
Yazı: Büge Erel
Kapak Görseli: Öykü Öge + absürt uyum
Fakat ne eşsiz bir enerjiyle çevriliyiz farkında mısınız? Hemencecik konuya girme isteğim, sevdiğim işi yaparken duyduğum canlılık...
Bugün sadece kadına ait olan taraftan bahsetmekle kalmayacağım; çünkü senaryonun büyüleyici bir tarafı daha var; sahip olduğumuz dişil enerjinin canlılığı. Kadın olmak başlı başına keşif kapılarını ardına kadar açmamız için yeterli bir nedenken, tüm insanların paylaştığı “dişil enerji” gerçeği bu yolda bizi motive eden, harekete geçiren ve sezgilerimizi uyandıran haliyle yardımımıza koşuyor.
Empati kuran, tutkulu, hoşgörülü yanımız, insanın yaratıcı yönünün kelime bulduğu tarafımız demek de doğru olacaktır. Hayat akışımızda eril enerjiyi dengeleyen bu güç; zaman içerisinde, tek anlamlı algılanmaya çalışılsa da doğasında koruduğu edilgen “kendisini yaratma” tılsımının damarlarımda binbir farklı anlamı taşıyarak coşkuyla gezindiğini hissedebiliyorum.

O yüzden çok saygıdeğer 20’lik, bugün her kim olursan ol, içimizdeki tutkuların kaynağını da kutluyoruz diyebiliriz.
Son zamanlarda hayatın asıl amacının, bizi canlı tutan “şey”lerin, yaşantımızda kendi yerlerini edinmeleriyle mümkün olduğu düşüncesindeyim. Önceleri sadece insanın, “canlı hissetmesine” sebep olan eylemlerle var olduğunu düşünürdüm. Şimdi bunu bir öteye taşıyıp eylemlerin altında yatan düşüncelerin yıllar geçtikçe değiştiği gerçeği karşısında büyüleniyorum. Kendimi onlarla tanımlamıyor olmak ise, her seferinde biraz daha değer kazanıyor. Bunun önemli bir ayrım olduğuna inanıyorum, en azından alışkın olmadığımız bir eylem. Ben de bazen kendimi yargılamıyor değilim, değişen özelliklerimi yelpaze gibi açıp inceleyebilmek yerine sürekli değişiyorum diye “ah vah” moduna giriyorum tabii, ama bu konuda farkındalık kazanmak da bir artıdır değil mi?
Her birimizin kendine has yaşantıları, biyolojik geçmişleri ve bunlar paralelinde şekillenen düşünce kalıpları var. Karşılaştığımız insanlar, olaylar kendilerine bu düşünme kalıpları eleğiyle bir yer buluyor veya eleniyor gidiyor :) Buradaki asıl sihirli gücün öğrendiğimiz kavramların, kendimiz için ne anlama geldiğini keşfetmekte ve hangisinin canlılığımıza ateşleyici bir güç yarattığını ayırt edebilmekte saklı olduğuna inanıyorum.
Bir ses işittim sanki
Karen Horney’a göre insanın endişe yaşadığı nokta kendisinden uzak davrandığı, iç sesinin ona söylediklerinin eylemlerine uymadığı noktada ruhun bir çığlığı denilebilecek anlar bütünü. Kendisine saygı duymamak imkânsız. Daha detaylı okumak isteyenler için tık tık.
Kendisini tanımayanlar için, vardır bugün tanışmanızın bir nedeni diyelim. Bazı dönemeçlerde önüne dikilen duvarları yıkmaktan ziyade arkasına alıp kendi yolunu çizme cesareti göstermiş bir kadının bize ilham olmasını umarak paylaşıyorum.
Yazının sonuna doğru konuda daha fazla derinleşmek isteyenler için birkaç kaynak, bir de bir fon müziği vereceğim söz!
Mücevheri işlemek
Çoğumuzun çevresinde fal bakan, geleceği gördüğü inanılan insanlar bulunmuştur. Bu insanların artması veya kimilerinin özentilikle işi kazanç yoluna saptırmaları sezginin gücüne olan inancı da köreltmiş olsa gerek — aslında durumun hepimizin içindeki yaratma gücünden farklı bir şey olmadığını da unutur olduk. İnsan geleceğini kendisi görür, bilir sonra onu yaşar bana kalırsa. Sezgi gücü bu olacakların şimdiki anda yaşanmasına yüklenmiş bir yetenek de diyebiliriz. Tabii bu yetenek de, kullanılması öğrenilmedikçe işlenmemiş bir mücevherden farksız olacaktır.

absürt uyum + Batuhan Baytekin
İçsel ve kültürel etkiler
İçinde bulunduğumuz durumlar bizi bazen hakkımız olan şeyler için savaşmamız gerektiği hissiyle çevreliyor farkındayım; durumdan özgürleşmek yerine bu hissin kendini göstermesi ise içimizdeki bir kısmın değersizlik hissiyle dolmasına sebep olmakta. Bu da en güçlü silahımız olan yaratıcı hayatın körelmesi riskini taşıyor tabii. Bu noktada kendini kanıtlama çabasına girmekten uzaklaştırıcı panzehir; kendi öz düşüncelerimize, sanatımıza ve ruhumuza hiç olmadığı kadar önem vermek olacaktır -en azından ben öyle düşünüyorum.
Üzerine düşünülen şey güçlenir, yeşillenir. Bu düşünceler bir kaktüsse daha sivri dikenler, eğer bir orkideyse daha renkli yapraklar bekliyor olacaktır bizi.
Ben kadın olduğumu bir çiçeği toprağa dikerken hissediyorum, affetmem sandığım hataları ve hatta kendi hatalarımı kucaklamaya başladığımda hissediyorum. Çocukluk arkadaşımın yazdığı bir bültene, kendi yazılarımı eklerken hissediyorum :) Özümüzü bulurken, nazikliği hem kendimize hem de karşımızdakine verebileceğimiz günlerin yakın olduğuna inanıyorum. Şimdi söyleyemem zaten yeterince ipucu verdim ama buna inanmak için oldukça sebebimiz var, her birimizin. Gerisini keşfetmek ise bize kalıyor.
Sezgilerinize, içinizdeki sese inanın dostlar o hepimizden bilge bir sesin yankısını taşıyor, zaten bir kere kulak verdiniz mi bir daha yollarınızı ayıramayacağınız düşüncesindeyim ya, neyse :)
Deneyimlemek için nice yol ayrımlarına diyelim, biraz kutlamaya ve içimizdeki o yüce sesi diğer seslerden daha yüksek kılabilmeye!
Sözünü verdiğim kaynaklar ve son bir not:
Yazıyı okurken dinlemelik fon müziğine buradan ulaşabilirsiniz.
İlgi duyanlara kitap önerisi: Kurtlarla Koşan Kadınlar - Clarissa Pinkola Estes
“Neyse ki analiz içsel çatışmaları çözmek için tek yol değil. Hayatın kendisi halen çok etkili bir terapist.”
- Karen Horney
Büge Erel 20’liğin ilk Alıp Başını Gideni olarak “Etli sarma, aşı savaşları ve absürt uyum” adlı bültende yer almıştı. Okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR



