
Hayatınızın en kötü gününü düşünün, bir de en iyi gününü. Doğum günlerinizdeki dilekleri düşünün veya başkaları adına bu hayattan talep ettiklerinizi. Etrafınızdaki insanların en kötü günlerini düşünün, en çaresiz anlarını.
Bu haftaki konumuz bizi yine hayatın gerçekleri ve en çaresiz anlarımızla yüzleştirebilir : Dünya’daki sağlık sistemi ve döngüsel ekonomi
Pandemi sürecinde en dibe düştüğümüz anlarda bile en azından sağlıklıyım dediğimiz anları hepimiz yaşadık ve ne yazık ki bu anı yaşayamayan çok insan oldu. Peki bu sadece bu döneme mi ait?
İyi bir haber ile başlamamız gerekirse, istatistiklere bakıldığında 2000 senesinde 66.8 olan yaşam ömrü 2019 yılında 73.3’e çıkarken, sağlıklı yaşam ömrü ise 58.3 seneden 63.7’e seneye yükseldi.
Teknolojideki gelişmeler sayesinde sağlık sektörü tüm dünyada daha sağlıklı bir hayatı herkese ulaştırmaya çalışsa da 2019’daki verilere göre hala 5 yaşından önce hayatını kaybeden çocuk sayısı ne yazık ki 5.2 milyon.
Bugün, tıp dünyasında adı konulmuş ve sistemdeki eşitsizlik sebebiyle hayatımızda olan hastalıkların sayısı sonsuz. Bu hastalıklarla savaşabilmek için olan sağlık sisteminin odağında ise artık döngüsel ekonomi var.
Dünya Sağlık Örgütünün açıklamasına göre, döngüsel ekonomi; sürdürülebilir büyümeyi, sağlıklı bir hayat ve yeterli bir iş imkanı ile çevre ve doğal kaynakların korunarak sağlanması olarak tanımlanıyor. Şu ana kadar bu odak daha çok üretim ve tüketim üzerinde ilerlerken, sağlık alanındaki çalışmaların kısıtlı olduğunun farkındalar.
Daha başlangıç aşamasında olmasına rağmen, sağlık sisteminin sahip olduğu süreçlerde döngüsel ekonomi uygulamalarını görebiliyoruz.
Dünya üzerindeki karbon emisyonunun %4.6’sını oluşturan sağlık sisteminde, günümüzdeki uygulamaların büyük bir kısmı kullanılan cihazlar üzerinden geliyor.
Hastane ve laboratuvarlarda işlem gören cihazların, geri dönüştürülmeye gönderilmeden önce tekrar kullanımı için diğer hastanelere sevkiyatı yaygınlaşmaya başladı. Bu her ne kadar mali ve çevresel faktörler düşünüldüğünde mantıklı gelse de, önünde duran 4 farklı engel var:
- Sağlık sisteminin tek kullanımlık bakış açısı. Sistem içerisinde bir araç ne kadar az kullanılırsa, bulaşıcılığı o kadar az olur.
- Cihazların tekrar kullanım süreci. Bu süreç cihazların toplanması, dağıtılması, temizlenmesi, test edilmesi ve sterilize edilmesini kapsıyor.
- Çoğu cihazın tekrar kullanımı mali açıdan daha zarar verici olabiliyor
- Cihazları üreten endüstri, tek kullanımın onlar için daha karlı olması sebebiyle, cihazları tekrar kullanıma uygun olabilecek şekilde üretmiyor.
Tüm bunlara rağmen, Cohealo gibi şirketler sistemi döngüsel hale getirebilmek için cihazların paylaşımını artırmak adına çözümler üretmekte. Bu tarz şirketlerin inisiyatifi ile birlikte şu anda Amerika’da senede 400 milyon dolar tasarruf cihazların tekrar kullanımı ile sağlanıyor.
Cihazların tekrar kullanımı ve geri dönüştürülmesi düşünüldüğünde, satın alım ve üretim süreçlerinin de konuya dahil olmasıyla bu alandaki bilgi birikiminin artması sistemi iyileştirecek noktalardan bir tanesi. Döngüsel ekonominin 4 farklı değerini tekrar hatırlayalım: kaynak, çevre, tüketici ve bilgi. Sistem kendisini besledikçe, bizlere kaynaklar hakkında daha çok bilgi verir. Oakdene Hollins firmasında danışman olan Seigo Robinson’un da bahsettiği gibi, çoklu disipliner bakış açısı ile ekipler arası bilgi alışverişi üzerinden üretim sistemi geliştirilebilir.

Bu alandaki bir diğer konu ise atıklar. Sizlerle bugüne kadar konuştuğumuz atıkların kimyasal bile olsalar belki de cevabını daha basit bir şekilde verebiliyorduk fakat sağlık sistemindeki atıkları ele aldığımızda genel ve ofis atıklarını bir kenara bırakırsak, bulaşıcı atıklar ve ilaç atıkları sistemi farklı bir noktaya götürüyor. Doğal olarak konu bedenimizde etkiler yaratan ilaçlara gelince, bu süreç çok daha karmaşık bir hal alıyor. Bu alanda çalışan Red Bags şirketinin araştırmasına göre hastane atıklarının neredeyse %70’ini oluşturan zararlı biyo atıkların geri dönüşümü, kentsel atıkların geri dönüşümünden 10 kat daha pahalı.
Peki bizler neler yapabiliriz?
Özellikle ilaç atıkları düşünüldüğünde, kullanılmayan ilaçları suya atarak atık yönetimi yapmaya çalışmak suyu da zehirlediği için çok tehlikeli bir yöntem. Ayrıca ilaçların düşük derecede yakılarak yok edilmeye çalışılması da, havanın kirlenmesine sebep olmakta. Bu konuda yapılabilecek en iyi şey, kullanılmayan ilaçların eczanelere verilerek atık yönetiminin profesyonel bir şekilde ilerlemesi.
Döngüsel ekonomiyi günlük hayatımıza uyarlarken, sağlık sistemi içerisinde bireysel olarak kendi ve çevremizin sağlığında rol oynayabilecek adımlar kısıtlı olsa da, bilincin artması ile hem döngüsel ekonominin hem de eşitliğin sağlanması temennimiz.
Sağlıkla kalmanız dileğiyle.
Beril Oturmazer
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




