Dünden bugüne Türkiye’de bireysel bankacılık ve geleceğin teknolojileri

Türkiye'de bireysel bankacılığın gelişim sürecindeki dinamikler neler? Dünden bugüne bireysel bankacılık ürünlerinin evrimi ve finansal teknolojilerle entegrasyon yolculuğu.
Dünden bugüne Türkiye’de bireysel bankacılık ve geleceğin teknolojileri

Halit Yıldız - Finans Kulüp

Bireysel bankacılık, günümüz finans sektörünün vazgeçilmez bir parçası. Bu alandaki açılımlar, dünya genelinde ekonomik refah, bireylerin yaşam standartlarının yükselmesi ve tüketim harcamalarının artmasıyla önem kazanırken Türkiye’de ise bu süreç, 1980’li yılların sonlarına denk geliyor.

Osmanlı döneminde Galata bankerleri öncülüğünde, Cumhuriyet döneminde 1940’lara kadar ulusal bankalar, 1940’lardan itibaren kalkınma bankaları ve 1960’lardan sonra planlı dönem bankacılığıyla şekillenen Türk bankacılığı, 1980'li yıllarda finansal liberalleşme süreci ve tüketicilerin artan ihtiyaçları ile birlikte bireysel bankacılığa yönelmeye başladı. Bu, dünyada hızla yaygınlaşan bu akımın Türkiye’de sonradan gelişmeye başladığı anlamına geliyordu.

Bireysel bankacılıkta ilk ürünler: Bireysel kredi ve kredi kartı

1980’li yıllara kadar bankalar için bireyler, sadece mevduat müşterisiydi. Mevduat faiz oranlarında kısıtlamalar vardı. 1970'lerde, büyük ölçekli yapılar bankacılığa yön verdi. 1976 yılına kadar bankalar mevduat toplamada ikramiye çekilişleri ile rekabet ediyorlardı. 1976 yılında ise tüm ikramiye ve yılbaşı çekilişlerinin kaldırıldığı duyuruldu. 

  • İlk bankacılık ürünü: Mevduat ürünü dışında Türkiye’de ilk bireysel ürün uygulaması 1968 yılında Koç grubuna bağlı Setur A.Ş.’nin Diners Club’dan yetki alarak çıkardığı kredi kartı ürünü olmuştu.

Akabinde Türk Ekspres Havacılık ve Turizm’in “Amerikan Express” kartlarını ihraç etmesiyle 1975 yılına kadar piyasada yalnız bu iki kart rekabet etti.

Kamu müdahalesi altında faaliyet gösteren bankacılık sektöründe ticari bankaların kurulmasının kısıtlandığı bu dönemde yine de bazı özel bankaların faaliyete geçtiği görülmekteydi. Bireysel bankacılık henüz yaygınlaşmamış, bankacılık hizmetleri daha çok kurumsal müşterilere yönelik olarak sunulmaktaydı.

1980 yılına gelindiğinde banka sayısı 44, şube sayısı 5.769’di. 1980'li yıllar, Türk bankacılığında serbestleşme ve dışa açılma döneminin başlangıcıydı. "24 Ocak Kararları" ile anılan bu dönemde sektöre yeni banka girişlerine izin verildi, yapılan düzenlemelerle kontroller gevşetildi, piyasa mekanizmasının güçlendirilmesi ve uluslararası standartlara uyum amaçlandı, mevduata enflasyon üzerinde faiz verilmesi hedeflendi.

  • İlk ATM: İş Bankası tarafından 1982 yılında çıkarılan bireyler için "banka garantili çek" yine öncü bireysel bankacılık ürünlerindendi. İş Bankası, 1987 yılında ilk ATM’yi Ankara’da hizmete sundu.

1988 yılında mevduat faiz oranlarının serbest bırakılması, bankaları tüketici kredilerine yöneltti ve böylece bireysel bankacılığın temelleri atıldı; bireyler kredi ile tanıştı. Bireysel krediler başladığında bireyler hem TL hem döviz endeksli kredi kullanabiliyordu ancak ekonomik krizlerde döviz endeksli kredilerde ciddi problemler yaşanması üzerine 2009 yılı ortalarında bireylerin döviz endeksli kredi kullanımları durduruldu.

Artık kredi kartları da yavaş yavaş yaygınlaşmaya başlamış, bankalar teknolojik yatırımlara yönelmişlerdi… Kredi kartlarının görmüş olduğu ilgi ve sağladığı döviz girdisi bankaları cezbediyordu. 

  • Visa 1984’te Türkiye ofisini açtı, farklı tiplerde (gold, classic kartlar vb.) ürünler bu dönemde ortaya çıktı. 

1970’lerden itibaren Anadolu Kredi Kartları Turizm AŞ üzerinden yurt içinde Eurocard, Mastercard ve Access gibi global kredi kartlarına hissedar olan Pamukbank, 1987’de Prestige Card ile sisteme girdi. O dönemde bu kartlarla yapılan harcamaların tamamı ekstre ödeme tarihinde ödeniyordu, kredi kartının minimum tutarının ödenerek kredilendirilmesi ve taksitli ödemeler birkaç yıla kadar başlayacaktı.

Entegrasyon inovasyonu getiriyor

1990 yılında 13 özel ve kamu bankasının ortaklığıyla Bankalararası Kart Merkezi (BKM) kuruldu, amaç switch hizmeti vermekti. Kart hizmetleri daha etkin ve yaygın hale geldi ve 1991 yılında satış noktası (Point of Sale-POS) terminali hizmeti başladı, alışverişlerde ilk kez çevrim içi (online) provizyon alma imkanı sağlandı. Yapı Kredi Bankası tarafından atılan bu adım kredi kartı kullanımına büyük bir ivme kazandırdı.

1993’te Türkiye’de bankalararası kredi kartı ve banka kartı otorizasyonu yapıldı, ATM ve POS ağları kullanıma açıldı. Uluslararası ödeme sistemlerine bağlanarak, Türk bankaları global sisteme entegre oldu. Switch sisteminin devreye alınmasıyla ödeme ve transfer sistemlerinin gelişmesi hızlandı. Gelişme, bankaların operasyonel maliyetten tasarruf etmek için POS ve ATM’lerde ortak kullanıma gitmesini sağlayacaktı.

  • KKB ile yeni bir dönem: 1995 yılında 9 bankanın ortaklığıyla Kredi Kayıt Bürosu (KKB) kurulması, yeni bir döneme kapı aralayacaktı. 

2000’li yılların başlarına kadar bireysel kredi ve kredi kartlarının verilmesi manuel olarak ve şubeler üzerinden yapılırken, 2000’li yılların ortalarından itibaren hem bankalar kendi sahip oldukları bilgileri hem de KKB verilerini kullanarak kredi değerlendirme süreçlerini otomatize etmeye başladı. Bu sayede kredi verme işlemleri daha hızlı ve daha doğru yapılmaya başlanarak şubelerin üzerindeki yük kaldırıldı.

1999’da bankaların faaliyete başlamaları, faaliyetlerinin izlenmesi, denetlenmesi ve denetim sonuçlarının karara bağlanması amacıyla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kuruldu.

Türkiye’den dünyada ilk ürün ve hizmetler 

1999 yılında dünyada ilk çokortaklı (multi-branded) kartlar Türkiye’de başladı. Bu kartlarla bireyler de "taksitli kredi kartı" ürünüyle tanıştı.

Önce finansal kesimde başlayıp daha sonra reel kesime hızla yayılan krizle 10’u aşkın bankanın yönetimlerini TMSF’ye devrettiği bu yıllarda diğer yanda cep-kredi, SMS kredi, web kredi gibi kredi verme yöntemleri ilk kez gelişti. Bu yıllarda mevzuata ilişkin düzenlemeler tam olarak yapılmadığından, bireylere kredi verilirken tahsis aşamasında şubeler zorunlu durumdaydı. Daha sonra mevzuat düzenlemeleriyle birlikte uzaktan sözleşme yapılabilmesi ve dijital kanalların gelişmesiyle uzaktan ve şube dışı kredi kullanımı da gerçekleşti.

2000’lerin ortalarına gelindiğinde, internet bankacılığı daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşarak yaygınlaşmaya başlarken mobil uygulamalar ve çevrim içi hizmetler, müşteri hizmetlerinde ön plana çıktı.

Bu ivmelerle dünya yakalanıyor, Türkiye de "dünyada ilk" uygulamalarla adını duyuruyordu. 2006’da temassız kredi kartı Avrupa’da ilk kez olarak Türkiye'de başladı. Mobil imza, dünyada ilk kez 2008’de BKM ve Turkcell işbirliğiyle bankacılık işlemlerinden sonra kredi kartı ile yapılacak alışverişlerde de kullanılmaya başlandı.

Mobil bankacılık uygulamaları, 2010’ların başında akıllı telefonların yaygınlaşması ile birlikte hız kazandı. 2010'lu yıllarda bankalar mobil uygulamalarını geliştirerek müşterilere daha fazla hizmet sunmaya başladı. Sanal asistan, karekod ile para çekme, yatırma gibi işlemlerin yanı sıra finansı kökten değiştiren Bitcoin, blokzincir teknolojisi ve kripto paralar hayatımıza girdi.

2019’dan 2022’ye kadarki yılları esir alan Covid-19 pandemisi, bankacılık sektöründe dijital dönüşüm sürecini hızlandırdı. Uzaktan bankacılık hizmetlerine talep arttı.

Artık dijital varlık ve blokzincir teknolojisinin giderek daha fazla ilgi görmeye başladığı bu dönemde, bankalar da bu alanda ürün ve hizmet geliştirmeye yöneldi.

Nasıl bir gelecek bizi bekliyor?

Türkiye’de bireysel bankacılık alanında Türk bankaları, oldukça başarılı ürünlere imza atarken hem ürün anlamında hem de dağıtım kanalı anlamında dünyaya örnek oldu. Ancak baktığımızda 2015 yılından sonra bankacılık sektöründe bireysel bankacılık alanında mevcut ürün ve dağıtım kanallarının geliştirilmesi dışında herhangi bir yeni ürün ve dağıtım kanalı görülmüyor.

Yeni bankalarının katılımı ile ekonomide yaşanan ve yaşanacak gelişmeler çerçevesinde, teknolojiyi iyi kullanan, veriyi iyi kullanan, yenilikçi ürünler çıkaran, taklit ürünlerle zaman harcamayan, müşteriye odaklanan ve bütün bunları maksimum hız, maksimum güvenlik, minimum maliyet ve minimum kayıpla başaran bankalar bu alanda başarılı olacak.

Sonuç olarak gelecek dönemde müşteriler, bankaların büyüklüğünden ziyade hızlı, farklı ürünler geliştirme konusunda uzmanlaşmış bankaları tercih edecek.

2025 yılı ve sonrasında bireysel bankacılıkta geleneksel yöntemler dışında yeni yöntemler kullanan, müşterilerine kişiselleştirilmiş teklifler sunma becerilerini geliştirenler öne çıkacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Pareto FinTechPareto FinTech

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🧮 Dünden bugüne: Bankacılığın evrimi

Türkiye'de bireysel bankacılığın gelişim aşamalarını ve finansal teknolojilerle entegrasyon sürecini analiz eden Halit Yıldız, ekosistemin geleceğine dair öngörülerini paylaştı.

02 Oca 2025

🧮 Dünden bugüne: Bankacılığın evrimi

YAZARLAR

Pareto FinTech

Finansal teknolojilerde son gelişmeler, sektörün gündemindeki maddeler, siber güvenlik, yapay zeka, dijitalleşme ve fintech yatırımları, dönüşüm trendlerine yönelik analizler ve uzmanlarla söyleşiler.

İLGİLİ OKUMALAR