Boşanma davanızda kişisel verileri ihlal ediyor olabilirsiniz!

Gelişen teknolojiyle birlikte geçtiğimiz 20 yılda dijital kayıtlar davalarda da delil olmaya başladı. Özellikle ispat sürecinin zor olduğu boşanma davalarında dijital delillere sıklıkla başvuruluyor. Ancak boşanmak için delil sunmak isterken kişisel verileri ihlal edip etmediğinize de dikkat etmek gerekiyor.
Boşanma davanızda kişisel verileri ihlal ediyor olabilirsiniz!

Teknolojideki gelişmelerin yaratmış olduğu rüzgarı boşanma davalarında da hisseder olduk. Boşanma aşamasına gelindiğinde tarafların ileri sürdükleri iddiaları ispatlamaları gerekince adeta fırtına etkisiyle ses kayıtları, görüntü kayıtları, cep telefonu mesajları havada uçuşmaya başlıyor. Peki ya boşanma aşamasında olmaları, eşlerin birbirlerine ait kişisel verileri diledikleri gibi kullanmalarına olanak tanır mı? 

Öncelikle bazı kavramları açıklayalım. Nedir bu “kişisel veri”, “kişisel verilerin işlenmesi”? Bir kimsenin kimliğini tespit edilebilir kılan her türlü bilgiyi kişisel veri olarak kabul edebiliriz. Dolayısıyla da eşlerden birinin, delil olarak diğer eşe ait mahkemeye sunacağı görüntüsünden ses kayıtlarına, mesajlarından sosyal aktivitelerine kadar pek çok bilgi de “kişisel veri” olarak adlandırılır. İşte bu tür bilgilerin diğer eş tarafından elde edilmesi, değiştirilmesi, saklanması, üçüncü kişilere aktarılması ve KVKK m. 3/1-e kapsamında “kişisel verilerin işlenmesi” tanımında yer alan diğer faaliyetlere konu edilmesi  kişisel verilerin işlenmesi sonucunu doğurur. Nitekim boşanma davalarına baktığımızda genellikle, eşlerin birbirlerinden habersiz olarak ses veya görüntü kaydı aldıklarını, bu kayıtları depoladıklarını ve nihayetinde de mahkeme nezdinde bunları delil olarak kullanmak istediklerini görüyoruz. 

Kural ilgili kişinin rızası olmaksızın verilerinin işlenemeyeceği olsa da, kanunun öngördüğü bazı hallerde istisnalar gündeme gelebilir. Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlenmesinin zorunlu olduğu hallerde özel nitelikli olmayan kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenebilecek olması da bunun bir örneği. Dolayısıyla bu istisnaya dayanarak boşanma davalarında da eşler, haklılıklarını kanıtlamak veya kusurlu olmadıklarını ispatlamak için diğer eşin kişisel verilerini kullanabilmekte. Lakin bu kabul, eşlerden birinin komplo kurarak veyahut birtakım planlar yaparak  diğer eşin aleyhine delil oluşturmasına ve bu delili de boşanma davasında kullanmasına olanak vermez. Dolayısıyla bu şekilde  elde edilen hukuka aykırı deliller açısından konumuza bir parantez eklemekte yarar var.

Öncelikle hatırlamamız gereken bir kural var: “Kanuna aykırı olarak elde edilen bulgular delil olarak kabul edilemez.”. O zaman; bir davada kullanacağımız delillerin, konumuz özelinde ise kişisel verilerin, hukuka aykırı olarak elde edilip edilmediğinin tespiti, o delilin kullanılabilirliğini belirleyecek. Kişisel veriler açısından, elde ediliş biçiminin hukuka uygunluğunu belirlemekte KVKK bize yol gösterecek. Bu durumda KVKK’ya uygun olmayan bir biçimde elde edilen diğer eşin kişisel verilerinin delil olarak sunulduğu hallerde bir hukuka aykırı veri aktarımı ve hukuka aykırı bir veri işleme faaliyeti oluştuğunu söylemek mümkün.

Nitekim boşanma davalarında hukuka aykırı delillerin ileri sürülmesi, pek çok mahkeme kararına da konu olmuş bir sorun. Hatta gelin hemen birkaç tanesine birlikte göz atalım:

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/703 E. 2012/70 K. sayılı ve 15.2.2012 tarihli kararına konu olan dosyada, eşlerden birinin mahkemeye sunduğu diğer eşe ait görüntü ve ses kayıtlarını içeren bir CD’nin delil niteliğini incelemiş. Genel Kurul yaptığı değerlendirmede CD’nin, diğer eşin rızası olmadan kaydedilmesi ve sırf boşanma davasında delil olarak kullanmak için bir kurgu sonucu oluşturulması nedenleriyle usulsüz olarak yaratılmış bir delil olduğunu belirtmiş. Bu nedenle de CD’nin hükme esas alınamayacağına karar vermiş. Yani Yargıtay Hukuk Genel Kurulu diğer eşe ait görüntü ve ses kayıtlarının delil olarak kabul edilebilmesi için diğer eşin rızasını ve delil olarak kullanma kurgusunun bulunmamasını şart koşmuş. 

    Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2002/2-617 E. 2002/648 K. sayılı ve 25.09.2002 tarihli bir kararında ise Kurul, eşlerden birinin günlüğünün diğer eş tarafından delil olarak kullanılabileceğini kabul etmiş. Bu kararını, yatak odasında yer alan bölmede bulunan bir not defterinin ele geçirilmesinin, bu mekânın eşlerin müşterek yaşam alanı olduğu ve defter sahibi eşin gizli mekânı olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesine dayandırmış. Yani eşlerin yatak odasında yer alan notların, defterlerin veya yazılı materyallerin mahkemeye sunulması kimi hallerde mümkün. 

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2021/478 E. 2021/1604 K. sayılı ve 23.2.2021 tarihli kararına konu olan olayda; davacı eşin, davalı erkeğin telefonundaki sosyal medya uygulaması üzerinden başka bir kadınla yapmış olduğu cinsel içerikli yazışmaların ekran görüntülerini onun bilgisi ve rızası dışında sırf delil oluşturmak maksatlı alarak dosyaya delil olarak sunmasını hukuka aykırı bulmamış. Bu durumda ise kimi hallerde Yargıtay’ın sosyal medya hesaplarında evlilik birliğini sarsan davranışların ispatında hesap sahibinin izni olmaksızın alınan ekran görüntüsünü delil olarak kabul ettiğini görüyoruz. 

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesi vermiş olduğu 2007/17220 E. 2008/13614 K. sayılı 20.10.2008 tarihli başka bir kararına konu olayda ise eşlerden biri, diğer eşin bilgisi olmadan eve ses kayıt cihazı yerleştirerek, eşinin aleni olmayan konuşmalarını kaydetmiş ve bu kayıtla eşinin sadakat yükümlülüğüyle bağdaşmayan davranışlarının tespit etmiş. Mahkeme ise bu durumun, özel hayatın gizliliğini ihlal etmediğine ve hukuka aykırı olmadığına karar vermiş. Yani Daire sadakat yükümlülüğüne aykırılığı ispat için müşterek evde gizlice alınan ses kaydını delil olarak kabul etmiş. Büyük olasılıkla bu durumda Daire başka bir şekilde delil elde etmenin imkansızlığından yola çıktı. Fakat bu demek değildir ki her koşulda eşten habersiz alınan ses kaydı delil olarak kabul edilebilir. 

Gördüğünüz gibi Yargıtay, boşanma davalarında mahkemeye sunulan ve kişisel veri içeren delilleri her somut olay üzerinde farklı biçimde değerlendirmiş. Hangi tür kayıtların mahkemeye delil olarak sunulabileceği hangilerinin sürülemeyeceği konusunda yerleşik kesin bir ayrım şimdilik bulunmuyor Bu noktada A verisini X halinde mahkeme kesin bir şekilde delil olarak kabul eder veya B verisini Y durumunda elde ederseniz mahkeme kesinlike bunu delil olarak kullanmaz şeklinde bir sonuca varamayız. Şimdilik hayatın akışı da dikkate alındığında gri alanların bol olduğunu söylemekle yetinelim. Lakin yine de belirtmeliyiz ki, hem KVKK hem de son Yargıtay kararları dikkate alındığında, boşanma davasında eşin başkaca bir ispat vasıtasının bulunmadığı, ancak ve ancak diğer eşe ait kişisel verileri elde etme ve kaydetme yoluyla iddiasını ispatlayabileceği ve yine bu verileri aylnızca ispat aracı olarak kullanmak üzere elde ettiği hallerde KVKK m.5/2-e koşulunun karşılandığı kabul edilmekte.

Konu hakkında üzerinde durulması gereken bir diğer istisna ise KVKK m.28/1-a hükmü. Bu düzenleme gereğince, aynı konutta yaşayan eşlerin üçüncü kişilere vermemek ve veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere uymak kaydıyla birbirlerinin kişisel verilerini işlemeleri halinde KVKK uygulanmaz. Dolayısıyla aynı konutu paylaşan eşlerin, birbirlerine ait ses ve görüntü kayıtları almaları üçüncü kişilere verilmediği ve alenileştirilmediği müddetçe istisna teşkil eder. Lakin boşanma davasında mahkemeye verilmek üzere diğer eşe ait olan kişisel verilerin işlenmesi, zaten bu verilerin üçüncü kişilere verilmesi sonucunu da beraberinde getireceğinden bu hükmün uygulamasının önünde bir engel bulunduğunu söyleyebiliriz

Netice itibariyle, boşanma davalarında eşlerin birbirlerine ait kişisel verilerini kullanması sorunu, her bir somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmeli. Üst mahkeme kararlarındaki çelişkiler, hangi kişisel verilerin hükme esas alınabileceği hangilerinin alınmayacağı konusunda kesin bir ayrım yapmamızı engelliyor. Her halükarda eşlerin birbirlerinin verilerini kaydederken dikkatli olmasında yarar var. Bununla birlikte unutulmamalıdır ki, Türk Ceza Kanunu kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak elde edilmesi ve kaydedilmesi, özel hayata ve hayatın gizliliğine karşı işlenen suçlar arasında yer alır. Mahkemeye sunacağınız bir ses, bir görüntü, bir mesajlaşma kaydı, boşanma davasında lehinize görünse bile sizi aynı zamanda bir ceza davasında sanık konumuna getirebilir. O nedenle tavsiyemiz, boşanma davasında sunmayı planladığınız veri ihlali yaratabilecek bir delil söz konusu ise mutlaka süreci, hukuk danışmanlarından görüş alarak ilerletilmeniz. 

Bu yazı Verini Koru gönüllüsü Beril Güçlü tarafından hazırlanarak, 17.05.2023 tarihli bültenimizde yayınlanmıştır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Aldanmak ya da aldanmamak: işte tüm mesele deepfake!

ChatGPT'den veri mahremiyeti adına iyileştirmeler, ChatGPT ile üretilen sahte haber sebebiyle tutuklama, Boyner, T-Mobile ve Amerikan Barolar Birliği'ndeki veri ihlalleri, KİM uygulaması ve daha fazlası

17 May 2023

canva

YAZARLAR

Veri Koruma ve Mahremiyet Gündemi

Sivil toplum kuruluşu Verini Koru'nun ekibi, Türkiye'de ve dünyada kişisel verilerin korunması alanında yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyor ve her Pazartesi sizlerle buluşturmak için bültenler hâline getiriyor.

İLGİLİ OKUMALAR