Biden'ın ilk 100 günü

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
ABD başkanları göreve geldikleri ilk aylarda genellikle bir "balayı" dönemi yaşarlar. Ancak Joe Biden’ın görevdeki ilk ayları başta pandemi olmak üzere çözümü aciliyet gerektiren birçok sorunla mücadele etmekle geçti.
Biden ilk 3 ayında önce 1,9 trilyon dolarlık pandemi destek paketini Kongre’den geçirdi. Pandemiyle mücadele için bir sonraki adım ABD halkına 200 milyon doz Covid-19 aşısının yapılması oldu. Biden bu süreçte ayrıca Paris Antlaşmasına geri döndü ve Trump döneminde kısıtlamalar getirilen Obamacare sağlık yasasını eski hâline getirdi. Mart ayının sonunda 2 trilyon dolarlık geniş altyapı paketini de kamuoyu ile paylaşan Biden, ilk 100 gününü hareketli geçirdi.
Bu hareketlilik ve kimilerince ilerici sayılan politika hamleleri, Biden’ın eski başkanlar Lyndon B. Johnson ve Franklin D. Roosevelt ile sık sık kıyaslanmasına sebep oldu. Hem Johnson hem de Roosevelt; ABD tarihinin kritik dönemlerinde başkanlık yapmış, toplumsal baskının politik arenada ses bulmasına bir şekilde aracı olmuş ve dönüşümcü başkanlar olarak tarihe geçmişlerdi. Bu bağlamda, Biden geçtiğimiz hafta ABD Kongresi'nde hem ulusa hem de tüm siyasilere seslendiği konuşmasını gerçekleştirdi. Biden’ın konuşması devletin görevi ve etki alanı konusunda yeni bir yönelmenin sinyallerini verdi. Konuşmada birçok konuya değinmiş olsa da Biden’ın en çok dikkat çeken mesajları ekonomi ve demokrasi alanında oldu.
Biden'ın konuşması, Bernie'nin fikirleri
Biden konuşmasında, seçim kampanyası döneminde de tartışmaların odağında olan zengin sınıfın adil şekilde vergilendirilmesi konusuna da değindi. Toplamda 6 trilyon doları bulacak olan devlet harcamalarını zenginlerin ve büyük şirketlerin ödediği gelir ve servet vergilerini artırarak finanse edeceğini açıkladı. Ancak Biden’ın büyük şirketler için önerdiği %28’lik vergi oranı, Trump döneminde uygulanan %22’den yüksek olsa da Obama gibi neo-liberal olarak tanımlanan bir politikacının uyguladığı %35’lik vergi oranından daha düşük.
Buna rağmen Biden’ın teklif ettiği altyapı paketi, İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne ABD’de teklif edilen en kapsamlı paketlerden biri. Cumhuriyetçiler tarafından altyapı paketine dair yapılan eleştirilere açık olduğunu söyleyen Biden, ABD’deki altyapı sorunlarıyla ilgili hiçbir adım atmama seçenekleri olmadığını da dile getirdi. Buna ek olarak 1,8 trilyon dolarlık Amerikan Aile Planı'nı da masaya yatıran Biden, bu plan aracılığıyla üniversitelerin bir kısmının ücretsiz olması, düşük gelirli aileler için anaokulu imkânlarının genişletilmesi ve kadınların iş gücüne katılımı gibi konularda atılım yapmayı hedefliyor. Genel itibarıyla uzlaşmacı bir tavır sergilemek istediğini söyleyen Biden, toplam 6 trilyon doları bulan planlarını, Cumhuriyetçilerin desteğini almadan da Kongre’den geçirebileceğinin sinyallerini verdi.
"Demokrasi kazanacak, otokrasi kaybedecek"
ABD Kongre binasına yapılan saldırı, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki eyaletlerde başlayan "oy hakkına erişimi zorlaştırma furyası" gibi konuları ele alan Biden; yaşanan sürecin Amerikan demokrasisini kirlettiğini belirtti. Yaşanan vahim olayı dünyada yükselen otoriter yönetimlerle bağdaştıran Biden, biraz da eleştirel bir tavırla, “ABD Kongresi’ne ve dünyaya demokrasinin hâlen işlediğini, devletin görevini yerine getirebildiğini göstermek durumunda olduklarını” söyledi. “Dünyadaki otokrat liderlerin ABD’nin üzerindeki güneşin battığını düşündüğünü” ekleyen Biden, “geleceği kazananın otokrasi değil, demokrasi ve dolayısıyla ABD olması gerektiğinin” altını çizdi. Başta devleti yönetenlerin olmak üzere “her Amerikalının kendi payına düşeni yapması gerektiğini” de belirten Biden, Kongre saldırısını da referans göstererek “ABD ayaklanma, otokrasi, pandemi ve acı karşısında direnmiş, geri adım atmamıştır”’ dedi. Bütün bunlara ek olarak bir saatlik konuşma içinde ABD’nin yeni bir göçmenlik yasasına ihtiyacı olduğunu, ABD ekonomisinin yenilenebilir enerji temelli yeşil ekonomiye dönüşmesi gerektiğini ve ABD tarihinin en uzun savaşı olan Afganistan Savaşı'nı bitirme kararını anlattı.
Sonuç: Temkinli umutluluk
Konuşma hem ABD’de hem de dünyanın çeşitli yerlerinde yankı buldu. ABD halkı tarafından büyük oranda olumlu karşılanan konuşma, ABD’nin hem iç politikada hem de dış politikada gözle görülür değişiklikler yaşayacağının sinyallerini net bir şekilde verdi. Başta Çin olmak üzere dünya otokrasilerine bir meydan okuma olarak görebileceğimiz konuşma, ABD halkının da devletlerinden beklentilerini yükseltti. Ancak ABD siyasetinde etkisini belirgin bir biçimde gösteren siyasi kutuplaşma Biden’ın işinin kolay olmayacağını gösteriyor. Ekonomik sorunlarda kutuplaşma az olsa da kültürel bölünme ABD halkının siyasi atmosferini germeye yetiyor. Bu ortamda Biden’ın hem uzlaşmacı bir tavır sergileyip hem de istediği politikaları uygulaması kolay olmayacak. Bu sebepten, Biden’ı eski başkanlar Roosevelt veya Johnson ile kıyaslamak şu an için erken davranmak anlamına gelir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta bültenimizde ABD Başkanı Joe Biden'ın görevdeki ilk 100 gününe, Türkiye'de farklı şirketler tarafından yapılan son siyasi kamuoyu araştırmalarına ve TBMM gündemine odaklanıyoruz.
06 May 2021

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.



