
Onu izledim ben. ile ayda bir konuk yazarları ağırlamaya, sözü film izlemeyi de filmler hakkında konuşmayı da en az benim kadar sevenlere bırakmaya devam ediyorum. Bu haftaki konuğum, Cemre İliksiz.
2021'in eylül ayı ne çok dostluk, ne çok insan getirdi hayatıma... Evet doğru tahmin ettiniz, Cemre de Ayvalık'ın bana kazandırdıklarından biri. Başka Sinema Ayvalık Film Festivali'ne doğru yola çıkmadan önce Urban'daki bir iş buluşmasında tanıştığımızda, beni nereden tanıdığını anlatırken, yaptığım tüm işlerden önce, okuduğunuz bu bültenin ismini söyleyip beni sevindirmişti Cemre. Ve Ayvalık'taki onca kahvaltı ve film sohbetinin, rakı kadehi ve Kraft kokteylinin ardından bu bültene konuk olmak için geç bile kaldı. Emeğini sömüren mecraların ve tatsız günlerin ardından şu günlerde Dadanizm ve Sinematek/Sinema Evi ekiplerinde yer alan Cemre'yi Letterboxd ve Twitter'da takip edebilir, yazılarını buradan okuyabilirsiniz.
Cemre ne izlemiş?

Cemre'nin en iyisi: Jules et Jim, 1962
“Seni seviyorum” dedin. Ben sana “Bekle” dedim. “Al beni” diyecektim. Sen bana “Git” dedin.
Bu replikle başlar Jules et Jim. Daha sonra François Truffaut hiçbir izaha ihtiyaç duymadan karakterlerin görüntülerini ardı ardına getirir. Jules, Jim, Catherine, Albert ve Sabine. Böylece ilerleyen dakikalarda cevaplanacak bir soru sordurur bize: Bu replik kime ait?
1912’de Paris’e yabancı olan Jules’ün yolu Jim’le kesişir. Sıkı dost olacaklarını daha ilk dakikalardan anladığımız ikili zamanla birbirlerine çok şey katarlar. Ortak yönleri çoktur. Sanata düşkün olan ikili, bazı Antik Yunan heykellerini incelerken bir tanesinin gülümsemesi dikkatlerini çeker. Eğer bir gün böyle bir gülümsemeyle karşılaşırlarsa ömür boyu bu gülümsemeye bağlı kalacaklarına söz verirler. Öyle bağlanırlar ki birbirlerine, I. Dünya Savaşı sırasında karşılıklı cephelerde savaşan Jules ve Jim’in en büyük endişesi birbirlerine zarar vermek olacaktır. I. Dünya Savaşı, Jules ve Jim’in karşı karşıya geldikleri ilk yer değildir. Catherine ile tanıştıklarında karşı karşıya gelmişlerdir bile. Catherine onlar için verdikleri sözün somut, hayran kaldıkları heykelin vücut bulmuş hâlidir.
Jules et Jim’in basit bir aşk üçgenine indirgenecek bir yapısı olduğunu söyleyemeyiz, tıpkı Catherine karakterinin gelişigüzel yazılan kadın stereotiplerine indirgenecek bir yapısı olmadığı gibi. Catherine dilediği gibi yaşar, istediği gibi sever, hatta karşısındakinin kontrolsüz her davranışı için sarsıcı bir intikam alır.
Açılıştaki repliğe dönecek olursak, bu replik Catherine’den başkasına ait değildir elbette. Çünkü bu, ne Jules’ün ne de Jim’in hikâyesidir. Bu Catherine’nin kendi algı dünyası içindeki macerasıdır. Ya da ağustos böceğiyken, karıncaya dönüşme korkusu... Belki duygusal dengesizliği belki bağlanma yetersizliği... - Cİ
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Geç kalmış 30 yaş krizleri, Cemre İliksiz'in favori filmi, Sinematek/Sinema Evi, ilk Oscar tahminleri ve havlayan köpekler.
12 Ara 2021

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

