Dün Gece no. 2

Dün Gece neler olmuş?
Dün Gece no. 2

Dün Gece'nin ikinci sayısına hoş geldiniz. 

Arzu ve korkularımızın paylaşılarak sindirilebileceğine olan inancımızın, amansızca aradığımız birliktelik hissinin hazine avı başlıyor.

Uyarı: Seri boyunca şiddet ve taciz unsurları içeren hikâyeler yer alabilir. Hassasiyet taşıyan okurların dikkatli olması önerilir. 

Sevgiler, 

Z.


1

Yer: Güzel mi güzel, tam da bir date için ‘buyurun gelin’ diye seni kendine çeken bir kafe

Yaş: 26

Dershaneden arkadaşım olan C Bey ile yıllar yıllar sonra Instagram üzerinden ortak paydada buluşup konuşmaya başlıyoruz. Sohbetimiz aşırı güzel ve komik devam ediyor ve artık buluşmaya karar veriyoruz. Beni almasını istememiş olmama rağmen (buluşmaya kendim gelirim diye çok direndim), o yarı lüks arabasıyla geliyor ve mekâna geçiyoruz. Sohbete başlar başlamaz daha önce ne böyle bir arkadaşım olmuş diyorum, ne de flört ettiğim diğer kişilere benzeyen bir yanı var diyorum. Yaşadıkları ve maddi gücünden dolayı benden bir iki kumaş üstte diye düşünüyorum sürekli, çok da konuşmuyorum zaten. Onu dinlemek, gözlemlemek istiyorum. Aslında karşılıklı bir beğenme de oluyor ama ben direkt ‘olmaz abi’, ‘çok bir ortak noktamız yok’ demeye ve kafamda kurmaya başlıyorum. Arkadaşım anlattıkça anlatıyor, ben sürekli onun anılarını dinlemek durumunda kalıyorum, artık daral geliyor, bir anda ‘hadi kalkalım’ diyorum ve kalkıyoruz.

Eve gidince gerçekten kendimi aşırı yeteriz hissediyorum ve moralim bozuluyor. Neden benim hayatımda böyle güzellikler olmadı diye canım sıkılıyor. Arkadaşıma da bu his geçmiş olacak ki, ‘sen beni beğenmedin herhâlde, beni bir daha görmek istemiyorsun sanırım’ diyor. Uzun lafın kısası, date’i kafamda deli saçması şeyler kurarak, kendimi öyle görerek, konuşmalarda bu şekilde hissederek geçirmeseydim belki sonu böyle olmayacaktı. Düşündüğümden güzel bir flört dönemimiz olabilirdi. Yani hemen ileriyi çok düşünüp kasmamak lazımmış. Sırf insanların yaşam tarzı seninkine benzemiyor, farklısınız diye ayrışacağınız anlamına da gelmiyor bence demeye başladım. Bu dersi alarak yola devam ediyorum.


2

Yer: Prag, 2019 yılbaşı

Yaş: 24

Erasmus ile tanışan ve daha sonra yolları ayrılan 3 kadın arkadaştık biz. İspanya'da Erasmus yaparken Noel döneminde Kuzey Avrupa'yı gezmek istedik. Yolculuğun duraklarından biri de Prag'dı. Şehir bizi etkiledi, içine çekti resmen. Orada iki gün kalmayı planlamıştık fakat ekonomik sebepler sağ olsun, kurdu, burs yetmemesiydi derken sadece bir gece kalacak yer ayarladık. 2019'a Prag'da gireceğimiz için mutluyduk. Charles Köprüsü'nde müthiş bir görsel şölenle karşıladık yeni seneyi. O gece de mekânlar sabaha kadar açık olacağı için bir yerlere girer, sabahlarız dedik.

Gecenin ilerleyen saatlerinde bir caddeden geçerken bir kadın, arkadaşlarımdan birine şaplak attı. Şok olduk. Hâliyle korktuk da. Böyle durumlarda nedense aşırı sakin olurum. Pek önemsemedim, bir süre sonra güldük geçtik ama gecenin tek olayı bu olmadı ne yazık ki. Birbirimize tutunarak, bir yandan soğuktan bir yandan da tacizden korumak için yürüyorduk. 3 kişilik bir erkek grubu laf atmaya başladı. Hem sinir olduk hem de korktuk. Neyse ki geceyi atlatıp sabaha çıkabildik. Bir de Amsterdam garında otobüsü kaçırdığımız için gecelemek zorunda kalmıştık. Orada yediğim soğuğu unutmam mümkün değil. Şu an Ankara'dayım ama meşhur Ankara soğuğunu bile geçer orası.


3

Yer: Pilav Station

Yaş: O zaman neredeyse 20 idim

2021 yazı. Bir arkadaşımla eyleme gidiyoruz. Sonrasında onun başka arkadaşlarıyla birlikte Kadıköy’de nereye otursak diye düşünürken bir şekilde Pilav Station’da yemek yemeye başlıyoruz (nohut pilav veya tavuk pilav, hatırlamıyorum). Ben meraklı biriyim. Belki de flörtöz biriyimdir, bilmiyorum. Ama gözüm etrafa bakmayı, insanları gözlemlemeyi çok seviyor. Her bakışın da bi anlamı olmayabilir ayrıca. Pilavımı yerken (körili de olabilir?), karşımda yeni tanıştığım kadınla klasik ‘ne okuyorsun, ha ha ho ho’ konuşmalarını icra ederken, çapraz masamızda yanında annesi gibi görünen biriyle yemek yiyen bir çocuğa bakıyorum arada. Onu beğendim mi bilmiyorum bile. Sonra kalkıp yandaki kafeye oturuyoruz. Birkaç saat geçiyor, oralet içiyoruz, saçma sapan başka şeyler yiyoruz ve bazılarımız baca gibi sigara içiyor. Az önce gördüğüm çocuk gelip ‘Merhaba, biz Pilav Station’da tanışmıştık, Instagram'ın var mı?’ diyor. Kızarıyorum ve aklıma ilk gelen defansif cevap ‘Instagram kullanmıyorum’ oluyor.

Üzücü. Mü? Bilmiyorum, birini beğenip beğenmediğime böylesine bir hızda nasıl karar verebilirim zaten? Pişman değilim. Fakat bende fırsatları çöpe atıyor olduğum korkusu var. Aynı zamanda da herhangi bir romantik şeyin gerçek hayatta olması beni hem korkutuyor, hem heyecanlandırıyor. Galiba durumlara ve insanlara duyduğum güven ve açıklık biraz da içinde bulunduğum şehirle şekilleniyor.

Mesela geçtiğimiz hafta İskoçya’da bir kütüphanenin dışında gelip benimle konuşan adama karşı bu kadar defansif değildim, hatta kahve içmeye bile gittik. Ertesi sabah beni 9’da arayınca (ve bir önceki akşam evime gelme konusunu üsteleyince) korkup ‘noluyor ya’ diye kendisiyle konuşmak istemediğimi söyledim mesajla. Beni iyi hissettirmeyen hiçbir şeyi yapmak zorunda değilim ama bazı durumlarda sebep sadece karşımdaki değil, kendi içimdeki bi' şeyler de olabiliyor.


20’liğin anonim flört ve aşk anıları köşesi Dün Gece’de gündüz görünmezliği ve gece anonimliğinin alan açtığı, çeşitli dil, renk ve şekillerde tezahür eden küçüklü, büyüklü aşk ve drama anekdotlarınızı toparlamak için kolları sıvadık. Hikâyelerinizi bekliyoruz! Buradan paylaşabilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

Aşk Meşk Fişek no.2

Rıza, sınırlar ve ilişkiler

22 Ara 2022

Aşk Meşk Fişek no.2

YAZARLAR

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR