
Greg Simkins, 1992’den beri grafiti sanatıyla ilgilenen aynı zamanda Popüler Sürrealizm ve Yeni Modern sanat akımları ile de ilişkili olan bir isim. Kendisi, “Craola” takma adıyla sanatını icra ediyor. Craola yaptığı işle ilgili düşüncelerini “Her zaman yanlışlıkla yaptığım şeylere ilgi duyuyormuş gibi hissettim. Bir meslek olarak ressam olmayı beklemezdim ama ben hep sanat yaptım ve kafamdaki garip senaryoları canlandırdım. İşin buraya kadar gelmesinden çok memnunum ve hala her gün çizmeye başlarken heyecanlanıyorum.” Şeklinde açıklıyor.
Çalışmaların fantastik detaylar içeriyor. Aynı zamanda masal kahramanlarının ya da filmlerdeki kahramanların, detayların ve mekânların da işlerinde yer bulduğunu görüyoruz. Neden bu tarz çalışmalara odaklandın?
Sanırım tarz beni seçti. Ben çizgi filmler, çizgi romanlar, müze ziyaretleri, grafiti ve dövme kültürüyle büyüdüm. Kendimi bildim bileli karmaşık imgelemeler ilgimi çekiyor. Karşısında daha fazla zaman harcaman gereken şeyler heyecanlandırıyor beni. Bu bir Hieronymus Bosch, Salvador Dali eseri ya da Alex Ross’un bir süper kahraman kitabi olabilir. İyi tekniği çok seviyorum ve anlatmak istediğim hikayelerle beraber iyi bir teknik geliştirmek benim için bir hedef oldu. Hala almam gereken çok yol var ama beni heyecanlandıran seyahatin kendisi.

Doğa da çalışmalarında oldukça fazla yer alıyor. Ve sokak sanatı da işinin içinde... Senin için sokağın, doğanın öneminden bahseder misin? Yani ilhamını doğadan mı alıyorsun?
Sanırım her şeyden çok yaratılan dünyadan ilham alıyorum. Branşımı değiştirene kadar veterinerliğe giden bir yolda yürümemi sağlayan bir hayvan sevgisiyle büyüdüm. Bazen hala dışarı çıkıp tek başıma manzarayı izleyerek onun içinde neler yaşandığını hayal ediyorum. Birçok doğa ve bilim programı izledim, onların çalışmalarımı etkilemesine izin verdim. Son birkaç yıldır kuşlar ve uçmak, onların bu kadar muhteşem varlıklar olması ilgimi çekiyor. Beni en çok tahrik eden şeyler bunlar.
Aynı zamanda bir animasyon filmin var. Bize biraz filmden, film çekme fikrinin nereden geldiğinden ve filmin arka planından bahseder misin?
2017 yılında çıkan ve festival turnesine katılan kısa animasyon filmimiz “Korkuyorum”un çalışmalarında yönetmen Pete Levin, yapımcı Dan Levy, sanat yönetmeni Robyn Yannoukas ve müzisyen Mark Hoppus gibi muhteşem insanlarla çalışma şerefine ulaştım. Film oğlumla benim uyumadan önce uydurduğumuz bir şiir olarak başladı ve geceleri korkması gereken şeyler her gece sonuna ekleyerek devam etti. Pete ve Dan ile hikâyeyi, animasyonunu yapmak için yönetilebilir bir düzene getirerek “Abilerden kardeşlere kötü tavsiye” haline getirdik. Karakterleri de iki oğlumu baz alarak yarattık. Karakterlerini çok iyi uyarladığımızı düşünüyorum ve yarattığımız şeyden gurur duyuyorum.

Sosyal hayatında neler yapıyorsun? Ne tarz müzik dinlersin, ne tarz filmler izlersin? En sevdiğin fantastik hikâye ya da film hangisi?
Bu aralar çoğunlukla babalık yapıyorum, çocuklarla bisiklet sürmek gibi şeyler. Arada sırada arkadaşlarımla dışarı çıkabilirsem Los Angeles’taki duvarlara spreyle çizim yapıyoruz, ki bu boş zamanımda yapmayı en sevdiğim şey. Çoğunlukla rock and roll, punk ve bağımsız müzik gruplarını dinliyorum. Şu anki favori gruplarım “The Dead Ships”, “Modern Baseball”, “Brand New”, “Descendants” her zaman en sevdiğim grup ve bu tarzdaki her grubu seviyorum. En sevdiğim fantastik hikâyeye gelince: C.S. Lewis’den Narnia Günlükleri’ne ve Tolkien’den Yüzüklerin Efendisi serisine hala bir aşk besliyorum. Richard Adams’dan “Watership Tepesi” kitabı ve 1970’lerden “The Phantom Tollbooth” filminin kalbimde büyük yeri var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Senden eksilenleri kendine kattıklarınla topla ve tüm bulduklarını öteye taşı!
20 Mar 2021

YAZARLAR

Page
Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...
İLGİLİ OKUMALAR


