Etki Alanının Farkında Mısın?

Etki alanının dışına çıkan yönetmene, bi' bilene sordum.
Etki Alanının Farkında Mısın?

Çok yakın zamanda kaybettiğimiz değerli psikolog Doğan Cüceloğlu, Deniz Bayramoğlu ile yaptığı söyleşileri ''Var mısın?'' Adlı kitabında topluyor ve hayat boyu neler öğrendiğini madde madde açıklamalarıyla aktarıyor. Bu maddelerden beşincisini bir soruyla anlatıyor: ‘‘İlgi alanımın farkında olduğum kadar etki alanımın da farkında mıyım?’’ 

Hepimizin eminim ki sayısız ilgi alanı var. Örneğin; dinlediğin müzik türü, oynadığınız/izlediğin spor dalları, takip ettiğin güncel konular, şarkı söylemek, bilim kurgu kitapları okumak… Tüm bunlar ilgi alanı listene girebilir. Peki ya etki alanın? Bu alan neredeyse hepimiz için oldukça kısıtlı. Genellikle ailemiz ve arkadaş çevremizden öteye de gidemiyor. Bu noktada Cüceloğlu eğer ilgi alanın hakkında sadece dinleyip eleştiri yapıyorsan; başkalarına dokunacak eylemlerde bulunmuyorsan yanlış bir tavır içinde olduğuna dair uyarıda bulunuyor.

Pek çok farklı konuda okumayı, araştırmayı seven biri olarak ben ilgi alanımı önce yazıya dökmeye ardından bülten halinde başkalarının da öğrendiklerimi öğreneceği bir etki alanına dönüştürmeye çalıştım. Bu yazının devamında çok daha somut bir örnekle pandemi döneminde konfor alanından çıkıp ilgisini etkiye dönüştüren yönetmen Erhan Karaca sana eşlik edecek.

-Pandeminin başında Mart 2020’de bir özel okulda öğretmendim. Eve kapanmak, kendimle kalmak açıkçası ne yapmak istediğimi keşfetmemi sağladı ve okul sezonu bittiğinde istifa ettim. İlk kısa filmimi yaptım ve daha çok istediğim şeye yoğunlaştım. Yani video prodüksiyon, fotoğraf çekmek. Yönetmen olmak istediğimi biliyordum ama çoğu zaman bir düzeni yıkıp yeni bir yola koyulmak kolay olmuyor. Hem maddi hem manevi tarafı var. Ama kendinize, hayallerinize, yaşantınıza dışarıdan bakmayı başarabildiğinizde kendinizle ilgili doğru veya yanlış bildiğiniz kısımları eleştirme şansınız oluyor.

“CODE RED” filmimin çıkış noktası Covid-19’un bize tekrar adaletsizliği hatırlatması. Filmi metrobüste yazdım. İnsanların maskeyle girip çıktığı ama bir yandan hangimizin pozitif olduğunu bilmediğimiz bir ortamda. Aşı olmayanlar kısıtlansaydı ve binemeselerdi diye düşündüm. 

Hazırladığım filmin aynısını haberlerde de izliyoruz. Aşıya ulaşanlar ve ulaşamayanlar. Dışarı çıkanlar ve çıkamayanlar. Sosyal statüler, ülkeler. Bize verilen HES kodlarımız ve sonrasında belki niceleri. Aşı pasaportları. Bunlar konuşuluyor. “Bu aşıyı olursanız veya aşı olmazsanız şu ülkelere gidemeyeceksiniz”. Bu cümleyi kesinlikle duymayacağız diyebilir miyiz? Sanmıyorum. Bu açıdan film bir nevi hayatlarımıza ayna tutuyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR