Dans, Dans, Dans

Dans, Dans, Dans

38 yaşındaki Jimmy Connors, 1990 yılında pek de alışkın olmadığı şekilde Amerika Açık Tenis Turnuvası'nı seyirci koltuğundan izliyordu. Zaten 80'lerin sonu onun için iyi geçmezken bir de üstüne 1990 yılına sarkan bilek sakatlığı eklenince yıldız raket neredeyse tüm sezonu boş geçirmiş oldu. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Connors'ın bir hayali vardı, turnuva sonunda Flushing Meadows'dan ayrılırken büyülü sahneye baktı ve şu sözleri söyledi. 

“Gelecek sene burada olabilirsem, burası rock'n roll yapacak.”


Connors bir sene sonra sözünü tuttu ve 1991 Amerika Açık Turnuvası'na damga vurmayı başardı. Belki şampiyon olamadı ama ‘91 Amerika Açık birçokları için halen Connors ile hatırlanıyor. Sekiz Grand Slam şampiyonluğundan beşini Amerika Açık'ta kazanan efsane raket buna rağmen 39 yaşında, unutulmaz New York serüveniyle yazılı olmayan bir kuralı da bozdu. Evet, her zaman sadece kazananlar hatırlanmıyordu.

Jimmy Connors; kortta enerjisi yüksek, oyuna bağlı, pek çok kişiyi rahatsız edecek kadar konuşmayı seven ve tepkilerini göstermekten çekinmeyen bir yıldızdı. O dönem birçok yıldız tenisçi tarafından tercih edilen servis voleyi oynamak için güçlü bir servise sahip değildi. Üstelik forehand'i de rakiplerine sorun yaratmaktan uzaktı. Sahip olduğu güçlü backhand ise kortta onu diğerlerinden farklı kılan en büyük silahıydı.

Annesinin büyük desteğiyle çocuk yaşta tenisle tanışan Connors, bu sporda adını güçlü şekilde 1974 yılında duyurmuştu.

‘91 öncesi

Gloria Connors'ın en büyük isteği oğlu Jimmy'nin elit bir tenisçi olmasıydı. Küçük yaştan itibaren oğluna büyük destek veren Gloria, evlerinin arka bahçesine bir kort dahi inşa etmişti. Ancak, Jimmy'nin yaşı ilerledikçe bir antrenörle çalışması ve tenisini profesyonel seviyeye taşıması gerekiyordu. İşte Pancho Segura ile yolları böyle kesişti. Segura ile iyi bir ritim yakalayan Connors, 1972'de profesyonel oldu ve hemen iki sene sonra tenis dünyasının en çok konuşulan isimlerinden biri haline geldi.

Connors fırtınası 1974 yılında Avustralya Açık, Wimbledon ve Amerika Açık'ta güçlü şekilde esti. Bu üç Grand Slam'de gelen şampiyonluklar, Jimmy Connors'ı 160 hafta boyunca dünya bir numarası yapan sürecin başlangıcıydı. Üç yıldan uzun bir süre bir numarayı işgal eden Connors, özellikle Amerika Açık'ta fırtına gibi esmeye devam ediyordu. 1974'ten itibaren beş yıl üst üste bu büyük organizasyonda finalde yer almayı başarmıştı. Üstelik bu beş finalden üç şampiyonluk çıkarmıştı. Korttaki agresif tavırları bazı tenisseverler tarafından hoş karşılanmıyordu. Bunun bilincinde olan Connors, bir Amerika Açık zaferi sonrası duygularını dışarı vurmaktan çekinmedi.

 “Beni sevin ya da sevmeyin ben burayı ve sizleri çok seviyorum.”

Cracked Racquets

80'li yıllara gelindiğinde Connors'ın omuzlarında beş Grand Slam şampiyonluk apoleti vardı. 70'li yıllardaki büyük rakipleri Bjorn Borg ve John McEnroe'ya artık Ivan Lendl da eklenmişti. 30 yaşına girdiği ‘82 yılında hem Wimbledon'ı hem de Amerika Açık'ı kazandı. Lendl gibi bir genç yıldızı 1982 ve 1983 Amerika Açık finallerinde sahadan silmişti. Yıldız raket, kariyerinin son düzlüğüne girerken halen adından güçlü şekilde söz ettirmeyi başarıyordu.

1983 sonrası, her yükselişin bir düşüşünün olduğu kaçınılmaz döneme girmeye başlamıştı Connors. 1984'te Wimbledon'da final oynasa da sonraki süreç onun için çokça sakatlık ve istikrarsız bir dönem demekti. Yaşı ilerlemişti ve artık kortlarda zamanı dolmaya başlamıştı. 1990 yılında, 38 yaşındayken, sene boyunca sadece üç maça çıkabildi ve hepsini kaybetti. Bilek sakatlığı onu emekliliğe doğru koşar adım götürüyordu. Yine de hayali son bir danstı ve bunu, özellikle oynamayı en çok sevdiği yer olan New York'ta istiyordu. 1991 yılının Şubat ayında kortlara geri döndü ve Grand Slam'lerde yer almaya başladı. Hem Fransa Açık hem Wimbledon'dan üçüncü turda elendi. 1990 yılında bir seyirci olarak yer aldığı Amerika Açık'a verdiği bir söz vardı. Artık bu sözü tutmanın zamanıydı. Oraya gidecek ve büyük bir parti verecekti.

tennis.com

‘91 yılı

70'li yılların ortasından itibaren tenis dünyasında fırtına gibi esen ve uzun yıllar ilk 10'da yer alan Jimmy Connors, 1991 senesinde dünya sıralamasında 174. sıraya gerilemişti. Hal böyle olunca Amerika Açık'a “wildcard” ile katılabilen efsane raket, sonunda en sevdiği ve ona en iyi gelen Grand Slam turnuvasındaydı. Bu yeterince motive ediciydi, seyircinin de onun gibi bir Amerika Açık efsanesini ayrı bir gözle izleyeceği kesin gibiydi.

İlk iki turu geçebilirse Flushing Meadows’daki kalabalığı arkasına alabileceğini biliyordu efsane raket. İlk turda rakibi yıllarca şampiyonlukları paylaştığı John McEnroe’nun kardeşi Patrick McEnroe’ydu. İşler Connors için iyi gitmiyordu, ilk iki seti kaybetmişti ve üçüncü sette de 0-3 gerideydi. Üstelik setin dördüncü oyununda 0-40 ile Patrick McEnroe üstünlüğü vardı. Connors artık elenmekten dokuz puan uzaktaydı. Seyirciler stadyumu yavaş yavaş terk ederken Jimmy’nin geri dönüşü başlamıştı. Önce üçüncü seti 6-4 aldı, sonrasında dördüncü ve beşinci set çorap söküğü gibi geldi. Amerika Açık’ta rock’n roll erken başlamıştı.

Connors bu zorlu mücadele sonrası arkasına aldığı rüzgarla ikinci ve üçüncü turda rakiplerini set vermeden geçti. Üçüncü turdaki rakibi Karel Novacek’in turnuvanın 10 numaralı seri başı olması onun için pek de önemli değildi. Novacek'e tüm maç sadece sekiz oyun verdi. Flushing Meadows'ta dans tüm hızıyla sürüyordu. Seyirciler ve Connors her maçı son maçmış gibi yaşıyordu. Aaron Krickstein ile dördüncü turdaki kapışması epik bir mücadeleye sahne oldu. İlk set Krickstein'a gitti. Ancak Connors'ın pes etmeye niyeti yoktu. İkinci set tie-break'e kalırken, 10-8'lik skorla Jimmy skoru eşitlemişti. Üçüncü ve dördüncü setler sırasıyla Krickstein ve Connors'a gitti. Final setine gelindiğinde seyirci kendinden geçmişti, Jimmy Connors eğlence vaadini yerine getiriyordu. Amerikalı efsane, oyun arasında sandalyesinden kalkarken kameralara, “Bunu istiyorlar, bunun için para veriyorlar.” demişti. Seyircilerin bunu istediğine şüphe yoktu. Nefesleri kesen beşinci seti kazanan Connors artık çeyrek finaldeydi.

Bu yolculuğu bitirmeye niyeti yoktu Amerikalı raketin. Çeyrek finalde rakibi Paul Haarhius olmuştu. Hollandalı raket formdaydı. Üçüncü turda favorilerden, bir numaralı seri başı Boris Becker'i 3-0 mağlup etmişti. Connors maça iyi giremedi ve ilk seti 4-6 kaybetti. Üstüne üstlük ikinci sette de 4-5 gerideydi. Ancak bu turnuva onun için geri dönüş demekti. Önce ikinci seti 7-6 kazandı ardından da üçüncü ve dördüncü seti de 6-4, 6-2 ile almayı bildi. 39'luk ihtiyar yarı finaldeydi. Sekiz yıl aradan sonra yeniden finale çıkmak için önünde sadece bir maç vardı.

tennisfame.com

70'lerde ABD'nin yetiştirdiği en büyük tenisçi birçoklarına göre Jimmy Connors'tı. 90'lı yıllarda ise bayrağı almaya aday pek çok Amerikalı raket vardı. Jim Courier da onlardan biriydi. Courier o yıllarda hem dinamik hem gelecek vaat eden hem de komple bir tenisçiydi. Connors için bu, olabilecek en kötü eşleşmeydi belki de. Connors yine ilk seti kaybetti ancak bu kez geri dönemedi. Courier'ın kararlılığı son puana kadar sürdü ve Jimmy Connors maçı 3-0 kaybetti.

70'lerin ortasında fırtına gibi estiği, 80'lerin başında yıldızlaştığı Amerika Açık'a 90'larda son bir dansla veda etmişti büyük efsane. Onun için belki de kazandığı beş Amerika Açık şampiyonluğu kadar keyifli bir turnuva olmuştu. Amacı seyircilerin keyif almasını sağlamaktı. Bunu başarırken her turda hem kendi eğlendi hem de seyircileri eğlendirdi.

MİRAS

John McEnroe, Vitas Gerulaitis, Ilie Nastase ve tabii ki Jimmy Connors, tenisin modern zamandaki ilk büyük isimlerindendi. Sadece oynadıkları tenisle değil, aynı zamanda birbirleriyle rekabetleri ve korttaki tavırlarıyla bu sporun bilinirliğine büyük katkıları oldu. Connors’ın da dediği gibi, tenisin beyzbol, basketbol ve futbol gibi büyük sporların ulaştığı gelirlere erişmesi ve büyük kalabalıklara hitap edebilmesi için buna fazlasıyla ihtiyacı vardı.

Jimmy Connors, kortta hep kendi gibi oldu. Hakemlerle uzun münakaşalara girdi, sevincini zaman zaman abartılı şekilde gösterdi ve maç içinde yer yer kameralara konuştu. Bu rahat tavırları bazılarını mutlu etmedi ancak o, tenisin ihtiyacı olanın biraz da bu olduğunu biliyordu. Doğru ya da yanlış, onun yolu buydu.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

🎾 AMERİKA AÇIK #2

Jimmy Connors'ın Son Dansı

08 Eyl 2022

ESPN

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR