Çiçeğin de modası mı olur?

Çiçek bir iptila. Çiçek seven bir insanın iflah olması zor. Peki çiçeğin modası olur mu? İnternetten alınan çiçek için doğru koşullar nasıl sağlanır? Plastik çiçek nasıl temiz tutulur?
Çiçeğin de modası mı olur?

20 Mart - ING
ING ile birlikte

KOBİ’ler için her işin bi’ kolayı var, ING’de Cebimdeki Danışman KOBİ var. Kolay, akıllı ve kişisel bir müşteri deneyimi yaratan zahmetsiz bankacılık anlayışıyla ING , sizi yeni şubeniz Cebimdeki Danışman KOBİ ile tanıştırıyor. Yüz yüze çözümleriyle Cebimdeki Danışman KOBİ , ING Mobil’de . Hayatınızda daha fazla yer kaplamak için değil, hayata daha çok yer açmak için çalışan ING, KOBİ’ler şubeye giderek vakit kaybetmesin diye; şubedeymiş gibi yüz yüze görüşme olanağı veren Cebimdeki Danışman KOBİ’yi sunuyor. Böylece KOBİ’ler, işinin başından ayrılmadan Cebimdeki Danışman KOBİ’ye görüntülü bağlanarak bankacılık işlemlerini olduğu yerden halledebiliyor. Cebimdeki Danışman KOBİ’yle yüz yüze görüşerek; Kredi, e-vadeli mevduat hesabı ve POS ürünlerine kolayca başvurulabilirsiniz. Kredi başvurusu için talep ettiğiniz krediye göre fiyatlama alabilir, bütçenize uygun ödeme tablosu hakkında bilgi alabilirsiniz. Size özel şirket kredi kartı bonus kampanyaları, e-Turuncu Hesap vadeli mevduat hesabı veya birikim hesapları, fon ve hisse senedi alım satım işlemleri hakkında detaylı bilgi ve destek alabilirsiniz. Şube aramakla, sıra beklemekle vakit kaybettirmeyen Cebimdeki Danışman KOBİ ile ING Mobil Kurumsal ’da tanışabilir; dijital ortamdan şube hizmetini anında ve zahmetsizce deneyimleyebilirsiniz. Gördüğünüz gibi… ING’de KOBİ’ler için her işin bi’ kolayı var.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Fotoğraflar: Deniz Sabuncu 

“Çiçeğin de modası mı olur?” diye hiç sormuyorum. Bir devri bir çiçeğe adamış tarihin çocuklarıyız. Lale soğanlarının dirhemle satıldığı zamanlardan bu yana çok şey değişse de, yıldızı bir anda parlayan ve peşinde nice insanı sürükleyen türler hâlâ var. 80’lerde doğanların anılarında kalan deve tabanı ve kauçuk görkemli bir geri dönüş yaşıyor mesela. Ya da “bereket mıknatısı” namıyla şöhret bulan para çiçeği ya da yuvarlacık yapraklarla göreni mutlu eden pilea, hayli popüler. Bir çift yaprağın elinden tutmanın hikayesi bu. İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.

Herkes bitki bakamaz bunu baştan bir kabul etmek lazım. Kayalarda yaşamayı başaran çiçekleri dünyanın en güneş alan, en ferah evinde dahi öldürenler var, bu da bir maharet. Elbette doğru ısı, doğru sıvı, doğru bakımla açmayacak gül yok ama bir bakım hizmeti neticede, ihtimam istiyor.

Çiçek bakmak her devrin değişmez bir yaşam motifi. İster teneke kutuda olsun, ister bahçede mevsimden mevsime değişen çeşitlerle, ister evin bir parçası olarak, hayatımızdaki varlığını hep koruyor. 

İstanbul’da çiçeklerin bir modası, onun da ötesinde bir mevsimi var elbette. Kışın en soğuk günlerinde tezgahları saran fulyalar da, baharla beraber ağaçlardan biraz da acımasızca koparılan mimozalar da, Boğaz'ı sağlı sollu mora boyayan erguvanlar da, yazın son vakitlerinde demet demet toplanan ortancalar da bu döngünün bir parçası.

Fakat biz eve kapandığımız günlerde bunların göz zevkinden mahrum kaldık. İnsanlığın üstüne bir sis gibi çöken pandemi sonrası hemen her haneden bir fırıncı, bir de bahçıvan çıktı. Bir anda burnumuzu dahi çıkaramadığımız bir kapanma süreci geçirince, çevremizde dönüp duran mevsimler nasıl tatlandı, o güne kadar gözümüzün bile görmediği ağaçlar nasıl ballandı. Covid-19 hiçbir şey değiştirmediyse, doğayla ilişkimizi değiştirdi sanırım.

O dönemde NTV’nin yaptığı bir habere göre, pandemide evde kavga eden çiftler yüzünden çiçek siparişleri artmış. Bu işin magazin tarafı. Ancak Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Yılmaz da verdiği röportajda, iç pazarda satışların pandemiyle beraber arttığını vurguluyor. 

İnternetten çiçek alınır mı? 

Tam o günler, çarşıya çıkmamız karneye bağlanmışken bir arkadaşımla uzun zaman çekiştikten sonra nihayet isteğine boyun eğip ona internetten canlı çiçek sipariş etmiştim. Güzelim ateş dikeni ve hanımeli fidelerini özenle seçip en parlak en iyi görünenini aldıktan sonraki bir sene ızdırap içinde geçti. 

Bir kere çiçekler eline geçtiğinde derin bir travma atlatmış gibiydiler. İnternetteki gösterişli hâllerinden eser yoktu. Yalova’dan Ankara’ya yaptıkları yolculuk yapraklarını dökmüş, gövdelerini bükmüşlerdi. Uzun bir zaman onları yaşatmak için uğraştı. Hanımeli son yaprağını da düşürdüğünde, ikimiz de bu maceranın sonunun geldiğine hükmettik. 

Bizim bu kötü tecrübemize karşılık, internetten bitki almak çoktan normalleşti. Pek çok firma çiçekleri sağlıkla gönderdiği iddiasında, üstelik bundan olumlu sonuç alanlar da var. 

İstanbul Fidanlığı’nda çalışan Kader, internet alışverişinin koşullar yerine getirilirse verimli olduğu görüşünde. Peki koşullar nasıl yerine getirilebilir? Doğru sıcaklık, doğru paketleme, hızlı teslimat

Bu çok kolay görünen üçlünün sağlanmasıysa, o kadar kolay değil. Çünkü toprağın çok iyi sabitlenmesi, çiçeğin toprak kaybından strese girmemesi, yapraklarının çok hasar görmemesi, sıcaklığın ani düşmemesi, fazla yükselmemesi, havasız alanda fazla kalmaması gibi pek çok denklem var. 

Bir de kabul edelim, koskoca bir seradan gözünüzle görerek, envai çeşit içinde aklınızı yitirerek çiçek almak gibisi yok. 

Bu yılın çiçek modası

Pandemi dedik. İşte tam o vakitler internette bir dalgalanma oldu. En son 1980’lerde çizgili duvar kağıtlarıyla aynı dekorun bir parçası olan deve tabanı yeni ismi monstera ile bir anda bütün dünyada patladı. Herkes evine bir tane sipariş etti, deliklileri, sarmaşıkları, minileri, "maymun maskesi" diye anılan cinsleri derken bir de monstera salgını başladı.

O esnada yuvarlak yapraklarıyla pek çok insanı kendine hayran eden pilea da moda çiçekler kervanına katıldı. Bunlara gösterilen taleple beraber, evde çiçek bakmanın tüyoları daha sık konuşuldu, çiçek influncer'lığı görünür hâle geldi. Marketlerde satılan türler hakkında insanlar birbirini uyardı, sanseveria'ların kadife kılıflarla kaplanması kınanır oldu (ki bunun kınanması çok yerinde bir hareketti), tabiri caizse “çiçek okuryazarlığı” başladı. 

Yıllardır Eminönü Mısır Çarşısı’nda esnaflık yapan Atlas Çiçek’ten Nizam Bey, getirdiği özel türlerle İstanbullu çiçek severlerin yakından bildiği bir isim. Kendi de özel türlere meraklı olduğu için, nolinalar, fil kulakları, çeşit çeşit peperomialar, böcek yiyenler bu kadar popüler değilken de meraklılarının dükkanında gidip görebildiği türlerdi. 

“Artık pek çok insan tarafından bu türlerin tanınmaya başlaması neyi değiştirdi?” sorusuna şöyle cevap veriyor Nizam Bey, “Özeni.” “Çiçekleri biliyor da bu beraberinde ne getiriyor” diyerek devam ediyor:

“Çiçek yeri geldiğinde bir yapraktan, bir çelikten çoğaltılırdı eskiden. Bugünkü kadar çok tür yoktu ama meraklılarının bildiği ve peşine düştüğü türler de yine çok çeşitliydi. Şimdi insanlar internetten bakıyor ya da bir ünlü tanıtıyor, hemen onun satışı artıyor. Oysa çiçek bakmak incelik ister. Her çiçek her evde olmaz. Çok iyi çiçek bakan biri bile her çiçeğe bakamaz. Mesela gardenya herkesin bakabileceği bir tür değildir, nazlıdır. Yaprağına su değsin istemez ama susuz kalmak da istemez. Rüzgar sevmez, güneş sevmez, ışık sevmez. Bütün bu koşulları sağlarsan mükemmel çiçek verir. Sağlamazsan iki aya kurur.”

Bir de artan maliyetler var. Bu da sektör için bir sorun:

“Farklı türler genellikle yurtdışından, çoğunlukla Hollanda’dan geliyor. Oradan buraya gelene kadar zaten bir yorgunluk yaşıyor bitkiler. Bir de tabii dolar bazından hesaplandığı için eskiden çok uygun fiyatlı olan şeyler şimdi 500 liralardan satışa çıkıyor.”

Nizam Bey’e göre, insanların doğaya meyletmesi elbette güzel ama eve çiçek almak isteyenlerin heyecanlı olmamalarını, biraz araştırmalarını da tavsiye ediyor. Bu tavsiyesinde haklı, mesela ondan hesapsızca aldığım nice bitki artık o kadar büyüdü ve yayıldı ki, evde insanlar olarak azınlıktayız.     

Bazı türlerin aniden popüler olması, Mısır Çarşı esnafını da şaşırtıyor. Mesela, Refik Halid Karay’dan Ahmet Rasim’e pek çok yazarın adını zikrettiği sakız sardunyalar, küpeler, kurdeleler, mum çiçekleri, kuşkonmazlar, yaprağı güzeller, mercanlar... Aslında eski İstanbul evlerinde sıkça karşımıza çıkan sonra yavaş yavaş gözlerden uzaklaşan bu türler de şu anda bir şöhret yaşıyor. 

Biz büyüdük ve kirlendi dünya 

İnsanlık olarak en önemli sorunlarımızdan biri, kolaya kaçmak. Bazen kolaya kaçmanın korkunç sonuçları oluyor. Yapay çiçekler gibi.

80'lerin hayatımıza getirdiklerini sayarken, yapay çiçekleri anmamak haksızlık olur. Evin baş köşesine gelip kurulan, sonra da birer birer canlı çiçekleri yerinden eden bu nevi şahsına münhasır ucubeler yüzünden canlı çiçek piyasası bir hayli darbe almış. Nereden mi biliyorum? Şarkhan’dan. 

Aslında uzun yıllardır gizli gizli Eminönü’ndeki hükümdarlığını sürdüren Şarkhan son yıllarda çok daha popüler oldu. Artık orayı yalnız toptan mal almak isteyen satıcılar değil, ev kadınları, influncer'lar, öğrenciler, incik boncuk peşinde dünyayı gezmeye razı olan meraklılar da keşfetti. Şarkhan da keşfedilmeyecek yer değil doğrusu. 

Burada yalnızca yapay çiçek yok, kuru çiçek de var. Yapay çiçeklerin gerçekçiliği insanı hayrete sürüklerken, kurutulmuş çiçeklerin çeşidi de bir o kadar şaşırtıyor. Buradaki piyasa bir hayli eski. Nedeni de yine 80’lerden itibaren giderek yaygınlaşan yapay gelin buketleri. 1985 yılında bu sektöre giren Vaha Bey, önce Küçük Yeni Han’da çalışmaya başladıklarını anlatıp, o zamanlar  kadınların evde üretim yaptıklarını söylüyor:

“Eskiden yapma çiçekleri eve iş olarak verirdik. Kadınlar diker, plastik saplara takar satışa hazır hâle getirirdi. Kadınlar için iyi bir gelir kapısıydı. Sonra bir ara puldan çiçek modası başladı ancak o genellikle nişan taçlarında kullanıldı. Buket için çok uygun değildi. Yine de ev dekorasyonunda çok moda olduğu bir dönem vardı. Tabii sonra Çin pazarı ortaya çıkınca ne ev işi kaldı ne pul. İnanır mısınız, o zaman hazırlanan yapay çiçekler o kadar kaliteliydi ki senelerce saklasanız hiçbir şey olmazdı. Şimdiki çiçeklerin içinde de çok iyi mallar var. Zaten gerçeğinden pahalı çoğu.” 

Bu konuda haklı. İçinde gardenya olan bir aranjman 600 lira. Ayçiçeklerinin tanesi 400. Kendimi tutamayıp “Bunlar da toz olur ama” diye ağzımda geveleyince hemen müşterilerden alıyorum cevabı: Eğer evinizde yapay çiçek varsa, içine kola konulmuş suda biraz bekletip sertliğini garanti altına aldıktan sonra çamaşır yumuşatıcısı eklenmiş suyla fısfıs yapabilirmişsiniz. Hem de ev güzel kokarmış. Alın size alerji garantili tarif. 

Çiçek müptelalığı

Çiçek bir iptila. Çiçek seven bir insanın iflah olması zor. Meraklısının nadir bir tür uğruna neler yapabileceğini en iyi müptelaları bilir. Bu satırları yazarken, yaprağından çelik alıp Diyarbakır’dan Ankara’ya, Ankara’dan İstanbul’a getirdiğim, büyüttüğüm mum çiçeği bana bakıyor. 12 yıl oldu beraberiz. Nazlı nazlı gelişti, balkonu kapladı. Yanında ta Bangladeş’ten bir pet şişe içinde bir yaprakla gelen tüylü telgraf var. Gönül bu, biraz zarafet, biraz nezaket istiyor, bu moda böylece hiç geçmiyor.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz’den alıntıyla başbaşa bırakıyorum sizleri:

“Bir gün başlarımızda şapkalarımızla bahçede çalışırken, genç bir kadın duvarın ardından seslenip tek bir kökten mor, kırmızı, siyah ve sarı biberler veren süs biberinden bir tane koparıp koparamayacağını soracak. Sen ya da ben (ne fark eder!) şapkamızı çıkaracağız, başımızı kaşıyacağız ve yumuşak, kur yapar bir edayla, ‘Neden bir tane! On tane alın!’ diyeceğiz."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 Yılın basın fotoğrafı, günde 43 dakika

Araştırmaya göre günde 43 dakika, yılda 37 saat ne yiyeceğimizi düşünüyoruz. Yılın Basın Fotoğrafı Ödülü, Reuters muhabiri Muhammed Salem'in oldu.

20 Nis 2024

ING ile birlikte
Reuters

YAZARLAR

Ayça Örer

Editör ve yazar. 1998'den itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yazdıktan sonra 2003 yılından itibaren profesyonel gazeteciliğe geçiş yapan Örer; Kanal D, Anka Haber Ajansı, bianet, Taraf, Radikal, Ot Dergi ve Tuhaf Dergi’de röportajlar, izlenim haberler ve özel haberler hazırladı.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

25 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

Tartışmasız zafer: İspanya, Dünya Kupası şampiyonu

İspanya, Arjantin'i tarihin en tek taraflı finallerinden birinde Ferran Torres'in golüyle yendi ve ikinci kez dünya şampiyonu oldu.

Tartışmasız zafer: İspanya, Dünya Kupası şampiyonu
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

Fikret Kızılok’tan Murathan Mungan’a hüzünlü bir bağlacın öyküsü: ‘AMA’

“Ama” bağlacı, dilimizde temel olarak karşıt anlamlı iki cümleyi veya sözcük grubunu birbirine bağlama görevini yapar. Tek başına bir anlamı olmayan bu sözcük, cümleler arasında kurduğu köprüler sayesinde cümleye çok çeşitli anlam ve işlev kazandırır. “Ama” bağlacını karşıtlık ve zıtlık ilişkisi kurmak, koşul (şart) anlamı kazandırmak, anlamı pekiştirmek ve güçlendirmek, dikkati çekmek, uyarı ve ikazda bulunmak, beklenmeyen bir durumu / istisnayı belirtmek için kullanırız.

Suha Çalkıvik

·

19 Tem 2026

Fikret Kızılok’tan Murathan Mungan’a hüzünlü bir bağlacın öyküsü: ‘AMA’
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

18 Tem 2026

10 maddede bu hafta