Cody in Paris (Ancak Düşük Bütçeli)

Yazı: Cody Mehmet Çatal
Merhaba! Ben Cody Mehmet (28). 2021’in Nisan ayında Yasmin ile yollarımız dijital dünyada kesiştikten sonra kendimi 20’lik Bülten yapbozunun bir parçası olarak bu kelimeleri buraya dökerken buldum. Aslında daha önceden burada yazmayı konuşmamıza rağmen benim bir türlü yazmaya cesaret bulamamamdan dolayı gecikmeli olarak dahil oluyorum. Sürekli hayata geç kalmaktan korkan birinin hayata geç kalmasının en büyük nedeninin yine kendisi oluşu farkındalığını da somutlaştırdığımı hissediyorum böylelikle.
Yirmilerimin sonlarına yaklaşırken, bu süreçte beni bugün olduğum kişiye eviren önemli olayları (iyi ve kötü) anlatmayı, hem kendi öz yansımamı yapmayı hem de yirmilerinin başında olan okuyuculara kendilerini keşfetme serüvenlerinde küçük ipuçları vermeyi planlıyorum. Hazırsanız telefonunuzu uçuş moduna alın. Başlıyoruz.
2017 Nisan ayında, tek başıma Fransa’ya gittim. Yirmi dört yaşında olmama rağmen daha önce hiç tek başıma bir seyahate çıkmamıştım. Hele bir de yurtdışı… Her ne kadar sıcakkanlı bir kişiliğe ve tanıştığım insanlarla hemen anlaşabilme özelliğine sahip olsam da içe dönük karakterim, kendimle vakit geçirmeyi sevmeme neden oluyor. Yalnız yürüyüşler, sinemaya gidişler, yemeğe çıkışlar… Aslında bir arkadaşım ile birlikte planladığım bu seyahate, arkadaşımın sağlık sorunları nedeniyle iptal etmesi sonucu tek başıma çıktım. Ben de iptal edecektim, çünkü tanımadığım bir ülkede tek başıma olma düşüncesi beni korkutuyordu ancak arkadaşlarım, bu geziyi yapmam gerektiğini ve eğleneceğime emin olduklarını söyleyerek beni ikna ettiler. Ben de sırt çantamı hazırladım, ihtiyacım olan birkaç şey dışında kendimi tamamen rahat hareket edebileceğim yüklerle doldurdum ve yola çıktım.
İlk kez tek başıma yurt dışına çıkacağım için heyecanlıydım. Yanımda birisi olmadığı için biraz gergindim. Gitmeden önce Paris ile ilgili birçok video izledim ve blog yazısı okudum.
Havaalanından çıktığımanda etrafıma baktım. Şehir gündelik hayatlarına devam eden insanlarla doluydu. Şehir merkezine gitmek için nereden bilet almam gerektiğini bilmiyordum. Ben de bir bankta oturmuş genç bir çiftin yanına gittim. Gitmeden önce herkes beni Fransızlara karşı uyarmıştı; “Çok milliyetçiler, hiç sıcakkanlı değiller.” Hiçbir zaman başkalarının düşüncesi beni önyargılı olmaya itmedi. Haklı da çıktım. Bana çok yardım ettiler, hatta üzerimde bozuk para olmadığı ve gişedeki adam parayı bozmadığı için bilet paramı bile ödediler.
Kalacağım yere geldim. Bir hostelin dört kişilik odasında bir yatak ayırtmıştım. Hemen kendime pencere yanında bir yer seçtim, çantamı bıraktım ve kendimi Paris sokaklarına attım.
İşin asıl eğlenceli tarafı üçüncü gün oldu. Ben sabah odadayken bir kız geldi içeri. Tanıştık. Kanada’dan gelmiş. İnanılmaz tatlı birisi. Ardından bir kişi daha bir kişi daha derken odamız doldu. Odamızın diğer üyeleri Kore’den ve Arjantin’den gelmişti. Her birinin hikayesi farklıydı. En çok da Arjantin’den gelen adamın… İngilizce ve Fransızca bilmemesine rağmen, kalkıp tek başına gezmeye gelmişti. Ben ise Fransızca ve İngilizce bilmeme rağmen ilk başta tedirgin olmuştum. Cesareti beni inanılmaz şaşırtmıştı. Onunla muhabbetlerimiz çok komikti. Bize bir şeyler anlatıyor ama bunu İspanyolca yapıyordu. Biz de bildiğimiz bazı kelimeleri ve onun vücut dilini çözümleyerek ne demeye çalıştığını anlıyorduk. Kimi zaman Google Translate yardımımıza koşuyordu.
Onlarla birlikte gezmeye başladım. Şehri birlikte keşfediyor, birbirimizin kültürlerini daha çok tanıyor ve inanılmaz güzel vakit geçiriyorduk. Hatta kaldığımız yerin iki sokak aşağısında bir pizzacı keşfettik. Hem pizzaları güzeldi hem de öğle zamanı bir indirimi vardı.
Paris’ten döndüğümde birçok anı biriktirmiş ve birçok arkadaş edinmiştim. En başta gitmek istemediğim yer, bana beni yeniden keşfetmeme yardım etmişti. O günden sonra bir sonraki tek başıma yapacağım seyahati merakla bekliyordum!
Kimi zaman hayatımızın en güzel maceralarını, onları hayata geçirecek cesareti bulduğumuzda yaşıyoruz.
Seyahate çıkmadan önce yanıma aldığım olmazsa olmazlarım:
Telefon: Özellikle çevrimdışı bir haritanın mutlaka yüklü olduğu bir telefon. Ayrıca bir YouTube kanalım olduğu için telefon içerik üretmeme yardımcı oluyor.
Kulaklık: Hayat, arka fonda çalan bir Alec Benjamin şarkısı ile daha güzel olabiliyor.
Not Defteri: Yazmayı, not almayı, hikayeler yaratmayı seviyorum. Not defterim, sokakta karşılaştığım ve adını bile bilmediğim insanların tahmini hayat hikayeleri ya da küçük bir kafede servis edilen o gizli soğuk çayın tarifi, ile dolu. Deneyimleri ölümsüzleştirdiğinizde, geri dönüp bakıp aynı hisleri tekrar yaşayabiliyorsunuz.
Kıyafet ve hijyen ürünleri: Valiz hazırlayacağım zaman kendime birkaç soru soruyorum. En önemli eşyaları aldım mı? Kaç gün kalacağım? Yanıma alacağım kıyafetler rahat ve güzel mi? Kıyafetlerimi katlarken dürüm tekniğini uyguluyorum ki daha çok kıyafet daha az yer kaplasın valizde. Bu sayede büyük valiz almak yerine yanıma sırt çantası alabiliyorum.
Pasaport ve kimliğim: Sanırım bunları açıklamama gerek yok.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Cody Mehmet Çatal
Boğaziçi Uni. 🎓 @disneystudiosturkiye PR 💻 @20likbulten yazar ✍️ Sosyal medyada da birkaç videomu görmüş olabilirsiniz :)

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




