Çocuklara karşı yürütülen bir savaşa tanıklık etmek

"7 Ekim’den bu yana Filistin ve İsrail’de geçirdiğim bir ay boyunca, çocukları gözden çıkarmış kanlı bir işgalin etkilerini her gün şahsen gördüm. Filistinli çocukları korumak için ne yerel ne de uluslararası bir mekanizma vardı. Peki bugün çocukların öldürülmesini eleştirenlere 'antisemitist' damgası yapıştıranlar, gözaltına alanlar, bundan böyle nasıl 'özgür düşünce'nin muhafızı olacaklar?"
Çocuklara karşı yürütülen bir savaşa tanıklık etmek

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İsrail’in Hamas’a karşı başlattığı savaş, Filistinli çocuklara açılan savaşa döndü; duydunuz mu? Gazze’de öldürülen 34.000’den fazla kişiden en az 14.000’i çocuk. Batı Şeria’da 7 Ekim’den bu yana İsrail güvenlik güçleri ve yerleşimciler tarafından öldürülen 487 kişiden 122'sini de çocuklar oluşturuyor. Binlerce çocuk (Hamas militanı değil), İsrail saldırılarında bir veya birkaç uzvunu kaybetti, anestezi olmadan ameliyat edildi, ediliyor. Gazze’de çalışan doktorlar, çocukların başlarından hedef alındığını aktarıyorlar. 

Durdurmak için daha ne bekliyor dünya?” diye sormadan olmuyor. Dünya liderleri, basiretleri bağlanmışçasına sistemlerini ağır ağır çalıştırır gibi yapmakla meşgul. Şayet yetersizliklerinin tezahürü, Gazze’de içinde çocukların da bulunduğu toplu mezarlarda, Gazze’ye havadan yağdırılan tehdit broşürlerinde, Filistinlilere “insansı hayvan” yakıştırması yapan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın dilinde. Bir yandan baş döndürücü bir trafik: Ziyaretler, “sivilleri kayırın” çağrıları, “sarsılmaz bağ” vurgusu… Oysa ki, mekanın delik deşik olduğu bir yer artık Gazze. Gözümüzün önünde yerle bir ediliyor; insanlarıyla, anılarıyla beraber ama tanıklıklarıyla değil.

Dünyanın gördükleri ve bildikleri ışığında, odadaki filin adı elbette Filistin ve üzerindeki demir yumruk. İsrail’in binlerce çocuğu öldürmesine, yaralamasına ve yetim, evsiz, okulsuz, hastanesiz ve geleceksiz bırakmasına göz yumarak askerî ihtiyaçlarının yüzde 69’unu karşılayan ABD yönetimi ve yüzde 30’unu karşılayan Alman devleti, bu gerçekten daha ne kadar muaf kalır, yokmuş gibi davranır, gözünü kapatır bilmem.

Filistin'de manzara ve tanıklık

Savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana Filistin ve İsrail’de geçirdiğim bir ay boyunca, çocukları gözden çıkarmış kanlı bir işgalin etkilerini her gün şahsen gördüm. Üzeri siyah duman tüten Gazze’ye, sınır şehri olan Sderot’ta bir tepeden bakarken veya Doğu Kudüs’te bir mülteci kampında sokakta havai fişekle oynarken İsrail polisi tarafından kalbinden vurulup öldürülen 12 yaşındaki Rami’nin annesiyle zor bir röportaj yaparken… 

Batı Şeria’nın güneyindeki El Halil’in kırsalındaki Zanuta’da Filistinli köylülerin, 7 Ekim’den bu yana çok ciddi artış gösteren İsrailli silahlı yerleşimcilerin saldırılarına dayanamayıp köylerini boşalttıklarına, evlerin yakıldığına ve köy okulunda taş üstünde taş kalmadığına tanık oldum. 

“Gazze’den sonra sıra Batı Şeria’ya gelecek” endişesini çok fazla kişiden duydum. Konuştuğum insan hakları örgütlerine göreyse, Filistinli bir çocuk olmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Zaten yeterince açıktı: İsrail’in 7 Ekim sonrasında başlattığı saldırılarda Filistinli çocukları korumak için ne yerel ne de uluslararası bir mekanizma vardı; çalışmıyordu, boştu.

Savaşla vurulmuş, fırtınanın ortasında bir nesil. Tarihe bir düğüm daha. İki devletli çözümün geçmişin bir anektodu hâlini aldığı günler. Gazze, gece gündüz fark etmeksizin vurulmaya devam ediyor. İsrail, saldırılarını “Lavender” adlı yapay zeka sistemiyle yapıyor. +972 Magazine ve Local Call’un ortaya çıkardığı üzere, bu sistem insanları evlerinde aileleriyle oldukları zaman olduğu için geceleri hedef alıyor. Bire yirmi ölüm biçmiş, kimi yıkıntıların üzerine mavi Davut yıldızı çizmiş. İntikamın adı: ölüm, kalım ve yerleşim

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu şöyle demişti: “Biz, aydınlığın çocuklarıyız; onlar, karanlığın çocukları.” Sormadan edemeyeceğim: Çocukların karanlık olduğu nerede görülmüş?

Batı'nın iki yüzü

Yaşananları uzaktan takip edenler bile biliyorlar: Birkaç ülkeyi tenzih ederek Batı, çocuk hakları konusunda sınıfta kaldı; etik olarak, bu sefer kendine yeni bir dip kazmış durumda. İsrail devleti, 2,2 milyon insanı bir alana kıstırıp katlederken, konu Filistinli çocuklar olunca, kendi dayattığı değerlerden eser yok. Bu, bir hayalkırıklığı değil, güncel koşulların yasakçı Doğu güzellemesi de olamaz. Özgür ve haysiyetli yaşam herkes için bir ihtimal ve hak değilmiş gibi davranmayı bırakalım.

Barışın adı Filistin olabilir. Bu bir ihtimal. Ama geçen haftaki gibi, ABD Temsilciler Meclisi’nde İsrail’e gönderilecek 24,6 milyar dolarlık yardım paketinin 58 karşıt oya karşın 366 oyla onaylanmadığı bir dünyada... Barışın egemenliğini görmemiz için temsilcileri üzerinde baskılarını artırması gereken Amerikan halkından eylem yapmak isteyenler, üniversitelerde yaka paça gözaltına alınıyor, profesörlere yerde ters kelepçe yapılıyor. Bir yandan Amerika’da haber bültenlerinde Gazze’de operasyonların sürdüğüne dair birkaç dakikalık haber paketleri kullanılıyor, uzmanlarla Gazze’nin geleceği ve İsrail’in güvenliği tartışılıyor. İsrail’in güvenliği denildiğinde, Batı Şeria’nın kuzeyinde, Cenin’de tanıştığımız Fadi’nin abilerinin gençken İsrail hapisanesine girip, işkenceye maruz kalıp, çıkınca intikam duygusuyla Cenin Taburu’na katılmaları aklıma geliyor.

Oysa İsrail’in güvenliği ve Netanyahu’nun güvenliği ne kadar aynıymış, ne kadar paralel. Netanyahu, Gazze’yi sınırları belli ve kapıları kapalı bir kıyamet sahnesine çevirirken, Batı Şeria’ya silahlandırdığı yerleşimcileri salmış; parsel parsel ele geçirdiği Filistin topraklarının gaspını hızlandırıyor. Üzerinde sallanan bir hapis ihtimali var ve politik açıdan koalisyonuna mahkum. 

Dünya, görüyor. Hepimiz biliyoruz tarih ilerledikçe küçülen Filistin haritasını. Hepimiz farkındayız olanın. Başta ABD ve Almanya’nın kanatları altında gerçekleşiyor. Ve öyle bir şey ki, Save the Children’a göre, savaşın altı ayında Gazze’deki çocuk nüfusunun yüzde ikisinden fazlası ya öldürüldü ya da yaralanmış durumda.

Peki bugün çocukların öldürülmesini eleştirenlere “antisemitist” damgası yapıştıranlar, insanları işlerinden güçlerinden edenler, gözaltına alanlar, bundan böyle nasıl "özgür düşünce"nin muhafızı olacaklar? Hani “bir daha asla"ydı? 

Çok fazla soru var. Aklıma en yatmayanı ise ABD’nin İsrail’e gönderdiği yardım paketinin 9,1 milyar dolarının Gazze’ye yardım için olması. Silahı ve mühimmatı yollayan da ABD, yardımı yollayan da. İsrail, bayramda kuzeydeki Erez sınır kapısını daha çok yardım tırı girmesi için açtı ve yine ABD’nin sağladığı askerî yardımla bayramda Gazze’yi vurdu. Bir yandan vuruyor, yardıma muhtaç, aç biilaç bırakıyor, bir yandan ucundan yardımı ulaştırıyor ve hatta yardıma erişmeye çalışırken öldürüyor. Bu, gerçekten inanılmaz bir durum.

İsrail olmasaydı, İsrail’i icat etmek durumunda kalırdık” diyecek kadar muktedir hisseden ABD, binlerce çocuğun 900 kiloluk bombalar atılarak soğukkanlılıkla yok edilmesinde de sorumluluk alacak mı? Merak ediyorum. Nikaragua, Almanya’yı Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD) “soykırıma ortak olmak” suçundan götürdü. Güney Afrika, İsrail’i yine UAD'ye soykırım suçuyla yargılanması için götürdü. Peki ABD, hiç sorumlu tutulmayacak mı? Ortadoğu’da bir anlamda Hiroşima yaşanırken… Farklı bir yöntemle ancak aynı üstencilikle, çıkarcılıkla ve tarifsiz acılara sebep olarak.

İsrail, ortalama her on dakikada bir, bir Filistinli çocuğu öldürüyor. Bunun bir savaş olduğunu söylemek bile şu noktada artık zor. Gazze’nin güneyinde, Refah’ta 1,5 milyon Filistinli, İsrail’in yapacağını defalarca teyit ettiği operasyonu korku içinde bekliyorlar. Almanya Cumhurbaşkanı, 23 Nisan’da Gaziantep’te çocuklarla mutlu pozlar veriyor… 

Güzel karşılandı, protestolardan olabildiğince uzak tutuldu, STK temsilcileriyle biraraya geldi, döner yedi; steril bir ziyaretti. Ama o da biliyor olsa gerek: Berlin’de düzenlenmek istenen Filistin Kongresi engellenebilir, Harvard’ın rektörü istifaya zorlanabilir, algoritmalar ve medya manipüle edilebilir ama çocukları hedef alarak vicdanlarda açılan yara da yok sayılamaz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🏛️ Lahey'de yoğunluk, kampüslerde isyan

Lahey'deki uluslararası mahkemelerde İsrail hakkında duruşmalar görülüyor. ABD Üniversitelerini uzun yıllardır görülmemiş protestolar yayılmaya devam ediyor. Afrika ve Latin Amerika, ABD ile Rusya ve Çin'in çekişme alanı.

30 Nis 2024

🏛️ Lahey'de yoğunluk, kampüslerde isyan

YAZARLAR

Nimet Kıraç

Bağımsız gazeteci. Türkiye’nin dört bir yanından ve Afganistan, Filistin, İsrail, Lübnan, Ukrayna, Rusya, Pakistan, Polonya, Yunanistan gibi dünyanın çok sayıda sıcak noktasından Gazete Oksijen için bildirdi. New York Times gazetesi için Türkiye’de aylarca süren araştırma haberlerinde, dosyalarda ve sıcak haberlerde muhabirlik yaptı. Haber yazıları, fotoğrafları ve videoları, Financial Times, CNN International, Al Monitor ve Euronews gibi uluslararası mecralarda yer aldı. İnsan, hayvan ve çevre hakları konularında sosyopolitik perspektifli yazılar yazıyor ve belgeseller hazırlıyor. George Washington Üniversitesi mezunu. Adanalı.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Merve Us Acıoğlu

·

04 Ağu 2026

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

Emircan Yaman

·

04 Ağu 2026

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Faik Bulut

·

01 Ağu 2026

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Melisa Gülbaş

·

30 Tem 2026

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?