Dosya: Katılım bankacılığı ve konvansiyonel bankacılık

Dünya genelinde İslami finans olarak tanımlanan, ülkemizde ise katılım bankacılığı olarak adlandırdığımız kavramın tarihsel kökeni İslam dininin ilk ortaya çıktığı dönemlere dayanıyor. Yıllar içerisinde kendine has özellikleri ve dinamikleriyle derinleşen İslami finans kavramı, finansal ve ekonomik işlemlerde İslami prensiplere endeksli çözümler sunuyor.
Katılım bankacılığının temel bileşenleri
Katılım bankacılığının üzerine bina edildiği iki temel bileşen bulunuyor. Bunlardan ilki, bir banka olarak faaliyet gösterdiği alandaki mevcut mevzuat düzenlemeleri ile denetleyici otoritelere karşı yükümlülüklerdir. Diğeri ise İslami finans kapsamında yer alan standartlar ve kaideler olarak ifade edilebilir. Katılım bankaları bu iki temel bileşeni ahenkli ve etkin bir şekilde uygulayarak iş modellerine adapte ediyor.
İslam ekonomisi ve katılım bankacılığı
Katılım bankacılığının temel unsurlarını daha net ifade edebilmek için ekonomi ve İslam ekonomisi kavramlarının teorik varsayımlarına kısaca değinelim. Ekonominin tanımlanması noktasında günümüze kadar birbirinden farklı çalışmalar yapılmış olmakla beraber genel kabul görmüş varsayımlar mevcut:
- İnsanın doğası gereği her zaman rasyonel davranır
- İhtiyaçlar sınırsızdır
- Bireylerin kârlarını maksimize etmeyi hedefler
İslam ekonomisi kavramı bilinen klasik ekonomi yaklaşımındaki varsayımlara farklı bakış açıları sunar ve bunları geliştirir. İslam ekonomisi, bireylerin sadece kendi beklentilerini ve isteklerini değil; toplumun da beklenti ve isteklerini dikkate alır. Günümüzdeki mevcut ekonomik sistem içerisinde faaliyet gösteren katılım bankacılığının en önemli ilkeleri şöyle sıralanabilir:
- İslami finans prensipleri ve standartları içerisindeki faizsizlik prensibi
- Ekonomik faaliyetlerden elde edilen kârın taraflarca paylaşılması
- Tüm tarafların menfaatleri arasında bir dengenin var olması
- Faaliyetlerin ticaret ve üretime katkı sağlaması
Katılım bankacılığını harekete geçiren ve devamlılığını sağlayan en temel unsur ticarettir. İslami finansta paranın bir yerde birikmesinden ziyade, devamlı surette piyasada gerçek mal alım satımları yolu ile hareket etmesi esastır. Katılım bankaları bu temel mekanizma ile piyasa içerisinde ticaretin gelişmesine ve nihayetinde ülkenin ekonomik büyüme ve kalkınma hedeflerine ulaşılmasına katkı sağlar.
Türkiye'de katılım bankacılığının gelişimi
Dünyada 1970’li yıllarda kurumsallaşmaya ve derinleşmeye başlayan İslami finans kurumları ve uygulamaları, Türkiye'de 1980’li yıllarda kademeli olarak hayata geçirildi. Ekonomik büyüme hamleleri ve Körfez ülkeleri ile ekonomik ilişkilerin gelişmesi katılım bankacılığını gelişim sürecinde etkili oldu. 1980’li yıllardaki gelişmeler çerçevesinde ilk olarak Özel Finans Kurumu ismiyle 1983 yılında faaliyetlere başladı. Özel finans kurumları, 1999 yılında alınan bir kararla birlikte bankalar kanununa tabi oldu ve 2005 yılında ise bugünkü bildiğimiz manada katılım bankaları hayata geçirildi. Yine günümüzde faaliyet gösteren Türkiye Katılım Bankaları Birliği, 2001 yılında Özel Finans Kurumları Birliği olarak faaliyet göstermeye başlamış ve mevcut unvanını 2006 yılında alınan bir kararla elde etmiştir.
Son olarak 2019 yılında yayımlanan Faizsiz Bankacılık İlke ve Standartlarına Uyuma İlişkin Tebliği ile katılım bankalarının faaliyet esasları belirlendi. Söz konusu Tebliğ, finans kurumlarının İslami finans standartlarına uyumun sağlanması ve gelişmesi açısından önemli adımlar. Bu doğrultuda katılım bankalarında danışma komitelerinin çalışma prensipleri netleştirilerek, Türkiye Katılım Bankaları Birliği bünyesinde merkezi danışma komitesi ihdas edildi. Merkezi danışma komitesi ile katılım bankacılığı sektörüne yönelik çalışmalar ve standartlar dönemsel olarak güncelleniyor. Tüm bu çalışmalarla beraber son yıllarda kamu katılım bankalarının da sektöre dâhil olması sonrasında sektörün aktif büyüklüğü ve pazar payı artışını sürdürüyor.
Katılım bankacılığının büyüklüğü
Katılım bankaları günümüzde 2,07 trilyon TL aktif büyüklüğe ulaşarak pazar payını %8,7’ye çıkardı. Ulaşılan 1,49 trilyon TL fon büyüklüğü %9,95 pazar payı anlamına geliyor. Kullandırılan fon büyüklüğü 921,6 milyar TL'ye ulaştı ve %7,72 pazar payına sahip oldu. Yeni kurulan 2 adet dijital katılım bankası ile birlikte Temmuz 2024 itibarıyla toplam 9 adet katılım bankası faaliyet gösteriyor.
Konvansiyonel bankacılık ile farklılıklar
Katılım bankalarının fon toplama yöntemleri arasında özel cari hesaplar, katılma hesapları ve özel fon hesapları sayılabilir. Fon kullandırma yöntemleri arasında ise murabaha, müşareke, mudarebe, istisna, teverruk, karz-ı hasen gibi yöntemler bulunuyor.
Katılım bankaları, müşterilerine finansal hizmetleri sunarken faaliyetlerini mevcut kurallar çerçevesinde bir bankanın yapması gerektiği şekilde yürütüyor. Bu yönüyle bir banka olarak müşterilerinden öncelikli olarak fon temin etmeye çalışıyor. Müşterilerinden elde etmiş olduğu fonları kullandırarak da kazanç sağlıyor. Bu açıdan ihtiyaç duyulan tüm finansal araçları ürün yelpazesine ekleyerek piyasa koşullarına uygun olarak müşterilerine İslami akitler çerçevesinde sunuyor. Bu yönleriyle de konvansiyonel bankacılık sisteminden ayrışıyor.
Detaylandırmak gerekirse bir banka müşterilerinden vadeli hesap aracılığı ile mevduat toplayarak belli bir oranda faiz karşılığında anlaşma yapıyor. Toplanan mevduat ise ihtiyaç sahiplerine kredi olarak belli bir oran ile kullandırılıyor. Bu işlemden elde edilen kazancı şirket bilançosuna kâr olarak yazılıyor.
Katılım bankaları ise müşterilerinden fon toplamak için İslami bir akit olan mudarebe (emek-sermaye ortaklığı) kullanılıyor. Bu işlemde katılım bankası ile müşteri arasında bir ortaklık kuruluyor. Bu ortaklıkta katılım bankası emek sahibi, müşteri ise sermaye sahibi olarak ortaklıktan payını alıyor. Müşterilerden toplanan fon, katılım bankası nezdinde oluşturulan fon havuzuna aktarılıyor. Bu fon havuzları müşteri ile kurulan ortaklık akdinde anlaşılmış orana göre farklılık gösteriyor. Örneğin müşterinin ortaklıktaki payı %80 olurken katılım bankasının payı %20 olabiliyor. Bu oranlar 70-30, 60-40 şeklinde değişiklik gösterebiliyor. Katılım bankası, topladığı bu fon ile finansman yaparak elde ettiği kârı anlaşılan akit çerçevesinde müşterisi ile paylaşmak zorundadır. Dolayısıyla konvansiyonel bankalarda olduğu gibi elde edilen kazanç net olarak belli değildir.
İslami prensiplere uygun finansman seçenekleri
Katılım bankaları, İslami finans prensiplerine uygun olarak müşterilerine finansman yaparak kâr elde etmelidir. Katılım bankasının yapmış olduğu finansman işleminin konvansiyonel bankalardaki krediden farkı İslami finans prensiplerine uygun akitleri kullanmasıdır (Murabaha, Karz, İsticrar, İstisna, Selem vb.). Örneğin murabaha işleminde katılım bankası satıcıdan peşin bedelle almış olduğu mal veya hizmeti müşterisine (üzerine kârını ekleyerek) vadeli olarak satmaya gayret eder. Bunu yaparken de katılım bankaları fon kullanacak müşterilerinin ticari faaliyetlerini gözetir ve dini açıdan uygun görülmeyen hiçbir faaliyeti (tütün, alkol, kumar, şans oyunları gibi) desteklemez, dolayısıyla da bu işlemlerine yönelik fon kullandırmazlar.
Katılım bankaları Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve konvansiyonel bankalarla yapmış olduğu işlemlerde de belli prensipler çerçevesinde hareket eder. Örneğin bankalar arası piyasada faizli borç verme-alma işlemi ya da TCMB’den faizli borç alma işlemi yapamazlar. Katılım bankaları bu tür işlemleri de İslami finans prensiplerine uygun olarak yapmak zorundadırlar. Katılım bankaları, çalışma prensipleri gereği topladıkları fonları devlet tahvili ve hazine bonolarında kullanamazlar.
Sonuç ve farklılıklar
Kendine özgü prensipleri ve faaliyet yapısı ile katılım bankacılığı; ahlaki değerleri öncelemesi, varlığa dayalı olması ve risk paylaşımını esas alması ile sistemik risklerin azaltılması ve reel sektör - finansal kesim arasındaki yakın bağın tesis edilmesi açısından öne çıkar. Sonuç itibarıyla her türlü bankacılık hizmetlerinde faizin her çeşidinden kaçınmaları ile kaynak oluşturmada ve oluşan bu kaynağı ekonomiye kazandırmadaki farklılıkları, katılım bankalarını konvansiyonel bankalardan ayrıştırır.
Bu makale, Aposto'nun Türkiye Finans Yöneticileri Vakfı - Finans Kulüp ile işbirliği çerçevesinde yayımlanmıştır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul Ticaret Odası tarafından hazırlanan istihdam raporu, işletmelerin istihdam sorunlarını ve karşılaştıkları zorlukları gözler önüne seriyor. Rapor, özellikle de vasıflı mavi yaka çalışan açığına odaklanıyor.
30 Tem 2024

YAZARLAR

Müge Öner
Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü’nden 1996 yılında yüksek şeref derecesiyle mezun olan Müge Öner, kariyerine Arthur Andersen’da başlamış, kurumsal finansman ve denetim alanlarında çalışmıştır. Müge Öner, 1999 yılında bankacılık sektörüne geçmiş, bankacılık kariyeri boyunca Türkiye ve yurt dışında çeşitli üst düzey görevlerde bulunmuştur. Finansbank, Credit Europe Bank N.V., Ernst & Young ve Alternatif Bank gibi kurumlarda finansal kontrol, strateji ve yönetişim alanlarında görev almış; Türkiye Finans Katılım Bankası’ndan önceki son görevinde Alternatif Bank’ta Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmıştır. 2017 yılından bu yana Türkiye Finans Katılım Bankası Yönetim Kurulu Üyesi olan Öner; 15 Ekim 2025 tarihi itibarıyla Türkiye Finans Genel Müdür Vekilliği görevine atanmıştır. Öner, bankacılık ve finans sektöründe 29 yılı aşkın deneyime sahiptir.

Pareto İçgörü
İş dünyasını ve piyasaları şekillendiren trendlere yönelik analizler, sektörlerden içgörüler, güncel veriler ve etki yaratan raporlar.
İLGİLİ OKUMALAR



