'Dar alan' bahçeciliği

Özellikle yaratıcılık gerektiren hadiselerde bilinir ki, ortada bir çerçeve olması, birazcık kısıtlama işleri kolaylaştırır. Zira yaratıcı enerjinin kanalize edileceği alan daraldığında, odaklı ve derinliği olan işler çıkarmak daha olasıdır.
Yukarıda bahsettiğim bu denklem, ekim-dikim mevzuları için de geçerlidir. Dolayısıyla şehirli olmak, dönümlerden değil metre-karelerden bahsetmek, hatta sadece bir balkona ya da bir pervaza sahip olmak, yetiştiricilik anlamında seçeneklerinizin zenginliğinden çalmaz. Aksine deney alanınızın ufak ve hemen erişilebilir olması yapacağınız uygulamaların -tabiri caizse- çözünürlüğünü artırır. Balkonunuzda, 10 dönüm arazide kurgulayabileceğiniz kadar sofistike uygulamalara yer verebilirsiniz.
--
Bu yazıda özellikle şehir ve balkon bahçeciliğinde uygulanabilecek 3 temel prensibi parlatmak istedim. İlham olması dileğiyle!
1.Mekanda ve zamanda istif: Tarlalarda bitkilerin sabit belli aralıklarla ekilmesinin bitkiler nezdinde pek bir önemi yoktur. Bu tip nizami ekim uygulamaları biz insanların mekanik ve para eden süreçlerini kolaylaştırmak üzere kurgulanmıştır. Sıralar arasında x cm bırakılır çünkü orayı en hızlı şekilde hasat edecek aracın tasarımı bunu gerektirir vs.
Balkonumuzda ya da bahçemizde ekip biçerken kâr maksimizasyonu gibi bir derdimiz olmadığından fabrika vari üretim yöntemleri kullanmamıza gerek yok. Dolayısıyla gıdamızı yetiştirirken tabiatın kendi özünde olan pratikleri benimseyebiliriz. Örneğin, sıkışık ve karışık ekim yapabiliriz.
Sık ekimin ve farklı türleri birlikte ekmenin, yarattığımız mikro-sistemler için kıymeti büyük. Çıplak toprak bırakmayacak şekilde sık ekim yaptığımızda, toprağın güneşe ve rüzgara savunmasızca maruz kalmasının önüne geçmiş oluyoruz. Bu da toprağın nem dengesini ve canlılığını korumasını sağlıyor. Günlük rutin perspektifinden ise daha az sulama, daha az efor anlamına geliyor.
Farklı türleri birlikte ektiğimizde ise toprak altı ve toprak üstü biyo-çeşitliliği zenginleştirmiş oluyoruz. Bu da, birbirini besleyen ve tamamlayıcı roller üstlenen türler sayesinde dış koşullara daha dayanıklı, kendine yeten ufak ekosistemler kurgulayabilmemize imkan tanıyor. Karışık ekim konusuna kardeş bitkiler başlığında daha detaylı değineceğim.
Mekanda ve zamanda istif konusunu aksiyon planlarına bağlamak için şöyle toparlayalım:
-Bu sezon yeni saksılar ya da bitki yatakları hazırlayacaksanız, tabiatın rastgele olmayan kaosuna yol verin. Tohumları karışık bir şekilde serpin. Ortamı gerektiğince nemli tutun ve bakın bakalım nasıl ilişkiler şekilleniyor? Kimler önden, kimler arkadan geliyor? Kimler baskın tür oluyor, kimler araları dolduruyor?
-Olgunlaşma süreleri farklı bitkileri aynı yatağa ya da saksıya ekin. Yıl boyunca saksınızda boş alanlar açıldıkça, yeni tohumlar serpmekten çekinmeyin. Böylece saksınız ya da bitki yatağınız size yıl boyu hasat edecek bir şeyler sunacak.
-Güneş alan bir balkonunuz varsa görece büyük gövdeli ve cayır cayır güneş seven bitkileri (ayçiçek, mısır, domates gibi), serinlikte mutlu olan maydonoz, roka, tere gibi yeşilliklere gölge edecek şekilde konumlandırıp, küçük alanlarda farklı ihtiyaçlara uygun ışık alanları yaratın.
-Güneş almayan bir balkonunuz varsa, domatese, bibere çok yükselmeyin. Ama gölge sever salata yeşilliklerinden bir şölen derleyebilirsiniz.
2.Malç ve kompost: Bahçede, balkonda şahit olabileceğiniz en sihirli hadiseler bu konu başlığı altında vuku buluyor: Vücudumuz da dahil, tabiatın her köşesinde her an şahit olabileceğimiz 'ölüm-dirim' döngüsü.. Ölenin parçalarının yeni bir formda yeniden hayat bulması ve hiçbir şeyin yok olmaması.. (Kulağım çınlıyor. Entropi beni andı. Onu da başka bir bültende masaya yatıralım.)
Bu konuyu 'alma-verme' üzerinden anlatmayı kolay buluyorum. Saksıda yetiştirdiğimiz bir domates örneği üzerinden gidelim. Elimizde bir saksı toprak ve bir domates tohumu olsun. Tohumun içerisinde bitkinin çimlenmesine yetecek kadar besin var. Tahminen bir bahçe marketten aldığınız toprakta da belli bir miktar besin var (Burada bitki besini dediğimiz şey tüm canlıların yapı taşlarında da bulunan azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, kükürt gibi elementler.). Yani elimizdeki besin miktarı belli, sabit ve sınırlı.
Domates tohumumuzu ektik, kendi tohumundaki ve topraktaki besinleri bünyesine katarak büyüdü, serpildi, gelişti. Kendini inşaa ederken topraktan 'bir domates bitkisi kadar' besini aldı. Meyvesini hasat ettik, yedik. 'Bir meyve kadar' besin bizim bünyemize geçti. Sapı, yaprakları ve kökü toprakta kaldı. Tek yıllık bir bitki olduğundan hasat sonrası kurumaya ve çürümeye başladı. Bu noktada domates bitkisinin kalan kısmını topraktan söküp çöpe ya da başka bir yere atarsak, elimizde 'bir domates bitkisi kadar' besini azalmış, eskisinden verimsiz bir toprak kalır. Eğer biz bu domates bitkisinden kalanları toprağın üzerinde çürüyüp, çözünmeye bırakırsak, domatesin kendini inşaa ederken topraktan aldığı besinler, toprağa geri dönebilir. Domates bitkisinden kalanları küçük parçalara ayırıp, toprakla karıştırarak ya da kompost yaparak bu çözünme sürecini de hızlandırabiliriz. Yediğimiz meyve kısmı dışında tamamen tekrar toprağa karışan domates bitkisi sayesinde toprağımız veriminden pek bir şey kaybetmez.
Mevzunun özü basit; toprağımızın uzun vadede canlılığını koruyan bir üretim alanı olarak kalmasını istiyorsak, topraktan aldığımız kadarını ona geri vermemiz gerekir.
Malç ve kompost ise bu mantık etrafında şekillenen iki temel bahçecilik uygulamasıdır. Aslında ikisi de tabiatın yaptıklarını taklit etme temeline dayanır. Malç dediğimiz şey, toprak örtüsüdür. Çıplak toprağı, çoğunlukla kuru organik madde ile örtme pratiğidir (bkz. orman tabanı). Yukarıda çıplak toprağı neden örtmek gerektiğinden bahsettik, bu şekilde toprağın nemini korurken aynı zamanda malçtaki organik materyallerin yavaş yavaş çözünmesiyle toprağın zenginliğini de artırabiliriz. Küçük ölçekli bahçecilikte en sık kullanılan malç materyalleri, saman, talaş, ağaç kabuğu ve boyasız kartondur. Evinizden çıkan, kuruyemiş kabukları, boyasız yumurta kartonları, tuvalet kağıdı kartonları da saksılarınızda ya da bahçenizde malç olarak kullanılabilir. Bu uygulamayla 3 temel şeyi hedefleriz; toprağın nemini korumak, yabani otların çıkmasını engellemek ve toprağa karbon girdisi yapmak.
Bir diğer 'verme' uygulaması olan kompost, organik atıklarımızı karbon-azot dengesi, sıcaklık, nem gibi şartlara dikkat ederek bir araya getirmek ve kontrollü bir alanda mümkün olan en hızlı şekilde çözünmelerini sağlamak üzerine bir pratiktir. Bu başlık kendi başına bir bülteni kaplayabilecek bir hadise olduğundan, şu an çok detayına girmeyeceğim. Ama bu aylarda yeni saksı ya da bitki yatağı oluştururken uygulayabileceğiniz çok basit bir uygulamadan bahsetmek istiyorum. Saksılarınızı ya da yataklarınızı toprakla doldururken çok fazla olmamak kaydıya alt ve orta katmanlarına organik materyaller gömebilirsiniz. Örneğin yaptığınız pazı yemeğinden artan pazı saplarını, kahvaltıdan artan maydanoz saplarını, tuvalet kağıdının rulosunu o gün kuracağınız bir saksının içine gömüp zamanla çözünmeye bırakabilirsiniz. Yavaş yavaş çözünecekleri için ekeceğiniz bitkilere tam sevdikleri gibi, azar azar besin girdisi olacaktır. Bir anda çok fazla organik besin bitkiler için zararlıdır, dolayısıyla toprakta yavaş yavaş çözünen bir atıktan bunu karşılamak onlar için de avantajlıdır. Kompost hadisesinin detayları, metotları başka bültenlere sözüm olsun.
3. Kardeş bitkiler: Bahçelerimizi, saksılarımızı kurgularken yarattığımız sistemleri bireylerden oluşan bir aile gibi değil de organlardan oluşan bir organizma gibi görmek daha yerinde olacaktır. Zira sistemdeki her ögenin kendi girdi ve çıktıları vardır ve sistemin diğer ögeleriyle bir alış-veriş halindedir. Bu ögelerin kendi aralarındaki ilişkilere dikkat ederek kendine yeten ve kırılgan olmayan sistemler kurgulayabiliriz. Kardeş bitkiler terimi bu temel mantığa dayanır. Birbiriyle iyi geçinen bitkileri birlikte ekmek üzerine bir bahçecilik pratiğidir.
Hem Türkiye coğrafyasında hem de dünyanın farklı yerlerinde bilinen en popüler kardeş bitkiler örneği 3 kız kardeşler olarak da geçen kabak, mısır ve fasülye üçlüsüdür. Bu örnek üzerinden üç bitkinin oluşturduğu sitemi inceleyelim:
-Mısır, fasülyeye sarılması için bir dayanak sağlar.
-Fasülye, azot ihtiyacı yüksek olan mısır ve kabak bitkileri için toprağa azot bağlar.
-Kabak, su ihtiyacı yüksek olan tüm bu bitkiler için büyük yapraklarıyla toprağı örter, buharlaşmayı ve su kaybını minimuma indirir.
Bitkilerin yapılarına ve kendilerine has özelliklerine azıcık bir hakimiyetle bu tip kendi kendine yeten sistemler yaratabilirsiniz.
Bir örneği de burada birlikte düşünerek kurgulayalım. Çilek ektiğimiz bir saksıyı ele alalım. Çileğe destek olabilecek ya da çileğe has bazı özelliklerden faydalanabilecek ne gibi bitkilerle bu çilek saksını/ yatağını zenginleştirebiliriz?
-Öncelikle çilek bitkisini azıcık gözlemleme şansınız olduysa kendisinin şahane bir yer örtücü olduğunu farkedebilirsiniz. Sürgünleriyle yatayda çok hızlı yayılarak toprağın yüzeyini örter. Dolayısıyla nem kaybını azaltır. Aynı zamanda çilek cayır cayır güneşten de çok hoşlanmaz. Yarı gölge alanları tercih eder. Dolayısıyla biz bu saksıya hem çileğe biraz gölge sağlayabilecek hem de çileğin yer örtücü özelliğinden faydalanabilecek daha uzun yapılı bazı bitkiler ekebiliriz.
-Çileğin bir diğer özelliği lezzetli meyveleriyle pek çok başka canlıyı kendine çekmesidir. Envai çeşit böcek sizden önce çileğin meyvelerini tatmak ister. Bu tip canlıları uzak tutmak için sarımsak, soğan gibi yoğun kokulu allium türlerine çilek saksınızda yer verebilirsiniz.
-Son olarak, çilek özellikle meyvelerini ürettiği dönemde bolca azota ihtiyaç duyar. Baklagillerin toprağa azot bağladığına yukarıda fasülye örneğiyle değinmiştik. Bu yüzden saksınıza birkaç baklagil ekmeniz de çileklerinizin verimini artıracaktır.
Tırnaklarınızın içine toprakların dolduğu bir bahar geçirmeniz dileğiyle!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Bitkiler Eşrafından Dedikodular
Kimler çiçek açtı? Kimler tohuma kaçtı? Bu ay neleri ekmeli? Kimleri kimlerle dikmeli? Bitkiler dünyasından en güncel havadisler ve sezona uygun ekim-dikim önerileri her ayın ilk haftası e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



