Çiçekler adlarını bilir mi?

🌺
Çiçekler adlarını bilir mi?

Şimdilerde, içinde yeni olduğum bu şehirde bol bol keşif yürüyüşü yapıyorum. Bazen kendim, bazense sevdiğim birileriyle.. 

Başka insanlarla, ormanlık bir alanda vakit geçiriyorsam bir konuda kendimi tutamam. Adını bildiğim tüm bitkileri işaret ederim. Ki ortalama bir şehir insanına kıyasla daha çok bitki tanıdığım için bu genelde bana 'havalı bir statü' kazandırır. Ne yalan söyleyim, bunu severim. Hele de insanlara daha önce yemedikleri, yenilebilir yabani bitkileri tattırmaya bayılırım. Yüzlerindeki tedirginlik/şaşkınlık/memnuniyet geçişine sırasıyla şahit olmak, hiç bir zaman sıkılmayacağım bir hobi.

Gelgelelim, yeni bir coğrafyadayım ve bildiğim bitkilerin oranı azalmış durumda. 'Havalı statüm'den bir şeyler kaybettiğim kesin. Şimdi işin içine bir de dil meselesi girmiş durumda. Zaman zaman bitki isimlerinin Türkçe'sini bilsem de İngilizce'sini bilmediğim için hava atamadığım oluyor. Bir yanım bu durumdan gergin, elimde bitki tanıma uygulamasıyla yürüyüşlere çıkıyorum. 

Bilmem size de olur mu, herhangi bir -negatif- duygu hissetmeye başlarsam, o duyguyu hissettiğim için kendime sinirlenmekle başlayarak, kendi kendime karşıt argüman girdabına kapılırım. Bu girdap genelde bir kaç dakikalık bir monolog kadar sürer. 

Bitkilerin adını bilmediğin için rahatsız olamazsın Bengisu, egon bu kadar mı kırılgan..?

Şuradaki her bitkinin adını öğrensen ne olacak, onlara daha yakın mı hissedeceksin?

Bir şeyi adlandırmadan, sınıflandırmadan tadını çıkaramaz mısın?

Bilmemeye, bilinmezliğe kendini bırakamaz mısın? Kontrol delisi misin?

İndirgeyici sistemlere bu kadar söylenip, aynı mentaliteye kendin teslim olmak iki yüzlülük değil mi?


Velhasıl, kendimi ve beni insan yapan bir takım özellikleri biraz dövdükten sonra girdap sakinledi ve kendimi İlhan Berk'te buldum. Lisenin son, üniversitenin ilk yıllarında pek çok Türk genci gibi daldığım ikinci yeni sularında beni en çok etkileyen isimdi İlhan Berk. Wittgenstein'dan çokça etkilenerek dil üzerine, adlar üzerine kafayı bozmuştu. Ha keza şiirleri sayesinde ben de kafayı bozmuştum. Onun ilhamıyla o yıllar dağlarda çokça dolaştım, evde yoktum.

Ad'ı, adlandırmayı yüceltir genelde şiirlerinde. Ama İlhan Berk'i bilen bilir, yazınlarında çokça çelişkiyi de yan yana barındırır. Yine de ad çoğunlukla önemlidir. 'Ad her şeydir' , 'Ad evdir.' ya da 'Adlandırılmayan yoktur'. 

Bir yandan da şöyle der (kitap yanımda yok internette de bulamadığım için ezberden yazıyorum, orjinalinden ufak farklılıkları olabilir):

Bir tesbih böceği 'dünyayı biliyorum' diyor. Diyor 'su', diyor 'ot'. Geçiyor.

Bu cümleyi sık sık hatırlatırım kendime. İnsan olduğumu, algım kadar olduğumu ve bu algımın limitli bir farkındalıktan ibaret olduğunu...

Bu çorbadan şöyle çıkacağım: Ad, adlananla değil, adlandıranla ilgilidir. Ben bir sarı çiçeğe 'karahindiba' dediğimde bu o çiçekte bir değişikliğe sebep olmaz. Ama beni değiştirir. Adlandırmak zaruridir, insanidir. Ama dozu ve yeri önemlidir. Bazen adlandırmamak daha yerinde olabilir.

Bu seçime sahip olduğumuzu hatırlamak bile bir özgürlük. 

PS. Bu ay ayçiçeği ekseniz fena olmaz. 🌻

Esen kalın 🌿


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Nisan Bülteni '22

Adı olmayanlar

26 Nis 2022

A Bohemian Peasant

YAZARLAR

Bengisu Ecem Yıldız

Permakültür Tasarımcısı

Bitkiler Eşrafından Dedikodular

Kimler çiçek açtı? Kimler tohuma kaçtı? Bu ay neleri ekmeli? Kimleri kimlerle dikmeli? Bitkiler dünyasından en güncel havadisler ve sezona uygun ekim-dikim önerileri her ayın ilk haftası e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR