Çeviri: İngiltere Futbolu Southgate'i Hak Ediyor Mu?

Her zaman daha fazlasını isteyin derler. Ama bu imkansız. Bir İngiltere menajerinden bugüne kadar da hiç bu kadar fazlası istenmedi. İşin doğası gereği, erken kucaklaşmadan, uzun maç sonundaki haykırışlara kadar; İngiltere menajerliği artık bir tür kamu öfkesi hizmeti, bir cadı avcılığı ve yelekli bir hasır adamın yanması niteliğini taşıyor. Burası, İngiltere’nin hâli hakkında gözyaşı dökme platformu. Kötü zamanlarda – ve artık göründüğü kadarıyla – iyi zamanda da.
Bu tarz olaylarda iki seçeneğiniz vardır: hak edilmiş veya hak edilmemiş eleştirilerle ayrılmak. İngiltere’nin Dünya Kupası macerasının bitmesiyle birlikte, Gareth Southgate en azından ikinci seçeneği yapma şansına sahip. Almanya 2024 için enerjisini toplamakla uğraşıp, üç ay önce alay edildiği Wembley’e dönmektense, ayrılmak tam şu anda onun için daha cazip görünebilir.
Açıkçası menajerin suçlanacak fazla bir şeyi yok. Geçmiş 6 yılda yapılanlar, dahiyane bir başarı ve bu milli takım, son yarım yüzyılın en iyi takımı oldu. Bunlar tartışılmaz gerçekler. Ancak yine de ona yapılan eleştirel saldırılar, işinde yaptığı uğraşın, sabrının ve sağduyusunun yok sayılması, artık tuhaflığın zirvesine ulaşıyor. Bu yüzden eğer hoca görevinden ayrılırsa, onu kim suçlayabilir? Aslında burada doğru soru, onu görevine devam etmeyi hak edip hak etmediği değil, İngiliz futbolunun veya en azından öfkeli çevresinin, Southgate’le devam etmeyi hak edip hak etmediği olmalı.
Gareth Southgate, Al Bayt Stadı’ndaki çeyrek final mücadelesinde oldukça sakindi. Üzerinde yorgunluk veya çaresizlik belirtisi yoktu, ki öyle olması da gerekiyordu. Al Khor’daki yenilgi ender bir yenilgiydi, mükemmel bir takıma karşı oynanan kafa kafaya bir mücadele vardı ve bu yüzden menajeri suçlamak çok da mantıklı değil.

Görsel: Football365
Fransa aslında iyi oynamadı, L’Equipe’in de belirttiği gibi, standartların altında bir takım vardı. Ama takımın çalışan iskeleti, onları yarı finale çıkartmaya yetti. Teknik ve oyun zekası olarak en üst seviyede oyunculara sahiptiler ve bu şekilde İngiltere’nin daha iyi olduğu bölümleri geçmeyi başardılar. Dolayısıyla bu maçın bir kaza olmadığı ortada. Fransa son çeyrek yüzyılın dominant futbol gücü. 12 tane Avrupa ve Dünya kupası finalinin toplamda 5 tanesinde oynamış bir takım. Dünyanın en iyi oyuncusuna ve en iyi akademilerine sahipler. Bazen sadece bir bölüm başlığı olduğunuzu, odada ana karakter enerjisi daha yüksek kişiler olduğunu kabul etmek gerekiyor.
İngiltere için iyi noktalar ise Mbappe'ye karşı alınan önlemlerin iyi işlemesiydi. Özellikle ikinci yarıda orta sahayı domine etmeyi başardılar – ki bu önceki turnuvadaki örüntünün tam tersi bir olaydı. Ancak maalesef takımın en iyi oyuncusu bir penaltıyı kaçırdı ve bu sebeple uzatma şansını kaybetti.
Elbette, eleştirilecek bazı noktalar da olabilir. Belki de Southgate kendisinin uzun vadede kullandığı planına uyabilir ve üçlüden vazgeçmeyebilirdi. Peki o bu konudaki sesleri dinledi mi? Asla dinlemedi. Henderson o kadar sık maç temposundan sonra oynamaya hazır mıydı? Klopp dahi onu sıklıkla rotasyonda kullanıyordu. Phil Foden daha erken çıkabilirdi çünkü onun gecesi olmadığı ortadaydı. Sterling’i oyuna sürmek ise gereksiz ve hatalı bir sadakat belirtisiydi. Düzgün antrenman yapmamıştı bile.
Ancak bunlar ince detaylar. Almanya, Uruguay, İzlanda ve İtalya’ya karşı alınan yenilgiler sonrasında, baştan aşağı tutarsızlıktan dolayı akışını kaybetmiş bir sistem konuşuluyordu. Buradaki durum ise aynı değil. İngiltere’nin şu anda çalışan bir makinesi var. İçeriğiyle, liderliğiyle takım içi iletişimiyle mükemmel durumda olan bir yapıdan bahsediyoruz. İşte bu direk olarak Southgate’in hanesine yazılacak olan bir artı.
Öyleyse hocanın neden takımdan ayrılmak isteyeceği tartışılabilir. Belki her zaman bir yerde bırakmak gerektiği ve 6 yıllık uzun bir zaman sonrası yorulduğu için olabilir. Artı tüm olumsuzluklara rağmen, eğer şu anda ayrılırsa onun için oldukça gururlu bir ayrılma olur. Daha önceki isimlere ve fotoğraflara bakarsanız eğer, göreceksiniz ki sadece üç kişi bu işte başarılı oldu. Alf Ramsey Dünya Kupası’nı kazandı. Terry Venables iyi bir Euro geçirdi ve mahkemeleriyle daha iyi uğraşmak için ayrıldı -ki bu hala çok garip bir olay. Southgate de üç turnuva geçirdi. Bir final, bir yarı final ve bir de çeyrek final gördü. Bobby Robson bazen ondan daha iyi, bazen ise daha kötü dereceler elde etti. Bu listenin dışında kalan herkes ise, temelde ayakta kalmak için kürek çeker gibiydi. Ve şimdi; Almanya 2024 için takımda kalmayı bütün artı ve eksileriyle değerlendirmekte olan, takım elbiseli ve fermuarlı golf toplu bir adamını, bir İngiltere menajerini görüyoruz.

Görsel: The Athletic
Kadroda birkaç değişiklik elbette gerekiyor, özellikle de savunma hattında. İngiltere’nin özellikle hız ve çabukluk konusunda mahir stoperlere, ekstra bir orta sahaya ve Harry Kane’e yedek olabilecek bir forvete ihtiyacı var. Ayrıca bir noktada ekstra bir kaleciye de ihtiyaç olabilir. Al Bayt’taki maçta oynayan oyuncuların yedisi, aynı zamanda Rusya’da da oynadı.
Peki hocanın işini devam ettirecek motivasyonu var mı? Eğer farklı bir isim gelirse, bir yeniden yapılanma yerine, hocanın bıraktığı yapının sağlam olduğunu gösterecek başarıyı elde edebilir mi? Eğer ki şu anki orta saha Euro 2020 finalinde olsaydı, İngiltere belki de o finali kazanmıştı. Ancak ne kadar kesin? Bunu bilemiyoruz. Tutarsız öfke korosu yerine, entelektüel bir değerlendirmeyle takım belki daha iyi bir destek alabilirdi. Oysa yuhalamak, koşulsuz antrenörü savunmak, kendini toplum içinde haklı çıkarmaya çalışmaya çalışmak vs. Bu davranışların hepsi bedel ödetiyor.
Katar 2022, İngiltere için bitti. Elbette biraz öfke ve hayal kırıklığı olacak. Ancak dünyanın en iyi takımına karşı alınmış bir yenilgi bazen sadece budur.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Mehmet Burakhan Yıldız
Author @This is England.

This Is England
Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR




