Bizi herkes tanıyacak mı?

Yüz tanıma teknolojilerinin kontrolsüz kullanımının kişilik haklarıyla çelişmesi soru işaretleri doğuruyor.
Bizi herkes tanıyacak mı?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Yüz tanıma teknolojilerinin gerek teknoloji şirketleri gerekse kolluk kuvvetleri tarafından kullanımı ve getirdiği etik ve hukuksal problemler dünya gündemini bir süredir meşgul ediyor. Batı ülkelerinde yapay zekâ ve verinin yasal kullanımı üzerine izlenecek politikalar konusunda parlamentolarda çalışmalar sürmekteyken mahkemelerden de önemli kararlar geliyor. Geçtiğimiz ağustos ayında Birleşik Krallık Temyiz Mahkemeleri, polis güçlerinin yüz tanıma sistemlerini kullanımının illegal olduğuna kesin olarak karar verdi.  ABD’de pek çok eyalet geçen yıl yüz tanıma sistemlerini yasaklayan yasalar çıkarmıştı fakat henüz bir mahkeme kararı verilmemişti. Bu, tüm dünyada ilgili sistemin illegal olduğunu hükme bağlayan ilk karar.

Clearview AI
Ece Tugay
  • Clearview AI: Bu konudaki tartışmalar 2019 yılının kasım ayında New York Times’tan bir gazetecinin Clearview AI isimli bir şirketi afişe etmesiyle alevlenmişti. Bu teknoloji şirketi, Facebook ve YouTube gibi platformların da içinde bulunduğu pek çok sosyal medya platformundan fotoğraflar toplayarak 3 milyar civarında görsel depoladığı bir veri tabanı oluşturmuştu. Şirket, herhangi bir kişinin fotoğrafının uygulamaya yüklenmesi hâlinde o kişinin kimlik bilgilerini açığa çıkaran bir uygulama tasarladı. Aslında, bu uygulama basitçe, sokakta gördüğünüz herhangi bir kişinin fotoğrafını çekerek kimliğini öğrenebileceğiniz bir teknoloji sağlıyordu.
     
  • Esas tartışma: Günümüzde sosyal medyanın yaygın kullanımı nedeniyle kullanıcıların kimlik bilgilerini ele veren yüzlerce fotoğrafı internet ortamında kolaylıkla bulunabiliyor. Bu da Clearview AI gibi şirketlere arama sonuçlarının doğruluk oranının çok yüksek olduğu algoritmalar oluşturma imkânı veriyor. Burada tartışma yaratan şey Clearview AI tarafından tasarlanan bu uygulamanın ABD'de 600 polis merkezi tarafından hâlihazırda kullanılıyor olması ve kamuoyunun bundan haberinin olmamasıydı. Uygulamanın doğruluk oranının yüksek olduğu ve kolluk kuvvetlerine büyük kolaylık sağlayarak suç önleme amaçlı kullanabileceği öne sürülmüş ve kolluk güçlerine toplumdan habersiz pazarlanmıştı.
     
  • Irkçılık: Zamanla pek çok araştırma gösterdi ki yüz tanıma teknolojileri azınlık grupların ve özellikle Afro-Amerikan kadınların yüzlerini doğru tanımlayacak kadar gelişmiş değil ve bu teknoloji üzerinden yaratılan algoritmalar yaş, etnik köken ve ırksal ayrımcılığa neden oluyor. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nün (MIT) üç büyük yüz tanıma sistemi üzerinde yaptığı araştırmaya göre, bu sistemler siyah kadınların dahil olduğu davaların %21 ila %35’inde hatalı sonuç veriyor. Amazon’un tasarlayıp polis teşkilatlarına pazarladığı yapay zekâya dayalı "Rekognition" isimli yüz tanımlama teknolojisi üzerine yapılan bir araştırmaya göre, sistem esmer tenli bireyleri açık tenli bireylere göre çok daha zor tanımlıyor ve Afro-Amerikan erkekleri suçsuz yere mahkûm etmek gibi bir ihtimali beraberinde getiriyor.
     
  • Gizlilik ihlali: Bu uygulamaların polis teşkilatları dışında kullanımının anonim kalmanın sonu olduğu ve büyük gizlilik ihlalleri yaratabileceği sıklıkla dile getiriliyor. Bir gün Google’da bir kişinin görselini aratmak ismini aratmak kadar kolay olabilir, ve o gün pek de uzakta görünmüyor. Dolayısıyla, elinde bu teknolojiyi bulunduran bir kişinin hiç tanımadığı birinin adı, ev ve iş yeri adresi, telefonu veya diğer kişisel bilgilerine ulaşması ve bunları suistimal etmesi gayet olası. Bu durum pek çok etik ve hukuki endişeyi beraberinde getiriyor.
     
  • Teknoloji dünyasındaki gelişmeler: Clearview AI’ın kamuoyundan habersiz kullanımı tartışmaların fitilini ateşleyen olay olsa da Amazon, Microsoft gibi diğer teknoloji şirketleri de yüz tanıma teknolojilerine dayanan uygulamalar tasarlıyor, geliştiriyor ve bunları polis teşkilatları da dahil olmak üzere çeşitli kurumlara pazarlıyordu. Haziran ayında George Floyd’un polis memuru Derek Chauvin tarafından öldürülmesinin ve Black Lives Matter hareketinin de etkisiyle Amazon, Microsoft ve IBM gibi teknoloji şirketleri yüz tanıma uygulamalarını araştırmayı, geliştirmeyi ve kullanmayı bıraktığının sinyallerini verdi. Amazon Rekognition isimli sistemi polis teşkilatlarına pazarlamaya bir yıl ara verdiğini duyururken IBM ve Microsoft yüz tanıma teknolojileri pazarından çekildiklerini açıkladı.
     
  • Birleşik Krallık’ın adımı? Birleşik Krallık bu günlerde yeni bir “Kolluk Kuvvetleri Mega Veri Tabanı” oluşturmayı planlıyor. Bunun için aylar öncesinden bir kamusal platform oluşturarak kamuoyunun görüşlerini kabul etmeye başlamıştı. Bu kamuoyu müzakeresi 9 Eylül’de sona erecek ve hükümet yeni veri sistemini oluşturmaya başlayacak. Sivil toplum örgütleri ise bu yeni sistemin yüz tanıma teknolojileriyle entegre edileceğine ve bunun yaratacağı sürveyans (sistematik gözlem) etkilerine dikkat çekiyor.
     
  • Sonuç: Görünen o ki Clearview AI olayının ortaya çıkmasıyla ateşlenen tartışmalar ve yüz tanıma teknolojilerinin yarattığı ırk ve cinsiyet ayrımcılığının bilimsel olarak kanıtlanması hem teknoloji şirketlerini hem de devletleri bu uygulamalara karşı tedbirli davranmaya itiyor. Birleşik Krallık’ta verilen son mahkeme kararı da ayrımcılığa neden olan algoritmalara vurgu yaparak bu tutumun meşruluğunu doğrulamış oldu. Gelecekte bu teknolojinin kimler tarafından ne şekilde ve hangi algoritmalarla kullanılacağı, ayrımcılık endişelerinin giderilip giderilemeyeceği ise merak konusu.
     

Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Oxford Üniversitesi Hukuk Yüksek Lisansı mezunu Nergis Oprescu, veri ve teknoloji regülasyonu, iklim değişikliği ve insan hakları alanlarında çalışan bir avukat ve araştırmacı. Şu anda Oxford Üniversitesi Derin Teknoloji Laboratuvarı’nda hukuki tasarımcı olarak çalışıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

New York'ta evsizlik, Kaşıkçı davası, yüz tanıma sistemleri

Bu sayımızda Cemal Kaşıkçı davasına, New York'ta evsiz insanların pandemi sebebiyle otellere yerleştirilmesi sonrası yaşananlara ve yüz tanıma teknolojilerinin yarattığı etik problemlere odaklanıyoruz.

10 Eyl 2020

New York'ta evsizlik, Kaşıkçı davası, yüz tanıma sistemleri

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Kızıl Çin'in Beyaz Kitap'ı: Çin nasıl bir dünya düzeni istiyor?

Çin, Haziran 2026’da yayımladığı yeni “Beyaz Kitap”la küresel yönetişim vizyonunu daha açık biçimde ortaya koydu. Pekin, BM’nin güçlendirilmesini, Küresel Güney’in karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmasını ve ticaret ile tedarik zincirlerinin önündeki engellerin azaltılmasını savunuyor. Bu yaklaşım, Çin’in ABD ile rekabetinde doğrudan bir hegemonya arayışından çok, ekonomik yükselişini sürdürebileceği daha çok kutuplu ve daha az korumacı bir düzen talebine işaret ediyor.

Birol Oğuz

·

07 Ağu 2026

Kızıl Çin'in Beyaz Kitap'ı: Çin nasıl bir dünya düzeni istiyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Merve Us Acıoğlu

·

04 Ağu 2026

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

Emircan Yaman

·

04 Ağu 2026

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Faik Bulut

·

01 Ağu 2026

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Melisa Gülbaş

·

30 Tem 2026

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı