Bipolar Sezon

Bir Arsenal sempatizanı olarak bu kadar çok duygu durum değişikliği yaşadığım bir sezon daha olmuş mudur emin değilim. Arsenal’ın ben ve benim gibilere yaşattığı git-gellerden ötürü bu sezonu bipolar bir sezon olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır.
Bipolar Sezon

Geçtiğimiz sezonu FA Cup zaferiyle kapatan Topçular, yeni sezona da Liverpool önünde Community Shield’ı kazanarak başlıyor ve taraftarlarına umut veriyordu.

Çakılma

Kazanılan bu zaferlere rağmen yaz transfer dönemi, herkesin kafasında soru işaretleri uyandıran hamlelerle doluydu. Takımın ihtiyacı olan yerlere -bilhassa defans hattına- yeterli eklemeler yapılamamıştı. Öyle ki 5. haftada alınan Manchester City mağlubiyetiyle beraber yere çakılma süreci başladı. Bu mağlubiyetin ardından gelen 9 maçlık süreçte yalnızca Manchester United deplasmanından galibiyetle ayrılan Arsenal’da oynanan oyun da pek ümit vermiyordu. Öte yandan Arsenal, maçları 11 kişi tamamlayamama gibi de enteresan bir hastalığa yakalanmıştı.

Sorunlar üst üste gelirken Mikel Arteta’nın görev süresi ciddi şekilde tartışılmaya başlanmıştı. İspanyol’un takımı 14. hafta sonunda 14. sıraya kadar gerilemişti. Bu da yakın tarihin en kötü başlangıcı anlamına geliyordu. 3’lü savunma sisteminin ekmeğini savunmada yiyemeyen Arsenal, hücumda da hiçbir şey üretemeyen basiretsiz bir takım halindeydi. Premier Lig’de hiçbir şey yolunda gitmezken, daha genç oyuncuların fırsat bulduğu UEFA Avrupa Ligi’nde grup aşaması 6’da 6’yla geçilmişti.

Toparlanma

15. haftaya gelindiğinde Arteta formasyon değişimine gitti ve 3’lü savunmadan 4’lü savunmaya döndü. 4-2-3-1 sistemine dönerken bunu Emile Smith-Rowe’u ilk 11’e monte ederek yapan İspanyol teknik adam, bu değişimin meyvelerini daha ilk maçta Chelsea’ye karşı alınan 3-1’lik galibiyetle toplamayı başardı. Arsenal, sonraki 6 maçta 4 galibiyet ve 2 beraberlik alarak toparlanma emareleri gösteriyordu. Söz konusu toparlanma yalnızca saha içinde değil saha dışında da kendini belli ediyordu. Öyle ki yaz dönemini çok da iyi geçiremeyen Arsenal, devre arasında yolların ayrıldığı Mesut Özil’in yerine Real Madrid’den Martin Ødegaard’ı kiralıyordu.

7 maçlık yenilmeme serisinin ardından önce Wolves deplasmanında David Luiz, ardından Aston Villa deplasmanında Cedric’in bireysel hatalarının kurbanı olan Topçular, bu iki maçta 6 puan bırakıyordu. 30. Haftaya kadar inişli çıkışlı bir grafik çizen Arsenal, son 8 haftaya Avrupa Ligi potasının dahi uzağında giriyordu. Artık elde kalan tek somut hedef UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğuydu. Bu yolda sırasıyla Benfica, Olympiakos, Slavia Prag gibi takımları eleyen Arsenal, yarı finalde kaderin cilvesi midir bilinmez Unai Emery’nin Villareal’iyle eşleşiyordu.

Mutsuz Son

Tek hedefine ulaşmak adına önünde iyi oynaması gereken yalnızca 3 maç kalan Arsenal, Villareal maçları özelinde yeniden düşüş trendine girecekti. İlk maçta hiçbir şey üretemeyen takım Bernd Leno sayesinde oyuna tutunmuş ve Pepe’nin penaltı golüyle 2-1’i koparabilmişti. Fakat Londra’daki maç tam anlamıyla Arsenal’ın son 3 senesinin özeti niteliğindeydi. Sahada hiçbir şey gösteremeyen ve rakibini hiçbir şekilde tehdit dahi edemeyen takım Avrupa Ligi’nde de havlu atıyordu. Arteta, kadro tercihleriyle ve oyun anlayışıyla yeniden eleştiri oklarının hedefi haline gelmişti.

Ligde hiçbir iddiası kalmamış gibi görünen Arsenal, 5 maç üst üste kazanınca bir anda UEFA Konferans Ligi umuduyla son haftaya girmeyi başarmıştı. Taraftarların umudunu yitirdiği sezon son haftaya bir şekilde heyecan taşıyordu. Ancak rakiplerin aldığı sonuçlar Arsenal aleyhine olunca 25 senelik Avrupa kupalarına katılma serisi son buluyor ve Topçular yakın tarihinin dip noktasını görmüş oluyordu.

Tüm bunlar yaşanırken arada yapılan Avrupa Süper Ligi atılımı, Arsenal yönetimine olan güveni iyice sarsacaktı. Emirates taşınmasından beri süre gelen taraftar-yönetim gerginliği bana göre son raddeye taşındı. Kroenke’ler kulübü satar mı bilinmez ancak gelinen nokta, gelinebilecek en dip nokta ve halihazırdaki yönetim, kulübü buradan ayağa kaldırabilecekmiş de gibi de durmuyor.

Sezonun Oyuncusu: Bukayo Saka

Bu seçimi yapma nedenim çok açık: Takım iyi giderken de kötü giderken de istikrarlı performans veren tek oyuncu Bukayo Saka’ydı. Henüz 20 yaşında olmasına rağmen gösterdiği oyun olgunluğu ve birçok pozisyonda oynayabiliyor olması da kendisini özel kılan diğer unsurlar.

Hayal Kırıklığı: Pierre-Emerick Aubameyang

Buraya birçok kişinin ismini yazabilirsiniz. Arteta diyene de karşı çıkmam, Kroenke diyene arka bile çıkarım lakin Kroenke ailesi son 15 senenin düzenli olarak hayal kırıklığı. Bu sene özelinde bir kişiye değinmek gerekirse tercihimi Pierre-Emerick Aubameyang’dan yana kullanırım. Zira takımın kendisine ihtiyacı olduğu anlarda bekleneni veremedi ve genel anlamda kariyerinin en formsuz sezonunu geride bıraktı.

Sezonun En İyi Transferi: Martin Ødegaard

Bu seçimi yapmamdaki ana sebep de son yıllarda Arsenal’ın yaptığı hiçbir transferin takımın ihtiyaçlarına bu kadar net yanıtlar verememiş olması. Oyunun hücum yönünde yaptıklarının yanında takım savunmasına yaptığı katkı da dikkat edilmesi gereken özelliklerinden biri. Kiralık olarak sezon ortasında takıma katılan Ødegaard’ın kalıcı transferi, fazlasıyla değerli olacaktır.

Sezonun En Kötü Transferi: Willian

Aldığı maaş ve sözleşme süresi düşünülüp verdiği katkıyla karşılaştırıldığında Willian transferi; Arsenal’ın yalnızca bu sezon için değil, son yıllarda yaptığı en kötü birkaç hamleden biri olabilir.

Sezonun Öne Çıkan Maçı: Arsenal 3-1 Chelsea

Arsenal bu sezon içinde o kadar çok kırılıp düzeldi ki net bir maç seçmek çok zor. Ancak sürekli olumsuzluklardan bahsettiğim bu yazıya olumlu bir şekilde nokta koymak istiyorum. O yüzden 15. haftada oynanan ve iyi bir futbolla beraber 3-1 kazanılan Chelsea maçını seçiyorum. Bu maçta yaşanabilecek bir hezimet pek çok şeyin olumsuz yönde değişmesine yol açabilecekken, alınan galibiyet korkunç yerlere giden sezonu bir nebze olsun toparlamış oldu. Hem Arteta’nın görev süresine etkisi, hem son haftaya taşınan umut kırıntıları, hem de Emile Smith-Rowe’un kalıcı olarak kazanılmasından dolayı benim adıma sezonun kırılma maçı sezonun ilk yarısında oynanan Chelsea maçı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Premiercast Review #3

Everton, Leeds, Arsenal, Tottenham, West Ham United...

10 Haz 2021

Premiercast Review #3

YAZARLAR

Kutluhan Kocadağ

Writer @This is England.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR