Değişen Zamanlar, Bireyselleşen Gruplar, Artan Sesler

Yahut bir Kaan Tangöze Güzellemesi
Değişen Zamanlar, Bireyselleşen Gruplar, Artan Sesler

Ailemin, arkadaşlarımın ve bu bültenin kadim okuyucularının dahi yakından bildiği üzere kendimi bildim bileli Türkçe rock müzik dinliyorum; heyhat aldığım tüm müzik eğitimleri, müzik sektöründeki profesyonel işlerim, farklı tür ve kültürlerle tüm bağlarıma rağmen her zaman en sevdiğim ve en vazgeçilmezim de Türkçe rock. Yetiştiğim jenerasyon gereği de ilk gençlik yıllarımın en önemli gruplarından birisi Duman oldu. Ortaokulda kanıma giren bu zehir hala damarlarımda akmaya devam ediyor var gücüyle. Lise, üniversite ve sonraki dönemlerde pek çok farklı yerde Duman konserlerine gittim. Hepsinde neredeyse aynı heyecan ve coşkuyla dinleyip eşlik ettim şarkılara. Halen de sürüyor bu hissiyat. 

Öte yandan yıllar içinde Duman konserlerinde şunu fark ettim: Duman her zaman gençliğin çok ama çok sevdiği bir gruptu. Benim gittiğim ilk Duman konseri, ya 2005 ya 2006 senesinde Akdeniz Üniversitesi Bahar Şenliği’ndeydi, üniversitenin o güzel kampüsünde. Bir grup liseli arkadaş olarak gitmiştik, üniversiteliler kadar liselilerin de olduğu, özgür ve bağımsız, gerçek bir “bahar şenliği”ydi. Üniversitede izlediğim ilk Duman konseri ise kendi okulumdaydı, üstelik bu kez kendim de çalışıyordum şenliklerde ve grupla kısa bir kulis tanışması da yaşayabilmiştim, bu kez sene 2009. Sonrasında başka mekanlar ve konserler birbirini kovaladı elbet, ama ilkler unutulmadı. 

Neyse, nostalji batağında boğulmadan günümüze dönüyorum. Neredeyse 20 sene önce Duman konserindeki o gençler olarak ben ve akranlarım, bugün hala Duman konserlerindeyiz ve bu konserlerde şimdiki zamanın gençleriyle paylaşıyoruz tribünleri. Bu ne anlama geliyor derseniz, “Duman’ın müziğinin, sahnesinin, mevcudiyetinin ne kadar dinamik, çağıyla bütün ve bir o kadar da geçmişine sadık olduğu” bana kalırsa. Bunu her gördüğümde çok mutlu oluyorum ve “helal olsun, aşk olsun!” diyebiliyorum ancak bir sürü karışık ve büyük lafı bir kenara bırakıp :) 

Bu noktada Duman’ın dinleyicilerine ithafen yazdığı (en azından benim öyle bildiğim) şu 2 parçayı paylaşmam gerek.

Öncesinde: 


ve ardından: 


Lafımı, az önce paylaştığım “En Güzel Günüm Gecem”den, grubun kendi ağzından bir sözle bağlayayım esas konuma “Kafadan attım salladım, türkülerden de çaldım”. Ve buradan Kaan Tangöze’nin yeni solo albümü “Aşık Mahzuni Şerif Türküleri"ne geleyim. Hoş, esas konum bu albümden öte Tangöze’nin kendisi, ama bu albüm de bu yazımın en büyük vesilesi. 

