİ OKUMALAR