Cumhur İttifakı'nın Yeni Ortakları ve Kadın

Ne olmuştu?
2023 yılına girdiğimizde hâlihazırda kurulmuş olan ittifaklar ilk turda cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için gerekli olan %50 barajının üstündeki oy oranına ulaşmak için çabalamakta ve ittifaklar genişlemekteydi. Bu matematik, Cumhur İttifakı’nın iktidar partisi AK Parti’yi Saadet Partisi’nden HÜDA-PAR’a kadar muhafazakâr temelli hemen hemen her partiyle iletişime geçmeye itmişti. HÜDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi bu görüşmelerde mutabakata varmış ve ittifaka katılmışlardı. Özellikle HÜDA-PAR’ın Kürt meselesini gündemleştiren ikinci ana dil olarak Kürtçenin yürürlüğe girmesini amaçlayan tutumu, MHP ile nasıl uzlaşılacağı konusunda sorular gündeme getirmişti. Bunun yanında hem Yeniden Refah Partisi’nin hem de HÜDA-PAR’ın kamusal alanı İslamî usullerle yeniden düzenleme isteği özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesine büyük bir darbe potansiyeli taşımaktaydı.
Muhafazakâr Siyaset ve Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğine Bakış
Türkiye’de muhafazakâr siyaset, ailenin birliği ve bütünlüğünden beslenerek İslamî usulleri kendine yol haritası yapan ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının karşısına kendi ajandasını kolayca yerleştirebilen bir konumda bulunuyor. Öte yandan, merkezleşen sağ partiler açısından toplumsal cinsiyet eşitliği gündemi her zaman bir sorun değildi. Aksine, Türkiye’nin içinde bulunduğu konjonktüre bağlı olarak kadınlara dair politikalarda da ciddi değişimler olmakta. AB ilişkileri, Nahide Opuz cinayeti sonrasında Türkiye’nin kadınları güvenliğini sağlayamadığı gerekçesiyle sekteye uğramıştı. İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı AK Parti, AB ilişkilerindeki bu sallantılı süreçte sözleşmeyi masaya bir koz olarak getirmişti. AB üyeliği ajandadan çıktığında ise yeni konjonktürün gerektirdiği üzere, içeride ve dışarıdaa muhafazakârlaşan politikaları sebebiyle sözleşmeyi feshetmişti. Bu örnek bize merkez sağ siyasetin kadına bakışını, bu gündemi temel bir sorunsal haline getirmekten uzak oluşunu gösteriyor. Öte yandan, merkezden ideolojik yapılara kayıldıkça, bu politikaların da sertleşmesini beklemek tesadüf olmaz.
Yeniden Refah Partisinin Kadınlara Yönelik Politikaları
Yeniden Refah Partisi’ni daha önceki bültenlerimizde genel olarak değerlendirmiştik. O yazımızda partinin, ittifak içinde bulunduğu diğer partilere nazaran daha ideolojik ve bu bağlamda da merkeze kaymayan, muhafazakâr kültürel kodları tam anlamıyla yansıtan vaatlerde bulunduğunu gözlemlemiştik. Bu durumun en somut olduğu alan da elbette kadınlar üzerine söylenen sözlerde görülüyor.
Bu anlamda Yeniden Refah Partisi’nin ideolojik görüşlerini yansıtan bazı vaatler şöyle:
Toplumsal hayatın her alanında kadın ve erkeğin birbiri ile çatışma ve üstünlük mücadelesi içinde değil, menfaat paralelliğine dayalı işbirliği ve dayanışma içinde görevlerini yerine getirmesi için gerekli zihinsel dönüşüm eğitim ve medya yoluyla sağlanacaktır. Kadın ve erkek arasında "tamamlayıcılık" unsuru ön plana çıkarılacaktır.
Kadın sadece dünyaya çocuk getiren ve evde çocuğuna bakan bir birey değildir. Kadın dünyaya getirdiği çocuğunun ve diğer çocukların yaşadığı dünyayı güzel bir dünya yapabilmek için fıtratına uygun şekilde hayatın her alanında sorumluluk alan bireydir.
Müspet kadın rol modeller, medyada, sanatsal, kültürel ve sosyal faaliyetlerde ön plana çıkarılacak. Kadın rol modeller aracılığıyla ahlak, iffet, merhamet, fedakârlık, şefkat, asalet, üretkenlik gibi değerler kadınlarımız arasında yaygınlaştırılıp güçlendirilecektir.
Bazı kesimler kadın sorunlarını erkek egemen bakış açısıyla, bazı kesimler de feminist bakış açısıyla değerlendirdikleri için konunun nesnel (objektif) olarak ele alınması mümkün olmamakta, bilakis çatışmacı bir üslup ortaya çıkmakta ve sorunlar çözümsüz kalmaktadır. Bu yanlışlıkların önlenmesi adına kadın ve aile ilgili sorunların ve çözümlerin konunun uzmanı olan kimselerden oluşan komisyonlarda ele alınması sağlanacaktır. Bu komisyonlarda mutlaka kadın üyeler de yer alacaktır.
Yukarıda parti programında yer alan vaatleri görüyoruz. Bu vaatler kadınının toplumsal konumunu belli kimlik ve tanımlara sıkıştırmakta, kadınlara sırf kadın oldukları için “iffet”, “fedakarlık” gibi özellikleri dayatmaktadır. Oysa ahlakî olan, cinsiyet gözetmeksizin herkes için ahlakîdir ve bu, devlet aracılığıyla değil bireysel kararlar ve vicdan ile birinin yaşam şeklini belirler.
6284 Sayılı Kanun
Öte yandan binlerce kadını uygulandığı süre boyunca koruduğunu bildiğimiz ve kadınların güvenliğiyle beraber aile kurumununu da koruma iddiası taşıyan 6284 sayılı kanunun tamamen karşısında bulunuyorlar:
6284 sayılı kanun art niyetli bir kanundur. Şiddete uğradığını iddia eden kadın bu iddiasını ispatlamakla mükellef değil, sadece beyanı yeterli. Ancak sonrasında aynı kadın şikâyetimden vazgeçiyorum dediğinde bu beyanı ise geçerli değil, konu kamu davasına dönüşüyor ve kocanın evden uzaklaştırması devam ediyor. (YRP 6284 S. Kanun Hakkında Görüşleri)
6284’ün karşısına aşağıdaki vaatle çıkıyorlar:
Kadınlarımızın temel hak ve hürriyetlerinin korunması, kadına yönelik şiddet, taciz, negatif ayrımcılık, maddi ve manevi istismarın önlenmesi, töre cinayetleri ve istemedikleri evliliklere zorlanması gibi birçok hususta "Önce ahlak ve maneviyat" prensibine ve bilimsel verilere dayalı politikalar belirlenecek, başta eğitim ve medya alanında ve gerekli mevzuat değişiklikleri hususunda gereken adımlar atılacaktır.
Oysa bu vaatte bahsedilen “önce ahlak ve maneviyat”, “bilimsel verilere dayalı olmak” gibi kavramların tam olarak ne anlama geldiği açık değil. Öte yandan bunların kadının şiddet görmesinin, can güvenliğinin olmamasının karşısında durmaya neden engel olduğunu da anlamak zor.
HÜDA-PAR’ın Kadınlara Yönelik Politikaları
Türkiye’de Dünden Bugüne Kadın
Cumhuriyetten sonra çoğu batılı ülkeden bile önce kadınları siyasi yaşama dahil eden bir ülkeydi Türkiye. Kadınların siyasi yaşama ilk girişleri 1930 yılındaki belediye seçimleriyle gerçekleşti. Bu süreçten 1934 tarihine kadar ilerlemeler kaydedildi ve nihayetinde tam anlamıyla Türkiye siyasetinde kadınlar da aktif olarak yer almaya başladı. Kadının sadece siyasi yaşamda değil toplumsal yaşamda da daha fazla rol alması üzerine siyasi partiler her zaman kadınlara yönelik vaatlerde bulundular. Bu konuda Türkiye’nin modernleşmesi komşu ülkelere kıyasla takdir edilesi bir hızla ilerlemekteydi. Daha önce de bahsettiğimiz gibi kendisini toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin karşısına konumlandıran muhafazakâr politikalar izleyen partiler ve siyasetçiler bile bugüne kadar, açıkça kadınların hayatını negatif yönde etkileyecek vaatler vermekten genelde uzak durmaya çalışmışlardır. Kadınlar ve toplumda diğer sesi duyulmayan grupların siyaset başta olmak üzere kamusal alanda daha fazla rol almaya başlaması AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren de devam etmişti. Öyle ki HÜDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi gibi kadınlar üzerine açıkça bireysel yaşamı kısıtlayıcı ve toplumsal alandan uzaklaştırıcı vaatler veren partilerin girdiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 14 Mayıs 2023 Genel Seçimleri’nin resmi olmayan rakamlarına göre kadın milletvekili oranı %20’ye çıktı. Bu oran 2018’de %17 idi. Kadınların Türkiye siyasetine ve diğer alanlara girişinin artarak ilerlediği bu günlerde mevzubahis iki partinin meclise girişi ve ne doğrultuda çalışmalar yapacaklarını insanlar meraklı ve endişeli şekilde bekliyorlar. Seçimin ikinci tura kaldığı bu günlerde, seçmenin bu partilerin mecliste hangi düzlemde hareket edebileceklerini ve kadın ile ilgili vaatlerini bir kez daha hatırlatmak istedik.
Kadınlarla ilgili düzenlemeler yapılırken inanç ve toplumsal değerler göz önünde tutulmalıdır.
Kadının fıtratına uygun işlerde istihdamına dikkat edilmelidir.
Zinanın; toplumumuzun kahir ekseriyeti tarafından haram ve büyük bir ahlaksızlık olarak kabul edildiği, toplumu ifsad ederek ahlakını bozduğu, neslin karışmasına sebebiyet verdiği, huzur ve barış ortamını bozduğu kesin bir gerçektir. Seküler anlayışın dayatmalarının sonucu suç olmaktan çıkarılan zina, yeniden suç olarak tanımlanmalıdır.
Aile huzurunu bozan, evliliğin temellerini dinamitleyen her türlü gayri ahlaki müessese ortadan kaldırılmalıdır. Bu kapsamda devlet gözetiminde fuhuş, devlet eliyle kumar yasaklanmalıdır.
Aileyi Koruma Kanunu adıyla yürürlüğe konulan ancak şu ana kadarki uygulamalarıyla aile kurumunu dinamitleyen kanun lağvedilmelidir.
18 yaşını doldurmadan evlendiği için kocası cezaevine atılan binlerce kadının ve babasız kalan çocukların mağduriyetleri giderilmeli, aileyi koruma adına yapılan düzenlemeler inancımız ve örfümüz dikkate alınarak hazırlanmalıdır.
(HÜDA-PAR 2018 Seçim Beyannamesi)
Kadının çalışma şartlarının fıtratına ve insan haysiyetine uygun hale getirilmesi için,
Aile kurumunun nesli ifsat eden zararlı akımlara karşı korunması ve güçlendirilmesi için,
Yuvaları dağıtan evlilik dışı ilişkilerin, nikâhsız birlikteliklerin ve zinanın yeniden suç sayılması için,
Sapıklığın propagandasının suç kapsamına alınarak yeni nesillerin zararlı akımlardan korunması için,
6284 Sayılı Kanun’un değiştirilmesi ve süresiz nafaka uygulamasına son verilmesi için,
Evlilikte 25 yılını tamamlayan kadınlara emekli maaşı bağlanması için, HÜDA-PAR MECLİSTE OLMALIDIR.
(HÜDA-PAR 2023 Seçim Vizyon Belgesi)
HÜDA-PAR’ın da kadınlarla ilgili verdikleri vaatler incelendiğinde Yeniden Refah Partisi’nin vaatlerinden çok da farklı olmayan vaatler verdikleri görülmektedir. Zina ve 6284 Sayılı Aileyi Koruma ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılmasına yönelik vaatleri benzerdir. Yukarıda belirttiğimiz gibi İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olmamıza rağmen bu sözleşmeden Türkiye’nin bir gece çekilmesi yoğun eleştirilere neden olmuştu. Bu eleştirilere cevap olarak AK Parti 6284 Sayılı Kanunun zaten mevcut durumda başarıyla işlediğini ifade etmiş, daha önceki seçim beyannamelerinde ise bu kanunu çıkartmaktan ve kadına karşı işlenen suçların azalmasında övgüyle bahsetmişlerdi. Mevcut hükümetin ittifaktaki partilerinin ikisinin de bu kanunu ortadan kaldırmaya yönelik vaatleri ne doğrultuda gerçekleşeceği bir merak konusu. Bu yasanın kaldırılması gündeme geldiği takdirde Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin de siyaset alanında geçerli bir nedeni ortada kalmamış olacak.
Dünyada kamusal alana kadın katılımının gün geçtike arttığı ve bu koşullardaki iyileştirmelerin ileriye doğru gittiği su götürmez bir gerçek. Cumhuriyet sonrası ülkemizde de bugüne kadar bu sıkıntıların aşılması için hükümetler çalışmalarda bulundu. 21. yüzyılı bilgi ve dijital çağı olarak adlandırdığımız ve kadınlara özgürlüklerin her geçen gün arttırılmaya çalışıldığı bir çağda bugün Türkiye siyasetinde kadın ile ilgili bu tartışmalara girmek ülkemizin aslında demokratikleşme yolunda geldiği son durumu gayet açık bir şekilde gösteriyor. Bu konuda farkındalık kazandırmak ve kadınların ülkedeki geleceği hakkında fikir sahibi olabilmek adına sizlere bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiş iki yeni partinin vaatlerini sunduk. İnsanların cinsiyeti, cinsel yönelimi, dini, dili ve ırkıyla ilgili vaatlerin konuşulmadığı daha güzel günleri umut ediyoruz…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Seçimin ilk turunun artından Cumhur İttifakının meclise yeni giren ortakları ve kadınlar üzerine verdikleri vaatleri inceledik... İyi Okumalar
19 May 2023

YAZARLAR

Vaat
Vaat, isminden kendisine gelen sorumlulukla vaatleri derleyen ve inceleyen bir yayın. Her cuma saat 17.00'de.
İLGİLİ OKUMALAR