Ne mutlu bana ki albümü, lansman konserinde Şerefiye Sarnıcı gibi binlerce senelik bir mekanda dinleme şerefine eriştim. Mahzuni’nin sazından ve sözünde çıkan, ama bir noktada toplumsallaşan ve hepimizin olan o türküleri, binlerce yıldır kim bilir hangi sesleri duymuş sarnıcın kubbesinde, 21. yüzyılın modern dünyasının bir kent ozanından dinlemek, tıpkı bu cümle gibi karmakarışık, ama bir o kadar heyecan verici hisler yarattı bende. Müziğin evrenselliği ya da kadimliği gibi bende kaşıntı yapan bir konudan bahsetmeyeceğim. Hislerim bu yönde değildi, daha ziyade bir çeşit “aydınlanma” gibiydi. Tangöze’den Mahzuni dinlerken şunu fark ettim: Bazı ozanlar, bazı müzisyenler, bazı insanlar; kendi jenerasyonun ötesine geçen, kuşaklar arası ve kuşaklar ötesi bir frekans yakalayan ve bence biraz da bu aktarım için “vazife”leri olan insanlardı. İşte Kaan Tangöze de tam anlamıyla bunlardan birisiydi!

Peki bu ne demek? (Yine bana kalırsa) Bazı insanlar hem geçmiş hem gelecek kuşaklara karşı diğerlerinden daha çok sorumlu; zira o insanlar bu kuşakların hepsinin dilini konuşup kalbine girebiliyorlar. Ve türler, kuşaklar, düşünceler, duygular arası çatışmaları, anlaşmazlıkları anlayıp anlatabilecek olanlar da bu şahıslar (şahsi fikrimdir, tartışmaya açıktır :). Tekrar esas kahramanımız Tangöze’ye dönelim, eğer 20 sene önce “liseli” benim dinlediğim ve hala dinlemekte olduğum bu şahsiyeti, bugün de aynı şekilde dinliyorsa “liseliler” biz artık çok genç olmayanlarla beraber, demek ki Mahzuni’yi onlara öğretip anlatabilecek kişidir Kaan Tangöze. Bunu da ne kadar incelikle ve kendi üslubunda yaptığını ise albümü dinlediğinizde eminim fark edeceksiniz. Ve işin can alıcı noktası şu ki; Tangöze bu albümü yahut yeniden yorumladığı türküleri, eserleri aslında gençlere tanıtmak veya popüler olmak gibi bir niyetle yapmıyor. Gerçekten içinden geldiği için ve içinden geldiği biçimde yapıyor. Bu yüzden de benim nezdimde kuşaklar arası bir varoluşun vücut bulan örneklerinden kendisi. Hatta kendi ağzından okuyalım, sevgili Murat Meriç ile albümün lansmanında yaptığı BantMag röportajından:

“Beğenmeyen, “bu hiçbir şeye benzemiyor” diyen de olacaktır. Başkalarından dinleyenler, kulakları onlara alışık olanlar beğenmeyebilir. Herkes farklı yorumluyor çünkü. Ben çok sevdiğim için yaptım. Bunu yaparken “gençlere Mahzuni’yi tanıtayım, bilmeyen kalmasın” gibi bir misyon belirlemedim. Yorumlamayı seviyorum, yorumluyorum. İsteyen dinler, beğenen beğenir, merak eden gider orijinalini bulur.”

Demem o ki, senelerce bir grup müziğini hem de grubun en görünen yüzü olarak sürdürürken kendini besleyen diğer damarları da kendine has deyişiyle söyleyebilmek, her yiğidin harcı olmasa gerek. Hele ki bu damarlar benim de bam telim olan türkülere dokununca, bir Tangöze güzellemesi çıkıverdi işte. Büyük ozansın vesselam Kaan Tangöze, ben de sağlam bir fanım :)

Bitirirken, yazı başlığıma ve okuyuculara bir not: Yazıya başlarken Duman’ın 3 üyesinin de yaptığı solo albümlerden bahsederek bu bir yandan grup müziği yaparken bir yandan bireyleşmenin yarattığı güzellikleri anlatacaktım, ama Tangöze yazarken yine laf lafı açtı. Önümüzdeki yazıda devam edeceğim söyleyemediklerime…

Albümü bırakmadan gitmeyeyim, iyi dinlemeler!



Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Müzikli MevzularMüzikli Mevzular

BÜLTEN SAYISI

Mart Kapıdan Baktırdı

⛈️❄️☀️🌈

13 Mar 2022

Kaynak: Canva

YAZARLAR

Turna Ezgi Toros

Sesli Düşünme Kanalı

Müzikli Mevzular

Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR