
Yazar: Ilgaz Gökırmaklı
Kapak görseli: Melisa Su Akar
“Aa TikTok mu? Hiç kullanmadım” diyerek içten içe TikTok’u küçümseyenlerden misiniz? Çünkü, “Hiç korona olmamış, hiç TikTok yüklememiş, kendine saygısı olan kaç kişiyiz?” gibi tweet’ler bile düşüyor önümüze. Kabul edelim, sosyal medya platformları günlük rutinimiz olsa da TikTok denilince önyargılar şelalesi birden önümüzü kesebiliyor.
TikTok ve sanat dünyası ilişkisine dadandığımız yazı için kapısını tıklattığımız, TRT World’deki kültür sanat programı Showcase’in sunuculuğunu da üstlenen gazeteci Elif Bereketli’nin anlattığı bir anı aslında tam olarak halimizi özetliyor: “Birkaç yıl önce Van Gogh Müzesi’nin dijital strateji sorumlusuyla yaptığım röportajda müzenin Instagram'daki başarılarından bahsediyorduk. ‘TikTok hesabı açmayı da düşünür müsünüz?’ şeklinde bir soru sordum. Kendi soruma kendim bile kıkırdamıştım.” Evet, Van Gogh Müzesi’nin resmi bir TikTok hesabı yok (hâlâ) ama şu an TikTok’ta #VanGoghMuseum etiketinin 20.8 milyon görüntülenmesi mevcut. Belki de ‘ciddi’ düşünmelerinde fayda var, kim bilir…
Evet, yorumlar kişiden kişiye farklılık gösteriyor, önyargı duvarları yıkılıyor ya da bu duvarlara yeni tuğlalar taşınmaya devam ediyor ancak hepimizin kabullendiği bir gerçek var: Moda endüstrisi, gazeteler, içerik üreticileri, ünlüler, sanatçılar, sanat kurumları ‘‘TikTok’ta nasıl var olabiliriz’’ sorusunun peşindeler. Hem de en ‘saygın’ olarak kabul edilenler, TikTok’un hızlı ve eğlenceli dinamikleriyle yan yana düşünülemeyenler bile... Biz de TikTok’un hayatın her alanına dokunmaya başlayan hızlı yükselişine meraklı bir dalış yapıyor; özellikle de TikTok’un sanat dünyasındaki etkilerine dadanıyoruz.
Dans, müzik, eğlence: İşte TikTok!
2016’da Çinli ByteDance tarafından kurulan TikTok’un gerçekten baş döndürücü bir hızı var. Bilmeyenler için (hâlâ mı?) TikTok’un çalışma prensibini kısaca açıklayalım: TikTok kullanıcıları kendi kısa videolarını oluşturup paylaşabiliyor. Bu videolara ayrıca özel filtreler, eğlenceli etiketler ve çıkartmalar ile sevdikleri şarkı veya sesleri de ekleyebiliyorlar. Tabii hızlı ve kolay bir şekilde viral olma potansiyeli sunmasına da ayrıca değinmek gerekiyor. Günümüz koşullarında viral olmanın ne kadar önemli olduğunu düşünürseniz, TikTok’un gücünü anlamak daha kolay olacaktır. TikTok kullanıcılarının ne kadar kalabalık olduğunu da düşünürsek (Insider Intelligence'ın tahminine göre TikTok, 2022'de dünya çapında 750 milyon aylık kullanıcıya sahip olacak) hızlıca viral olmak, TikTok kullanıcıları için “çocuk oyuncağı” gibi bir şey.
Böylesine güçlü bir etki alanı olan TikTok’un büyüsüne galeriler, müzeler, sanat kurumları ve sanatçılar da kapılıyor. Kurumlar ‘‘resmi’’ ve ‘‘ciddi’’ kimliklerini bir kenara bırakıp kendilerini TikTok’un eğlenceli kollarına bırakıyor; sanatçılar TikTok’u da açık bir portfolyoya dönüştürüyor. Sanat dünyası TikTok’un bu denli büyüyüp etki alanını genişleteceğini başından beri öngörüyor muydu bilinmez ancak TikTok oyun kurucusu pozisyonuna geçtiğinden beri bu “takımın” dinamiklerini anlamaya hevesli yeni oyuncuları da bünyesine katmaya devam ediyor. Sanatı insanların en çok vakit geçirdiği alanlara taşıması ve sanata dikey, yeni nesil bir boyut getirirken kültür sanat kurumları için de daha fazla kişiye sanatı ulaştırması, kitlesini yakalaması, çağa entegre olması ve yeni nesli sanata yaklaştırması TikTok’u bu anlamda daha da güçlü kılıyor çünkü.
TikTok’un köklü isimleri
Platformun “güçlü” transferlerinden biri 2019’da, resmi TikTok hesabı açan ilk müzelerden biri olan Metropolitan Sanat Müzesi olmuştu. Şimdi hemen müzenin profilini incelerseniz, “Met’te gece buluşması”, eser açıklamaları ya da eğlenceli müze tanıtım turları gibi çeşitli konseptlerde videolarla karşılaşacaksınız. Hesabın 244.3 bin beğenisi var.
Platform kısa bir süre önce de 75. Cannes Film Festivali’nin resmi ortağı oldu. Festival öncesinde yaratıcılığa ilham vermek için küresel bir yarışma olan #TikTokShortFilm başlatıldı hatta. Evet, TikTok’a yönelik bir kısa film yarışması yani… İçerik üreticilerinin kendi kısa filmlerini TikTok topluluğuyla paylaştığı yarışmada sinematografi becerileri, TikTok'un araçları ve efektleri aracılığıyla sergilendi. Jüri tarafından seçilen üç içerik üreticisi, para ödülünün yanı sıra ve Mayıs ayında Cannes'da düzenlenen festivale katıldı. Takvimler 2021 yılını gösterirken de Japonya’da ilk kez TikTok film festivali organize edildi. Biz, “Pandemi sinema salonlarını bitirdi mi; filmler dijital platformların tekeline mi girecek?” tartışmalarına devam ederken, çok uzaklarda ise gündem farklıydı anlayacağınız. İçerik üreticileri TikTok’u kullanarak filmlerini üretirken izleyiciler de yenilikçi yapımları TikTok sayesinde takip edebildi.
TikTok Güney Kore’de de Bucheon Uluslararası Fantastik Film Festivali'ne davet edildi. TikTok’ta “Bir Dakikalık Dikey Kısa Film Vitrini: TikTok x K-ARTS” başlıklı 10 video, beş gün içinde 8 binden fazla takipçi topladı. Videolar toplamda 127 milyon izlenmeye ulaştı. Bir diğer örnek, TikTok’un dünyanın en ikonik sanat ve kültür kurumlarından bazılarını ilk kez tüm gün süren küresel bir etkinlikte bir araya getirmesi oldu. Platform üzerinden bugüne kadarki en uzun #MuseumMoment canlı yayınını gerçekleştirdi. Singapur Ulusal Galerisi’yle başlayan yayına 12 farklı ülkeden 23 müze katıldı. Platform, bu yıl Montreux Caz Festivali’nin de İngiltere ve Avrupa partneri oldu. 2020 yılında da LiveXLive’la bir iş birliğine giderek 35 sanatçının katıldığı 48 saat süren bir müzik festivaline imza atıldı.
Türkiye sanat piyasası da suya alışıyor!
Elbette Türkiye sanat piyasası da TikTok’un büyüsüne kapılıyor ama minik ve belki de “tedbirli” adımlarla. Genel anlayışa göre TikTok, -kullanıcı sayısından bağımsız şekilde- yeterince ana akım olmadığı düşüncesi ve sosyal medya platformalarına yönelik önyargılardan bağımsız kalamaması yönüyle öncelik listesinin başlarında yer almıyordu. Ancak bu sene Türkiye sanat endüstrisinin “ağır toplarının” oyuna girmesiyle dengeler değişiyor diyebiliriz. Evet, İKSV- TikTok iş birliğinden bahsediyoruz.
Türkiye sanat piyasasının önemli aktörlerinden İstanbul Kültür Sanat Vakfı TikTok ile yeni bir ortaklığa imza attı. Böylece TikTok, İKSV’nin eğlence partneri oldu. Yani yıl boyunca devam eden İKSV etkinliklerinde TikTok ile birlikte geliştirilen projelerle karşılaşacağız. Partnerliğin ilk meyvesi 25 Haziran - 7 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen 29. İstanbul Caz Festivali oldu. Festivalin “Parklarda Caz” serisi kapsamında, Karaköy Sahil Parkı’nda müzisyen Ceren Gündoğdu ve ekibi TikTok hit’lerinin caz yorumlarını, TikTok Türkiye’nin müzisyen topluluklarıyla birlikte sahneledi. Yapılan açıklamalara göre iki kurumun iş birlikleri 17. İstanbul Bienali’nde, İstanbul Film Festivali, Filmekimi, İstanbul Tiyatro Festivali ve İstanbul Müzik Festivali’nde de devam edecek.
İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak da bu ortaklığı “yıllar sürecek, uzun soluklu bir yol arkadaşlığı olarak gördüklerini” dile getiriyor. Bir yandan da bu birlikteliğin bir diğer önemli ortak noktasının iki kurumun da “özgünlüğün peşinden koşması” olduğunu ekliyor sözlerine. İKSV bu sene 50. yaşını çeşitli etkinliklerle kutluyor. Tabii ki günümüzde varlığını sürdürmek isteyen her kurum gibi çağın koşullarını anlamaya, trendleri yakalamayı amaçlıyor İKSV de. Özellikle Z kuşağının ilgi odağında bulunan TikTok ile yapılan bu iş birliği de günümüz dinamiklerini bir parçası haline getirecek İKSV’yi. Oymak da, “50 yıldır kendisini gençler ile sanat arasında bir köprü kurmaya adayan İKSV olarak TikTok’la birlikte yeni nesli sanatın yalnızca izleyicisi değil aynı zamanda bir parçası olmaya davet edebileceğimize inanıyoruz. Festival, etkinlik ve bienal büyüsüne yeni bir soluk kazandırmak, hepimize iyi gelecek” diyerek paylaşıyor görüşlerini.
‘‘Cringe’’, ‘‘prestij’’ ve türlü etiketlerimiz
Peki Türkiye sanat endüstrisinin TikTok’a yönelik genel algısı nasıl? Bu soruyla birlikte Argonotlar Güncel Sanat Kurucu Yayın Yönetmeni Kültigin Kağan Akbulut’un kapısını çalıyoruz. Akbulut’a göre TikTok, Türkiye’de kendine ifade alanı bulamayan alt sınıfların, madunların, işçi sınıfının sesine dönüştü. Bu durum platformun ilk başta pejoratif olarak ‘cringe’ bir alan olarak algılanmasına neden oldu. Ancak sonra ‘işçi sınıfının sesi olarak’ değer kazandı. Akbulut, Karşı Sanat’ta sergilenen; emek ve bedenin sinemadaki temsiline odaklanan TikTok videolarını merkezine alan sergiyi de hatırlatıyor.
Yazının başında kulaklarını çınlattığımız Elif Bereketli’nin bir kültür sanat yayıncısı olarak TikTok’la ilgili fikirlerini merak ediyoruz. Bereketli, nitelikli bir sanat eleştirisi için TikTok’un elbette yeterli olmayacağını ancak iyi bir başlangıç noktası olarak ilham verebileceğini söylüyor. Sektör dinamiklerine dair bir de tahmini -ve hatta dileği- var: “Kültür sanat yayıncılığında yaratıcıların yaşları küçülecek ve biz de ezbere bildiğimiz ifade biçimlerini yeniden sorgulamak zorunda kalacağız. Bu benim hoşuma gidiyor. Eski düzenler, söylemler, dinamikler tersine dönecek ki arz ve talep yeniden belirlensin, birbirini tekrarlayarak kariyer yapma dönemi bitsin.”
Üreticiler için yeni bir alan, karıncalardaki gibi bir ortak bilinç
Kurum ve markalar tedbirli adımlarla TikTok’un etki alanına girerken, genç sanatçılar için tam tersi bir cesaret ve suya “hop” diye atlama hali mevcut. “Hayatımın büyük bir bölümü sanat yapmakla geçti,” diyor 26 yaşındaki sanatçı Beyza Doğuç ve ekliyor: "Sosyal medya da bunu insanlarla paylaşmanın yolu oldu benim için.”
İlk kez 2020’de telefonuna indirdiği TikTok’ta başlarda sadece gözlemci olmakla yetinen Doğuç, algoritması kendi ilgi alanlarına göre şekillendikçe, sanat içeriği paylaşmanın çok keyifli olabileceğini fark etmiş ve aktif bir içerik üreticisine dönüşmüş. Hızlı ve sık sık içerik üretmenin başlarda kendisini zorladığını ancak bu duruma adapte olmanın da avantajları beraberinde getirdiğini söylüyor. TikTok’un da Türkiye’de sosyal medya platformalarına yönelik önyargılardan bağımsız kalamamasını bir TikTok üreticisine sormak istiyoruz tabii. Doğuç’a göre TikTok, “ilk dönemki mevcut içerikler ve kullanıcı kitlesi nedeniyle” önyargılara maruz kaldı: “Sonrasında ülkemizde de insanlar kaliteli içerik üretmeye başlayınca yavaş yavaş eski ortam kalmamaya başladı. Çıkış yaptığı dönemki algıyı yıkmak da zaman alan bir durum olduğu için mevcut önyargılar bana normal geliyor. Bence ilk döneme kıyasla bu önyargılarda büyük bir kırılma söz konusu.”
TikTok’ta 264.4 bin takipçisi bulunan Beyza, platformdaki sanat içeriklerini yakından takip ediyor. Onun için uygulamayı kullanmanın en keyifli yanlarından biri TikTok akımları. Sosyal medyanın ilk günlerinden beri hepimiz bir akım, trend ya da challenge’ın oluşmasıyla karşılaşsak da TikTok’un hız ve etkinlik konusunda yeni bir boyut kazandırdığı konusunda hemfikiriz. Beyza da bu durumu, “Karıncalardaki gibi ortak bir bilinç oluşturuyormuşuz sanki” diyerek özetliyor.
TikTok’a aktif şekilde üretim yapmanın önemli olduğuna inanan bir diğer isim ise Ferhat Aslan. Onu, İstanbul’daki metrolarda yolculuk yaparken veya bir yerde otururken, etrafındaki insanları resmederken çektiği videolardan tanıyor olabilirsiniz. 23 yaşındaki Aslan, yakın çevresinin de cesaretlendirmesiyle ilgi alanı olan resmi ve üretimlerini sosyal medyada paylaşmaya başlamış. Başlangıç durağı ise TikTok olmuş.
Şu an 2.7 milyon takipçisi olan Aslan’a göre Tiktok’un “muazzam etkileşim gücü” en önemli özelliklerinden biri. Bu durumda aslında yetenekli insanlar ve keşfedilmeyi bekleyen insanlar için çok büyük bir fırsat anlamına geliyor. Ama burada içerik üreticilerinin de disiplinli bir çalışma temposu tutturması gerektiğini de hatırlatıyor: “Eğer bir içerik üreticisi olarak devam edecekseniz sürekli aktif olmalısınız, kitlenizle daima iletişim içinde olmalısınız, siz ürettikçe TikTok’un algoritması gereğince sizleri daha çok ön plana çıkaracaktır.”
Üretimlerini TikTok’a taşımanın kendisine tanınırlığı tanınabilirlik anlamında olumlu kapılar açtığını söyleyen Aslan, platformda eğlenceli videolar izlemenin ya da ilham alabileceği hesapları takip etmenin kendisine de iyi geldiğini söylüyor. Gelecek için de umutlu. Özellikle TikTok’un bir sosyal medya platformu olarak yerini daima tutacağını ve bu yolda ciddi etki sahibi olacağını düşünüyor.
Dikey açılar, yaratıcılık ve elbette müzik: TikTok
Bir eğlence platformu olmasının yanı sıra kültür sanatta da söz söyleyen bir aktöre dönüşen TikTok’un da sanat dünyasına sunduğu olanaklar ve şirket politikasını platforma sorduk.
TikTok Türkiye Sözcüsü Emir Gelen, “TikTok olarak her kuşaktan milyonlarca insanı bir araya getirdiğimiz özgür dünyamızda sanata daha fazla yer açıyor, bunu yaparken de sanatın her alanında özgün, genç ve yeni nesil bir dikey açı kazandırmayı amaçlıyoruz” diyor.
Tüm sosyal medya platformlarına yöneltilen Topluluk Kuralları, kişisel verilerin kullanımı ve içerik güvenilirliğine ilişkin eleştirilere karşı benimsedikleri politikaları da merak ediyoruz. Şöyle ki sosyal medya platformları, paylaşılan gönderilerin kendi topluluk kurallarına uygun içerikler olup olmadığını denetleyebiliyor. Sosyal medya hesaplarını ulaşılabilir bir portfolyo şeklinde kullanan sanatçıların kimi eserlerini paylaştıktan sonra sansüre uğradıklarını görüyor ve bu konudaki şikayetlerine rastlıyoruz.
Tıpkı diğer platformlar gibi TikTok'un da topluluk kuralları mevcut. Bu kurallar, bir nevi platformda bir dizi norm ve ortak davranış kurallarını belirleyen bir rehber görevinde. ‘‘Topluluk kurallarını, içerikler bize bildirilmeden önce, teknoloji ve insan denetim kullanarak proaktif bir şekilde uyguluyoruz. Kuralları ihlal eden video, ses, canlı yayın, görsel, yorum ve metin dahil olmak üzere tüm içerikleri kaldırıyoruz. Yeni davranış ve risklere karşı önlemler alma adına da topluluk kurallarımızı ilgili paydaşlarla istişare ederek, sürekli olarak güncelliyoruz’’ diyor Emir Gelen. TikTok Türkiye’nin çalışma prensibinin de mahkeme kararı gibi yasal bir yaptırım söz konusu olmadığı sürece dünyadakiyle aynı şekilde ilerlediğini öğreniyoruz.
Her gün yeni bir platformun hayatımıza girdiği, baş döndürücü bir hızın hakim olduğu dünyada, TikTok’un geleceği konusunda bazı tahminlerimiz var elbette ama zaman ne gösterir kesin bir şey söylemek mümkün değil. Yine de yeniliklere açık ve gelişmenin peşinde olan kurum ve kişilerin o meşhur pastanın en kremalı ve lezzetli dilimini kapacağına inanıyoruz.
Twitch'in kurucu ortağı Emmett Shear’ın kulaklarını çınlatarak noktalayalım dadanmamızı. Shear, 2019’da yaptığı bir TEDx konuşmasında sosyal medya platformlarını eski zamanlarda insanları bir araya getiren bir “kamp ateşine” benzetiyordu. Bu benzetmeden ilhamla TikTok’un şu an en gür yanan, insanları bir araya getiren yeni kamp ateşi olduğunu söyleyebiliriz. Parlaklığı ve yakıcılığı bizi nasıl etkileyecek zamanla göreceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
PREMIUM'A ÖZEL
Dans, müzik, eğlence: İşte TikTok!
22 Tem 2022

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR







