Devir Teslim ya da Diriliş

Ligin üçte birlik bölümünün sonuna yaklaştık ve karşımıza çıkan tablo ligin zirvesinde dengelerin değişmeye başladığını göstermekte. Bu değişimde şüphesiz en büyük yükselişi yaşayan takım Arsenal ve en büyük düşüşü yaşayan takım Liverpool. Hafta sonu bu iki ekibin karşılaşmasına ev sahipliği yapacak olan Emirates, maçın sonucuna göre ya bir devir teslime ya da sendelemekte olan bir devin kendine gelmesine şahit olacak.
Arsenal’in geride kalmış fikstürüne baktığımızda yedi galibiyet ve bir mağlubiyet görüyoruz. Bu maçların genelinin en keskin ortak noktası ise topun hiç de azımsanmayacak bir farkla Arsenal’de olması ve rakiplerin topu almayı -çoğu zaman- arzulamaması.

Görsel: Metro
Şu ana kadar orta ve derin blokta bekleyip, şok presle kazanılan toplarla geçiş oyunu veya kendi yarı sahasında kazanılan toplarla kontra atak kovalayan rakiplere karşı oynayan Arsenal topa sahip olduğu anlarda oyununu dikte etti. Topçular, United maçının haricinde de geçiş hücumlarını savunma anlamında yeterli performansı gösterdi; ligin en iyi geçiş hücumu takımlarından Tottenham’a karşı bile.
Sezon başından beri topu domine eden Arsenal, ilk defa ana planı topa sahip olmak olan bir takımla karşılaşacak. Bu noktada topa kimin hâkim olacağını büyük oranda orta sahaların performansı belirleyecek. Liverpool’un geçtiğimiz iki ayda yaşadığı sıkıntıların ana sebebi hiç şüphesiz orta saha hattının kilit isimlerinin sakatlanması, oynadıklarında da zirve performanslarından ve fiziksel güçlerinden uzak olmaları. Arsenal’in merkezine baktığımızda ise kariyer zirvelerini yaşayan Granit Xhaka-Thomas Partey ikilisi ve henüz 15 yaşındayken vadettiği yıldız performansına doğru emin adımlar atan Martin Odegaard forma giyiyor.
Muhtemelen orta sahayı ele geçiremeyecek olan Liverpool’un topu elde etmek için uygulayacağı plan sert ön alan baskısı olacaktır. Manchester United-Arsenal karşılaşmasının ilk 20 dakikasında Arsenal savunmasının sert bir ön alan baskısı yemiş ve bir türlü rakip yarı sahaya geçememiş olması Jürgen Klopp’un dikkatinden kaçmamıştır zira Old Trafford’daki 20 dakika Arsenal’in sezon başından beri topa sahip olamadığı en uzun sekanstı. Lakin Arsenal’in United baskısını kıramamasında ana faktör takımın topla çıkarken bir numaralı istasyonu olan Thomas Partey yerine Sambi Lokonga’nın oynamış olması. Partey’in varlığı Liverpool’un olası sert ön alan presini kırma konusunda belirleyici olabilir.
Liverpool’un baskı sonucu topu elde ettiği dakikalarda Arsenal’in geçtiğimiz sezonlarda dönem dönem uyguladığı kontra atakları görebiliriz. Gabriel Martinelli - Gabriel Jesus - Bukayo Saka üçlüsünün topla geniş alanları kat edebilmesi ve geriden Oleksandr Zinchenko, Granit Xhaka ve Martin Odegaard’ın attıkları uzun toplarla ön üçlüyü besleyebilecek olması Arsenal’in topu ayağında tutamadığı nadir anlarda da Liverpool kalesini tehdit etmesini sağlayacaktır.
Arsenal’in oyunundaki en büyük devrimlerden biri, Granit Xhaka’nın genelde derinde Thomas Partey’in yanında konumlanmak yerine kendini biraz daha öne atıp dizilişi 4-2-3-1’nin daha ofansif bir modeline çevirmesi oldu. Yeni rolünde sürekli rakip ceza sahasına koşu atan Xhaka’nın varlığı Arsenal’in hücum yelpazesini bir hayli genişletmiş durumda. Arsenal’de bu sezon rakip ceza sahasında topla en çok buluşan dördüncü oyuncu olan İsviçreli orta saha oyuncusu ilk sekiz maç itibarıyla toplam 29 kez rakip ceza sahasında topa dokundu. Bek-stoper arasına girerek rakip defansın dengesini bozan ve Martinelli ya da Jesus’un demarke kalmasını sağlayan Xhaka, sallanan Liverpool savunmasına karşı da önemli bir hamle olacaktır.

Görsel: The Athletic
X Faktör: Sol Kanat
Arsenal maçlarını dikkatli izlediğinizde takımın düzenli olarak sol kanattan atak yaptığını ve oyunu sahanın o bölümüne yıkmaya çalıştığını görürsünüz. Martinelli-Jesus-Zinchenko-Xhaka dörtlüsünden ikisi ceza sahası içinde geri kalan ikisi de çizgide ve ceza sahası dışında konumlanıyor ve bunu özellikle konumlarını düzenli bir biçimde değiştirerek yapıyorlar. Çizgide ve dışarıda kalan oyuncu genişliği sağlayıp içerideki oyunculara servis yaparken içerideki oyuncular da yaptıkları sürpriz hareketlerle pozisyon buluyorlar. Bu dörtgen Arsenal’in ana hücum planı.
Arsenal’in sol tarafı ile eşleşecek olan Liverpool oyuncularına baktığımızda bu tehlikenin boyutu artıyor. Zira Salah’ın bek takibi konusunda tembel bir oyuncu olması, Jordan Henderson’ın fizik ve form olarak standartın çok altında olması ve Trent Alexander-Arnold’ın çok defolu bir savunma oyuncusu olması Arteta’nın ana planını uygulamasını bir hayli kolaylaştıracaktır.
İbre sol tarafı savunmaya geldiğinde ortaya Arsenal adına derin bir kontrast çıkıyor. Zira Arsenal Tottenham, United ve Fulham maçlarında direkt sol stoper Gabriel’in fahiş hataları ve Leicester maçında Xhaka’nın James Maddison’ı takip etmemesi sebebiyle kalesinde gol gördü. Sol bek Zinchenko da tıpkı Arnold gibi defolu bir savunmacı. Salah ve Arnold’un vites yükselttiğinde ne kadar tehlikeli ve ahenkli olduklarını da söylemeye gerek yok. Hücumda ve defansta, maçın kaderi Arsenal adına sahanın sol bölümünde tayin edilecek.
Emirates’te oynanacak maçın ardından Arsenal, Premier League’in mutlak iki gücünden biri olma unvanını Liverpool’dan ya devralacak ya da Liverpool hâlâ bitmediğini biz futbolseverlere gösterecek.
İlk 11 Tahmini:

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Enes Yılmaz
Author @This is England.

This Is England
Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR




