Bir Çizgi Üç Nokta

Bu yazıyı yedi yaşındaki bana ithaf ediyorum…
Bir Çizgi Üç Nokta

Yazı: Günseli Özdemir

Görsel: Jean Jullien

Kendimle en çok çeliştiğim dönemlerden birindeyim. Bazı cümlelerin bana aitliğini sorguluyorum. Benden habersiz dile gelen şu cümlelerden bahsediyorum aslında:

Yok yook hiç kırılmadım

Olur öyle, sorun değil.

Tamam, öyle olsun. Bir dahaki sefere…

Oysa ki kırıldım, üzüldüm ve öyle olmasını istemiyorum. Kırdığım her an bir parça uzaklaşıyorum senden, kendimden… Ve bunları söyleyemediğim için kendime öfkeleniyorum, başka kimseye değil.

Kasa sırasındayım mesela alakasız biri gelip önüme geçiyor. ‘Sıranıza geçer misiniz? Hepimiz bekliyoruz’ diyemiyorum. Bir daha görme ihtimalimin neredeyse sıfır olduğu insanlara dahi gereksiz bir naiflik gösteriyorum. 

Sürekli insanları mutlu etmek, onların beğenisini kazanmak için didiniyorum. Onları mutlu etmek, başları sıkıştığında, canları sıkıldığında ilk aradıkları kişi olabilmek o kadar önemli ki benim için… Kendimi kolayca geri plana atabiliyorum, ben şu an mutlu olmasam da olur diyorum fark etmeden…

Neyse ki canımız psikiyatride bu durumun da bir açıklaması var. Psikanalizin babası kabul edilen Sigmund Freud kişiliğin yapısının üç farklı bölüme ayırmış:

  • İd: Temel içgüdüleri kapsayan, doğuştan gelen güdülerimizi oluşturur. Korkular, saldırganlıklar, cinsel güdüler, istekler bu bölümde bulunmaktadır. 
  • Ego: Latince ben demektir. Ego, id ve gerçek dünya arasındaki arabulucudur, gerçeklik ilkesinin egemenliğindedir. Mantığa dayalı, karar vericidir. Ego bir nevi denge kurucudur. 
  • Süper Ego: Doğru-yanlış kavramlarındaki içselleştirmelerimizi oluşturur. Dünya görüşümüz, normlarımız ve çocukta anne, baba ve çevremizden gördüklerimizi içselleştirilmemiz üzerine kurulmaktadır. Vicdan olarak, doğru ve yanlış duygularımızı içerir ve mantıkla çalışır. Süper ego bireyde yaklaşık 5-6 yaşları arasında gelişmektedir. Ahlak duygusu ile çok yakından ilişkilidir.

***

Özetle bir çizgi düşünecek olursak ego ortada, id ve süper ego da çizginin karşılıklı uçlarında yer alır diyebiliriz. Özellikle çocukluk döneminde aldığımız input'lar bu dengelerin kurulmasında kritik öneme sahip. 

Eğer süper egonuz yüksekse, ahlaki ve vicdani değerleriniz çok baskın oluyor. Toplum normlarına uyma, kabul görme, fedakârlık gibi kavramlar baskın geliyor ve önceliğiniz ‘başkaları’ oluyor. Tam tersi id baskın olduğunda ise ‘bencil, düşüncesiz, vb.’ kavramlarını duymak muhtemel. 

İlkokul öğretmenim ayrımcılık yapar, sürekli öğrencileri birbirleri ile karşılaştırırdı. Üstelik sadece bizi değil! Velileri de kendi kafasında sınıflandırdığına çok eminim. Tabii başarı takıntılı, ailesi tarafından da her şeyin en doğru ve etik olanını yapmak için yetiştirilmiş mini minnacık bir çocuk olarak, beyaz kurdelelerim ve tavus kuşu kalemimle başladığım ilkokul hayatım sayısız ağlama krizi ile geçti… D harfini yeni öğrenmiştik ve el yazısı defterimize iki satır D harfi yazıyorduk. Öğretmenimiz sıraların arasında geziniyordu. Bizim sıraya geldiğinde ‘Böyle D mi olur? Bak tahtaya benimki kuyruklu mu? Benimki yuvarlak var mı?’ diye söylenmişti. Ben de tüm şirinliğimle ‘tabii, silerim hemen yeniden yazarım.’ diye cevap vermiştim. Şimdi ne zaman herhangi bir olayda aslında tersini düşünsem aklıma bu sahne gelir, hüzünlenirim. Sevgili 7 yaşım, sadece bil istiyorum hâlâ el yazısı yazıyorum, yazım da çok okunmuyor, fazlasıyla karakteristik. Ama takılmıyorum çok, çünkü benim el yazım! Ve ben böyle istiyorum. En önemlisi de D’lerim hep kuyruklu…

Erich Fromm, Sevme Sanatı’nda “Sevgi bir başkası tarafından etkilenme anlamında bir ‘etki’ değildir. Kökleri insanın sevme yetisine uzanan, sevilen insanın gelişip mutlu olması için harcanan çabadır” der.

Önce kendimizi sonra da başkalarını sevdiğimiz, sevdikçe geliştiğimiz, id-ego-süper ego çizgisinde dengeyi bulduğumuz günlere kavuşmak dileğiyle!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Kendimize bir kucak

Kafamıza da şöyle hafif bir öpücük.

02 Şub 2023

Kendimize bir kucak

YAZARLAR

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR