Döngüsel Ekonomi 101 ile çözüm odaklı düşünmek

Döngüsel ekonomi çözüm odaklı bir düşünce sistemi. Döngüsel Ekonomi 101 de çözüm odaklı bir yayın. İlki, içinde yaşadığımız ekonomik sistemin dünyaya zararlı süreçlerine bir çözüm olarak yeni, atık oluşumunu ve aşırı tüketimi önlerken doğayla barış içinde yaşayan yeni bir sistem sunuyor. İkincisi de bu sürecin gerektirdiği bir çözümün parçası olmak için yola çıkıyor: Döngüsel ekonominin düşünce sistemlerini ve kavramlarını insanlara aktarmak.
Döngüsel Ekonomi 101 nasıl başladı?
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Sosyoloji Bölümü’nde lisans, Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yapan Tunç’un döngüsel ekonomi kavramına dönüşü aslında ihtiyaçtan doğan bir çalışma sayesinde olmuş.
Tunç, 2019 yılında Favor isimli bir girişim üzerinde çalışmaya başlıyor. Tunç’un döngüsel ekonomi hakkında uzmanlaşma süreci de bu noktada başlıyor. Kendi işini döngüsel ekonomiye uygun planlamak isteyen Tunç, döngüsel ekonomi hakkında okumalar yapıyor.
Şimdi sürdürülebilirlik danışmanı olarak çalışıyor ve Aposto’da Döngüsel Ekonomi 101 yayınını çıkarıyor. Tunç, yayına başladığından beri her ay alanda çıkan yeni raporları, vaka çalışmalarını, akademik makaleleri okuyor. Kendi bilgi birikimi de her hafta insanlara döngüsel ekonomiyi anlatırken gelişiyor.
Tunç yayına başlama sürecini şöyle anlatıyor:
“Döngüsel ekonomiyi kendime öğretirken Aposto’yla tanıştım. Aposto sayesinde bu sürece kendimi adamam gerekti. Hayatımda ilk defa sosyolojiyi kullanmaya başladım, bir sürece küçük de olsa katkıda bulunabilecek bir şey yapmak istedim.
Yayının adı da 101 zaten. Yola çıkarken tek amacım anlaşılmayan teknik bilgileri, insanların içinde kaybolduğu detayları çok basitçe anlatmaktı. Döngüsel ekonomiye geçiş için kültürel bir dönüşüm gerekiyor çünkü bireylerin de süreçleri anlaması önemli."
Yeni sistemler kurmak
Tunç, yayın anlayışıyla ilgili konuşmaya sonuç odaklılık ve çözüm odaklılık yaklaşımlarını ayırarak başlıyor:
“Bence sonuç odaklı düşünmek, gidilmek istenen sonucun çok belli olduğu bir süreç. Bu ideal değil. Ama çözüm odaklılık, problemi doğru anlama yeteneği gerektiriyor, özünde doğru anlamaya çalıştığımız bir süreç. Örneğin Favor’da gıda israfını önlemeye çalışıyorduk ama aslında çözüm odaklı değilmişiz çünkü sorun ‘Üretilen gıdaların atık olması’ değil, ‘üretilen gıdaların atık hâline getirilmesi’ idi. Bunu yapan da bilinçsiz üreticiler ve tüketiciler. Aslında Favor’da tersten yola çıktım ve çözüm odaklı değil, sorun odaklı ilerledim. Ama Döngüsel Ekonomi 101 çözüm odaklı gidiyor.”
Döngüsel ekonomi günümüzün sorunlarına karşı bir çözüm önerirken sistemsel bir değişim talep ediyor, burada sorumluluk tüm paydaşlara düşüyor. Tunç’a bu dönüşüm sürecinde yayıncılığın yerini soruyoruz, “Yayıncılık bu paydaşlardan biri mi?” diye düşünüyoruz:
“Bu Medya ve Kültürel Çalışmalar yüksek lisansımın etkisi de olabilir ama tüm derslerimde, tezimde hem geleneksel hem yeni medyanın toplumsal dönüşümler üzerinde ne kadar etkili olduğu üzerinde çalıştım. Belki bu yüzden Döngüsel Ekonomi 101'i yapmaktan bu kadar keyif alıyorum ve ona bu kadar kendimi adadım. Çünkü döngüsel ekonomi yeni bir sistem tasarımı demek, bu da yeni bir toplumsal tasarım gerektiriyor. Ben bu dönüşümün temel yapıtaşı olacak içeriklere odaklanan bir yayıncılık yapıyorum. Yayıncılar bir paydaş mı bilemiyorum ama ‘enabler’ – hizmet sağlayıcı ya da süreci destekleyen.”
“Ekonomi” alanı dışındaki insanların yayından ve döngüsel ekonominin çözüm odaklı yaklaşımından sorun çözmek hakkında kendi yaşamlarına neler katabileceğini düşünüyoruz. Tunç “Mikro seviyede bize önemsiz görünen şeyler makro seviyede çok önemli bir noktaya geliyor” diyor:
“Biri ‘Ben pet şişe kullanmasam ne kadar etkisi olacak ki?’ deyip geçebilir. Ama toplumsal olarak düşündüğümüzde o gün Türkiye'de 80 milyon insanın pet şişe kullanmamasının etkisi çok büyük olur. İnsanlar bu sorumluluğu alabilir.
İçinde ‘ekonomi’ geçince insanlar korkuyor. Ama etki alanımız neyse, kimlere ne kadar dokunabiliyorsak o kadar kişiyi değiştirebilir, bilinçlendirebiliriz. Bir kişi neredeyse, mesleği neyse, üretim süreçleri üzerinde etkisi olmadığını düşünse bile dönüşüme katılabilir. Zaten yapabileceğimiz en önemli şey bazı pratikleri günlük hayatımızda uygulamaya geçirmek.”
Dönüşümün içinde
Tunç, güncel ekonomik sistemin, lineer ekonominin çoğumuzun pek çok farklı mecradan da okuyabileceği kusurlarına, yarattığı sorunlara detaylıca odaklanmak yerine doğrudan bunlara bir karşılık öneriyor. Ona göre bir soruna karşı mücadele etmekle bir çözüm için çalışmanın temel farkı yenilik için çalışıyor olmak:
“Sürdürülebilirlik kavramıyla döngüsel ekonomiyi ayrı tutuyorum çünkü ikisi ayrı çatı kavramlar. 'Sürdürülebilirlik nedir?' diye sorsak çoğunluk 'gelecek nesillere bırakabilecek, onların kullanabileceği kaynakları gözeten yeni bir sistem' der. Ama aslında sürdürülebilirlikte yeni bir sistem söz konusu değil. Sürdürülebilirlikle mevcut olan sistemi değiştirmeye çalışıyoruz, iklim değişikliğine karşı mücadelede belirli hataları düzeltmeye çalışıyoruz. Ama zaten baştan hatalı olan süreçlere yapılan bu müdahaleler geçici oluyor, bu biraz tozları halının altına süpürmek gibi. Bence o yüzden hatalı. Bu çözüm odaklılık değil, sonuç odaklılık.
Örneğin 2050 yılına 'net sıfır' hedefi koyup 2050’ye geldiğimizde karbon salımlarını sıfırladığımızda bütün sorunlar otomatik olarak çözülmüş olmayacak. Çünkü olay sadece karbon salımı değil. Sorunlar içinde toplumsal cinsiyet eşitliği de var, atık yönetimi de var, istihdam da var, açlık da var. Olay asla yalnızca enerji kaynakları değil. O yüzden bence döngüsel ekonomi gerçek bir çözüm sunuyor.”
Çözüm odaklı bir düşünce sisteminin bu kadar içinde olmanın ve çözüm odaklı bir yayın teziyle yazıyor olmanın onun için pozitif bir deneyim sunup sunmadığını merak ediyorum. “Tabii ki pozitif” diyor ve açıklıyor:
“Üniversitede sosyoloji okurken, kavramlarını ve yaklaşımlarını kullanmanın bu kadar değerli olabileceğini tahmin edemezdim. Bir dönüşümün içinde olmak benim için çok motive edici bir şey.
Sosyal bilimlerde toplumu anlamayı öğreniyoruz. ‘Bireyler nasıl dönüşür?’ ‘toplumun içindeki hangi yapılar değişmeli?’ gibi sorular sordukça yayını sosyolojik bir bakış açısından baktığım için hazırlayabildiğimi fark ediyorum. ‘Özel sektörde döngüsel ekonomi’ diye bir bülten çıkarsam daha çok abonesi olurdu çünkü insanlar yol haritalı, spesifik çerçeveli bir bilgi akışı bekliyor, çünkü ona alışmışlar. Ben tek bir tarafa odaklanmıyorum, toplumu oluşturan tüm yapıtaşlarına odaklanıyorum.”
İnovasyon, hemen şimdi!
Bu noktada teknolojinin etkisi üzerine düşünüyoruz. Teknolojinin yayıncılık üzerindeki etkisi açık, ama döngüsel ekonominin dönüşüm süreçlerinde nerede olacak? Döngüsel ekonominin sorun çözme süreçlerine teknoloji nasıl katkılar sunacak? Tunç şöyle düşünüyor:
“Temelde, her şeyin merkezinde inovasyon var. Baştan aşağı yeni bir sistemden bahsediyoruz. Endüstri 4.0 gibi teknolojiler olmadan en fazla yeniden hatalı sistemler kurabiliriz. Amacımız kaynakları verimli kullanmak. Bunu nasıl başarabiliriz? Veri bilimi ile. Veri bilimini gündelik hayatımıza kadar her alana entegre ederek.
Yeni bir sistem tasarlarken, makro olsun mikro olsun - başından üretimden başlayıp kaynak kullanıldıktan sonra bu kaynağı en üst seviyede nasıl kullanacağımızı tasarlamamız gerekecek. Temel çözüm yöntemimiz odağın ekonomik kâr değil, kaynakları verimli şekilde kullanmak olması. Üretim süreçlerini baştan aşağı doğru şekilde tasarlama sorumluluğumuz var.”
Röportajdan bize kalan, konu inandığımız yeniliklerse ve dönüşüme hangi noktadan katkı sunabiliyorsak, bunu yapmanın çözümün kendisi olduğu. Süreçler oldukça karmaşık. Yol uzun, ama iş birliğiyle, dönüşüme inanan insanlarla ve teknolojiyle açık bir yol.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sorun çözmek, sistem inşa etmek ve yayıncılık
09 Kas 2022

YAZARLAR

Aposto P.S.
Aposto'dan gelişmeler, ürün güncellemeleri, yazar ve yayın topluluğumuzdan hikâyeler, röportajlar, medya sektörüne ve entelektüel üretime dair perspektifler ve daha fazlası.
İLGİLİ OKUMALAR


