Dertleri Nakışlamak: Damla Sandal'ın hikayeleri ve işleri

Fotoğraflara işlediği nakışlarla bilinen sanatçı Damla Sandal ile sanatına, hikayelerine ve bunların ardındaki dertlerine bakıyoruz.
Dertleri Nakışlamak: Damla Sandal'ın hikayeleri ve işleri

Damla Sandal ile ilk kez, pandemi dünyamızla tanışmamıza iki hafta kala bir podcast atölyesinde karşılaştık. Yollarımız koca İstanbul'da ikinci kez Karakutu Derneği'nde kesiştiğinde, aramızda özel bir dostluğun gelişeceğini hemen anlamıştık. Nitekim üç seneye yaklaşan dostluğumuzda Damla'yla bir ömürlük hayaller kurduk. Ben yazarak, o işleyerek, bazen de el ele vererek ürettik. 

Damla en son, Lavarla x VEKAM işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz, Ankara üzerine araştırmalar yapan akademisyen ve araştırmacıların yazılarını yayımladığımız ve VEKAM arşiviyle birlikte genel olarak arşivlerin şaşırtıcı fotoğrafların ve bilgilerin gizli hazinesi olduğunu anlatmak istediğimiz  "Arşivde Kaybolduk" serisi için incelikli nakışlar işledi. Projenin görsel dünyasını yaratan Damla'nın sanatına biraz daha yakından bakmanızı istedik.

Damla Sandal buluntu fotoğraflara işlediği nakışlardan oluşan "Erkekler Çiçektir" serisi ile hayatımıza girdi. Kadıköy'ün ara sokaklarında, sahaf sahaf gezerken dikkatini çeken sahipsiz fotoğraflara baktığında hissettiklerini, hep çok sevdiği fotoğrafa nakış tekniği ile birleştirmeye karar verdiğinde ortaya çıkan "Erkekler Çiçektir" serisinde kadınların ve kız çocuklarının eşitsiz yaşam koşullarına dikkat çekmek istedi. Erkeklerin yüzlerini çiçeklerle nakışlayarak "kadın çiçektir", "kadın evin süsüdür" gibi eşitsizlikleri besleyen dile sanatıyla karşı çıkarak tepki verdi. Çalışmalarının ismi ise birbirinden güzel: "Kocam isterse çalışabilir", "Hanım bir çay demlesen de içsek", "Her genç erkeğin hayalinde siyah bir damatlık vardır".

"Erkekler Çiçektir" ile başlayan nakış hikayesi, ardından birçok projeyle devam etti. Hafıza Merkezi için "Göz Kararı", Lavarla için "Arşivde Kaybolduk" serilerini üretti, ALİKEV Genç Sanatçı Fonu ile Kadıköy sokaklarında hafızanın peşine düşüp geçmişi kendi hikayeleriyle birleştirerek fotoğraflara nakışladı. 

Daha önce kimseye karşı böyle şeyler hissetmemiştim, Damla Sandal (2020)


1. Çok kısaca sormak istiyorum. Nakışladığın fotoğraflarla “derdin” nedir?

Nakışladığım fotoğrafların büyük çoğunluğu bize geçmiş zamandan kareler yansıtıyor. Zaman içerisinde kendince kalabalıklaşan bir arşivim oldu. Farkında olmadan biriktirdiğim bu fotoğraflara başta merak ve üzüntüyle karışık bir pencereden bakarken yakalamıştım kendimi. Sonra açtım pencereleri, fotoğraflarıma hava aldırdım. Tanıştık, hepsi çok kıymetli şahsiyetler… Ben de onlara bugünü gösterdim, sohbetler ettik. Yaşadığımız anla ilgili pek çok fikrimiz olduğunu görünce de işe koyulduk. Dertler ise öylece ortaya çıkıverdi. En geniş çerçeveden söylemek gerekirse; geleceğe dair taşıdığımız umudu, bulup buluşturduğum bu fotoğraflarla bir olup kimi zaman alaycı, kimi zaman da çok ciddi tınlayan sesimizle anlatmak istedik.

2. Seni bir nakış sanatçısı olarak ilk “Erkekler Çiçektir” serinle tanıdık. Bu fikrin arkasında hangi dert var?

Aslında "Erkekler Çiçektir" serisi benim kadın cinayetlerini odağına alan başka bir çalışmamın hemen ardından çıkageldi. Bu dönem tam da pandemi dönemine denk geliyor. Elimdeki buluntu fotoğrafları değerlendirmek istemiştim. Twitter’da “erkekler yerini bilsin” diyerek başlayan bir dizi paylaşım vardı. Bu paylaşımlar, seriye “Erkekler Çiçektir” dememi sağladı.

Kocasına çalışması için izin veren yüce gönüllü kadınları, hayalleri süsleyen siyah damatlıkları, daha önce kimseye karşı böyle şeyler hissetmemiş insanları es geçmeden oluşturdum bu seriyi. Açıkçası kadın+’lar olarak yaşadığımız, bize yük edilmiş, nesilden nesle aktarılmış bu cümleleri sarf edenlerin neşesi bana da geçti. Çok fazla üzerine düşünmedim bile diyebilirim. Elim fotoğraflara gidiverdi ve fotoğraflarda yer alan erkeklerin hepsi çiçek açmaya başladı.

“Erkekler Çiçektir” kolektiften çıkıp bana gelen ama benden de kolektife armağan edilen özel bir iş olarak kalacak aklımda. Bu çalışmayı paylaştığımda bahsettiğim neşenin yayıldığına şahit olmuştum. Bu nedenle de daha fazla insana ulaşmasını istiyorum.

3. "Arşivde Kaybolduk" için VEKAM arşivinden 7 fotoğraf nakışladın. Fotoğrafları nasıl seçtiğinden, hangi fikirlerle nakışladığına, proje paylaşıldıktan sonra aldığın tepkilere kadar tüm süreçten bahsedebilir misin?

"Arşivde Kaybolduk" benim için başka bir anlam taşıyor aslına bakarsan. Bir kere VEKAM arşivinden seçebileceğim fotoğrafları kullanmak şahane bir duyguydu. Seçkiyi Lavarla ekibiyle birlikte yaptık. Zaten Lavarla ekibi hem Ankara’yı hem de artık beni çok iyi tanıyor. Sunulan seçenekler içinden hiç tereddüt etmeden hatta sarılarak “bu olsun” dediğim fotoğraflar oldu. Ki bu noktada isim de vermek isterim: Çamlıdereli kızlar, Beypazarı şıklığı, bir de Ankara’nın bağları… Bu üç fotoğrafa görür görmez aşık oldum. Hatta birini seçecek olsam kesinlikle “Beypazarı şıklığı” olurdu

Projeyi ilk seninle konuşmuştuk. Hacer Öçsu’dan bahsetmiştin. Anlatamıyorum bazen ama okurların fotoğrafı görünce anlayacağını düşünüyorum. Yazıların hepsi Ankara'ya dair farklı kapılar açıyor. Ancak, sanırım benim için en özel yazı Hacer Öçsu’ya yazılan yazıydı. Sevgili Aksu Bora, Hacer Öçsu’nun taksisinin ağzından bir hikaye yazdı. Aksu Hoca ile denk gelmiş olmamıza ayrıca sevindim. Çünkü kendisi #ipişleri etiketiyle dünyadan bir sürü nakış çalışması paylaşıyor. Ben de çalışmalarımı dijital mecralarda yayımlamaya başladığımdan beridir Aksu Hoca ne zaman fark edecek diye bir köşede sessizce bekliyordum Senin yazıyı atıp da benim okuduğum anı ise hiç unutamıyorum. Hayatımın en zor günleriydi, yazıyı okuyunca bir nebze olsun iyi hissettiğimi hatırlıyorum.

Kendimi hikaye anlatıcısı olarak konumluyorum hayatta. Bugün hikayelerimi anlatırken nakış yapmayı seçiyorum. Benim için önemli olan gördüklerimi, dinlediklerimi anlatma arzum. Bu arzu benimle birlikte olduktan sonra yollarım, yöntemlerim değişse bile çabalamaya, üretmeye devam edeceğim. Aldığım geri dönüşler de var olan anlatma arzumu pekiştiriyor.

"Kent Belleğinin Peşinde", Damla Sandal (Kasım 2021)


4. Arşivde Kaybolduk projesinden önce İstanbul’da ALİKEV Genç Sanatçı Fonu kapsamında Kadıköy sokakları için işlediğin fotoğraflardan oluşan bir sergin oldu. Burada sokağa ve hafızaya odaklanmıştın. Ayrıca Hafıza Merkezi için de bir çalışma yaptın ve Karakutu Derneği’nde de uzun yıllardır ciddi emeklerin var. Hafızanın senin çalışmalarındaki yeri nedir?

Tüm bu çalışmaları yaparken geçmişle bağımı hiç koparmıyorum. Ama geçmişi anılar, hatıralar, duygular üçgeninden sıyırıp geçmişte yaşanmış insan hakları ihlalleri ya da bir dayanışma hikayesi ile bugün arasında bir bağ kurmak istiyorum. Yani aslında nostalji yerine geçmişle yüzleşme üzerinden düşünüp çalışmalarımın kurgusunu da bu şekilde yapıyorum. Uzun yıllardır Karakutu Derneği’nde yürüttüğümüz Hafıza Yürüyüşleri de bir hikaye anlatıcısı olduğumu fark ettiğim ilk duraktı benim için. Karakutu sayesinde kente farklı bakmayı öğrendim diyebilirim. Sokaklara, apartmanlara bakarken hikayelerini merak etmem, bu hikayelerin peşine düşmem böyle başladı. Ardından ALİKEV’in Genç Sanatçı Fonu'ndan destek alarak Yeldeğirmeni Mahallesi’nde yaptığım nakışlarla bir hafıza rotası oluşturmuştum. Bu projeme farklı mekanların hikayelerine odaklanarak devam ediyorum. 

"Hafızayı İşlemek" Atölyesi, Postane (Ekim 2022)


5. Evinde bir Damla Sandal işi görmek isteyen sanatseverler işlerine nasıl ulaşabilirler ve bundan sonra hangi projeler yolda merak ediyoruz. Ayrıca, yakın zamanda Ankara’da bir atölye yapmayı da düşünür müsün?

Çalışmalarıma Postane İstanbul’dan ulaşabilirler. Kent hafızası odağında gelişen projeme devam ediyorum. Yeni mekanlar, yeni hikayeler eklenecek rotaya.

Bir de şu sıra atölyelere ağırlık veriyorum. İlk defa Postane İstanbul’da yaptığımız ve “Hafızayı İşlemek” ismini verdiğim atölyelere devam ediyorum. İBB kütüphanelerinde benimle karşılaşabilir ve atölyelerime katılabilirsiniz. Ankara’da da böyle bir ihtimal olursa elbette atölye yapmak isterim.

Damla Sandal’ın işlerini Instagram hesabından inceleyebilir, “Arşivde Kaybolduk” yazılarını Lavarla web sitesinden okuyabilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto AnkaraAposto Ankara

BÜLTEN SAYISI

Steve Vai şehirde, nakış sanatı🪡

Bu hafta şehirde devam eden Ankara Müzik Festivali ile birlikte iyi konserler, iyi oyunlar ve biraz da bayram sakinliği var.

16 Nis 2023

Steve Vai şehirde, nakış sanatı🪡

YAZARLAR

Seren Erciyas

Kültür-sanat editörü

Aposto Ankara

Her pazartesi saat 18.00'de Ankara'dan özenle seçilmiş etkinlikler, haberler ve hikayeler.

İLGİLİ OKUMALAR