
Daha çok yeni BBC’de yer alan ve yerel medyamızda da yer bulan bir habere göre, Kane Tanaka ismindeki bir kadın, dünyamızda an itibariyle en çok yaşayan kişi olarak kayıtlara geçti (daha önceden bu rekor 122 yaşına kadar yaşamış olan bir kişiye ait). Kane Tanaka, öldüğünde tam 119 yaşındaydı! Düşünebiliyor musunuz, bu dünyada geçen (öyle olduğunu tahmin ediyoruz en azından) tam 119 yıl.
Kane Tanaka, Japonya'nın küresel bir güç olarak ortaya çıktığı bir dönemde, George Orwell ile aynı yıl olan 1903'te doğmuş. Ayrıca doğduğu yıl Theodore Roosevelt ABD başkanı ve Edward VII İngiliz kralıymış. Kim bilir daha ne kadar çok tarihi olaya tanıklık etti.
Tarihi olayı da geçiyorum, evlendiği zaman, resmen bir asır önceymiş. Tabi bunda o zamanlar için geç, bu zamanlar için erken denebilecek bir yaşta, 19 yaşında evlenmiş olmasının rolü var. Bu hayata dört çocuk, 8 kardeş sığdırmış. Hayatının uzunca bir süresini Japon huzur evinde geçirmiş. Erken kalkıp, matematik, kaligrafi gibi şeylerle vakit geçiriyormuş. Acaba bunların bu kadar uzun yaşamasında etkisi var mı? Bilemiyoruz.
Japonya, Dünya’nın en yaşlı nüfusuna sahip olan ülke olarak biliniyor. Toplumun çeyreğinden fazlası, beslenmeye, sağlık hizmetlerine, yaşlı insanların çalışmasına (en azından kendilerini oyalayacak kadar) önem veriyor.
Tanaka, 2019 yılında, kendisini dünyanın en yaşlı insanı olarak ilan eden bir törende, hiç olmadığı kadar mutlu olduğunu söylemiş. Böyle kişileri görmek size umut mu yoksa hüzün mü, ya da korku mu veriyor sormak isterim. Kendi adıma düşündüğümde, 119 yaşına kadar yaşama konusunda çok heyecanlandığımı söyleyemem. Halihazırda bile, 30’larının ikinci yarısında bir insan olarak neler yaşadık diye bakarken, bunun 2 katından daha fazla süreyi içeren bir yaşamın beni bekliyor olduğunu hayal etmek zor. Ama tek bildiğim bir şey var ki, o da, kendi hayatımızı sonlandırmadıkça, kaç yaşına kadar yaşayacağımıza karar veremiyor olduğumuz. Ve bundan yola çıkarak da kesin olarak emin olduğum bir şey var, tam da bu sebepten kendime, bedenime ve ruhuma iyi bakmak zorunda olduğumu hissediyorum. Hatta zorunluluk hissi demeyeyim, tüm varlığım bu yönde hareket etmek istiyor. Çünkü hayatta neler olursa olsun, her şey geliyor ve geçiyor. Neticede yaşamla baş başa kalıyoruz. Tanaka’nın hayatında olduğu gibi, belki bu baş başalık daha çok uzun yıllar bizimle. Biz yaşamla birlikte, sonunu kestiremeden yol almaya ne kadar gönüllüyüz?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İçimdeki Dünya
İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR



