
Devlet’in laiklik ve din özgürlüğüne ilişkin durduğu yer hakkında yazılabilecek çok konu var. Zorunlu din dersleri, nüfus cüzdanında din ibaresinin yer alması (evet hala nüfus cüzdanımı yenilemedim), Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığı bunlardan ilk akla gelenler. Fakat ben kabul edilebilirlikleri tartışılabilir konuları değil, Devlet’in laiklik ilkesine aykırılığı tartışma götürmez davranışlarından bahsedeceğim.
Bu davranışların ilki Devlet’in bir dini varmış gibi davranması. Devlet kamu tüzel kişiliğinin temsilcisi olan Bakanlıkların yaptığı açıklamalarda “dinimiz” referansları bunun en büyük örneklerinden. Dış İşleri Bakanlığı’nın kendi internet sitesinde İslam dinini “dinimiz” olarak tanımlaması da buna örnek gösterilebilir. İkinci davranış ise biz vatandaşlara uygulanacak hukukun din ile belirlenmesi. Bir gece yarısı ansızın gelen ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi amaçlayan Cumhurbaşkanı Kararı’nın gerekçesini bilmesek de sözleşmeden çekilme iradesinin gösterilmiş olması ile dinin herhangi bir ilgisi yoktur diyemiyoruz. Zira, İstanbul Sözleşmesi aleyhine konuşanların sözleşmenin İslam’a tehdit olduğunu sıkça dile getirmiş oldukları hepimizin malumu. Ya da bir kamu görevlisi fıtrata aykırı kanunların mağlup olabileceğini söyleyebiliyor ve Devlet bundan herhangi bir rahatsızlık duymuyor (istifanın laiklik karşıtı ifadelerden duyulan rahatsızlık ile ilgili olduğunu düşünmüyorum, naçizane). Tüm bunlara ek olarak, bir de toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarını kullanmak isteyen öğrencilerin yargılandığı davada din referansları ile karşılaşıyoruz. Mesela, Cumhuriyet savcısı, iddianamesinde Şahmeran figürünün “İslam’ın tek yaratıcı Allah inancı ve tevhid inancına aykırı” olduğunu yazabiliyor. Yani, Devlet’in din ile iç içe geçmişliği kendini yargıda da gösteriyor.
Özetle, Devlet, bir dini olduğunu dile getirmekten ve dini gerekçelerle (açıkça ya da zımni olarak) hareket etmekten hiç çekinmiyor. Biz de önce bu davranışları sosyal medya üzerinden eleştiriyoruz ve sonra soruyoruz: Bu davranışlar karşısında bizi temsil etmesini beklediğimiz –temsili de geçtik – Anayasa’nın ilk 3 maddesi değiştirilebilir mi diye sorulsa ortalığı ayağa kaldıracak muhalefet ne yapıyor?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Ben de bu ay güne din, devlet ve muhalefet üzerinden bakmaya ve biraz da “tatava” yapmaya karar verdim.
10 Nis 2021

YAZARLAR

Günebakan
Hadi gelin, güne bakalım.
İLGİLİ OKUMALAR


