Ofiste Bireysellik

Bir araya gelmeyi imkansız kılan pandemi sürecinden en çok etkilenen alışkanlıklarımızdan biri de çalışma düzenimiz oldu hiç kuşkusuz. Bir arada çalışmanın normal olduğu ve hatta kişisel alanımızın olmamasının bile normal karşılandığı ofislere, bir anda giremez olduk. Hayatı boyunca pek de ofis hayatı yaşamamış biri olarak beni çok etkilememiş olan bir durum olsa da kitlelerin alışkanlıklarının olağanüstü koşullarda neredeyse bir gecede nasıl değişebileceğini görmüş olduk.
1950’lerde Almanya’da ortaya çıkan Bürolandschaft ya da dilimize açık plan olarak çevrilen; hiyerarşiyi ortadan kaldırmak ve savaş sonrası Almanyası’nın açık fikirliliğini yansıtan bu kapsayıcı ofis planı, bir dönemin popüler ofis tasarımıydı. Organik bir dağılıma yer veren planda çalışanlar, sosyal mesafesiz bir çalışma düzenine geçmişti. Avrupa’da hakim olan bu plandan sonra 60'lardan itibaren 30’lu yıllarda yaygın bir şekilde kullanılan "cubicle" denilen kutu şeklindeki çalışma alanlarından oluşan ofisler ortaya çıktı ve hızlıca yayıldı. Bilgisayarlarla değişen bilgiyi işleme şeklimiz ve ihtiyaçlarımız, bizi bölmeler halinde çalışmaya yöneltti. Yakın dönemde ise küçülen bilgisayarlarımız, artan nüfuslarımız ve maliyetler nedeniyle çalışma alanlarındaki bölmeler kalkarak, kişisel alana gerek görmeyen bir ofis stili hakimdi, ta ki pandemiye kadar.
Kişisel olarak çok önem verdiğim ve sevdiğim sosyal mesafenin öneminin tekrar keşfedilmesiyle, bugünün ve geleceğin ofisinde de değişiklikler şimdiden meydana gelmekte.
Bölmeli cubicle tarza selam çakan, modüler mobilyalara ihtiyaç duyan esnek alan planlarından birkaç örnek:



Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


