Biz İfade Edemiyoruz

Biz İfade Edemiyoruz

En temel haklarımızdan biri olan ifade özgürlüğü aynı zamanda “demokratik rejimlerin kurucu öğesi.”* Anayasa md. 26 ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünün “resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini” de kapsadığı yine aynı maddede belirtilmiş durumda. Fakat beklenmedik bir şekilde (iç ses: gerçekten beklenmedik mi) tam da 1 Mayıs yaklaşırken bir genelgeyle karşılaştık. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün veya İçişleri Bakanlığı’nın internet sitelerinden değil ama haber sitelerinden erişebildiğim (!) bu genelgeye göre polisler, görevlerini ifa ederken (özel hayatlarının gizliliğini ve kişisel verilerini korumak amacıyla) ses ve görüntülerini alan kişilere müdahale edebilecek ve kişiler hakkında adli işlem başlatabilecek (iç ses: koruma evlerinde kalan çocukların özel hayatlarının gizliliğinin nasıl sağlanacağı (ya da en azından nasıl ihlal edilmeyeceği) aynı şekilde düşünülseydi keşke). Bu genelge, basın özgürlüğü açısından ayrıca ele alınabilir, zira söylenenin aksine genelge basın mensupları ile diğer kişiler arasında bir ayrım gözetmiyor. Fakat ben bir ayrım gözetmeden ifade özgürlüğüne odaklanmayı tercih ediyorum.

Bu genelgenin (pandemi döneminde alınan birçok tedbirin olmadığı gibi) kanuni bir dayanağı yok. Kanun devleti bile olmak istemezken bir anda genelge devleti olmaya doğru gitmek ve temel hak ve hürriyetlerin genelge ile sınırlandırılması tepki verilmesi gereken büyük bir sorun. Nitekim, takip edebildiğim kadarıyla birçok hukukçu bu genelgenin kanuni dayanağının olmadığını ve düşünce ve kanaatleri açıklamanın ve yaymanın engellenmesinin suç olacağını belirtiği gibi söz konusu faaliyetlerin özel hayat kapsamına girmediğini ve özel hayat söz konusu olsa bile hukuka uygunluk sebepleri kapsamında olduğunu ifade etti.

Fakat beni burada rahatsız eden bir şey var. O da birçok kişinin tek sorunun müdahalenin genelge ile yapılması olduğunu düşünmesi. Söz konusu genelgeyle ilgili tek sorun kanunsuzluk değil, bu denli bir sınırlamayı kanun ile bile getiremeyecek olmaları. Peki bu rahatsızlığımı neden söylüyorum? Çünkü siyasiler yalnızca genelge ile özgürlük sınırlama üzerinden tartışma yürütürlerse, kanunla böyle bir sınırlama getirilmesi karşısında (ki neden getiremesinler) itirazlar seçmen nezdinde anlamsızlaşacaktır. Eğer tartışmanın odağını kanuni dayanak olmaması olarak belirlerseniz, bir sabah “idare gerekli gördüğü her durumda gerekli gördüğü her şeyi yapabilir” diyen bir kanuna uyanırsınız (gerekli ifadesi fazla bile olmuş olabilir). Böylece demokratik rejimin kurucu öğesini güçlü şekilde savunamayacak hale gelirsiniz.

Peki neden kanun yetmez? Anayasamızın 13. maddesi “Temel hak ve hürriyetler özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” diyerek temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasının da bir sınırı olduğunu belirtmektedir. Silah kullanma yetkisini haiz (yeri gelmişken: bu yetki de kişilerin ve maalesef ki bazı polislerin sandıkları kadar geniş bir yetki değil) bir kamu görevlisinin videoya alınmasının engellenmesi sınırlamanın sınırlarına aykırılık teşkil edecektir. Belirtmek gerek, ifade özgürlüğüne getirilen bir sınırlamanın Anayasaya uygunluğu değerlendirilirken basın ve medya mensupları ile diğer vatandaşlar arasında bir ayrım yapılabilir; fakat kamu gücünün hukuka aykırılığının görüntülenmesi bakımından bu gibi bir ayrımın mutlaka gerekli olduğunu düşünmüyorum. Peki polislerin kişilik haklarının korunması amacı böyle bir kanun çıkarılması için meşru sebep olabilir mi? Kişilik haklarını söz konusu kanun açısından sınırlama sebebi olarak kabul edebilecek olsanız bile - ki bu çok şekli bir değerlendirme olacaktır-  bu yetmeyecektir. Nitekim böyle bir kanun ne demokratik toplum düzenine ne de ölçülülük ilkesine uygun olur. Hatta bu kanun, ifade özgürlüğünün özüne dokunmak anlamına bile gelebilir. Bunlara ek olarak, böyle bir kanun aynı zamanda temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması da teşkil edebilir. Nitekim, Anayasa md. 14’te de güvence altına alındığı üzere “Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.”

Peki “kanunla bile yapamazlar” ne demek? İfade özgürlüğü var diye herhangi bir kamusal alanda bir polisi videoya çekebilir miyiz? Polis olmak (ya da bir kamu görevlisi) özel hayattan vazgeçmek anlamına mı gelir? Tabii ki hayır. Özel hayatın gizliliği kamusal alanda da korunmalıdır naçizane. Mesela ailesiyle tatil yapan bir polis kendisinin videoya çekilmesini haklı olarak istemeyebilir. Ama polis kamu gücü kullanırken ve kamusal bir faaliyeti yerine getirirken özel hayatın arkasına saklanamaz. İfade özgürlüğünün gerçeğin ortaya çıkmasında büyük bir rolü olduğu da göz önünde tutulduğunda**, bu özel hayatı korumak değil hukuka aykırılığı gizleyerek halkı kandırmak anlamına gelir. Oysa bir hukuk devletinde yapılması gereken görevlerini ifa eden polislerin yakasına hukuksuzlukları tespit edebilmek için kamera takmaktır ve Türkiye bir hukuk devletidir!


* İbrahim Kaboğlu, “Düşünce Özgürlüğü”, İnsan Hakları, (der. K. Tankuter), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2000, s. 107.

** Oktay Uygun, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türk Hukukunda İfade Özgürlüğünün Sınırlanması”, Türkiye’de İfade Özgürlüğü, (der. T. Koçak, vd.), BGST Yayınları, İstanbul, 2009, s. 17.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

GünebakanGünebakan

BÜLTEN SAYISI

İfade Edemiyoruz I

Üzerine de yazılacak çok şey var ama ben Dünya Basın Özgürlüğü Gününü de yeni kutlamışken (!) ifade özgürlüğünden yola çıkarak polislerin görüntülerinin kayda alınmasını engelleyen genelge üzerine yazmak istiyorum.

10 May 2021

https://t24.com.tr/haber/turkiyede-ifade-ozgurlugu-ihlal-etmenin-bedeli-cok-ucuz-250-lira,670549

YAZARLAR

Günebakan

Hadi gelin, güne bakalım.

İLGİLİ OKUMALAR