
Modern siyaset felsefesinin kurucusu olarak nitelenebilecek olan İngiliz filozof Sir Francis Bacon, 1597 yılında yayımladığı Meditationes Sacrae çalışmasında “knowledge itself is power” yani “bilginin kendisi, güçtür” dediğinde acaba bugün herhangi bir konuda elinde bilgiyi, yani veriyi elinde bulunduranların bu kadar güçlü olacağını da düşünmüş müydü? Sir Francis Bacon’ın ne düşündüğünü net olarak bilemesek de fazlasıyla vizyoner olduğunu ve bilginin gerçek gücünü doğru bir şekilde anladığına eminiz.

Sanayi devrimi öncesinde toprak sahiplerinin asıl güç sahibi olduğu zamanlardan, bilgiyi elinde tutanların asıl güç sahibi olduğu günümüze geliş hikayemizde muhtemelen en önemli etken elbette teknolojideki sınırsız gelişmelerdi. İçinde bulunduğumuz iletişim çağı tüm insanlığa muazzam bir iletişim ağı sunan yeni nesil teknolojilerle baştan aşağı donatılmış durumda. Bu da elbette küreselleşmenin en büyük destekçisi olmasına olanak tanımakta.
Bugünkü konumuz ise günümüz dünyasının en önemli unsuru olan verinin gücü ve döngüsel ekonomi sisteminde nasıl kullanılabileceği hakkında. Fakat döngüsel ekonomide verinin nasıl kullanılacağına geçmeden önce, lineer ekonomide verinin neden verimli şekilde kullanılamadığına kısaca göz atalım.
- Kullanılan veya ikinci el olarak kullanılabilecek ürün ve materyallere dair herhangi bir bilginin bulunmaması,
- Sıfırdan elde edilmiş hammaddeler ile sıfırdan üretilmiş yeni ürünlerin çevresel ve sosyal negatif etkilerinin göz ardı edilmesi ile fiyat “avantajına” sahip olması,
- Ürünlerin tamir edilebilen, kolay bakım&onarım süreçlerine dahil edilebilecek olup olmadığına dair bilgi eksikliği. Bu eksiklik genelde üreticilerin “patent” kaygıları dolayısı ile ortaya çıkmakta,
- Özellikle ürünlerin çevresel etkilerinin şeffaf bir biçimde açıklanmasını sağlayacak etiketleme standartlarının eksikliği,
- İkinci el ürünlere karşı olan “kalitesizlik” önyargısının sıfır ürün tüketimi için avantaj sağlaması,
Yukarıdaki maddelerin hepsi lineer ekonomi sisteminin ve düşünce yapısının veriyi doğru şekilde kullanmamızı engelleyen kronik yanlışlarından kaynaklanmakta. Tüm tüketim alışkanlıklarımızı değiştirebilen, insanların siyasi seçimlerini etkileyebilecek güçteki veri bilimi, sizce de bu sorunların önüne geçerek, küresel bir sorumlu üretim ve tüketim bilinci oluşturamaz mı? Bize göre bu sorunun cevabı kesinlikle evet, fakat ekonomik kaygıların halen daha iklim krizi ile ilgili kaygıların önünde kalıyor olması veri bilimini gelecek için değil, günü kurtarmak için kullandığımızı gösterir nitelikte.
Sistemlerin değişimi, düşünce yapılarının değişimi ne kadar zor olsa da bu değişim sürecine bir şekilde başlanması ve herkesin elinden geldiğince katkı yapması gerekiyor. Döngüsel ekonominin hala daha emekleme aşamasında olduğunu düşündüğümüzde elbette önümüzde gidecek çok fazla yol var. Yolumuz uzun olsa da geleceğe dair hedeflerimiz ve vizyonumuz bize planlama ve harekete geçme noktasında büyük bir destek sağlıyor.
Geleceğin planlanması için doğru adımların atılması amacıyla Almanya/Berlin’de bulunan Humboldt Üniversitesi, “Einstein Center Digital Future” merkezinde yer alan Akademisyenlerin hazırladığı “Sustainable Digital Market Design: A Data-Based Approach to the Circular Economy” çalışması bize tam da veri biliminin dijital bir döngüsel ekonomi sistemi için nasıl kullanılması gerektiğini anlatıyor.
Amacımız çalışmanın tamamını özetlemek değil, sadece ana konumuz olan verinin değer süreçlerinde nasıl kullanım alanına sahip olabileceği noktasına odaklanmak.
Döngüsel ekonomide verinin kullanımı
Çalışmada döngüsel ekonomi prensiplerine göre ürün yaşam döngüsü beş ana bölüme ayrılıyor. Bölümler sırayla; tasarım, üretim, kullanım, ikincil kullanım ve tercih edilmemesi gerekse de geri dönüşüm. Bildiğiniz gibi geri dönüşüm döngüsel ekonomi içerisinde en son sırada, artık başka bir çare kalmadığında devreye girmekte. Bu durum her ne kadar yanlış anlaşılıp, geri dönüşüm çok değerli bir süreçmiş gibi görünse de, ana amacın kaynakların değerini korumak olan döngüsel ekonomi içerisinde önemli bir yere sahip değil.
Tasarım; üreticilerin tasarım aşamasında ürün ile ilgili tüm verileri sundukları bir yaklaşım ile “patent” haklarını koruyacak bir regülasyonla ürünlerin üretimi için gereken tedarikçilerin lokal tedarikçiler olmasını sağlamak. Bu sayede ürünün her parçası ile ilgili doğru veriye sahip olan alt yükleniciler, ürünleri lokalde üretebilir ve küreselleşmenin en büyük sorunlarından olan lojistik süreçlerini engelleyebilir.
Üretim; üreticiler, ürettikleri ürünlerin yaşam döngüsü envanterine ait verileri ürünleri ve kullanılan tüm materyalleri takip etmek amacı ile oluşturabilir. Bu sayede hem üreticiler, hem satıcılar hem kullanıcılar hem de yasa yapıcı mekanizmalar ürünlerin yaşam döngülerini dijital bir ortamda takip ederek ürünün ekolojik etkilerini belirli standartlar altında öğrenebilir ve gereken adımları atabilir.
Kullanım; ürün ve hizmetlerin mevcut kalite ve kullanım durumlarına ait veriler IoT teknolojisi ile dijital ortamda gerekli tüm paydaşlarla paylaşılabilir. Bu sayede üreticiler ürünlerin kullanım süreçlerini takip edebilirken, kalite durumları kontrol edilebilen ürünler paylaşım platformlarında konumlandırılarak özellikle ikinci el ürün kullanımına önyargılı olan tüketicilerin ürünün kalitesinden emin olmasına olanak tanıyabilir. Aynı zamanda IoT ile ürünlerin enerji kullanımları, ekolojik etkileri gibi önemli metrikler de yine tüm paydaşlar tarafından takip edilerek hem üretim hem de tüketim süreçlerinin devamlı iyileştirilmesine olanak tanıyabilir.
İkincil kullanım; üreticiler döngüsel ekonominin teknik döngülerinde yer alan tamir, yeniden kullanım ve yeniden üretim süreçleri için tamir ve bakım&onarım servisleri ile tüketicilere gerekli veriyi sağlar. Bu veri sayesinde servisler gerekli bakım&onarım süreçlerini yürütebilirken, tüketicilerin ürün ve hizmetleri çok daha uzun süre kullanmalarına ve kaynakların değerini en üst seviyede tutmaya olanak tanıyabilir. Standartlaşmış tamir&bakım&onarım sistemleri sayesinde tüm ürün ve hizmetlerin yaşam döngüsü uzatılabilir.
Geri dönüşüm; yukarıda belirttiğimiz gibi geri dönüşüm döngüsel ekonomi içerisinde en son ve mümkünse hiç tercih edilmeyecek bir süreç. Fakat verinin doğru kullanımı ile, üreticiler ürettikleri ürün ve hizmetlerde hangi materyallerin kullanıldığını şeffaf bir şekilde sunabilir ve bu sayede geri dönüşüme uygun olan/olmayan olarak ürün ve hizmetler doğru yönetilebilir. Bu sayede geri dönüşüme gönderdiğimizi düşündüğümüz ama ne yazık ki geri dönüştürülemeyen ürünlerin atık sahalarında toplanması veya toprağa gömülmesi gibi süreçler tamamen ortadan kalkabilir ve kaynakların asıl değeri tutulabilecek en yüksek seviyede tutulabilir.

Yukarıdaki örnekler, veri kullanımının döngüsel ekonomi sisteminde aslında ne kadar önemli sorunları çözebileceğini ve bunu da çok basit 1-2 uygulama ile yapabileceğini gösteriyor. Bu uygulamalar içerisinde elbette birçok yeni süreç eklenebilir. Fakat önemli olan nokta hala aynı. Döngüsel ekonomiye geçmek için öncelikle düşünce yapımızı değiştirerek, bugüne kadar yürüttüğümüz neredeyse tüm adımların lineer ekonominin kronik hatalarını barındırdığını kabul etmeliyiz. Mevcut hataları üzerine yama yaparak düzelttiğimizi düşünüyor olduğumuz sürece ne yazık ki ne iklim krizi ne de başka küresel sorunlarla mücadelede istediğimiz veya olması gereken noktada olamayacağız.
Veri bilimi ülkemizde de çok önemli bir yol kat etmiş durumda ve önemi gittikçe daha da fazla anlaşılıyor. Özellikle bu alanda çalışan girişimlerimizin ellerindeki bilgiyi sürdürülebilir bir dünya vizyonu ile kullanmalarını temenni ediyoruz.
Döngüsel ekonomi içerisinde verinin kullanımı ile ilgili sizin aklınıza gelen başka ne gibi uygulama alanları var? E-posta adresimiz veya sosyal medya hesaplarımız üzerinden bizimle paylaşmayı unutmayın. Haftaya görüşmek üzere,
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi
Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!
İLGİLİ OKUMALAR



